2011 Mehmet Akif Bilgi Şöleni, 11 – 13 Mart’ta gerçekleşti. Beşincisi düzenlenen şölende 36 tebliğ sunuldu.
Tartışma çıkaran sözler
İlk günkü oturumda biz de “Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Eserlerinde Mehmet Akif Ersoy” adlı bir bildiri sunduk. Bildiride geçen bir cümle küçük bir tartışmaya sebep oldu.
Bizim bildirimizde geçen ve kısa bir tartışmaya sebep olan cümle: “Kendi nesli içinde adı şairler arasında sayılsa ve bazı antolojilere alınsa da kabul etmek gerekir ki Tanpınar; Ahmet Muhip Dıranas ve Necip Fazıl Kısakürek ayarında bir şair değildir. Onun en çok gıpta ettiği, hayran olduğu ve yerinde olmak istediği şair Necip Fazıl’dır.” cümlesi idi.
Katılımcı/dinleyicilerden bir akademisyen arkadaş, bu yargıya karşı çıktı ve Dıranas’ın şiir estetiğini Tanpınar’ın şiir hakkındaki mülahazalarından hareketle kurduğunu söyledi. Teorik bir yaklaşım olduğu için bendeniz bu konuya girmedim. Bizim hareket noktamız, bir şairin şiir üzerinde çok baba sözler söylemiş olması, sayfalarca şiir kuramı üzerinde yazılar yazmış olması ve şiir incelemeleri yapması değildi. Bir şair, şiir kuramı üzerinde çok düşünmüş, araştırmış ve yazmış olabilir. Ancak bu kuram kılgının/pratiğin önüne geçmişse; sanatçı, teorisini pratiğe dökememişse; o metin ancak eleştirmenlerin ve akademisyenlerin işine yarar.
Tanpınar’ın poetikası
Bize göre Tanpınar’ın şiir üzerine yazdıkları biraz da meslekî zorunluluktan kaynaklanıyordu. Nihayetinde o bir üniversite hocasıdır, ders vermektedir; ikincisi, yazı yazmak ve geçimini sağlamak zorundadır. Bu yazılarda o zamana kadar söylenmemiş söz pek yoktur doğrusu, bu metinleri önemli kılan Tanpınar imzasıdır ve Tanpınar’ın dikkatleridir.
Bizim Dıranas’ı Tanpınar’dan daha “iyi” bir şair olarak takdim etmemizin sebebi açıktır, bu yargı, aynı zamanda test edilebilir bir sözdür. Hareket noktamız, antolojilerde, ders kitaplarında, şiir tahlillerinde, şairin adı anıldığında akla gelen ve hafızalarda yer eden metinlerdir. Antolojilerde, ders kitaplarında, şiir tahlillerinde ve de hafızalarda Tanpınar’a ait sadece üç şiir vardır, dördüncüsü yoktur: “Bursa’da Zaman, Her Şey Yerli Yerinde ve Ne İçindeyim Zamanın”. Talebesi ve dostu Mehmet Kaplan’ın, “Tanpınar’ın Şiir Dünyası”nı da bu metinler üzerine kurması da ayrıca anlamlıdır.
Bir şiir kişiyi şair yapar mı?
Denilebilir ki bir kişiyi sanatçı etmeye bir şiir yeter. Eyvallah. Ama başka bir şairin zihinlerde, antolojilerde, hafızalarda, ders kitaplarında daha çok eseri varsa ve insanlar şairin adı anıldığında ondan daha çok şiir okuyup hatırlayabiliyorsa o daha çok şairdir. Bu zaviyeden bakıldığında Dıranas’ın akla gelen şiirleri daha çoktur. Sayalım: “Kar, Şehrin Üstünden Geçen Bulutlar, Ağrı, Serenad, Fahriye Abla, Olvido, Büyük Olsun…”
Biz zaten, Tanpınar şair değildir, demedik, Tanpınar, Dıranas ayarında bir şair değildir, dedik. Hareket noktamız da hem nitelik hem nicelik olarak saydığımız bu şiirlerdi.
Necip Fazıl’ın keskin tespiti
Bizim bu konuda söyleyeceğimiz son söz, Necip Fazıl’ın, Yakup Kadri’nin “Erenlerin Bağından” için söylediği sözdür. “Yakup Kadri, erenlerin bağına girmiş ama üzümünü yiyememiştir.” Bu sözü Tanpınar’ın şiir estetiği üzerine yazdıklarına ve şiirine uygulayınız.