Yılanlı Hamam’ın gizemi

Hayat ritmini yakalamış giderken bir sokağın başından olup bitenleri izlemenin verdiği heyecan ve merakı yaşar gibi bir tat bırakır bazen okuduklarımız. Bir adım ötemizde olur sanki her şey. Birbirine yakın evler, büyük bir ıhlamur ağacı, eski bir hamam, koşup duran çocuklar…

Şükran Binark’ın Şule Yayınları arasında çıkan Yılanlı Hamam isimli kitabını okurken bir an olsun mahalleden uzaklaşamadım. Çocuklar orada, ağaç öylece gölge yapıyor, Arif Bey en gizemli hâliyle hamamın yanında… Elbette kediler, köpekler de sokağın değişmezleri.

Çocukların dünyasına doğru bir yolculuk

Yılanlı Hamam için “çocuk macera romanı” diyebiliriz. Bu türün bütün özelliklerini içinde barındırıyor kitap. Şahsına münhasır çocuklar, haylazlıklar, merak, gizem, heyecan ve daha birçok unsur kitabı okurken karşımıza çıkıyor.

Çocukların dünyasına giriyoruz, Binark’ın sıcak anlatımı ile. Lakapları ve yaramazlıkları ile bir grup çocuk var karşımızda. “Şişko, Çilli, Sırık, Zevzek, Müzevir, Japon, Başkan, Çaylak, Sakar, Monitör” çocukların lakapları. Hepsinin de bu lakapları hak eden hâlleri var.

Çocukların grupları var. Elbette grup başkanları da... Kurallara uymayanlara cezalar da belirlenmiş. Şükran Binark, kitabını yazarken amacı, baskıcı bir anlatımla iyiliği dayatarak öğretmek değil, hayatın akışı içinde ince mesajlarla çocuklara doğruyu gösterme metodunu uyguluyor. Böylelikle kitap sıkıcı bir öğreti kitabı olmaktan çıkıp maceraların yaşandığı olaylar zincirinde verilmesi gereken mesajı okuyucuya sunmuş oluyor.

“Ihlamur Kuralları”ndan birkaçını buraya almak istiyorum.

“Arsadaki toplantıya iki defa üst üste gelmeyen bir hafta boyunca arkadaşlarının ödevlerini yapacaktı. Yardım almak serbestti. Toplantı acil durumlar dışında haftada bir yapılıyordu.

İhtiyaç olanlara yardım edilecekti. Mesela Münevver Teyze’nin filesini taşımak, Ayşe Nine’ye ekmek almak, İzzet kadar ufak çocukları korumak gibi.

Cango ve diğer köpekler dost ve dokunulmazdı.”

Her türlü yaramazlık girişimine rağmen çocuk safiyetini de hiç yitirmiyor kahramanlar.

“İspiyonculuğun cezası ağırdı. Hele tekrarlayan, gruptan uzaklaştırılacaktı. Ancak bir daha yapmayacağına söz verir, ‘İki gözüm önüme aksın,’ gibi büyük bir yemin ederse tekrar kabul edilebilirdi gruba.”

Her mahalleye bir Arif Bey

Kitabın yapıcı karakteri; Arif Bey. “Yaşlı annesiyle boş arsadaki kulübede oturup eski eşyalar toplayarak geçinen ve çocukların yüzüne, büyüklerin arkasından deli dedikleri Arif Bey.”  Önce Ertan tanışıyor Arif Bey ile daha sonra bütün çocuklar.

Şükran Binark, romanında bir yol göstericilik yapmak istiyor. Bunu da Arif Bey karakteri ile sağlamış. Kırmadan, incitmeden, çocukların dostluğunu kazanarak…

Çocukların lakaplarının onları incitebileceğini söyleyerek hepsine yeni lakaplar bulunmasını sağlar. Hem de hepsinin gönüllü olarak bunu yapmasını sağlayarak.

“Birbirinizin güzel özelliklerini düşünüp söyleyin. Bu lakaplar yerine onlardan birini seçin, daha iyi olmaz mı?”

Böylelikle lakaplar değişir. Zevzek- Yakışıklı, Çilli Eşref-Kızıl, Şişko Nuri- Pehlivan… olur.

Kıymet bilmeyi, saygıyı, merak etmeyi, dürüst olmayı hep Arif Bey öğretir çocuklara. Bunu yaparken yine bilgi verir gibi değil yaşayarak öğrenmelerini sağlar. Elbette bunun güzel sonuçlarına da bütün mahalle şahit olur.

“Son zamanlarda çocukların yaramazlıkları azalmıştı; mahalleli bu durumdan memnundu. Kahvecinin müşterilerini, bakkalın gazetelerini ve berberin havlularını artık kimse rahatsız etmiyordu.”

İyilik kazanacak

Şükran Binark’ın Yılanlı Hamam’ı, içinde barındırdığı “İyiler kazanır” mesajı ile en çok ihtiyacımız olan sevgiyi aşılıyor çocukların kalbine. Çocuklar Arif Bey’e olan tutkuları ile bunu çok iyi yansıtıyorlar. Şimdilerde çok özlediğimiz; birlik, beraberlik, samimiyet gibi kavramlar bu romanda bir yılanın gizemiyle birlikte iç içe veriliyor.

Şükran Binark’a yazı hayatında başarılar diliyorum. Yılanlı Hamam’ın bahtı açık olsun.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ayferr
Ayferr - 2 ay Önce

Şiir tadında kitap incelemesi..çok teşekkür ederim bu güzel kitapla bizi tanıştırdığınız için.

banner26