Zaman, mekân aşıp gelenlerin alternatif evreni: A-71

İskender Pala, son yıllarda hepimizin konuştuğu ve pek çoğumuzun sonunun nereye varacağını bilemediği bir konu olan yapay zekâ ile çıkıyor karşımıza. Merak duygusu her daim en yüksek seviyede kalmaya devam ediyor ve yazar, yine tüm kitaplarında olduğu gibi bu duyguyu gidermede hiç de aceleci davranmıyor. İşte bunun için diğerlerinde olduğu gibi A-71’de dikkatle ve özenle okuyup her kelimenin, her harfin kıymetini bilmek gerekiyor. Unutmayın ki İskender Pala'nın kişileri her an her yerde bir biçimde yeniden karşınıza çıkabilir.

Kitap ana temadan ayrılmadan ilerliyor. Çoğumuzun pek hâkimiyet kuramadığı ancak saf insanlıktan uzak noktalara götüreceğinden şüphe duymadığı yapay zekâ ve onun beyinleri ve kalpleri ele geçirici etkisi tehlike olarak her an hatırlatılıyor. Burada akılların yönetildiği ve dolayısıyla insanların istenilen istikamete yönlendirildiği bir dış müdahalenin hazırlıkları, aşamaları ve insanlığı getireceği ölümcül son konuya ilgisiz kalanlara da ilgi çekici bir biçimde anlatılıyor.

Olaylar bir uçak kazası ve bu kazadan sağ kurtulan Joseph ya da Yusuf'un ya da A-71'in Sina Çölü'nde verdiği yalnız yaşam mücadelesiyle başlıyor. Bir yerde kurduğum hayaller, benzetmelerle acaba Cast Away mi izliyorum diye düşünmedim değil. Biraz zaman ve bir Wilson karakteri bu kanaatimi fazlasıyla güçlendirirdi ama İskender Pala bu benzerliği ustalıkla yok etmeyi bilmiş. Kazaya uğrayan uçaktaki iki kişiden daha doğrusu kendilerinden söz edilen bir diğer kişi ise Joseph'i kontrol etmekle görevli bir kız. Joseph'in taşıdığı USB'nin yerine ulaşabilmesi, insanlığın geleceği için son derece mühim olduğundan böyle bir yol tercih edilmiş. İkisini aynı uçağa bindirmek, olası bir problemden aynı anda etkilenmelerine neden olacağından çok iyi bir karar gibi gelmiyor. Zaten bunun eleştirisi bu ikisinin bağlı olduğu Bay Stoye adlı kişiye bir üstü tarafından oldukça baskın bir yöntemle yapılıyor. İlaçlarla, yüklemelerle ve insanüstü bir bünye ile yaşama tutunmuş kişilerle yeni bir yaşam penceresinden bakıyoruz. Bu pencere bizlere dışarıdan kontrol edilebilir ve adeta bir robotmuşçasına duygusuz, görev bilincinden başka bir hassasiyet taşımayan ve esasında onu da görev bilincinden ziyade zerk edilmiş kodlarla gerçekleştiren insanı gösteriyor. A-71'in makineleşmekten kurtulma hikâyesi ise bunu fark ettiğinde başlıyor ve biz okuyucular yeniden bir iyi-kötü mücadelesini, rahat koltuğumuzda izlemeye başlıyoruz. 

A-71'deki değişim sadece fikri bir değişim olmayacak. Çölün yakıcı sıcağından, kurutucu soğuğundan, kahredici yalnızlığından sabırla kurtulduğunda karşısına çıkanlar ona yeni bir yol önerecek, onu daha önce görmediği ve yaşamadığı lezzetlere sevk edecektir. Artık ona kimse görev vermeyecek, vücuduna kimyasallar enjekte etmeyecek ve nano teknolojik deneylerin objesi olarak kullanmayacaktır.
Yeni "arkadaşları" bağlı bulunduğu örgütün ilaçlarla, bilgisayarlarla ya da çiplerle gerçekleştirmeye çalıştığı şeylere hâkimdi. Sina'dan Diyarbakır'a uzanan yolculuğunda kalp gözleri açık, ruhları uyumayan ve bedensel isteklerin zihinlerini ele geçiremediği insanlarla muhataptı. Bu arada A-71'in İnsan Hakları Savunma Komiserliği üyeliğinden dervişliğe terfi ettiğini yavaş yavaş ve hiç şaşırmadan kanıksıyoruz. Sanki bu işleri bırakmalıymış ve derviş olmalıymış gibi geliyor... Geçirdiği evrim, değiştirdiği zaman, kalkan duvarlar, duyduğu sesler ve açılan kalp gözü gittiği yolun ne kadar doğru bir yol olduğunu gösteriyor. Yani ermişlerin yanında, salihlerin himayesinde, aklına yenik düşmeyenlerin yol göstericiliğinde yepyeni bir A-71'in hepimizin kalbinde yeri var.

İskender Pala, iyi ile kötünün mücadelesini  farklı yöntemler kullanan iki grup olarak veriyor. Bir taraf kameralarla, çiplerle, ilaçlarla hareket ederken bir taraf kalbine danışarak ve beynini düşünmeye zorlayarak mücadele ediyor. Fakat her şey bu kadar kolay sona ermiyor. Macera filmini andıran kovalamacalar ve dolayısıyla kaçışlar, robot çağının tüm nimetlerinden faydalanan insanoğlu tüm bunları 2023’te gerçekleştiriyor. Dünyayı ele geçirmeyi, “insanlığı” yok etmeyi kafaya koymuş birileri, tüm gücün kendilerinde olmasına çalışarak dünyayı kıyamete zorlayacak bir hareketlenmeye çaba gösteriyor. Bunun için teknoloji yanında kaos planları, ölümler, kullanışlı terör yapıları ve kimyasal karışımlar kullanılıyor. Bilimin ayaklar altına serildiği, saygınlığını kaybedip kötülerin hizmetine girdiği bir durum resmediliyor. 


Elbette bizlere nefes olacak, bir an için bizleri bulunduğumuz bu “kötü zaman”dan kurtaracak birilerine ihtiyaç var. İskender Pala, bu ihtiyaca Ammar Hoca ve Nasuh Efendi ile cevap veriyor. Sırların sırrına ermiş bu iki isim, kötülerin nano teknolojiyle, bilimle, çiplerle, ilaçlarla elde etmeye çalıştığı imkânları, kalpleriyle başarabilmiş kişiler olarak karşımıza çıkıyor. Güler yüzlü, panik yapmayan, sabırlı, övünmeyen karakterleriyle kurguya renk katan bu isimlerden Nasuh Efendi, hikâyenin sonuna kadar bizimle beraber olmayı sürdürecektir. 

Bizler için aşırı teknolojiden kaçışın bir yolu da Viyana önlerindeki muharebe olacaktır. Zaman dürülmesi, kırılması, solucan deliği ya da ne dersek diyelim zaten müzisyen olan Joseph, Yusuf ya da A-71 kendisini bir anda boruzen olarak Viyana kuşatmasında buluyor. Orada yeni bir hayat bizler için de yeni bir soluk oluyor. 2023’ün kaosundan “kurtarılmış” Viyana’da sakin bir hayat sürüyoruz. Ancak yolu bu kez de 2071’e düşüyor. 2071 iyi ile kötünün mücadelesinin devam ettiği, kötünün henüz kazanamadığı, Türklerin önemli bir güç elde ettiği bir yıl olarak gösteriliyor. Bu arada A-71’in değişimini izlemeye devam ediyoruz. Kitabın sonu yeniden 2023’e getiriliyor ve günümüzde yaşadığımız terör olayları ekseninde kurulan planları görüyoruz. 

Kapı Yayınları’ndan çıkan A-71, fantastik öğelerin fazlasıyla yer aldığı bir İskender Pala eseri. Yormayan ve sıkmayan anlatımıyla çeşitli tarihlerde gezen Viyanalı bir müzisyenin günümüz gerçekleriyle anlatıldığı bu başarılı kitap; geçmişi günümüze, günümüzü de geleceğe bağlayan kurgusuyla okuyucuyu tarihler arası bir gezintiye çıkarıyor. 
 

YORUM EKLE
YORUMLAR
Esma Gündüz
Esma Gündüz - 3 ay Önce

İskender Pala'nın anlatımını çok seviyorum. Sizin kitap yorumunuza bu kitabı hemen alma isteği uyandırdı. Teşekkür ederim

banner19

banner26