Yeni bir temsil temennisi

2004'te Marmaris'te Öğretmenler Günü programında Sabancı Lisesi korosu Onuncu Yıl Marşı'nı söylüyordu. Bu sırada çoğunluk ayağa kalktı ama emekli olduktan sonra Marmaris’e yerleşmiş olan 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren marşı oturduğu yerden dinledi. Daha sonra salondakilere şunu söyledi:

“Ayağa kalkmadım çünkü Onuncu Yıl Marşı, İstiklal Marşı değildir".

Buradaki anlamı ortaya çıkaran şey bir "katılmayış"tı. Kenan Evren’in ayağa kalkmayarak yaptığı şey 1930'ların pozitivist felsefesi yerine 1920’lerin İslami değerlere atıf yapan felsefesine işaret etmekti. O esnada ayağa kalkanlardan bir kısmı dönüp Evren Paşa'yı alkışladı. Bunların bir kısmı az önce herkes kalktığı için ayağa kalkmış kişilerdi.  

Toplumda farklı görüşlerden birçok kimse bulunur. Ama insanlar genel olarak kabul gören şeyler üzerine çok fazla düşünmezler. Ayıplanma endişesi, uyum sağlama eğilimi taşıyabilirler. Ancak bir kimseye veya bir topluluğa katılarak yüksek bir fayda üretmek pek mümkün değildir. Bu tür şeyler çoğu kez tefekkürün bulunmadığının, aslen de duygu yoksunluğunun tezahürleridir. Duygunun derinleşmediği bir ortamda bir sağa, bir sola dönüp alkış tutulur. Bu şartlarda Cumhuriyetçi, Milliyetçi veya İslamcılar bulunmaz, Cumhuriyetçi, İslamcı kimlikliler bulunur, aslında bir görüşleri yoktur. Güce göre yeni bir tutum takınabilirler, ne yazık ki yolsuzluk ve arsızlık yapabilirler. Günümüzde, kamunun genel menfaatine dair duygunun derinleşmesine, insan sevgisinin ihdas edilmesine, sorumlulukların yeniden tanımlanmasına ihtiyaç vardır.

Fransız İhtilali’nin meşhur sloganı özgürlük, eşitlik, kardeşlik idi. İki yüz yıl içerisinde, özellikle son elli altmış yılda, Aristipposçuluk belası özgürlük, eşitlik, kardeşlik kavramlarının içini boşaltmıştır. Demokrasi, hukuk devleti törensel hale dönüşmüştür. Ulus devletlerde özgürlük yoktur, eşitlik, kardeşlik yoktur. Kapitalizmin olgun çağında basit bir hedonizme teslim olunmuştur. Aristipposçuluk duygu derinliğinin, insani değerlerin en büyük düşmanıdır. Aristipposçuluk ilerlemeyi olanaksız hale getirip medeniyeti büyük ölçüde tahrip etmiştir.

Bu yıkıntıları temizleyip dünyaya hitap eden yeni bir medeniyet kurulmalıdır. Kutlu sadamızla iyileştirmenin şartlarını hazırlamalı, ciddiyetle, saygıyla, bedeni ve ilmi disiplinle başlamalıyız. Bu hareket tarzını edinmeliyiz. Bu değerlerle ilerleyen üstün bir kadro oluşturmalıyız.

İslam bir değerler manifestosudur. Edep, saygı, isâr, İslam peygamberinin düsturlarıdır. Bu ölçüler bugün tefekkür konusu olmaktan çıkmıştır. Ümmü Seleme’nin rivayetine göre Hz. Muhammed sabah evden çıkarken yaptığı duanın sonunda “saygısızlık etmekten ve saygısızlığa uğramaktan sana sığınırım" diyor. Medine’de vefat eden bir Yahudi mezarlığa götürülürken Hazreti Peygamber saygı maksadıyla ayağa kalkıyor, orada bulunanlar, “ama o bir Yahudi cenazesi” deyince şu cevabı veriyor: “Olsun, insan değil mi?” Yermük Savaşı’nda Hz. Huzeyfe’nin yaralılara su taşıması, Ebû Talha’nın misafir ağırlaması benzeri birçok hadiseyi hatırlamak gerekir. Bugünün sözde İslami kanaat önderlerinin çoğu bu ölçülerden uzaktır. Bu kimseler Peygamberin vazettiği anlayışa yakın değildir. Öyleyse büyük bir temsil krizi bulunmaktadır ve her şey bu terbiyenin tekrar elde edilmesine bağlıdır.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ayşe Serap zşshiner
Ayşe Serap zşshiner - 2 ay Önce

Çok çok anlamlı bir konu çok beğendim kalemine sağlık

banner19

banner36