Boğaziçi'nde ümmet birlikteliği var!

Boğaziçi Üniversitesi bir Amerikan okulu olarak başlamış. Amerikalılar, İstanbul'un en güzel yerlerinden birine, Rumeli Hisarı'nın yukarısındaki Boğaz'a nazır tepeye konmuşlar. Kiliselerini ve okul binalarını dikip, Robert Kolej'i dikmişler. O günden bu yana, okulun büyük arazisinin içinde, İstanbul’un fethinde şehit olanların yattığı mezarlar da kaybolmuş, unutulmuş. Okul, fetihten sonra gazilerin gelip dua ettikleri, şimdilerde sessiz ve garip kalmış Duatepe’ye de komşuluk ediyor.

Boğaziçi, bir Müslümanın başı dik, alnı açık okuyabileceği bir üniversite

Boğaziçi, bir süre Müslümanlara ve dahi geleneksel Anadolu insanına çok uzak görünmüş. Bir nevi elit okuluymuş. Azınlıkların ve zenginlerin tercih ettikleri izole bir mekân... Tabi bu durum, uzun süredir değişmiş durumda. Fakat yine Boğaziçi’nde, her okula nasip olmayacak ayrıcalıklı bir durum var. Bir nimet... İki büyük merkezi kampüsün, Güney ve Kuzey kampüslerinin arasında Nafi Baba Camii, lokasyon olarak tam merkeze oturuyor. Caminin bağlayıcılığı ve birleştiriciliği Müslümanca yaşayan, yaşamak isteyen öğrenciler için de merkezî bir vazife görüyor. Bir ümmet birlikteliği, cemaatler ve fırkalar üstü bir ümmet birlikteliği var burada. Boğaziçi’ni tercih eden Müslüman öğrenciler, okula geldikleri ilk günden itibaren kendilerini büyük bir camianın mensubu buluyorlar. Biz de böyle bulduk, tanışıklığın ve kardeşliğin “selamun aleykum” lafzıyla arttığına, kalplere ve mekâna nakşedildiğine şahit olduk.

Yeni gelen arkadaşlarımız, hayret ve hayranlıkla karşıladıkları bu ümmet yoluna adım atmış birlikteliğe ne kadar şükretsek az olduğunu söylüyorlar. Halihazırda elimizde bulunan nimete alışmış zihinlerimize şükretmeyi hatırlatıyorlar. Şu anda Politika bölümüne başlamış olan, okula da dereceyle gelmiş Ömer Faruk kardeşimiz, böyle bir ortamı tercih etmiş olmasına nasıl şükrettiğini şöyle anlatıyor:

“Özel üniversiteler aklımı çeliyordu. Bir tanıdık vesilesiyle Boğaziçi’nde okuyan birkaç öğrenciyle tercih sürecinin bitmesine iki gün kala bir Ramazan günü buluştum ve beraber okula gittik. Somali için hayır iftarı düzenlenmişti ve daha birçok Müslüman kardeşler, ağabeylerle de tanışma imkânı buldum. Okulda Müslüman camia içinde öyle sağlam bir dayanışma ve muhabbet ortamı var ki, isteyen birisi nahoş ortamlardan kendisini korumakta zorlanmaz. Ağabey-kardeş ilişkileri de çok nitelikli burada. Buradan mezun olup Çin’e giden, hiç yüz yüze görüşmediğim bir abiyle iletişime geçip, istişare etme imkânı buldum. Buradaki camia sayesinde, okula alışma sürecini daha okula başlamadan atlattım. Boğaziçi, bir Müslümanın başı dik, alnı açık okuyabileceği bir üniversite.”

Nafi Baba Camii bizim karargâhımız

İktisat'tan Selim kardeşimiz de, okulumuzu tercih etmeyi düşünen arkadaşlara, “Kuzey ve Güney kampüslerimizin ortasındaki Nafi Baba Camii ile şekillenen, cemaat ayrımı gözetmeksizin din kardeşliği üzerine yükselmiş Müslüman birlikteliği onları bekliyor.” mesajı vermek istiyor. Uluslarası Ticaret'ten Enes kardeşimiz de, “Ümmet olma şuuruyla, "kol kırılır, yen içinde kalır" düsturuyla hareket etmeye çalışarak birbirimizi iyiye yönlendirmeye, batıl dünya düzenlerine karşı ise birlik olup, ümmet olup hareket etmeye çalışıyoruz. Nafi Baba Camii bizim karargâhımız, parolamız ise selamların en güzeli olan Allah'ın selamıdır.” diye tarif ediyor cemaatimizi...

Tercih dönemindeyiz, o dönemi geçirmiş veya geçirmekte olan herkesin bileceği gibi kafaların karıştığı, ipuçlarının, işaretlerin arandığı bir dönem tercih dönemi... Biz de Allah'ın bize okulumuzda bahşettiği bu ümmet şuurunu, tercih dönemindeki, kafası karışık bütün Müslüman kardeşlerimize de anlatmayı şükrün bir ifası biliyoruz. Tercih edecek olup da tedirginlikler yaşayan kardeşlerimizi rahatlatmış, arada kalmış kardeşlerimize de bir yol göstererek müfid olmuşuzdur inşallah.

Ve'l-hasılı kelam, cemaatimize bereket getirecek, camimizin gölgesinde selamımıza cevap verecek kardeşlerimizi aramıza davet ediyoruz.