TRT radyosunda İstiklal Marşı sansürü

2009 yılında (1966-2007) ÜSS-ÖYS-ÖSS Sorularını incelemiş ve 42 yıl, üniversite seçme sınavlarında İstiklal Marşı’nı konu alan bir soru sorulmadığını tespit etmiştik. Bu hususu makale olarak yayımladık ve hemen birçok kesimden tespitimizle ilgili bize dönük olumlu, yetkililere yönelik olumsuz eleştiriler dile getirildi. Bu duyarlığın sonucu olarak  yazının yayımlandığı tarihi izleyen dönemde ÖYS’de  bu kez iki soru birden çıktı öğrencilerin huzuruna.

İstiklal Marşı konulu son popüler olay bilgi yarışması vasıtası idi. Çünkü “Kim Milyoner Olmak İster” yarışmasının 1 milyonluk sorusu İstiklal Marşı ile ilgili idi.

“On kıtadan oluşan İstiklal Marşı'nın tamamında, bu kelimelerden hangisi diğerlerinden daha az geçer? A: Vatan B: Kan C: Toprak D: Yurt”

Bu tür konuların öğrencinin huzuruna soru olarak getirilmesi şundan önemli. Öğretmenler, öğrenciler ve ilgili veliler, çıkmış sorulardan hareketle konuları ele alıyor ve tekrar sorulabilir denilerek öğrencilerin ayrıca üzerinde durmalarını sağlıyor. Bu da öğrenmeyi, bilginin kalıcı olmasını sağlıyor.

Biz bir kasıt aramadık ve fakat sormadan da geçememiştik. Acaba demiştik Mehmet Âkif ve İstiklal Marşı’na karşı bir sansür uygulanmış olabilir mi?

Meğer sansür varmış.

ÖSYM’de değil fakat TRT’de, radyoda. Radyonun en önemli iletişim vasıtası olduğu ve herkesin evinde bulunmadığı bir dönemde, İstiklal Marşı, üstelik tarihi olayın ele alındığı bir programda sansüre uğramış.

CHP’nin tek parti olarak iktidar olduğu bir dönemde yaşanan olay şaşırtıcı gelmedi bize. Herkesin elinde/evinde radyo olmasa da radyonun dört kulakla dinlediği bir zamanda bu aygıtın yaptığı ihaneti İhsan Ünüvar tespit etmiş. “Erzurum Vilayeti Kitabı”  ile bilinen İhsan Ünüvar, bu olayı merkez alsa da İstiklal Marşı etrafında kendi düşüncelerini de ifade etmekten çekinmemiş.

Yazının diğer önemli yanı, Büyük Doğu dergisinde yayımlanmış olmasıdır.

Bilindiği gibi Büyük Doğu/Necip Fazıl, Mehmet Âkif ve eserleri konusunda ketum davranmıştır. Necip Fazıl; Edebiyat Mahkemeleri’nde Mehmet Âkif ile ilgili olarak bazı tenkit noktalarına işaret etse de pek de üzerinde durmaz. Çünkü Mehmet Âkif; zaten mazlumdur, muhacirdir, İslamcı’dır. Necip Fazıl bu öncü ile kalabalıklar önünde hesaplaşmaya girişmenin kendisini sitayişle destekleyen gençlik arasında ve kamuoyunda menfi karşılanacağının farkındadır.

Ayrıca bu yazının yayımlanmasında, Büyük Doğu’nun kendini CHP karşısında konumlaması ve failin CHP olması da etkili olmuş olmalıdır.

İhsan Ünüvar’ın “İstiklal Marşı” adlı yazısı şöyle:  

Tarihimizin dolup taşan menkıbelerini akılla, menfaatle izah elbette mümkün değildir. Bu fevkaladelik ancak yukarıdaki incelikle yani şehitler müessesi ile izah edilebilir.

Haçlıları yüz geri eden Selahattin kudreti, Haliç’e karadan gemi indiren Fatih’in zekası, İstiklal Harbini kazanan Mehmetçiğin tahammül ve kahramanlığı ancak şahadet inancından mahrum olanlar için birer bilmecedir. Allahına en kısa yoldan kavuşmak için ölümü arayan askerin tarihi, günlük hayatın zevklerini geliştirmek için ölümden korkarak dövüşen askerin tarihi ile mukayese edilemez.

Mehmetçiğin şehadet inancı gölgelendiği gün tarihimizin seyri değişecektir. Hal böyle iken : 13 Mart 946 Çarşamba günü Ankara radyosunda “Geçmişte Bugün” saatinde Mehmet Âkif’in İstiklal Marşı tam metin olarak okunurken aşağıda yazılı şu iki kıt’a okunmadı:

Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:

Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.

Bu ezanlar -ki şehadetleri dinin temeli-

Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

***

O zaman vecd ile bin secde eder  -varsa- taşım,

Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,

Fışkırır ruh-ı mücerred gibi yerden na'şım;

O zaman yükselerek arsa değer belki başım.

Mikrofona üflenecek her nefes, bin bir nüsha yazılarak bin bir makamın pamuk tıkalı süzgecinden geçerken, İstiklal Marşı’mızın bu iki kıt’asının metin yazılırken veya okunurken tesadüfen unutulmuş olduğunu iddia etmek gülünçtür.

Bu iki kıt’a kasten okutulmamıştır.

İmanla istiklalin girdaplaştığı, şehadet inancı fışkıran bu iki kıt’a şerefli tarihimizin âmili, hürriyet ve istiklalimizin sigortasıdır.

Bu sigortayı gevşetmeye yeltenmek, Türk’ün istiklalini ve istikbalini zulmette bırakmak kastının tezahürüdür.

İhsan Ünüvar /İstanbul

Büyük Doğu, sayı 53,

1 Kasım 1946

ikinci yıl, üçüncü cild, 

YORUM EKLE