banner17

Dünyabizim Sitemize Dair Bir Muhasebe ve Bazı Değişiklikler

Dünyabizim, her gün bir gazetenin kültür sayfası kadar haber, her ay birkaç dergi boyutunda içerik üretse de neticede bir internet sitesi; yani bir dergi veya gazete değil. İnternette yayın yapmak ile basılı yayın yapmak arasında da çok ciddi bazı farklar mevcut. Her ikisi de yazılı metin olsa da, okunduğu mecranın farklı olması tahminimizden farklı boyutlar açıyor. Genel yayın yönetmenimiz Mehmet Erken medyanın yeni haline ve sitemizdeki değişim ve gelişmelere kısaca değiniyor.

Dünyabizim Sitemize Dair Bir Muhasebe ve Bazı Değişiklikler

İnternetin mekânsız bir yer olması (bu şekilde algılanması) burada yayınlanan yazılara ve yayınlara da tesir eden bir gerçek. Bu durum pratik olarak bizim de, internet yayını yapan bir site olarak en çok karşılaştığımız sorulardan birine temas ediyor; “sizin yeriniz mi var?” Yani zımnen, “bu iş evden rahatlıkla yapılabilecek bir iş iken neden bir mekân var ki?” sorusu. Sitemizin yayına başladığı 2008 yılında işleyişimizin bu şekilde olması da, bu soruyu doğuran bir diğer sebep. Yani Asım Gültekin abi ve diğer editörler Küresel İletişim AŞ’nin mekânında bulunmuyor, zaman zaman uğruyor ve düzenli toplantılar yapıyordu. Her yazar için Dünyabizim’i ve yazarlarını somut olarak gördüğümüz yer bu toplantılardı.

Düzenli istişareler neticesinde yayınlanan bir site

Zaman içinde bu işleyişin bizi zorladığı ve editörün sabit bir yerinin olmasının daha doğru olacağı kanaati baskın geldi ve bu uygulamaya geçildi. Mehmet Emre Ayhan ilk sabit editörümüz oldu ve yıllardır bu şekilde düzen işliyor. Benim idari görevi almam akabinde, yayın yönetmeni ve editör olarak karşılıklı masaları işgal eder hale geldik. Yani 2015’in Mart ayından bu yana Mehmet Emre abi ve babam Erhan Erken ile aynı binada bu işi sürdürüyoruz. Her ne kadar künyede Genel Yayın Yönetmeni olarak benim ismim yer alsa da, pratik olarak Dünyabizim, aynı mekânı paylaşan ve sürekli görüşen 3 kişinin düzenli istişareleri neticesinde yayınlanan bir site. Tabi ki buna ek olarak yayın kurulu ve yazarlarımız ile düzenli toplantılarımız devam ediyor. Süleymaniye’deki ofisimizi ziyaret eden yazarlarımız ve diğer isimler ise cabası…

Anlaşılacağı üzere tek tek isimlerin farklı görevleri olsa da Dünyabizim, yönetim olarak kollektif bir idareye sahip. Mehmet Emre abi haftanın 5.5 günü, neredeyse hiç sektirmeden burada. Ben ise, okul, haber, röportaj, görüşme vs. gibi şeyler dışında buradayım. Babam da harici bazı uğraşları dışında ofiste bulunuyor. Kendi aramızda düzenli toplantılarımız yanında, her gün/gün aşırı korsan toplantılar yapıyoruz ya da güncel gelişmelere dair fikir teatisinde bulunuyoruz.

Ekim ayı itibariyle bu düzenimizde bazı değişiklikler olmaya başladı. Bendeniz ofisin günlük mesaisinden ayrılmış bulunuyorum. Yeni yerim Şehir Üniversitesi olacak. İstişareye dayalı yönetim hali devam edecek olsa da, fiziksel olarak mekânda bulunmayacak olmamın pratik sonuçları doğacaktır. Fakat bu durum yayın yönetmenliğini bıraktığım manasına gelmiyor. Zaten yukarıda da zikrettiğim işleyişte aslında yayın yönetmenliği görevini tek başıma değil, diğer iki kişi ile beraber yürütüyordum; site aynı şekilde 3’lü olarak işlemeye devam edecek, fakat kendi aramızdaki görev dağılımlarında farklılıklar meydana gelecek.

Bu küçük faz değişimi nedeniyle, bir küçük muhasebe yapmam yerinde olacak diye düşünüyorum.

Her gün bir gazetenin kültür sayfası kadar haber üretsek de…

Dünyabizim, her gün bir gazetenin kültür sayfası kadar haber, her ay birkaç dergi boyutunda içerik üretse de neticede bir internet sitesi; yani bir dergi veya gazete değil. İnternette yayın yapmak ile basılı yayın yapmak arasında da çok ciddi bazı farklar mevcut. Her ikisi de yazılı metin olsa da, okunduğu mecranın farklı olması tahminimizden farklı boyutlar açıyor.

Sitemizin basılı bir dergi ya da gazete gibi, günlük, haftalık, aylık, 3 aylık gibi periyotlara sahip olmaması, takip noktasında kolaylıklar sağladığı gibi, bazı eksiklikleri de beraberinde getiriyor. Bir derginin farklı sayılarını elinize aldığınızda, zaman içinde şekil ve içerik olarak yaşadığı gelişimi ve değişimi gözlerinizle görmeniz mümkün. Fakat internet siteleri, kağıt sayfalar gibi elle çevrilip, ileri geri atlamalara bir kitap-dergi gibi imkan vermediğinden ötürü, zamanın getirdiği değişimleri aynı şekilde göremiyor, algılayamıyoruz. Müsaadenizle şu son 3 senedeki bazı gelişmelere ufak da olsa temas edeyim…

Dosya mantığı ile içerik üretimi

Son 3 senede sitenin altyapısında çok önemli bir adım attık ve haberlerin etiketlenmesi mantığına dayanan Dünyabizim Ansiklopedisi’ni uygulamaya geçirdik. Bu iş için Mehmet Emre Abi’ye ne kadar teşekkür etsek azdır… Bu ansiklopedinin etraflıca ortaya konması ve oturması geçmişimizi de daha açık ve net bir şekilde görmemize vesile oldu. Bu çalışmanın neticeleri çıkmaya başladıkça, işleyişte tarihsel (günlük, haftalık, aylık) nizamlar belirleyemesek de, dosyalar mantığı ile işlemenin bizim için uygun bir işleyiş olacağına kanaat getirdik. Kendi aramızda ve habercilerimiz ile yaptığımız toplantılarda, belirli dönemlerde yoğunlaşan ama sonrasında da her daim katkıya açık dosyaları merkeze taşımanın iyi olacağında mutabık kaldık.

Bu aralıkta bir yenilik olsun diye giriştiğimiz sitenin tasarımını yenileme düşüncemizi de bu mantığı merkeze alarak oluşturmaya çalıştık. Yazarlarımız ile ikili görüşmelerimizde de esas vurgumuz, her yazarın kendisine bir/kaç konuyu esas alması ve onun üzerine gitmesi yönüne oldu.

Bu politikanın sonuçlarının hızlı bir şekilde kendini göstermeye başladığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Deniz Baran’ın dünyaca meşhur hafızlar ve benzeri dosyalarını; Sadullah Yıldız’ın çeşmelerini; Yağız Gönüler’in teknoloji ve kent hayatı merkezli yazılarını; Ahmed Sadreddin’in sufilere dair derlemelerini; Murtaza Özeren’in portrelerini; Kâmil Büyüker Abi’nin hatıratlara dair yazılarını; Nidayi Sevim Abi’nin gezilerini; Serdar Arslan’ın film okumalarını; Ömer Yalçınova’nın portrelerini; Hatice Sarı’nın dünyadan orijinal haberlerini; Havva Aström’ün portrelerini; Muaz Ergü’nün Anadolu’daki saz ve söz üstatlarına dair portrelerini, Mustafa Uçurum’un dergi merkezli yazılarını ve daha pek çok yazarımızı ve dosyalarını sayabilirim. Bu dosyalarda yayınlanan yazıların bazıları müstakil olarak kitaplaştı, bazıları kitapların arasına girdi, bazıları da kitaplaşmayı bekliyor.

Dahası, yazı hayatına Dünyabizim’de başlayan ve dosyalarda sabır ve sebat eden yazarlarımız, kendi alanlarında sözü dinlenir isimler konumuna doğru emin adımlarla ilerlediler, ilerlemekteler. Ve her şeyin yanında dosyalanmış bu çalışmalar da okuyucular ve istikbaldeki araştırmacılar için önemli bir arşiv konumuna geldi.

Daha ziyade tek kişinin peşini sürdüğü dosyaların yanında, müşterek dosyalar da hazırladık ve yine kendimizce ihtiyaç gördüğümüz alanlarda bu dosyalara katkılar sunmaya, ilgili yazarlardan katkılar talep etmeye çalıştık. Bu dosyalarımız da sizlerde karşılık buldu.

Tabi ki dosya tipi haberlerin ötesinde, gündelik haberlere yahut münferit haberlere dair yayınlarımız da aynı hızda devam etti. Kitaplar, dergiler, filmler, müzikler…. Ve kültüre dair her alanda yayınlarımız ve duyurularımız devam etti.

Medyanın yeni hali ve değişen şartlar

Fakat güncel haberler noktasında değişen dünyanın şartları bizleri haber mantığımızda bir değişikliğe gitmeye mecbur bıraktı. 2008 yılında yayına başladığımızda, yazarlar ve yayınevleri açısından önemli bir boşluğu doldurmuştuk. Merkeze aldığımız yazar ve yayınevleri gerçekten seslerini duyurmakta zorlanıyorlardı. Ama zaman içinde hepimiz sosyal medya diye bir şey ile karşılaştık, ona alıştık, onu sevdik, ona belki hak etmediği kadar kıymet verdik ama sonunda yazarlar, yayınevleri sosyal medya aracılığıyla okurları ile çok daha rahat iletişim kurabilir hale geldi; yeni yayınlarını tanıtmaları daha kolay bir hal aldı.

Bu durum Dünyabizim’in de Türkiye ve dünyadaki pek çok haber mecrası gibi Facebook ve Twitter’ın haberciliğe menfi etkilerine maruz kalmasına sebep oldu. Bunun yanında aynı zaman aralığında, Türkiye’de yayınlanan kitap sayısının neredeyse bir misli artmış olması da, özellikle yayınlar ve yazarlar konusunda yeni bir tavır takınmayı mecbur bıraktı. ( Fakat halen bu yeni formun nasıl bir form olacağı konusunda emin değiliz :) ) Bu nedenle yazarlar ile röportajlarda, kitaplar ile ilgili değerlendirmelerde bizim de çerçevesini çizmekte zorlandığımız bir değişimi yaşamak durumunda kaldık.

Medyanın yeni hali, hakkında haber yaptığımız pek çok kişinin ikili görüşmelerde dile getirdiği, “eskiden daha fazla giriyor ve okuyordum, son zamanlarda pek yakından takip edemedim siteyi” yorumunun sebebini oluşturuyor. Yoksa sitemizin ziyaretçi sayısının gün geçtikçe arttığını gözlemliyor, mutlu oluyoruz.

Yine zaman içinde başladığımız video yayınlarımız da, az ama düzenli bir şekilde devam etmeye çalışıyor.

Zikrettiğim bütün çalışmalar ve dahası halen devam etmekte… Fakat özellikle son birkaç ayda (çoğunlukla maddi sebeplerden ötürü) haber sayımızda tenkisata gitmiş olmamızın hızımızı da bir nebze düşürdüğünü söylememiz gerekir. Umarız bu problemleri aşmak yolunu bulabiliriz.

 

Mehmet Erken

Güncelleme Tarihi: 21 Ekim 2017, 10:50
YORUM EKLE
YORUMLAR
Emrullah
Emrullah - 12 ay Önce

Dünya Bizim ilk açıldığı yıllarda Müslümanların kültürel gündemini belirleyen, heyecan katan, dinamik bir siteydi. Bunda zannediyorum muhterem Asım Gültekin'in katkısı oldukça fazlaydı. Fakat gelin görün ki Asım abinin siteden kopuşu ile site 40 yaş üstü yaşlı bir site görünümüne büründü. Gençlerin siteye olan muhabbeti zayıfladı. Site iyice "ağır abi" konumuna geçti. Niyetiniz halistir eminim ama "görünen" budur vesselam. Saygı ve muhabbetle.

Yasin
Yasin - 1 yıl Önce

Size Trakya'dan bir nida ile seslendim başlıkta. Zira şu sanal alemde önemli bir boşluğu doldurduğunuza inanıyorum. Özellikle dosya bazlı çalışmalar önemli bir kaynak oluşturuyor. Başarılarınızın devamını diliyorum.

Kemal Kalender
Kemal Kalender - 1 yıl Önce

Bu döneme danga vuran mühim isimlerin olduğu bir tablo var. Lakin bo dönemin en önemli demeyeyim hadi, lakin çok mühim bir ismi olan Atasoy Müftüoğlu yok.Gözden kaçmış olabilir. Hatırlatma bağlamında not düşmek istedim.Ahlak abidesi, bilge şahsiyeti unutmamak ve gereği gibi anlamak gençlerin boynunun borcu.Selam ederim.Güzel çalışmalarınızı takip ediyoruz.

banner19

banner13

banner20