Bağlum, Ankara’nın Keçiören ilçesine bağlı bir mahallesi. Ankara çevreyolunun dışında kalan, oldukça yüksek rakımlı, sıcaklıkların Ankara’nın merkezine göre birkaç derece değiştiği, Ankara’dan uzak, bağların ve mesire alanlarının bulunduğu bir köy olan Bağlum, göçler ve yeni yerleşimler neticesinde önce müstakil belde, sonra Keçiören ilçesinin bir mahallesi olmuştur. Özellikle Ankara tarafından girişe kurulan yeni mahallelerden ev alan, Ankara’nın ve Anadolu’nun değişik yerlerinden gelip buraya yerleşen Çerkesler bugün Bağlum’un yeni mahallelerine kendi renklerini vermişlerdir. Mahallenin adı, Kafkas Mahallesi; caminin adı Şeyh Şamil Camii; parkın adı Cevher Dudayev Parkı…
Bağlum, Ankara’nın manevi merkezlerindendir. Hacı Bayrâm-ı Velî Camii veya Tâceddin Sultan Dergâhı gibi Ankara merkezde yer almadığı için uzun yıllar çok dikkat çekmemiş, çokça ziyaret edilmemiş ve insanlar tarafından bilinmemiş olsa da bilenler bilir, Bağlum evliyalar diyarıdır. Kabristanında bulunan Yakub Evliya ile yapımı yeni tamamlanan Bağlum Merkez Camii avlusunda bulunan Yusuf ve Sadık Evliyalar Horasan erenlerindendir. Onların kabirlerinin mevcudiyeti sebebiyle olsa gerek eskiden beri büyükler Bağlum’u sevmişler, ziyaret etmişler ve önemsemişlerdir. Buna bir örnek: Merhum Prof. Dr. Abdülkerim Abdulkadiroğlu, 1970 yahut 80’li yıllarda rahmetli M. Es’ad Coşan Hocaefendi ile ilk defa ehliyet ve araba almasından sonra sıkça aileleri ile birlikte gezintiler yaptıklarını, Bağlum’a ziyaretler gerçekleştirdiklerini yazmış olduğu bir hatıra yazısında anlatmıştı. Yine Devlet Arşivleri’nden değerli ağabeyimiz A. Semih Torun, 1983’ten sonraki yıllarda Bağlum’a zaman zaman ziyaretler gerçekleştirdiğini ve bir defasında orada Dr. Emin Acar Hoca ile karşılaştıklarını bir yazısında anlatmıştı.
Abdülhakim Arvâsî hazretlerinin Bağlum’a defni
“Bana yakan gözlerle bir kerecik baktınız, Ruhuma büyük temel çivisini çaktınız.” Necip Fazıl’ın hakkında bu sözleri sarfettiği şeyhi Abdülhakim Arvâsî hazretleri, 1943 yılının Eylül ayında İstanbul’un değişik camilerinde yapmış olduğu vaazlar bahanesi ile tutuklanır ve İzmir’e götürülür. Yakınları İstanbul’a iade edilmesi için başvururlar fakat Ankara için izin çıkar. Abdülhakim Arvâsî hazretleri Ankara’yı hiç sevmemektedir, bu sebeple de vefatından sonra yakınları İstanbul’a defnetmek için resmî makamlardan izin isterler. Ancak izin çıkmaz. Şehir mezarlığına defnetmek mecburiyeti ile karşılaşılınca herkes bu durumdan müteessir olur. Zira Hazret bunu istemediklerini ifade etmiştir. İşte o sırada akıllara, tabi değişik işaretler ile de Bağlum gelir ve Bağlum’a defnedilir. Necip Fazıl bunu şöyle anlatır:
“Mübarek naaşın İstanbul’a nakli için resmî makama başvuruyorlar. Tahnit (ilâçlama) mecburiyeti olduğu cevabı veriliyor. İmkânsız!
O halde?
Şehrin belediye sınırları içinde ölenlerin Asrî Mezarlığa gömülmesi şartı var. Daha imkânsız!
O halde?
Kırşehir’e kaldırma ve orada bazı yakınları arasında toprağa vermeyi düşünüyorlar. Bu da resmî şarta uygun değil… O sırada ahşap evin kapısı çalınıyor ve kim olduğu, nereden geldiği, ne istediği belli olmayan ak sakallı bir adam, ‘Ankara civarında Bağlum isimli bir köy vardır.’ diyor; ‘Orada Nakşî şeyhlerinden bir zât da medfun… Oraya götürünüz, kendilerine uygun yer orasıdır.’
Ve çıkıp gidiyor. Meçhul adamın arkasından koşuyorlarsa da ele geçiremiyorlar. Bağlum, Ankara’nın belediye sınırları dışında olduğu halde, cenazeyi battaniyeye sarıp bir taksi içine atıyorlar ve en yakınlarından birkaç kişi Bağlum nahiyesine götürüyorlar. Yolda İbrahim Arvâsî’nin Keçiören’deki köşküne uğruyorlar ve teçhiz, tekfin işini orada yapıyorlar. Bir de bakıyorlar ki 12 kişiden ibaret olan yakınlarının cenaze etrafındaki dairesi 500 kişiye çıkmıştır. Bunlar kimdir, nereden gelmişlerdir, ne demek isterler; hep meçhul… Efendi hazretlerini yalçın ve çırılçıplak Bağlum mezarlığının ilkokula bitişik köşesine namsız, nişansız, ilansız, işaretsiz şekilde defnediyorlar.
Mübarek mezar, bugün, üzerinde yazısız bir taş olarak, her şatafattan uzak, semalara tebessüm etmektedir.”
Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretlerinin kabri ve genel olarak Bağlum kabristanı yakın zamana kadar bakımsız bırakılmış, izbe yerler halinde iken son üç-beş yıldır, elhamdülillah ki kabristanın yakınında kurulan vakıf sayesinde temizlenmiş, düzenlenmiş, intizamlı bir şekilde bakım işleri halledilmiştir.
Bağlum, misafir ettiği büyükler sebebiyle mühimdir
Ayrıca şair Abdurrahim Karakoç’un kabri de Bağlum kabristanında, Abdülhakim Arvasi hazretlerinin kabrine oldukça yakın bir mevkidedir.
Büyükler şerefü’l-mekân bi’l-mekîn demişler. Bağlum da misafir ettiği büyükler sebebiyle mühimdir, ziyaret edilmelidir, bilinmelidir.
Allah bizleri büyüklere karşı vefakârlardan eylesin.
Cihat Demirci