Genel

Aralık ayı neşriyatından özel bir seçki

Ketebe Yayınları yılın son ayında okurlarına her türden yayınladığı özel eserlerle zengin bir kütüphane için bolca seçenek sunuyor. Modern zaman hikayelerinden pedogojiye, tarihten felsefeye, anlatıdan incelemeye, hatırattan çocuk edebiyatına kadar sizin için seçtiğimiz türünün özel örneklerini ekte bulabilirsiniz.

Suriye’de neyi yitirdik? Bir Rüyayı Hatırlar Gibi: Savaştan Önce Suriye Gazeteci-Yazar Taha Kılınç’ın kaleme aldığı “Bir Rüyayı Hatırlar Gibi: Savaştan Önce Suriye” kitabı Ketebe Yayınları’ndan çıktı. İlk kez 2001 yılında dil öğrenmek için Suriye’ye giden Kılınç’ın, daha sonra ülkeye gerçekleştirdiği seyahatleri ve savaşın meydana getirdiği acı bilançonun öncesindeki yaşamı detaylı bir şekilde anlattığı kitap, bugünden geleceğe bırakılacak önemli bir kaynak. Bir zamanlar Suriye, sokaklarında çocukların neşeyle koşturduğu, minarelerinden ezanların gür bir sedayla okunduğu, mahallelerinde günlük hayatın tüm albenisiyle yaşandığı, çarşılarında envai çeşit hoş kokunun uçuştuğu bir ülkeydi. Arap Baharı ile başlayan süreç 2011 yılından itibaren Suriye’de işleri tamamen değiştirdi. Son on yılda ülkede yaşanan yıkım bugün hâlâ devam ediyor. Suriyeli mülteciler dünyanın farklı coğrafyalarına giderken yaşadıkları ağır dramı yanlarında taşıyor. Peki Suriye savaştan önce nasıl bir yerdi? 2011 yılından önce ülkeyi ziyaret edenlerin dillerinden düşürmedikleri şehirleri, sokakları, insanları nasıldı? Bütün bu sorular Ortadoğu ve İslam coğrafyası üzerine yıllardır çalışan Taha Kılınç’ın kaleminden çıkan “Bir Rüyayı Hatırlar Gibi: Savaştan Önce Suriye” kitabıyla cevap buluyor. İlk defa 2001 yılında üniversite öğrencisiyken Suriye’ye dil öğrenmeye giden Taha Kılınç daha sonra iki defa daha güney komşumuzu ziyaret ederek sosyal ve gündelik hayatı, tarihî yapıları, siyasetin Suriyelilerin hayatını nasıl etkilediğini, ülkenin iç dinamiklerini ve farklı katmanlar arasındaki ilişkiyi yakından tanıma fırsatı buluyor. Kitapta tüm bu tecrübeleri kaleme alan yazarın satırlarına savaştan önceki Suriye’nin fotoğrafları da eşlik ediyor. Bir zamanlar Suriye’de nasıl bir yaşamın olduğuna dair önemli bir kaynak olan kitabı okudukça isminin neden “Bir Rüyayı Hatırlar Gibi” olduğunu da anlıyorsunuz. Çünkü tasvir edilen dünyanın en önemli tarihî ve kültürel mirasına sahip merkezlerinden biri olan Suriye, yıllardır tanıklık ettiğimiz savaşla birlikte gözlerimizin önünde yıkılıp gitti. Taha Kılınç, kitabın giriş bölümünde eserin yazılma serüveninden de bahsediyor. Suriye’yi ilk ziyaretinin ardından yazdığı Şam Kitabı’nın o yıllarda beklenmedik bir ilgi gördüğünü ve yıllarca yeni baskısının yapılmak istendiğini belirten Kılıç, kitabı ilk ziyaretinden 20 yıl sonra neden yeniden ele aldığını şöyle anlatıyor: “... bölgemiz ‘Arap Baharı’ adı verilen gürültülü bir türbülansa girdi. Suriye, ne yazık ki, Arap Baharı’nda en çok yıkılan ve en fazla hasara uğrayan ülke oldu. Eskiye ait birçok şey kaybolup gitti. Tarihî eserlerin çoğu, artık soluk fotoğraf karelerini süslüyordu sadece. Bu defa, Şam Kitabı bambaşka bir bağlamda yeniden gündeme geldi. ‘Acaba eski Suriye nasıldı?’, ‘Yıkılmadan önce, Halep’te neler vardı?’, ‘Suriye’de neyi yitirdik?’, ‘Bugün geriye ne kaldı?’ gibi merak ve endişe dolu soruların cevabı için, kitaba tekrar dönüşler başladı. İşte tam bu noktada, Suriye’yi ilk kez ziyaretimin üzerinden 20 yıl geçmişken, neyi kaybettiğimizi hatırlama adına, savaştan önceki Suriye’yi tekrar, yeni bir bakış açısıyla, farklı bir üslupla ve ayrıntılı biçimde yazmak istedim.” “Bir Rüyayı Hatırlar Gibi: Savaştan Önce Suriye”nin sadece bugün için değil gelecek için ne anlama geldiği ise Taha Kılınç’ın şu satırlarında gizli: “... Tasvir etmeye çalıştığım manzaranın, bizim şahit olduklarımızı ancak kitaplardan okuyacak olan gelecek nesillere, kendi tarihlerini yazarken ışık tutacağını ve yol göstereceğini ümit ediyorum. Biz kendi dönemimizde sadece ‘şahitlik’ yapmakla yetinmek durumunda kaldık. Belki onlar, bizim tecrübelerimizden de çıkaracakları derslerle, kendi dönemlerinde belli hataların tekrarlanmaması için gerekli tedbirleri almayı başarırlar. Tarihi okumaktan ve yazmaktan murat, zaten başka nedir ki?”

Hilal Çorbacıoğlu’ndan ebeveynler için rehber bir kitap: Çocuklara Eşlik Etme Sanatı Hilal Çorbacıoğlu’nun çocuklarla ve ebeveynlerle yaptığı danışmanlık deneyimlerinden ve kendi annelik yolculuğunda edindiği tecrübelerden yola çıkarak kaleme aldığı “Çocuklara Eşlik Etme Sanatı”, Ketebe Yayınları’ndan çıktı. Kitap, temel ihtiyaçlar, hisler ve yeterlilikler üzerine tekrar düşündüren ve onlara eşlik ederken ebeveynleri hayrete düşüren birçok değeri keşfetmeyi deneyimleten doğru bir rehber. Ebeveynin mükemmeli mi yoksa yeterlisi mi makbuldür? Ya da şöyle soralım: Mükemmel ebeveyn diye bir şey var mıdır yoksa bu sadece bir illüzyon mu? Doğru bir iletişimin temelinde ne yatar? Can kulağıyla dinlemek nasıl olur? Çocukların duygularından haberdar mıyız? Bunun altında yatan temel ihtiyaçlar nelerdir, nasıl doğru tahlil etmek ve karşılamak gerekir? Yaşamın şifasını nerede aramalı? Şefkatin ölçüsü olur mu? Değerli hissetmek hayatlarını nasıl etkiler? Çocuklara karşı sorumluluklarımız nelerdir? Onlara, sosyal düzen ve sınır, mahremiyet ve özgüven algısını nasıl kazandırabiliriz? Hilal Çorbacıoğlu’nun çocuklarla ve ebeveynlerle yaptığı danışmanlık deneyimlerinden ve kendi annelik yolculuğunda edindiği tecrübelerden yola çıkarak kaleme aldığı “Çocuklara Eşlik Etme Sanatı”, okurun kendi biricik yolculuğuna da kapı aralıyor. Çocukluk anıları durağında, cesur bir şekilde okurunu gerçek hisleriyle yüzleştirerek derin bir empatinin ve güçlü bir iletişimin önünü açıyor. Yazar, bugünün anne ve babalarına mükemmeliyetçiliği bir kenara bırakıp çocuklarının ihtiyaçlarını yeterince karşılamalarını ve yine çocukların yanında yeterince olmak gerektiğinin altını çiziyor. Kurallar ve yöntemler arasında kaybolmuş anne babaların telaşını en aza indirebilecekleri ve anı yaşayarak çocuklarının yolculuklarında onlara gönül rahatlığıyla eşlik edebilecekleri bir yol gösteriyor: “Yeterli ebeveynlik.” Çocukların boş bir levha olmadığını, anne babanın sadece terbiye edici bir duruş üstlenmemeleri gerektiğini, fıtri meyillerini bozmadan onlara eşlik etmeleri gerektiğini, hayatta karşılarına çıkabilecek zorlukları da göğüsleme fırsatları açmalarını ve bunu nasıl yapabileceklerini de anlatıyor. Hilal Çorbacıoğlu kitapta, anne ve babalara yol gösterirken bunu pratikle de destekliyor. Ebeveynin aynayı kendisine tuttuğu farkındalık alıştırmaları sayesinde anne ve babaların her zaman kendi duygusal regülasyonlarını yapabilecekleri farkındalık soruları yöneltiyor. Bu sorular sayesinde okurlar sadece anne baba rollerinde takılı kalmıyor ve bu rollerin dışında insan olarak iletişimin temeli olan noktalara bakma ve kendilerini değiştirme/geliştirme fırsatı buluyor. “Ebeveynlik Sanatı”, “İlişkilerin Kalbine Giden Yol”, “Dün, Bugün, Yarın”, “Ailede Demokrasi” ve “İyiyim, İyisin, İyi” bölümlerinden oluşan “Çocuklara Eşlik Etme Sanatı” temel ihtiyaçlar, hisler ve yeterlilikler üzerine tekrar düşündüren ve onlara eşlik ederken ebeveynleri hayrete düşüren birçok değeri keşfetmeyi deneyimleten doğru bir rehber. Unutmayalım ki “Çocuğunuzun mükemmel bir ebeveyne değil; yeterli bir ebeveyne, size, ihtiyacı var! Ve onlar ebeveyn olduklarında size dair hangi duyguları hatırlasınlar istersiniz?”

“Bilimin tarih sahnesindeki hikâyesi aslında geleceğin önsözü” Tarih İçinde Bilim James S. Trefil’in kaleme aldığı “Tarih İçinde Bilim” Ketebe etiketiyle raflardaki yerini aldı. Bilimin serüvenini eğlenceli ve bir o kadar öğretici bir şekilde sunan kitap, antik çağlardan günümüze uzanan dönemi anlatıyor. “Tarih İçinde Bilim”, bilimsel ilerlemenin önemli eşiklerini, başlattıkları büyük sosyal ve entelektüel değişimlerle birlikte ele alırken farklı kültürlerdeki köklerinden günümüze, bilimin tarihsel serüvenine dair çok yönlü, kapsamlı ve tematik bir inceleme sunuyor. Amerikalı fizikçi ve kırktan fazla kitabın yazarı olan James S. Trefil, eserlerinde bilimi genel okuyucu kitlesine hitap ederek anlatan bir isim. Akademik alanda önemli başarılar elde eden yazar, kitaplarında, insan zekâsı ile yapay zekâ arasındaki karşılaştırmaları incelediği “Eşsiz miyiz?” sorusu dikkat çekiyor. Trefil, kaleme aldığı popüler bilim kitaplarının yanı sıra evrenin temel bileşenleri olan kuarklar hakkındaki modern teorilerin hazırlanmasına katkı sağlamış, önde gelen bir teorik fizikçi. James S. Trefil’in “Tarih İçinde Bilim” kitabı ise modern bilimdeki atılımın temelinde yatan unsurların titizlikle tartışıyor. Klasik Yunan ve İskenderiye bilginlerinin erken dönem girişimleri ve Müslüman âlimlerin parlak buluşlarıyla sağlam bir temel inşa ettikten sonra Isaac Newton’ın kuvvetlerini, atom teorisini ve on dokuzuncu yüzyıl dünyasındaki başlıca gelişmeleri keşfetmemizi sağlayan çalışma, bilimin gelecekteki yönelimlerine ilişkin ufuk açıcı öngörüler sunmayı da ihmal etmiyor. On iki bölümden oluşan kitap “Bilim nedir?” sorusuyla başlıyor. İnsanlığın keşiflerle değişen ve dönüşen dünyasını tarihsel süreç içinde veren eser, bilime yaklaşımın zaman içinde nasıl değiştiğini de aktarıyor. Tarım toplumundan modern zamanlara uzanan bu hikayede bilim tarihini farklı coğrafyalar ve karşılaştırmalı tarih perspektifinden yeniden ele alan bu yoğun ve dinamik çalışma; bilimsel gelişimin tarihsel izini sürmek isteyenler için eşsiz bir giriş kitabı. James S. Trefil, süreci en başından bugüne getirse de son sözünde gelecekle ilgili bir perspektif de sunuyor: “Yirminci yüzyıl bilimin de işine yarayacak şekilde dünyanın muazzam genişlemesine tanık oldu. Milyarlarca galaksiden oluşan bir evrende yaşadığımızı ve bu evrenin genişlediğini keşfettik. Ayrıca tarih boyunca incelediğimiz madde türlerinin, evrenin içerdiklerinin yüzde 5’inden daha azını oluşturduğunu fark ettik. Evrenin büyük ölçekli yapısını keşfederken; atomlardan çekirdeklere, temel parçacıklara, kuarklara ve (belki de) sicimlere kadar hayal edebileceğimiz en küçük şeyleri araştırdık. Aynı zamanda canlı sistemleri çalıştıran temel kimyasal süreçleri öğrendik ve DNA’nın karmaşıklıklarını çözme sürecine girdik. Hiç kimse bu yeni araştırma konularının nereye varacağını veya bundan bir yüzyıl sonra dünyanın nasıl görüneceğini gerçekten tahmin edemez. O hâlde bilimin takip ettiğimiz mevcut hikâyesi, gerçekten de geleceğin hayal etmesi güç gelişmelerinin bir çeşit önsözü olarak düşünülmelidir.”

Miniklerin uyumasına yardım eden ve tatlı rüyalar dileyen kitaplar: Ketebe Çocuk’tan uykudan önce serisi! Dünyaca ünlü çocuk kitabı yazarlarını ve çizerlerini miniklerle buluşturan Ketebe Çocuk, bu sefer uyumakta zorlanan çocukların imdadına yetişiyor. Catherine Rayner’ın yazıp çizdiği “Arlo Uyuyamayan Aslan” ve Mahsa Hedayati’nin resimlediği sessiz kitap formatındaki “Tatlı Rüyalar” raflardaki yerini aldı. 3 yaş ve üstü için hazırlanan bu iki kitabın ortak teması uyku. Çocuklarınıza uykudan önce okuyabileceğiniz eserler, onların hem hayal güçlerini geliştiriyor hem de kolayca uykuya dalmalarına yardımcı oluyor. Tatlı Rüyalar - Mahsa Hedayati Çizdiği resimler Fransa, İtalya, Estonya, Ukrayna, Sırbistan ve Çin başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde sergilenmiş; COW Uluslararası Tasarım Festivali, Bologna Kitap Fuarı gibi mecralarda beğeni toplamış bir yazar ve çizer Mahsa Hedayati. Yazarın “Tatlı Rüyalar” kitabı eğlenceli ve büyüleyici çizimleriyle dikkat çekiyor. Uyku öncesi için tasarlanan kitap, uykuya hazırlık temasını işlediği için özgün bir çalışma olarak karşımıza çıkıyor. Tatlı Rüyalar’ı diğer uyku öncesi kitaplarından ayıran en temel özellik ise uykuya dalmayı kolaylaştırıcı bir faaliyet olarak "oyun"u dolayısıyla hayal gücünü öne çıkarması. Böylece kitabı seyreden minikler hem eğleniyor hem de uyku için motive oluyor. “Uyku vakti geldi. Haydi herkes yataklara... Ama bir dakika! Bu battaniyeler çok eğlenceli. Büyükler fark edene kadar birazcık oynayabiliriz. İşte şurada yemyeşil bir bahçe var. Aman, dikkat et de suya düşme sakın!”

Arlo Uyuyamayan Aslan - Catherine Rayner “Arlo çok yorgun. Her yolu denemesine rağmen bir türlü uyuyamıyor. Peki ama Arlo hiç dinlenmeyecek mi? Belki de yeni arkadaşı baykuş ona yardım edebilir…” Her yolu denemesine rağmen bir türlü uyuyamayan Arlo, yorgun düşünce arkadaşı baykuştan yardım istiyor. Arlo’ya kendi şarkısını söyleyen baykuş hem aslana hem de onu dinleyen çocukların uyumasına yardımcı oluyor. Başarılı ve eğlenceli çizimleri ve akıcı metniyle tam uyku öncesinde rahatlatıcı bir fonksiyona sahip olan kitap, uykunun önemine dair farkındalık da oluşturuyor. Uyuyabilme konusunda arkadaştan alınan destek ise yardımlaşmanın ve dayanışmanın önemini bir kez daha hatırlatıyor. Kitapta uykuya dalmayı ve gevşemeyi sağlayan etkileyici sözcük ve ifadeler kullanılıyor. Catherine Rayner’ın kaleminden çıkan “Arlo Uyuyamayan Aslan”, Kate Greenaway Medal Ödülü almış bir çalışma. Rayner ise daha önce de birçok kez bu ödülün finaline kalmış bir yazar ve çizer.

Simurg’u arayan kuşların modern zaman hikayeleri Otuz Kuş Mehmet Aycı’nın kaleme aldığı Otuz Kuş / Kuşların İyilikleri, Kaf Dağı’na uçan kuşların toplandıkları mecliste yaptıkları iyilikleri anlattıkları bir modern zaman masalı. Efsanelerden çıkan otuz kuşun günümüz dünyasını da içine alan hikayeleri iyiliği çoğaltmaya hizmet eden bir çalışma. Simurg’u aramaya karar verdiler. Kaf Dağı’na doğru uçtular. Her cinsten kuş bir araya geldi. Bir katar oluştu gökyüzünde. Eğilip gölgelerine baktılar. Gölgeleri bir kuştu. Her birinin ayrı dili vardı. Ayrı rengi, ayrı gagası, ayrı kanadı vardı. Ayrı sözcükleri vardı. Ötüşleri ayrıydı. Ama anlaşıyorlardı. Kalpleri aynı çarpıyordu. Cümleleriyle açılıyor Otuz Kuş. Bugüne kadar pek çok türde eser veren Mehmet Aycı’nın Otuz Kuş / Kuşların İyilikleri kitabı Ketebe Yayınları etiketiyle raflardaki yerini aldı. Efsaneye göre Kaf Dağı’na yolculuk yapan bu kuşlar bir araya gelerek insanlara yaptıkları iyilikleri anlatmaya başlıyor. Günümüz dünyasından izler de taşıyan hikayelerin buluştuğu kitap, masalların sadece bilinmez bir zaman diliminde geçmediğini, şimdinin masalının da yazılabileceğini gösteriyor. Geleneksel anlatım kalıplarından çıkmadan sunulan bu hikayeler, geçmişle bugünü aynı çizgide buluşturuyor. Kötülüğün, şiddetin ve acımasızlığın hemen her yeri ele geçirdiği şimdilerde, iyiliğin çoğaltılması gittikçe önemini arttırıyor. Otuz Kuş da bu amaca hizmet eden hikayeleriyle herkese unutulmaması gereken değerleri hatırlatıyor. Otuz ayrı kuşun her hikayesinin sonunda yer alan “Bu iyiliği diğer kuşlara anlatmak için akıllarının bir kenarına yazdılar” cümlesi aslında kitabın muradını anlatıyor. İyilik anlatılması, unutulmaması ve aktarılması gereken bir değer olarak tüm zamanlarda varlığını koruyor, korumaya devam edecek diye fısıldıyor yazar. Volkan Akmeşe’nin her kuşun hikayesinin başında yer alan çizimleri kitabın sunumuna ayrı bir estetik değer katıyor. Otuz Kuş, özellikle masal dinlemeyi unutmuş gençler ve masal dinlemeyi özleyen yetişkinler için ideal.