Türkçe, Yûnus olup yetmiş iki millete bir gözle bakmaktır

Bir milleti meydana getiren unsurların en başında, belki de dil gelmektedir. Zira bir milletin tarihi, hafızası, duyguları, düşünceleri, hayalleri, ülküleri dil vasıtasıyla nesilden nesillere aktarılır; dil, nesiller arasında köprü işlevi görerek onları birbirine bağlar. Tek tek fertleri bir araya getirerek, onların bir topluluk olmasında en başat rolü oynar; bu fertleri birer yığın olmaktan kurtarıp aynı duygu ve düşünce, aynı amaç ve ideal etrafında birleşmelerini sağlar. Bu bakımdan dil, bir milletin ve o millete mensup fertlerin zihni işleyişinin dışa yansıması, kalbin ifadesidir. Ziya Gökalp'in ifadesiyle, "Bir lisanla tekellüm eden fertlerin mecmuuna millet denir."

Milletler kültürlerini, geleneklerini, milli benliklerini dil sayesinde korurlar. Kendi dilinde düşünemeyen, dünya görüşünü kendi diliyle terennüm edemeyen milletlerin yaşaması çok zordur. Bir milletin istiklali, toprak bütünlüğü kadar dilinin güçlü ve özgür olmasıyla mümkündür; millet, kendi dilinin kanatları altında sonsuzluğa yol alacaktır. İnsanlar milli kimliklerini dil sayesinde kazanırlar ve geliştirirler. Ayaklarını bastığı vatan toprağı üzerinde yabancı dillerle konuşan, düşünen insanlar bir süre sonra milli özelliklerinden uzaklaşıp özgürlüğünü yitirecektir. Dili olmayan insanların geçmişiyle irtibatı kopacak, gelenek ve ananeleri arasındaki bağ askıya alınacaktır; şu halde milli bir kimliğe sahip olmanın imkanı ortadan kalkacaktır. Milli bir medeniyet kurup evrensele ulaşmak için atılacak ilk adım, dil ile olacaktır.

Türkçenin Orta Asya’dan Balkanlara uzanan yolculuğu

Tarih göstermiştir ki, dilini kaybeden milletler yok olup gitmiştir. Üzerinde yaşadığımız Anadolu topraklarında birçok millet meydana gelmiş, medeniyetler ortaya çıkmıştır, Fakat bunların çoğu tarihin karanlık sayfalarındadır. Bin yıldır Anadolu'yu yurt edinen Türkler, kendi dillerini koruyup geliştirerek bunu başarmıştır. Türkçe sayesinde kazandıkları milli kimliklerini, birçok istila ve işgal girişimine rağmen kaybetmemişlerdir. Dünyanın en ileri medeniyeti ve kültürünü oluşturmuş, evrenselliğin kapılarını milli kimliğin anahtarıyla açmıştır. Onlar sanatını, ilmini, edebiyatını, felsefesini, mimarisini Türkçe düşünerek ve Türkçe yaşayarak oluşturmuşlardır. Orta Asya'dan başlayıp ulu bozkırları, uçsuz bucaksız ovaları, coşkun nehirleri, sıra dağları aşarak Anadolu'ya ulaşan, bu topraklardan Afrika'ya, Rumeli'ye, Balkanlara uzanan Türkçe, birçok kavmin diliyle tanışmış ve o dilin kelimeleriyle yakın bir ilişki kurmuştur. Özellikle Arapça ve Farsçadan ciddi anlamda kelime alış verişinde bulunmuştur. Bütün bunlara rağmen o, aldığı kelimeleri kendi potasında eritmiş, koynunda saklamış, o kelimelere milli unsurlarını katmıştır. Diyebiliriz ki Türkçe, gittiği yerlerde lisani bir devlet de kurmuştur.

Asırlarca işlenip günümüze ulaşan Türkçe, istiklalimizin teminatıdır, milli kimliğimiz ve kültürümüzün gelecek nesillere aktarılması noktasında, elimizdeki en büyük kıymettir. Dilimiz vatanımızdır, yurdumuzdur; o, annemizdir, sevgilimizdir. Onun içinde imanımız, sanatımız, aşkımız, ülkümüz, ideallerimiz vardır. İnsandan Allah'a, fertten millete, karanlıktan aydınlığa, ölümden dirilişle onunla varırız; bizim yoldaşımız, dostumuzdur.

Türkçe, Yûnus'tur; Yûnus olup yetmiş iki millete bir gözle bakmaktır. Fuzuli'dir, Baki'dir; Fatih'tir, Yavuz'dur; Mevlana'dır, Hacı Bayram'dır; Sinan'dır, Süleymaniye'dir; Itri'dir, Tekbir'dir; Karacaoğlan'dır, Âşık Veysel'dir; Ömer Seyfettin'dir, başını vermeyen şehittir; Yahya Kemal'dir, kendi gök kubbemizdir; Âkif'tir, İstiklal Marşı'dır. Dicle'dir, Fırat'tır; Akdeniz'in sıcaklığıdır, Erciyes'e düşen kar tanesidir; türküdür, halaydır. Orta Asya'dan yola koyulup, Anadolu'ya uzanmaktır; Halep'in Türkmen dağlarından çiçekler koparıp, Rumeli'nin nazlı nehirlerinde serinlemektir. Bizi biz yapan ne varsa, Türkçe odur ve her şeyiyle oradadır. İşte bütün bu büyük insanlar, büyük eserler dil sayesinde meydana çıkmış; Türklerin gittiği her yerde kendi gelenek ve göreneklerini korumaması, hiçbir milletin boyunduruğu altına girmemesi, milli kimliklerini kaybetmemesi Türkçe düşünüp Türkçe yaşamaları dolayısıyla olmuştur. Onlar şiire, sanata, mimariye, devlete, toprağa kendi şahsiyet ve kültürlerinin mührünü vurmuştur.

Atalarımızdan bize kalan iki miras

Türk kılıcı gittiği her yerde mazlumu zalimden kurtardığı gibi, Türk irfanı da Türkçe vasıtasıyla kalpleri işlevsel hale getirmiştir. Türklerdeki cihan hakimiyeti mefkûresi, bir bakıma güçlü bir dile sahip oldukları için sürekli gündemlerinde kalmış, bu uğurda asırlarca mücadele etmişlerdir. Türkler, düştükleri yerden Türkçeyle yeniden ayağa kalkıp dirilişlerini gerçekleştirmişlerdir. Bilge Kağan'ın bengü taşlara veciz bir ifadeyle işlenen öğütleri, ondan asırlar sonra dile getirilen İstiklâl Marşı, Türkçenin şaha kalktığı yerlerdir. Türkler, Türkçenin bu iki zirvesiyle yeniden doğmuşlardır; dolayısıyla ne hürriyetlerini ne de milli kimliklerini kaybetmişlerdir. Görüldüğü üzere, bir milletin yıkımı da yeniden doğuşu da sahip oldukları dile bağlıdır. Yabancı dillerin boyunduruğu altına giren milletlerin tarih sahnesinden silinmeleri kaçınılmazdır. Bu bakımdan istiklalimizin, milli kimliğimizin korunması için Türkçemize sahip çıkmamız gerekmektedir.

Atalarımızdan bize kalan iki miras, üzerinde yaşadığımız vatan ve ağzımızda annemizin sütü olan Türkçedir. İkisini birbirinden ayırmak, hem vatanımızı hem dilimizi tehlikeye atacaktır. Türkçemizi her alanda, ilimde, san'atta, edebiyatta, felsefede en üst düzeye taşımak bu dili konuşan herkesin görevidir. Asırları devirip günümüze ulaşan Türkçeyi, geçmişten geleceğe en güzel şekilde taşıma noktasında elimizden geleni yapmamız gerekmektedir. Bunu başarabilirsek...

Bu topraklarda istiklalimizi, milli kimliğimizi, bize ait olan her şeyi koruyarak bin yıl daha yaşamanın tapusunu elde ederiz. Yeniden cihan hakimiyeti mefkûresini gündemimize alıp, bütün mazlumların yanında hem kılıcımızla hem irfanımızla yer alırız. Yirmi birinci asır ve sonrası Türklerin asrı olsun istiyorsak, bu, istiklalimizin ve milli kimliğimizin teminatı Türkçe sayesinde olacaktır.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Haldun Taşova
Haldun Taşova - 4 ay Önce

Harika.. Tebrikler..