Zaman, mekân aşıp gelmiş kahramanlar

Tarihimizde, edebiyatımızda, sosyal hayatımızda hep kahramanlar ve kahramanlıklar vardır.

Kimdir kahraman? Kime denmeli? İyi, güzel, başarılı, öne çıkan davranışlardan hangisidir kahramanlık?

Kahramanlık şehvetle değil, aşkla, sadakatle bağlanılanın uğrunda özgürlüğünden, huzurundan, sağlığından, rahatından ve güvenliğinden vazgeçebilmektir.

Kahramanlık kutsal sayılan, aşkla bağlanılan, vazgeçilmez kabul edilen; uğrunda ölümü göze alanların, hücrelerini bu duygu ve düşünceyle yıkayanların davranış bütünlüğüdür. Kahramanlık, “Her güçlükten sonra bir kolaylık vardır.” hükmünün arkasındaki ilâhî müjdeyle donanmışlıktır. Kahramanın özgüven duygusu çalışkanlıkla, tahammülle ve sabırla birleşerek her hücresine ayrı bir enerji taşımaktadır.

Kahramanın ilk özelliği, korkusuzluğudur… Kahramanlardaki korkusuzluk, Allah’tan başka korkulacak olmadığına inananların korkusuzluğudur. Kahramanlardaki korkusuzluğun arkasında, bilinçli bir özgüven duygusu, bilinçli bir inanç, bilinçli bir temkin, bilinçli bir tahammül ve sabır bulunduğunu göremeyenler, kahramanlığı anlayamazlar. Bu ulu ve şerefli rütbeyi kazanmak için bilinç gerekli.

Kahraman gözünü, sözünü, kulağını, aklını doğrunun emrine verdiğini saklamayan insan. Kahraman, vücudunun bir organını veya bazı organlarını değil canını, kutsal ve doğru saydığı yolda, ortaya koyan insan… Malından, gençliğinden, hayallerinden, beklentilerinden, ulaştıklarından, ulaşma ihtimali bulunanlardan vazgeçerek canıyla bir doğruyu yaşatmaya çalışan insan, kahraman… Cinsiyeti ve yaşı yok kahramanın: Erkek de olur, kadın da, çocuk da olur, yaşlı da.

Kahraman, Allah’ını bilmeyi, özünü biçimlendirmeyi, doğrular adına yapılması gereken savaşı, bilinç seviyesine çıkarmış insan…

Allah doğrudur, doğruyu sever ve doğruluğun yaşaması yönünde can verenler ile doğrudan görüşür. Şahit, bir şeyi gözüyle gören demektir. Şehit, aynı kökten gelen ve sıfatın en yüksek derecesini gösteren kavram. Esmâü’l Hüsna’dan biri olan “şehit”in anlamı; en yakından, en içten gören, bilgisi mutlak olan… Yaratanıyla görüşmek, buluşmak ve doğrudan sohbete katılmak için Allah’ın doğrusunun yolunda can verirken, ölümü yakından gördüğü hâlde kaçmayan insandır şehit… Şehitler, kanlı kefenleriyle gömülürler. Allah’ın doğrusuna şahitlik etmek üzere, eceli en yakından görmek için şehit olanlar, özel sohbetin de şahidi olacaklardır. Şehitler, peygamberlerle sohbete katılmak açısından velilere eşittir.

Vatan sevgisi imandandır! İnsan topraktan gelen, toprağa dönecek olan bir canlı; bütün varlıklar da toprağa dönüşüyorlar. Toprak, ataların vücutlarının tozlaşıp yağmur yağdıkça da bitkileri canlandıran, bizi barındırıp besleyen, ortak bir coğrafyaya dönüşünce vatanlaşan yüce madde… Kahraman, vatan düşmanlarına karşı çıkandır.

 “Zaman, Allah’ımın beni var kıldığı bir ömür ile elinden tutup bütünleşmem için görevlendirdiği imtihan alanıdır.” diyebilen insan, kahraman…

Mekân, Allah ve atalar tarafından havasına, suyuna, toprağına, bitkisine, hayvanına, güzellik katılarak geçmişten geleceğe bırakılan açık ve kapalı alanlar. Toprağın altındaki ve üstündeki insanlara, açık ve kapalı alanlardaki emanetlere saygı, sevgi, insaf, merhamet ve sorumluluk duyarak yaklaşmayı benimseyen insandır kahraman…

Şartlar… Şartlar olumsuz ise… Zamanın, mekânın çıkmazlar ve çözülmeler yüzünden sıkıntılı, bunaltıcı, çözümsüz olan durum ve şartları, Allah’ın ve ataların istediği yönde, değişim ve dönüşümlere kavuşturmak için özgüven duygusunu, arınmış bilinciyle ve sabırlı çabası ile yıkayıp ortaya koyan insan, kahraman…

Kahraman, açık düşmanı ve düşmanlıkları ya büsbütün yok eden ya da ümitlerini ortadan kaldıran iradeyi, mücadeleyi ortaya koyandır. Sadece kendi şeref, iffet ve namusuyla malını değil başka insanların can, namus ve mallarını da korumak, ata vücutlarının karıştığı topraklara düşman ayağı bastırmamak için canını, kanını sebil eden insandır, kahraman…

Misal olarak kahramanlar; Bedrin aslanları, Malazgirt Meydan Muharebesi’yle Anadolu’nun kapılarını açanlar, İstanbul’u fethedenler, Nizam-i Âlem davası sancağını üç kıta yedi denizde dalgalandıranlardır. Çanakkale’yi geçilmez kılanlar, Anafartalar’ın, Dumlupınar’ın, Sakarya’nın, Büyük Taarruz’un asker ve komutanlarıdır kahramanlar…

Bilhassa tarihi kahramanlar ve kahramanlıklar şiirlerle de süslenmiştir.

Hedef Akdeniz, asker!" diyen parmağa koştuk;

Zafer bahçelerinden gül koparmağa koştuk...                                                         

                                                  Ömer Bedrettin Uşaklı

Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik,

Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik!

                                                           Yahya Kemal Beyatlı

Her savaşa benzemez: Bu bir 'kutsal savaş' tı;

Ay parçası yiğitler Hak yolunda savaştı.

                                                          Halide Nusret Zorlutuna

Bu dağlarda biz yaşarız, bu dağlar bizim dağımız.

Namusumuz temiz, bayrağımız hür,

Analarımız, karımız, kızımız, kısrağımız

Burada erkekçe dövüşür.

                                                         Yavuz Bülent Bakiler

Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,

Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir.

Bunun için ölüme bir atılış gerekir,

Atıldıktan sonra bir daha dönmemektir...

                                                 Hüseyin Nihal Atsız

Sen ki son ehl-i salibin kırarak savletini,

Şarkın en sevgili Sultanı Salahaddin'i,

Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran..

Sen ki, İslamı kuşatmış, boğuyorken hüsran,

O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;

Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;

Sen ki asara gömülsen, taşacaksın.. Heyhat!

Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat..

Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber

Sana aguşunu açmış duruyor Peygamber... 

                                          Mehmet Akif Ersoy

Kalk yiğitim, yine dağ başını duman aldı…

Parçalandı bir kıtanın toprakları,

Aslan payını Aslan olmayanlar aldı…

Kalk yiğitim, yine dağ başını duman aldı…

                                      

Arif Nihat Asya  adlı şiiriyle, kahramanlar beklemektedir.

Necip Fazıl:

“Ne varsa çöplüğe at, belli başlı zamanlık;

Ölümü öldürmekte olanca kahramanlık” adlı şiiriyle, kahramanlığın tasavvufi yönünü anlatmıştır.

Kahraman haram lokma yemeyendir

Milletin birliğine, devletin varlığına, bir kültürün tarih içinde devamlılığına karşı çıkan ve bu niyetini silahla sürdürmeye kalkan yabancı, eşkıya ve hainler düşmandır. Düşmanın dini ve milliyeti önemli değildir; hattâ sizinle akrabalığı bile… Düşman, milleti önce sindirmek, parçalamak, sonra yok etmek isteyendir. Düşman, kurulu hukuk düzenini yerle bir ederek, devletin işlerliğini ve bağımsızlığını ortadan kaldırmak niyetini taşıyan, adı belli her türlü nifak, fitne ve fesat topluluklarıdır. Düşmanın karşısına çıkan, düşmandan kaçmayan haberciden, ekmek ve su taşıyıcısından, en iyi nişancılara kadar çarpışma ve çatışmaya katılan insanlar gazidir, şehittir, kahramandır.

Kahraman, haram lokma yemeyendir; oğullarından, kızlarından, torunlarından çıkacağını bildiği için devlet malı, yetim malı, vakıf malı yemeyen insandır, kahraman… Gizli ve açık hırsızlıkta birinci, yolsuzlukta ünlü, zimmette şâibeli, yetkiyi bilerek kötüye kullanmada şanlı insan kahraman sayılır mı?

Hasetten, kıskançlıktan kıvrananların iftira veya iğrenç gıybetlerine rağmen dik duruşluluk, yolundan dönmezlik gösterebilmektir, kahramanlık. Kahraman, düşmanın çirkin oyunları, akıl almaz güç ve iş birlikleri karşısında, kızsa da üzülse de bezginlik ve yılgınlık göstermeyen insan…

Kahramana düşmanlık edenlerin iftirası, fitnesi, onu yıldırmaz, yolundan döndürmez; kahramanlık yılmamak anlamında sabır, durmamak anlamında irade ile donanmışlıktır.

Kahraman, nadiren saldıran; fakat kendisine saldırıldığında korkmadan, çekinmeden üzerine düşeni yapıp düşmanlığı savuşturan, düşmanına karşı koyan… Kahraman yalnızlığın, baş eğmezliğin, bağımsızlığın örneği, bükülmezliğin efendisi… Yalancı pehlivanın, cezbedici şarlatanın, çıkarcı kasılganın, hesapçı bezirgânın, öne çıkıp kahraman gibi görünmesi, ne yazık ki kişileri ve toplulukları, bir süre aldatabiliyor.

Kahraman, zor şartlar altında da nefsine, namusuna sahip çıkabilendir… Kimsenin namusuyla oynamayan, kimseye iftira etmeyen, iradeli ve nefsine mahkûm değil hâkim olan insan, kahraman… İmanına, iffetine ve aklına karşı açılmış savaşlarda, adım adım kazandığı cephelerle, her kadın birer gerçek kahraman… Bebek iken eli, gözü, dili olduğu yavrusunun her gününün ve her haftasının çilesiyle yoğrulan; şefkatin, merhametin, fedakârlığın anıtı olan anneler… Allah’ın, ataların, tarihin, toprağın ruhunun istediği çocuğu yetiştiren anneler, kazandıkları zaferle birer kutsal kahraman…

Kahraman, gücün ve güçlünün yanında değil, Hakk’ın ve haklının yanı başında yer alır. Bilinçli her insan gibi kahraman da hukuk ve adalete ilişkin yanlış uygulamaların huzur ve istikrarı da birlik ve bütünlüğü de yok ettiğini bilir. Bilinçli her insan gibi kahraman da din ve hukuk görevlerinin, muktedirlere yardım ve yataklık etmesini kabul etmez, bu duruma karşı çıkar. Kahraman, Allah’ın da kulların da şerefli saydığı varlık.

Kahraman zamanın, mekânın, şartların elinden tutup Allah’ın ve ata ruhlarının istediği yönde iyiye, doğruya, huzurluya, şerefliye, onurluya götürmeyi benimseyen, götürülmeyi isteyenlere önderlik veya yoldaşlık eden insan…

Gözünü tan ile nefsini iman ile vatanını can ile bağımsızlığını kan ile yıkadığı için özgürlüğü helal olan insan kahraman…

Kahraman babaların, anaların, kahraman çocukları olur; kahraman dedelerin ve ninelerin kahraman torunları…

Kahraman, beslenen değil; aklı, yüreği ve eliyle başkalarını besleyendir. Kahraman, şöhret ve dünyalık peşindekiler arasından seçmeye çalıştığımız değil; imanı, bilinci, bilgisi ve özgüven duygusuyla ortaya çıkması, özlemle beklenendir.

                                                                                       

YORUM EKLE

banner26