Bu yönetmene dikkat!

Sinemayla ciddi ciddi ilgilenip de Bergman’a hayran olmayan yoktur herhalde. İnsanlara sinemayı  sevdiren ya da böyle film çekilemez dedirten, ince detaylara taktıran, sinemadaki gerçek bilgiyi oluşturan kişilerden biri Bergman. Filmlerinde yönelttiği “niye” soruları aklına takılıp günlerce düşünmeyen; filmlerini adam gibi anlamak, çözümlemek için birkaç kez izlemeyen yoktur sanırım ciddi izleyiciler arasında.

Diyalog ustası

Zor adamdır Bergman. Tek oda içinde sabit kamerayla, oyuncunun yüzüne odaklı filmlerini takip etmek, konuşmaları kaçırmamak için pür dikkat izlenir Bergman. Bir diyalog ustasıdır. Tiyatrodaki ustalığını sinemaya yerleştirmiş; insanları görsele –akana- değil, durağana oyuncunun gözlerine, sözlerine bağlayabilmiş. Oyuncuların yüzüne düşürdüğü gölgelerle, muhteşem ışık oyunlarıyla insanları rahatsız etmeyi pek güzel başarabilmiş belki de bu konuda en iyi olmuştu Bergman.

Filmin tadını çıkarın

Yapıtları Woody Allen, Kubrick  ve Tarkovsky ve bir çok kişiyi etkilemiş ve benden büyük Tarkovsky var diyen biri olmuş Bergman. Hayatı boyunca 54 film, 126 tiyatro eseri ve 34 radyo oyunu çekmiş, sayısız ödül kazanmış. Bergman’ın asıl hoşlandığı filmi üretme aşamasıydı, Beğenilmediği zaman da olurdu tabii. Woody Allen’a bir konuşmasında “ Eğer bir filmin kötü eleştiri alırsa bu beni rahatsız eder, otuz saniye kadar.” demiş. İzleyicilerinin filminin tadını çıkarmalarını istermiş, kolay çözümlenebilir olmasalar bile.

Sıkı bir dini eğitim

14 Temmuz 1918’ de İsveç’de varlıklı din adamı bir babanın oğlu olarak doğdu Bergman. Çocukluğu evdeki katı disiplin ve sıkı bir dini eğitimle geçmiş. Soğuk kuzey aile yapısını, çocukluk dönemlerini eleştirdiği filmlerinde babasının ve bu dönemin etkisinin büyük olduğu söylenir. 1937’de Stockholm Üniversitesi sanat ve edebiyat bölümüne başlamış. Okul hayatı boyunca içinde opera oyunlarının da bulunduğu bir çok oyun yazmış, mezun olduktan sonra bir sinema şirketinde senarist olarak çalışmaya başlamış. İlk senaryosu 1944 yılında başka bir yönetmen tarafından filme çekilmiş, 1949 yılında da ilk kendi filmini üretmiş Bergman. 1955 yılında 16. filmi olan Bir Yaz Gecesi Gülümsemeleri Cannes’da gösterildiğinde jüriyi hayran bırakmış diğer filmlere ayıp olmasın diye – oracıkta karar verilen- “Şiirsel Hiciv” ödülü verilmiş. Dünya çapında ünlü olması bu şekilde başlayan Bergman'ın en ünlü filmlerinden olan Yedinci Mühür ve Yaban Çilekleri sonraki yıllarda çekilmiş. ’60 yılların başlarında dini eleştirdiği üçlüsü Aynanın İçinden, Kış Işığı ve Sessizlik gelir. 1966'da efsane filmi “Persona” seyircilerle buluşur. En son filmi olan Saraban’ı Tv için çeker Bergman ve 30 Temmuz 2007 de hayata gözlerini yummuştur.

Asıl aşkı tiyatro

Sinemaya girişi 9 yaşında kurşun asker setine karşılık abisinden takas ettiği projektörle başlayan Bergman, esasen tiyatroya bağlı olduğunu her fırsatta dile getirir. Beraber çalıştığı bir çoğu tiyatrodan arkadaşı olan Liv Ullman, Bibi Andersson, Erland Josephson gibi oyuncular sinema tarihinin en önemli oyuncularıydı.

Tiyatro yönetmenliğinde de üstüne yoktu. Filmlerinde tiyatronun yanında resim, edebiyat, müzik ve felsefenin de etkileri görülüyordu. Film şeritlerine işlediği çalışmaları belki de insanlığın en temel kaygılarına eğildiği için o şiirsel derinliğe ulaşabiliyordu. Ölümlülük, aşk, sessizlik, insan ilişkilerinin zorlukları, başarısız evlilikler, insanlar arasındaki iletişim kopukluğu, sevgisiz disipline çocukluk dönemi bunlar hep Bergman’ın konularıydı. İnsanları sıkar, yorar, düşündürür. Bergman önce aile ilişkilerini ele alırdı, anne-kız, anne-baba, baba-oğul gibi bilinç altına saklananları, sıkıntıları, geçmiş yaşananları, ansızın patlak verenleri anlatmaya çalışır. Buradan topluma geçer.

Bergman önce kişiseldir. Kişinin ilişkilerini sorgulatır kendisine… Sebep aramaz, niyeti soru sormaktır. Genelde çözüm sunmadan sana bırakır sunduklarını.