Türk dilinin başkenti Karaman

Anadolu Selçuklu Devleti’nin Moğol istilası ve taht kavgalarıyla yıprandığı 13. yüzyıl Anadolu’sunda sınır boylarındaki beyliklerin önem kazandığı bir ortamda Ermenek-mut civarında tarih sahnesine çıkan Karamanoğulları’nın başkenti Karaman (o zamanki adıyla Larende) güneyden Toros dağlarıyla çevrilmiş geniş bir plato üzerinde kurulmuş bir şehir.  Beylikler döneminde Karamanoğulları, diğerlerine nazaran daha geniş topraklarda hüküm sürmeleri ve Selçuklu başkenti Konya’yı ellerinde bulundurmaları nedeniyle kendilerini Selçuklu’nun varisi olarak görmüş güçlü bir beylikti. Ancak Osmanlıların Rumeli açılımı dengeleri değiştirmiş ve özellikle İstanbul’un fethi ile elde ettikleri büyük avantajla Anadolu birliğini sağlamak onlara müyesser olmuş.

Buna karşın Karamanoğulları 13. yüzyıldan 15. yüzyılın son çeyreğine kadar bölgede önemli bir otorite olarak varlıklarını sürdürmüşler. Zaman zaman kız alıp vererek akraba olsalar da Anadolu’da Osmanlıların en büyük rakibi olmaya devam etmişler. Karamanoğlu Mehmet Bey 1277 yılında yayınladığı fermanla “Şimden girü hiç kimesne kapuda ve divanda ve mecalis ve seyranda Türki dilinden gayri dil söylemeye” diyerek Karaman’ı adeta Türk dilinin başkenti yapmış.

14-15. asırlarda altın çağını yaşamış, irili ufaklı birçok eserle donatılmış olan Larende, Hz. Mevlana ve ailesinin de Anadolu’daki ilk yurdu olmuş. Hz. Mevlana orada Gevher Hatun’la evlenmiş ve muhterem validesi Mümine Hatun orada iken vefat etmiş. Sırlandığı yer her zaman bir ziyaret makamı olmuş ve Mevleviliğin kurumsallaşmasıyla birlikte yüzyıllar boyunca Mevlevihane olarak hizmet vermiş. Şehrin tam kalbinde bir kavşak noktasında bulunan Ak Tekke (Mader-i Mevlana) bu günkü haliyle klasik dönem Osmanlı mimarisiyle inşa edilmiş bir cami görünümündedir ve avlusunda bir sıra derviş hücresi buranın tekke oluşunu fısıldar. Caminin içinde sol kolda yükseltilmiş bir bölümde uzanan Mevlevi sikkeli sandukalar ve en sonunda kıble cenahında yer alan Mümine Hatun’un bir şebeke ile çevrelenmiş kabri ile burası türbe ve caminin bir arada bulunduğu özgün bir mekan olmuş.

Hacıbeyler Camii’nin sanatlı giriş kapısı

Ak Tekke’nin karşı köşesindeki Hacıbeyler Camii’nin sanatlı bir giriş kapısı var. Uzun yıllar boyunca halk kütüphanesi olarak kullanılmış. Buradan kaleye doğru yürüdüğünüzde biraz ilerde Hatuniye Medresesi karşınıza çıkıyor. Selçuklu geleneğiyle inşa edilmiş bu medresenin son derece güzel bir taç kapısı var. Karamanoğulları ile Osmanlıların arasında rekabet olduğu devirlerde Karamanoğlu beyine gelin gelen Murat Hüdavendigar’ın kızı Melek Hatun tarafından 1381 tarihinde inşa edilmiş.

Aralarında akrabalık tesis edilerek sulh sağlamak isteyen iki beylik bir müddet için bu amaçlarına ulaştıysa da akabinde gelişen olaylarla Yıldırım Beyazıt’ın Karamanoğlu Alaaddin Bey’i idam ettirmesine ve Ankara Savaşı’ndan sonra doğan boşluğu fırsat bilen Karamanoğullarının Osmanlı başkenti Bursa’yı yağmalamasına engel olunamamış ne yazık ki. Bursa’dan Larende’ye gelin gelmiş bu hanım sultan ve yaşadıkları merak uyandıracak nitelikte gerçekten…

Yüksekçe bir höyük üzerinde yer alan Karaman kalesi, yöreye has ak renkli kesme taşla inşa edilmiş büyükçe ve sağlam bir kale. Yalnız kapıları kapalı olduğu için etrafında dolaşıyor ama içine giremiyorsunuz. Aynı taşla yapılmış kümbet formundaki Alaaddin Bey Türbesi hemen kalenin eteklerinde yer alıyor. Bir zamanlar türbeye bitişik bir cami de varmış fakat Karaman, Osmanlılar tarafından alınınca harap vaziyetteki cami yıkılarak taşları başka eserlerin inşasında kullanılmış.

En Görkemli Kamanlı eseri: İmaret Camii

Şehirde Karamanoğullarından günümüze ulaşmış en bütüncül ve görkemli eser İmaret Camii. 1433 yılında Karamanoğlu II. İbrahim Bey tarafından yapılan bu eser imaret, zaviye, cami işlevlerini bir arada karşılayan, yolcuların üç gün boyunca ücretsiz konaklayıp dinlenebilecekleri bir hayır yapısı olarak inşa edilmiş. Kapı kanatlarına “Bâbunâ meftûhun li-men dahâle, Mâlunâ mubâhun li-men ekele!” yani kapımız açıktır girene, malımız helaldir yiyene yazılmış. Muhteşem güzellikte bir kapısı var. Vakıf senedi kapı üzerine güzel bir hatla nakşedilmiş. Bu özelliği ile nadir bir esermiş.

Bir sanat şaheseri olan orijinal kündekari kapı kanatları İstanbul Türk ve İslam Eseleri Müzesi’nde çini mihrabı da Çinili Köşk’te sergilenmekteymiş. Yine o zamanki geleneğe bağlı olarak bir tarafından camiye bitişmiş kümbet şeklindeki türbe üzerinde halen bir leylek yuvası mevcut. Kumru ve güvercinlerde kubbelerine inip kalkarak bu nadide mekana hayat katıyor. Oldukça sanatlı yüksek minaresi ve avluda tek başına duran tezyinatlı yapı parçası ile görülmeye değer bir eser. Eskiden orada bulunan bir medresenin kapısı mı yoksa bir çeşme mi tam ayrımına varamadığım bu kalıntı avluya ayrı bir değer katmış. İmaret Camii, Karaman’da en çok beğendiğim mimari eser oldu.

Küçük mahalle mescitleri

Karaman’ın tarihi mahallelerinde karşınıza adım başı küçük mahalle mescitleri çıkıyor. Genellikle ahşap şerefeli minareleriyle dikkat çeken sevimli yapılar bunlar. Hoca Mahmut Camii ahşap minaresi, önündeki çeşmesi ve bahçesinde tarihi şahidelerle dolu haziresi ile bunlardan biri. Fakat asıl önemli özelliğini içine girince fark ettik. Bu caminin farklı dönemlerden kalma üç ayrı mihrabı var. Bunlardan birinin fatih dönemimde yapıldığını, üzerinde hayat ağacı motifi olanın yıkılan eski bir camiden buraya nakledildiğini, üçüncüsünün ise Osmanlı’nın son dönemlerinde yapıldığını söylediler.

Biraz ilerde Kethane Camii ise 19. yüzyılda Karaman müftüsü olan bir zat tarafından yaptırılmış. Minaresiz, önünde çınarı olan sevimli bir mescit. Fakat içine girince insana küçük dilini yutturacak bir tavan ile karşılaşıyoruz. Oldukça özgün çiçek desenleriyle süslü bir kalem işi tezyinat ve muhteşem bir tavan göbeği bu ahşap mahalle mescidinde insanı alıp başka diyarlara götürüyor sanki. Beğenilmeyecek gibi değil,  yapan-yaptıran ellere rahmet okutuyor.

Çarşının kalbinde bir eser: Kadirhane Camii

Seki çeşme hamamının önünden geçerek kent merkezindeki çarşıya yöneliyoruz. Çarşının kalbinde yer alan Kadirhane Camii’ne uğruyoruz. Burası adından da anlaşılacağı gibi bir zamanların Kadiri tekkesi. Tipik minaresi dışında özgünlüğünü kaybetmiş ve betonarme olarak yeniden yapılmış. Minberiyle duvar arasında birkaç sanduka yer alıyor. Ardından Yunus Emre Camii’ne gidiyoruz. Burada tevafukken karşılaştığımız Karaman’ın kültür insanlarından Yusuf Yıldırım hoca, eldeki yazma Yunus Emre divanlarından yazıldığı yer belli olan tek nüshanın karaman nüshası olduğunu söylüyor. Son cemaat yerinde pencere lentosu olarak kullanılan mezar taşının ve haziredeki bazı taşların Yunus Emre’nin yaşadığı zamanla örtüştüğünü anlatıyor. Külliyenin bir kısmı yola gitmiş ama cami, tevhidhane, türbe ve hazire günümüze ulaşmış. Kirişçi Baba Mahallesi’nde Kirişçi Baba Tekkesi adıyla bilinen bu tekke ve türbenin Yunus Emre’ye ait olduğu düşünülüyor. Bu baştan ayağa Hakk aşkıyla dolu Türkmen kocası o kadar çok sevilmiş ki, halkımız ona pek çok yerde türbe ve makam inşa etmiş. Gerçek kabri nerede olursa olsun O, Karaman’da, Eşkişehir’de, Bursa’da, Erzurum’da , ülkenin dört bir yanında velhasıl  halkın gönlünde bütün canlılığıyla yaşıyor.

Aşkın pazarında canlar satılır
Satarım canımı alan bulunmaz
Yunus öldü deyu sela verirler
Ölen hayvan imiş, aşıklar ölmez

Mükemmel bir ahşap işçiliği var Hürrem Dayı Evi’nde

Ertesi gün Karaman’ın eski mahallelerinden birinde yer alan Hürrem Dayı Evi’ni ziyaret ediyoruz. Tek katlı, bahçeye açılan odalardan oluşan mütevazı hatta yoksul görünümlü bu eve girdiğinizde sizi yine şok edici bir sürpriz bekliyor. Odalar komple ahşap işçiliğiyle bezenmiş ve rengârenk boyanmış. Çok keyifli bir mekan çıkmış ortaya. 300 yıllık mazisi olan bu ev Karaman’a yolu düşenlerin asla atlamaması gereken bir nokta. Daha sonra karşımıza çıkan Arap Camii’nin kapısı da merkezdeki Hacıbeyler Camii’ni hatırlatır tarzda tezyin edilmiş.

Karaman’daki son ziyaretimizi Siyahser Külliyesi’ne yapıyoruz. Ünlü Karabaş Tecvidi’nin yazarı burada yatmaktaymış. Güzel bir bahçe içinde ortasında havuz olan ve içinde su kanalları bulunan kesme taştan bir zaviye ve bitişiğinde camisi ile huzur dolu bu mekandan Karaman’a veda ediyoruz.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Kemal Arabacı
Kemal Arabacı - 9 ay Önce

Çok güzel bir yazı.Teşekkür eder,çalışmalarınızda kolaylıklar dilerim.

karamani
karamani - 9 ay Önce

Yasemin Hanım beldemizi ziyaretiniz ve akabinde böylesine akıcı bir tanıtım yazısı ile bizleri bizleri şereflendirdiğiniz için çok teşekkür ederiz. Her daim bekleriz inşAllah...