Tokat Mevlevihanesi’nde çerağlar ruşen bu gece

Tokat, Hz. Pir Mevlana’nın hayatta olduğu dönemden bu yana Hüdavendigar’ı sevenlerin meskûn olduğu bir şehir. Bugün ayakta olan en güzel ahşap Mevlevihanelerden birine ev sahipliği yapıyor. Eflaki Dede’nin Menakib-ül Arifin adlı eserinde naklettiklerine göre, Selçuklu veziri Muineddin Pervane’nin daveti ve Hz. Mevlana’nın müsadesiyle Tokat’a giden Şeyh Fahreddin-i Iraki’ye burada büyük bir hangah yaptırılmış ve bu dönemde Tokat’ta Hz. Mevlana’yı sevenlerden bir topluluk oluşmuştur. Bu gün 13. yüzyıldan kalan  bu hangah –ı şerif neredeydi tam olarak bilemiyoruz. Zaman içinde yıkılmış ya da ismi değişmiş olabilir. Yine Eflaki’nin rivayetlerine göre, Veled Çelebi döneminde Tokat’a giden Ulu Arif Çelebi’nin Tokat’ta irşadla meşgul olan Arife-i Hoşlika isminde bir kadın halifesi bulunmaktaymış. Ulu Arif Çelebi’nin annesi Gareke Hatun da Tokat’a gelmiştir.

Hz. Pir’in Tokat’a geldiğine dair elimizde kesin bir veri olmamakla beraber, Fih-i Mafih adlı eserinde geçen “Tokat’a gitmek gerek çünkü orada iklim mutedildir” cümlesinden hareketle Hazret’in sağlığında Tokat’ı şereflendirmiş olması da  kuvvetle muhtemeldir. 

Daha sonraları Tokat Mevlevihanesi hakkında bilinen en eski kayıt 1455 tarihli bir tahrir defteridir. İlk Mevlevihanenin Uzun Hasan’ın şehri yakıp yıkması sırasında harap olduğu düşünülmektedir. Bugünki Mevlevihane binası 1638 tarihinde Sultan Ahmed dönemi yeniçeri ağalarından Muslu Ağa tarafından inşa edilmiştir. 1656 tarihinde şehre gelmiş olan Evliya Çelebi Mevlevihaneden övgüyle söz eder. Binanın bugünki uslubundan yola çıkılarak, zaman zaman yenilenen yapının  son halini 19. yüzyılın  son çeyreğinde aldığı düşünülmektedir.

Bir dönem hapishane olarak kullanılmış

Tokat Mevlevihanesi  şehrin 19. yüzyıldaki yönetim merkezi olan Behzat semtinde, Eski Hükümet Caddesi ile Bey Sokağı’nın kesiştiği köşede yer almaktadır. Tekkelerin seddine kadar Mevlevi dergahı olan yapı 20. yüzyılda bir dönem kadınlar hapishanesi, ardından Kur’an kursu olarak kullanılmıştır. Daha sonra oldukça harap halde iken, restore edilerek 2006 yılında Mevlevihane Vakıf  Eserleri Müzesi olarak ziyarete açılmıştır.

3000 metrekarelik bir bahçe içinde inşa edilmiş Mevlevihane günümüzde iki katlı ana bina ve arka tarafta şeyh dairesi olarak kullanılmış olan Muslu Ağa Köşkü’nden ibarettir. Bir zamanlar mevcut olması gereken türbe, matbah-ı şerif ve hamuşandan eser kalmamıştır. Postnişin efendilere ait birkaç mezar şahidesi teberrüken bahçeye yerleştirilmiştir. Mevlevihanenin bitişiğindeki Mevlana Hamamı vaktiyle mevlevihanenin bir parçası olsa da  zaman içinde özel mülkiyete geçmiştir.

Alt kat el yazması Kur’an-ı Kerim, Mesnevi-i Şerif gibi kitaplarla, çeşitli camilerden getirilmiş şamdanlar, halı ve kilimlerin sergilendiği bir müze olarak tanzim edilmiştir. Dışardan L şeklinde bir merdivenle üst katın zarif ahşap sütünlu balkonuna ulaşılır. Buradan çift kanatlı oymalı kapı semahaneye açılır. Kapı kanatlarına  “Allahümme ya müfettihal ebvab, iftah lena hayral bab” duası sülüs hatla hakkedilmiş. Semahanenin üzerini 16 adet ahşap sütünün taşıdığı bir kubbe örtüyor. Ortasında ahşap oyma sanatının zarif bir örneği olan tavan göbeği yer alıyor. Sütünların arası dilimli kemerlerle geçilmiş ve her sütünun üzerini İsmi Celal, İsmi Nebi, Hulafa-i Raşidin ve Ashab-ı Güzin efendilerimizin isimleri süslüyor. Kapının bulunduğu kuzey cephesi boyunca devam eden bir ahşap mahvil mutriban heyeti tarafından kullanılmaktaymış. Kapının iki yanında ziyaretci hücreleri bulunuyor. Doğu tarafındaki kadınlar mahfili olan semahaneye bir kafes vasıtasıyla açılıyor.

İç acıtan bir uygulama

Tokat Mevlevihanesi 2006 yılında müze olarak düzenlenince semahaneye manken semazenler yerleştirilmişti. İçeri bir ziyaretçi girdiği zaman harekete geçen fotoselli sistemle ney sesi mekan dolduruyor ve cansız mankenler sema etmeye başlıyordu. Bu düzenleme, yeni nesillerin mevlevi kültürünü tanıması açısından iyi niyetli bir girişimdi belki ama diğer bir açıdan bakıldığında;  bu topraklardan neşet etmiş, bilhassa sanatkar meşrepli insanların tercihi olmuş, bir mektep işlevi üstlenerek asırlar boyunca birbirinden güzel insanlar yetiştirerek Türk kültür ve sanatında kalıcı izler bırakmış bir hizmet yolu olan mevleviliğin, toplumda  berdevam  bir unsur olması yerine müzelik hale gelmiş olmasının insanın içini acıtan bir yanı da vardı. Toplum olarak içine düştüğümüz sevimsiz hallerde bu asırlık irfan mekteplerinin  eksikliğinin etkisi inkar edilemese gerek.

2013 yılı sonlarında  burada bir ney dinletisi düzenlenmiş, şeref misafiri olan Muhterem  Emin Işık Hoca Efendi lutfederek bir kaside okumuşlardı. İşte o gece, asırlardır gelmiş geçmiş dedegan ve dervişlerin nefesinin sinmiş olduğu bu kutlu mekanın kubbesinde Emin Işık Hoca Efendinin güzel sesi yankılandığında, Tokat Mevlevihanesi sanki asli işlevine dönmüş ve tabiri caizse mührü sökülerek manevi anlamda yeniden açılmıştı.

Son iki yıldır Mevlevihane tekrar bir onarıma alındı. Uzun yıllar devlet kurumları tarafından kullanılmış olan sevimsiz betonerma binanın yıkılmasıyla genişleyen atıl haldeki bahçe güzelce düzenlendi. 

Geçtiğimiz hafta Tokat Belediyesi ve Tokat Kültür Sanat Derneği’nin katkılarıyla Tokat Mevlevihanesi, semahanede düzenlenen bir programla tekrar hizmete açıldı. Gerçekten Tokat şehri adına unutulmaz bir geceydi. Sivas Mevlana Tasavvuf Kültür ve Sema Derneği ekibi tarafından, adeta pür-nur olmuş bir postnişin Efendinin riyasetinde Mevlevi ayin-i şerifi icra edildi. Mevlevihane yıllar sonra asli işlevine kavuştu, çerağlar ruşen oldu.

1925’ten sonra yapılan ilk ayin

Zannederim bu, 1925’ten beri orada halka açık olarak icra edilen ilk ayin-i şerifti. Bu vesile ile mahallelinin anlatımlarından öğrendiğimize göre; Mevlevihanenin son postnişini Abdülhadi Dede Efendi’nin 1941’deki ölümüne kadar vazife şuuru ile her Cuma akşamı tek başına sema edişini hatırlamadan edemedim. Gözlerim buğulandı. Bu gece, hiç şüphe yok ki ; Abdülhadi Efendi başta olmak üzere Hz. Mevlana’dan günümüze güzeran eyleyen tüm zevat-ı kiramın  ruhları şad olmuştur.

Gecemizi şereflendiren Hz. Mevlana’nın 22. kuşak torunu Esin Çelebi Bayru Hanımefendi, Vali Bey ile yaptıkları istişareler sonucu buranın bundan sonra yaşayan bir müze olarak yoluna devam etmesi konusunda görüş birliğine vardıklarının müjdesini verdi. Muslu Ağa köşkünde Mesnevi-i Şerif dersleri, musiki, Osmanlıca, Arapça, Farsça ve gelenekli sanatlar  gibi dallarda kurslarının düzenleneceğinden bahsetti. Gerçekten Tokat kültür hayatı bakımından çok sevindirici müjdelerdi bunlar. Geceye iştirak eden Sayın Valimiz Ozan Balcı  ve Belediye Başkanımız Sayın Eyüp Eroğlu başta olmak üzere bu güzel program için emek veren ve katkı sağlayan herkese çok teşekkür eder, bahsedilen projelerin bir an önce hayata geçmesini sabırsızlıkla beklendiğini ifade etmek isterim.

Gönlümden geçen bir istirham ile yazıyı noktalayayım: Sivas gibi bir saatlik mesafede ehil bir ekip bulunduğuna göre, gözler ve gönüller ziyneti olan Mevlevi ayin-i şerifi düzenli olarak ayda bir kez Tokat Mevlevihanesinde icra edilse ve inşallah zaman içinde buraya özel bir sema ekibi yetiştirilse ne güzel olurdu.

Dua niyetiyle… Destur Ya Huu!