Evini bir Çanakkale savaşı müzesine çevirdi

Malum olduğu üzere her 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin yıldönümü olarak kutlanır. Çeşitli törenler yapılır, hamaset köpürtülür. Türlü menkıbelerle savaşa dair gerçeklerin üzeri örtülür. Şüphesiz ki, Çanakkale’de büyük bir zafer kazandık, yedi düveli dize getirdik. Ama olayı sahiplenişimiz, zaferi anış şeklimiz bir takım sıkıntılar barındırıyor. Biz gerçeği, hakikati direkt kabul eden bir zihne sahip değiliz. Kurguların, efsanelerin süzgecinden süzülen bilgiler daha çok hoşumuza gidiyor. Çoğu zaman hilaf-ı hakikat, hakikatten daha çok ilgimizi çekiyor.

Böyle bir girişten sonra Türkiye’nin tek resmi Çanakkale koleksiyoneri, elinde Çanakkale Savaşı ile ilgili yüzlerce gerçek obje bulunan ama yeteri kadar tanımadığımız Seyit Ahmet Sılay’dan bahsetmek istiyoruz. Gerçi koleksiyoner dediğimizde tarihi objeleri parayla alıp satanlar akla gelir. Sılay böyle bir anlayışın çok uzağında. Gerçek bir Çanakkale âşığı… Sılay’ın tek amacı, kendi ifadesiyle, “bir şey yapabildim aziz hatıralarına” diyebilmek. Evet, Çanakkale’de vuruşan, şehit düşen kınalı kuzuların hatıralarını yaşatmak… Seyit Ahmet Bey evini bir müzeye çevirmiş. Çanakkale Savaşı ile ilgili binlerce orijinal materyali burada muhafaza ediyor. Aslında devletin, bürokrasinin yapması gereken bir işi omuzlamış. Her yıl denetlenen ve Topkapı Sarayı Müzesi’ne kayıtlı koleksiyoner.

Bir iki derken bugüne kadar bir müzelik malzeme topladı

Seyit Ahmet Sılay Ankaralı, 1967 doğumlu. Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Resim İş Eğitimi Grafik Bölümü mezunu. 1995 yılında ilk defa gittiği Çanakkale’de Büyük Anafartalar Ovasında bulduğu bir mermi, savaşla ilgili malzeme toplama merakını artırıyor. Daha sonra burayla ilgili malzemelerin rastgele, ulu orta satılması ve dolaşıma sokulması canını sıkıyor. Bir iki derken bugüne kadar bir müzelik malzeme topluyor. Savaşla ilgili kimi malzemeler hediye olarak geliyor, kimini de bölgeye gidip geldiğinde satın alıyor. Sahip olduğu malzemeler sadece silah, kurşun, top mermisi ya da daha başka malzemelerden ibaret değil. Çeşitli belgeler, hatıratlar, asker mektupları, fotoğraflar ve diğer yazılı evraklar da mevcut. Aslında onun ne kadar büyük işler yaptığını anlamaya, geçen yıllarda ortaya çıkarıp yayınlanmasını sağladığı Çanakkale Savaşı’nda şehit düşen Teğmen İbrahim Naci’nin günlüğü bile yeter.

İki farklı Çanakkale tasavvuru var

Sılay, Çanakkale Savaşı’nın özüyle ve toplum tarafından algılanışıyla da yakından ilgili. Profesyonel bir koleksiyonerlik yapmıyor. Toplumsal algıyı da takip ediyor. Çanakkale üzerinde dindar, muhafazakâr halkla bunların karşısında olan bir gruptan bahsediyor. Dindar, muhafazakâr grubun menkıbeler, rivayetler üzerinden oluşan bir Çanakkale algısına, diğer grubunsa tamamen maneviyattan arınmış, seküler bir Çanakkale tasavvuruna sahip olduklarını belirtiyor. Bu iki algının da ötesinde gerçek Çanakkale anlayışını oluşturmak için belgeler, bilgiler, objeler topladığını ve mevzuu bunların ışığında anlamlandırmaya çalıştığını söylüyor. Bir Çanakkale pazarlayıcısı ya da elindekileri ranta dönüştürme sevdalısı değil. En büyük amacı doğruyu bulmak. Çanakkale’de olanı biteni maddiyatla anlatan, maneviyatı yok sayan anlayışı kabul etmiyor. Aynı zamanda savaşı her yönüyle maneviyata yükleyen, şehitlerin gayretlerini boşa çıkaran menkıbeleri de...

Gayet mütevazı bir şahsiyet olan Seyit Ahmet Sılay, kendisinin bir tarihçi ya da araştırmacı olmadığını özellikle söylüyor. Ve ayrıca şunları da söylüyor: “Artık Çanakkale ile ilgili ezberlerimizi bozmanın zamanı geldi. Bize yıllarca gösterilen askerin yemek listesi, askerin aç kaldığını belirten söylemler artık yıkıldı. Bunu belgeleyebiliyoruz. Çünkü Teğmen İbrahim Naci günlüğünde yemek listelerini, askerin nasıl doyurulduğunu satır satır yazdı. İbrahim Naci’nin günlüğü bize o günlerden kalan, tarihe en iyi ışığı tutan çok önemli bir belge. Artık tek bir hayalim var. İstanbul’da Çanakkale Savaşı’ndan kalan tüm parçalarımı sergileyebileceğim bir müze kurmak.”