Fikirleriyle, şahsiyetiyle bir Nurettin Topçu kalesi: Mustafa Kök

Mustafa KökNurettin Topçu denilince akla gelen ilk isimlerden biridir. Maraş özelinde ise fikirleriyle, şahsiyetiyle, eserleriyle bir Nurettin Topçu kalesi, yani bir ahlak abidesidir. Benim için bunların da ötesinde, Mustafa Amcamdır o.

O ses, o saygı uyandıran duruş, sağlam deliller ve fikirler Mustafa Kök’ü işaret eder

Belki de Nurettin Topçu’yu ve eserlerini ilk defa Mustafa Amca’nın şahsında sevdim. “Örnek bir şahsiyet” denir ya, Mustafa Kök onun ötesindedir. Şöyle ki bir kalabalık vardır. Herkes konuşur, herkes bir şey iddia eder ama bakarsınız kimse iddiasını temellendirme gereği duymaz, hatta basit bir neden-sonuç ilişkisi bile kurmaz. Ancak ortam gergindir, zihinler bulanmıştır; sesler yükselmeye, şekeri, tansiyonu, kolesterolü olanlar fenalaşmaya başlamıştır. Millet tartışmayı birbirine hakaret edecek düzeye kadar vardırmıştır.

İşte o anda sakin ve mütevazı bir ses duyulur. Kimsenin kalbi kırılmasın diye itinayla seçilmiş kelimeler, deliller, sebep-sonuç ilişkileri ve meselenin tarihî arka planı... Herkes susup, o sese yönelmiştir. On-on beş dakikalık bir konuşma... Konuşmanın sonunda yüzler sakinleşir. Herkes rahat bir nefes alır. Çünkü kavramlar yerli yerine oturmuştur. Fikirler konuşulmuştur. Zihnî bulanıklık yerini zihnî aydınlığa bırakmıştır. Kör dövüşün yerine anlayış, saygı ve hoşgörü kurulmuştur. O ses, o saygı uyandıran duruş, sağlam deliller ve fikirler Mustafa Kök’ü işaret eder.

En mühim nokta: O tartışmanın sonunda kimsenin kalbi kırılmamıştır. Ama taşlar yerli yerine oturmuştur. Mustafa Amca fikirlerinden bir santim bile taviz vermemiştir. Hatta zıt fikirlerin fanatizmle, hararetle, kavga eder gibi savunulduğu ortamlarda; herkesin söylediğinden farklı, klişelerden uzak, meseleyi karmaşıklaştıran değil, açan fikirlerini savunduğu zamanlarda bile Mustafa Kök gayet saygılı, mesafeli ve ölçülüdür. Çünkü o bir fikir savaşçıdır. Üslubunu bozmaz, kimseyi rencide etmez ve karşısına almaz, karşı çıktığı fikirleri tek tek çürütür, geriye kendi savunduğu fikirler kalır. Onda dayatmanın ve hoşgörüsüzlüğün izine bile rastlanmaz.

Kısacası Mustafa Kök, yanında kalbin huzur bulduğu kişidir.

Onu öğrencilerinden de dinlemek lazım

Mustafa Kök, Topçu’nun Fransa’da Sorbonne Üniversitesi’nde yazdığı doktora tezi İsyan Ahlakı’nın mütercimidir. Yıllarca üniversitelerde öğretim görevlisi olarak çalışmış. Alanı felsefe. Onu öğrencilerinden de dinlemek lazım. Mustafa Kök, Nurettin Topçu, Mehmet Kaplan ve Orhan Okay ekolünden bir hocadır. Bu isimler mütefekkir yönleriyle olduğu kadar hocalıklarıyla, yani öğreticilikleri, örnek şahsiyetleriyle de öne çıkmışlardır. Öğretmenliğin nasıl meşakkatli bir meslek olduğu düşünüldüğünde, bu isimlerin açtıkları yol, üstesinden geldikleri iş daha iyi anlaşılır.

Mustafa Kök mütefekkir, araştırmacı ve hoca olmanın yanı sıra sıkı bir yazardır. Onun üslubu biraz Nurettin Topçu, biraz da Ahmet Hamdi Tanpınar kokar, yine de kendine özgüdür. Dergâh ve Türk Edebiyatı gibi dergilerde oylumlu, geniş açılımlı, izahı bol yazılarını okuyanlar, çok şey öğrenir. Çünkü Mustafa Kök yalnızca sınıfta değil, yazılarında da hocadır. O şekilde öğretici, şerh edici bir tarzı vardır. Bu tarz ve üslup ilk kitabı olan Nurettin Topçu’da Din Felsefesi (1995, Dergâh y.) adlı kitabında dikkat çeker.

Kendi çevirisiyle Topçu’nun çevirisi neredeyse aynı

Bir sohbetimizde kendisine İsyan Ahlakı’ndan sonra çeviri faaliyetine neden devam etmediğini sormuştum. Çünkü İsyan Ahlakı’nın çevirisi çok iyidir. Böyle bir çeviri için sıkı bir Fransızca ve Türkçe bilgisine sahip olmak gerekir. Ayrıca büyük bir sabır ve çalışkanlığa...

Mustafa Amca İsyan Ahlakı’nın kendisi için ne kadar değerli bir eser olduğunu, sonra da çeviriyi Musa Doğan’la birlikte nasıl gerçekleştirdiklerini anlatmıştı. Zor şartlarda, yoğun bir mesaiyle, neredeyse kelimeler üzerinde tek tek düşünerek, araştırarak, çalışarak; bir yığın Fransızca ve Türkçe lügat ve felsefî eseri gözden geçirerek. Çeviri o kadar isabetli ve başarılıdır ki bu, Nurettin Topçu’nun yıllar sonra bulunan İsyan Ahlakı çevirisiyle karşılaştırıldığı zaman daha iyi anlaşılır. İki çevirinin de kelimeleri ve cümleleri neredeyse aynıdır.

Mustafa Amca’nın bu hususta söylediği diğer şey: “Telif eserlerime bile vakit bulamıyorum.” Yani hayat meşgalesi... Bir de sevilen, sayılan, örnek alınan bir şahsiyet olunca eş, dost, akraba ziyaretleri ve davetleri... Ne zaman Mustafa Amcalara gitsem mutlaka bir misafirle karşılaşırım. Belki orada otuza yakın farklı insanla karşılaşmış ve tanışmışımdır. Bazıları hatırımdadır. Oysa ben Mustafa Amca’yla uzun uzun konuşmak isterim. Bu, pek mümkün olmaz. Ancak önceden haberleşip bir yerde buluşabilirsek, o şekilde konuşabilir, meselelere eğilebiliriz. Şimdi düşündüğüm zaman onca yoğunluk ve kalabalığın içinden okumaya, yazmaya ve düşünmeye vakit ayırmak ayrı bir başarıdır.

Düşüncelerinin merkezine İslam’ı, ahlakı, vatanı ve milleti koymuştur

Mustafa Kök, Nurettin Topçu’da Din Felsefesi’nden sonra Mistik Dünya Görüşü ve Bergson (2001, Dergâh y.) adlı kitabını yayımlar. Bergson’un mistisizm felsefesini incelediği bu eser de Nurettin Topçu’ya dayanır. Topçu Mustafa Amca’nın staj hocasıdır. Dinleyicileri arasında Nurettin Topçu’nun da bulunduğu bir sınıfta Mustafa Kök, hocanın Bergson eserini anlatır, inceler, ders olarak işler. O dersin uzantısı olarak Mustafa Kök’ün derinleştirdiği mistisizm düşüncesi Bergson üzerinden ifadesine kavuşur.

Yeri gelmişken notumuzu düşelim. Mustafa Kök, aynen Nurettin Topçu gibi düşüncelerinin merkezine İslam’ı, ahlakı, vatanı ve milleti koymuştur. Zaten bunları birbirinden ayrı düşünmek mümkün değildir. Kim ki bunları birbirinden ayrı düşünür, o zaman hata üstüne hata yapar.

Nurettin Topçu’nun kişiliğinden etkilendiği için…

Mustafa Kök, 2009 yılında İsmail Hakkı Akın Hatıra Kitabı’nı (Dergâh y.) yayına hazırlar. Bunların dışında değişik dergilerde yayımlanan çok sayıda makalesi bulunmaktadır. Müjdesini verdiği yeni bir telif eserle birlikte bu makalelerin de kitaplaştırılmasını bekliyoruz.

Bir gün Mustafa Amca’ya “Neden Nurettin Topçu?” diye sormuştum. Öyle ya, kendisi Cemil MeriçNecip Fazıl KısakürekNihal Atsız gibi birçok şahsiyetin sohbetinde bulunmuştu. Mustafa Amca’nın verdiği cevap, mealen şöyleydi: “Kişilik... Hocanın kişiliğinden çok etkilenmiştim, onu kendime yakın buluştum ya da kendimi ona yakın hissetmiştim. Galiba örnek alacağımız kişiyi biraz da bu şekilde seçiyoruz.”