Nurs Köyü, Bediüzzaman Hazretleri’nin dünyaya teşrif ettiği ve küçük yaşlara kadar burada kaldığı köyün adıdır.
Bu köy, dağlar arasına sıkışıp kalmış coğrafî konumuyla âdeta dünyadan küsmüş vaziyet arz etmektedir. Bitlis vilayetine bağlı Hizan kasabası sınırları içerisindedir.
Oldukça engebeli ve dağlık olan bu coğrafyada yer alan Nurs Köyü’nün evleri, dere yamaçlarına kurulmuştur. Ve bu derelerden biri, Nurs Köyü’nü ikiye bölmüştür. Nurs Köyü, yetmiş haneli bir köydür. Camisi, okulu ve bir de Nurs Köyü’nü Koruma Derneği vardır. Ulaşım, eskilere nazaran çok daha rahattır.
Eskiden uzak, tenha ve kuş uçmaz-kervan geçmez bir yer olarak tarif edilen Nurs Köyü’ne iki binli yılların başlarında asfalt güzel yollar yapıldı. Şimdi Nurs Köyü Van Gölü sahillerindeki Tatvan’a arabayla bir saat kadar sürmektedir. Özellikle yaz aylarında çok sayıda insanın ziyaret ettiği Nurs Köyü, Bediüzzaman’ın sayesinde dünyaca nam kazanmış bir köy olarak bilinmektedir.
Bu isim bir tahmine göre, “Seher-hizan” terkibinin zamanla “Hîzan” ve sonraları da “Hizan” tahrif edilmesi gibi; “Nurs” veya “Nors” ismi de Farsçadaki “Nevreside” (Yeni doğmuş) terkibinden “Nevres”, bilâhare de “Nors” ismini almış olması muhtemeldir.
Bediüzzaman Şuâlar eserinde “Bitlis vilâyetine tâbi Nurs Köyü’nde doğan ben, talebe hayâtımda rastgelen âlimlerle mücâdele ederek, ilmî münâkaşalarla karşıma çıkanları inâyet-i İlâhîye ile mağlûp ede ede İstanbul’a kadar geldim”. der.
Köyde Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri’nin aile mezarlığı, doğduğu ev ve babasının camisi bulunmaktadır.
Nurs yolu, Nurs dağları apayrı bir âlemdir. Kepağ Dağı’nın eteğinde, yeşillikler içinde, armut ve ceviz ağaçlarının arasında bir dere akar gider. Bu Nurs deresidir.
Bediüzzaman Hazretleri köylüleri için şöyle der:
“Aziz kardeşlerim,... Bizim Nurs köyümüz ise, hem eski talebelerim, hem hemşehrilerim biliyorlar ki, bizim köyümüz, fevkalâde gösteriş ve cesarette ileri göstermek için temeddühü (medhedilmeyi) çok severdiler; güya büyük bir memleketi fetheder gibi kahramanâne bir tavır almak istiyordular. Ben, hem kendime, hem onlara çok hayret ederdim. Şimdi hakikî bir ihtâr ile bildim ki: O mâsum Nurslu insanlar, Nurs karyesi; Risale-i Nur’un nuruyla büyük bir iftihar kazanacak; o vilayetin, nahiyenin ismini işitmeyen, Nurs Köyü’nü ehemmiyetle tanıyacak diye bir hiss-i kablelvuku ile o nimet-i İlâhiyeye karşı teşekkürlerini temeddüh (medhetme) suretinde göstermişler.”