Genel

Fas'tan Endonezya'ya İslam Dünyasından Mushaf Örnekleri

Kur'an-ı Kerim 610 yılında Ramazan ayının 27. gecesinde inmeye başladı.

İlk nazil olan ayetler Alak suresinin ilk beş ayetidir.

Alak sûresinin ilk beş âyetinden sonra vahiy bir müddet kesilmiştir. Bu sürenin 6 ay, bir yıl veya daha kısa olduğu yönünde görüşler mevcut.

Fetret döneminden sonra gelen ilk vahiy Müddessir sûresinin ilk âyetleridir.

Fetret devrinden sonra vahiy Hz. Peygamber (sas) vefat edinceye kadar devam etmiştir.

Kur'an'ın vahyi bir kerede değil, belirli aralıklarla parça parça gerçekleşmiş ve 23 yılda tamamlanmıştır.

Fatiha tam olarak inen ilk suredir, Medine döneminde ilk nazil olan sure ise Bakara'dır.

Son inen ayetin hangisi olduğu hususunda iki farklı görüş mevcut: 1) Bazıları Bakar suresinin 281. ayeti; 2) Maide suresi 3 ayeti.

Kur'an-ı Kerim'de 30 cüz bulunmaktadır ve her cüz 20 sayfadan oluşur. Ayrıca Kur'an'daki toplam sure sayısı 114'tür.

Kur'an'daki sureler indikleri yere göre Mekkî ve Medenî olarak ikiye ayrılır. Yani Mekke'de ve Medine'de inen sureler şeklinde.

Buna göre surelerin 85'i Mekkî, geriye kalan 29'u Medenî'dir.

Cahiliye döneminde Araplar arasında okuma yazma bilenlerin sayısı çok azdı. Bu sebeple ilk Müslümanlar Kur'an ayetlerini ezberleyerek muhafaza ediyorlardı.

Bununla birlikte yazma bilenler de Hz. Peygamber'in kendilerine öğrettiği ayetleri deri, taş veya kemik gibi materyallere yazıyorlardı.

Mekke döneminin sonlarından itibaren okuma-yazma bilenlerin sayısı arttı. Medine döneminde ise okuma-yazma bilenlerin bilmeyenlere öğretmesi istendi. Böylece Kur'an ayetlerini yazabilenlerin sayısı arttı.

Sahabeler arasında Hz. Peygamber tarafından Kur'an ayetlerini yazmakla görevlendirilmiş kimseler de vardı. Bunlara "vahiy katibi" denilmekteydi.

Kur'an ayetlerinin kitap haline getirilmesi Hz. Peygamberin (sas) vefatından sonra Hz. Ebubekir (ra) döneminde gerçekleşmiştir.

Bununla birlikte Hz. Peygamber hayatının son yıllarında her Ramazan ayında Kur'an'ı, Hz. Cebrâl ile karşılıklı okumuştur. Bu durum Kur'an'ın bir düzenlemeye tabi tutulduğunu da göstermektedir.

Bazı rivayetlerde Zeyd b. Sâbit ile Übey b. Kâ‘b gibi sahâbîlerin bu okumaları yakından takip ettikleri belirtilmektedir.

Özellikle Resûl-i Ekrem’in vefat ettiği yılın ramazan ayındaki son okuyuş karşılıklı olarak ikişer defa gerçekleşmiş, böylece mushaf ortaya çıkmıştır.

Ramazan aylarında gerçekleşen "mukabele" uygulaması da Hz. Peygamber ile Hz. Cerail'in Kur'an'ı Ramazan'da baştan sona okumaları örnek alınarak başlamıştır.

Kur'an'ın kitap haline getirilmesi ilk halife Hz. Ebubekir döneminde gerçekleşmiştir. Çoğaltılması ise üçüncü halife Hz. Osman (ra) döneminde gerçekleşti.

İslam fetihleriyle birlikte Arap olmayan toplumların Müslüman olması ve Kur'an okumada bazı zorluklar yaşanması Kur'an-ı Kerim'e harekeleme işaretlerinin eklenmesini gerektirdi.

Kur’an’ın harekelenmesi büyük ölçüde okuma kolaylığı getirmişse de yanlışların tam olarak önüne geçilememiştir. Yanlış okumaları engellemek amacıyla ayrıca noktalama işaretleri de eklendi.

Resimlerde görüldüğü gibi, Fas'tan Hindistan'a uzanan devasa bir coğrafyada Müslüman toplumlar kendi kültürlerini yansıtacak nitelikte mushaflara sahip.