Ahmet Cevizci: Bir Hocadan Fazlası, Duruşun ve Ahlakın Mirası

Bu yazı, yalnızca büyük bir felsefe tarihçisini anma metni değildir. Aynı zamanda bir öğrencinin hocasına duyduğu sevginin, minnetin ve borçluluğun ifadesidir. Cevizci’nin eserlerinden, hakkında yazılan değerlendirmelerden; ama en çok da onunla kurduğum gönül bağından süzülen bir hatırlayıştır.

Bazı insanlar hayatımıza yalnızca bilgiyle değil, bir duruşla, bir ahlakla ve bir bakışla dokunurlar. Onlarla karşılaşmak, insanın kendi içine açılan yeni bir kapı bulması gibidir; hem kavramların ışığını hem de insan olmanın sorumluluğunu hatırlatırlar. Ahmet Cevizci de benim için böyle bir insandı: Bir hocadan öte, düşüncenin izini sürmeyi öğretirken kalbimizi de incelikle terbiyeden bir bilge. Onunla geçirdiğim yıllar, felsefenin kitaplarda başlayan ama hayatın içinde asıl karşılığını bulan bir yolculuk olduğunu öğretti bana. Her cümlesinde, her eleştirisinde, bir paragrafın tek bir kelimesine gösterdiği titizlikte ya da sesi alçak ama etkisi derin bir açıklamasında hakikatin önünde duyduğu saygıyı görmek mümkündü. Cevizci, felsefeyi yalnızca akademik bir disiplin olarak değil; insanın kendini tanıma çabası olarak kavrar, düşünceyi hayatın merkezine yerleştirirdi.