Hacim olarak küçük ama içeriği açısından oldukça faydalı olan “Faiz Ayetinin Tefsiri” kitabı Seyyid Kutub’un faiz hakkında bilinmesi gereken her şeyi açıkladığı bir kitap. Adı üzerinde aynı zamanda bir tefsir kitabı…
İşin uzmanı olmayan benim gibilerin böyle teknik konularda ahkâm kesmesi hiç doğru değil. Yani benim burada Seyyid Kutub’un yazdıkları üzerine söz söylemem imkansız. Bu nedenle Faiz Ayetinin Tefsiri kitabının şekil ve içerik olarak incelemesi tanıtım esaslarını aşmadan yapılacaktır.
Yıllarını ilme vermiş ve Allah yolunda can vermiş bir karakter olarak Seyyid Kutub, bizleri kendi ışığından faydalanmaya davet ediyor. Onun hakikati arayan ve bulduğunda hiç bırakmadığı ve sımsıkı sarıldığı ip bizlerin de kurtuluş ümidi olarak oracıkta öylece duruyor. Seyyid Kutub, tamamen Kur’an’a ve hadislere dayanarak birtakım yorumlarda bulunmakta ve Allah’ın sevmediği bir şeyi hoş görmemektedir. Zaten İslâm’ın esası da bu değil midir?
Tam bir teslimiyet içerisinde dışarıdan ne kadar hoş ya da cazip görünürse görünsün yasaklanmış şeyleri terk etmek ve hatta o şeyi hiç yapmamak, ona hoşgörü ile bakmamak ve onu yaşamımızdan uzak tutmak… Dünya hayatı bizlere pek çok şeyi unutturuyor ya da
Seyyid Kutub’a göre Allah’ın kati emirlerine karşı hatadan dönmek her zaman için mümkün. Allah’ın bağışlayıcı sıfatı burada ortaya çıkıyor. Peygamber Efendimiz Tirmizi’den naklen şöyle buyurmaktadır: “Bir kişi günde yetmiş defa aynı günahı işlese bile tövbe ettiği müddetçe hatasında ısrarcı sayılmaz.” İslâm, bu tavrıyla insana umut veriyor. Evet, insan günahlarının kendisini boğduğu dipsiz bir kuyuda her gün günahlarına bir yenisini daha ekliyor da olabilir. Ama Allah’a dönmeyi, ona kulluk yapmayı hatırladığı andan itibaren açık olan tövbe kapısından içeri girmiş demektir. Allah, hiçbir zaman kullarının yüzüne tövbe kapısını kapatmıyor ve onları çölde yolunu bulamaz bir halde bırakmıyor. İslâm insanı tövbe etmeye sevk ediyor, ona doğru yolu gösteriyor. İslâm, insanın beşer olduğunu, hatalar yapabileceğini ama aklı sayesinde hatalarından dönebileceğini ümit ediyor ve bekliyor.
Faiz sadece ahlaki ve fıkhi bir sorun değildir
Peygamber Efendimiz, Veda Hutbesi’nde faizi ve faizciliği cahiliye âdeti olarak tanımlıyor. Kitap genel olarak bir uyarı kitabı. İnsanları doğru yola sevk etmede Kur’an ve hadisler çerçevesinde hareket ediyor yazar. Aralarda Seyyid Kutub’un yorumları varsa da bunlar kişisel yorumların çok ötesinde ayet ve hadislerin izahı biçiminde okunmalıdır.
Faiz sisteminin karşısına sadaka sistemini koyuyor Seyyid Kutub. Faizde bulunan ne kadar kötü özellik varsa sadakada o kadar iyi
Faiz sisteminin neden kötü olduğu maddeler halinde sıralanmıştır. Bu maddelerde temel olarak faizin ahlaki bir sorun teşkil ettiği belirtiliyor. Yani haksız kazancın yanında başkalarını mağdur etme de var. İslâm, ne çaba sarf etmeden kazanılan paraya ne de başkalarını mağdur ederek ya da onların mağduriyetlerinden faydalanarak kazanılan paraya cevaz veriyor. Bu eserde de görüyoruz ki İslâm tam bir ahlak dini. Gerçekten de Allah İslâm’ı güzel ahlak üzerine inşa etmiş ve insanlığa göndermiş.
Son noktada Risale Yayınlarından çıkan Faiz Ayetinin Tefsiri kitabında faiz hakkında her şeyi bulmak mümkün. Özellikle faizin sadece bir ahlaki ve itikadi bir sorun olmadığı, bunların yanında bir devlet meselesi olduğu da belirtiliyor. Çünkü ekonomik altyapısını faize bağlamış ve faiz dışı bir ihtimali düşünemeyen vizyonsuz devletlerin ve toplumların asla mutlu olamayacakları, dış görünüm olarak refah içinde olsalar da hiçbir zaman gerçek mutluluğu yakalayamayacakları ısrarla söyleniyor.