Tekerlekli Yalan: Lance Armstrong’un Düşüşü

Tekerlekli Yalan: Lance Armstrong’un Düşüşü, Amerikalı gazeteci Juliet Macur tarafından 2014’te kaleme alınmış bir biyografi kitabı. Kitapta bisiklet dünyasının en tanınmış ismi olan Lance Armstrong’un hayatı anlatılıyor. Yedi defa Fransa Bisiklet Turu’nu hem de üst üste kazanan Armstrong’un bu başarıları iptal edildi. Fransa Bisiklet Turu dışında 1998’den itibaren kazandığı diğer başarılar da iptal edildi. Hakkında yürütülen soruşturmalar bir yana 2013 yılının Ocak ayında ABD’nin en ünlü talkşovcularından biri olan Oprah Winfrey’in programında skandalı itiraf etmesi mesenlin ikinci tarafını da yani Armstrong tarafını da tamamlamış oldu.

Kitapta yıllar sonra ortaya çıkan doping skandalıyla kazandığı tüm başarıları elinden alınan bir sporcunun yaşattığı hayal kırıklıklarını okuyoruz. Birçok kişinin kahramanı olan sporcunun ikinci bir kişinin bisiklet dünyasında adının duyulmasına izin vermeyişi, sürekli kazanma ve bunu ne pahasına olursa olsun gerçekleştirme azmi ve sonunda ortaya çıkan ya da çıkarılan gerçekler sonu baştan yazılmış bir kitabın satırlarında kaybediyor bizi. Öyle ki sanki kendisine verilen tüm şansları her defasında harcamış, sevenlerinin güvenini boşa çıkarmış ve artık bir şans daha verilmeyi hak etmeyen uslanmaz bir cehennemliğe dönüşmüş. İnanın kitabı okuduğunuzda bana hak vereceksiniz.

Juliet Macur, 2013 yılında Lance Armstrong ile bir mülakat gerçekleştiriyor. Gerek mülakata dair izlenimleri gerekse de Armstrong’a genel bakışı pek olumlu değil. Yaşayan bir “efsane”nin seneler sonra meydana çıkan foyası herkesi hayal kırıklığına uğrattığı kadar Macur’u öfkeye sevk etmiş. Satırlar Macur’un Armstrong’a karşı mesafeli duruşunu iyice belli ediyor. Ancak bu öfkenin kendi mesleği için bir kilometre taşı olacağının da farkında. Çünkü Macur’un bir kötüye, daha kötüye ve hatta çok daha kötüye ihtiyacı vardı. Çok kötü bir Armstrong, tüm yaşamı didik didik edildiğinde bulunacak delillerle son yaptığı hileden bağımsız olarak kariyer basamaklarında kendisine yardımcı olacaktı.

Bu nedenle iş, Armstrong’un yaptığı bu “kötü şeyin” yani hilenin ya da ahlaksızlığın sportif mecrada kalmasıyla bitmiyordu. Esasında kimseye Lance’in başarılar elde edecek düzeyde bir sporcu olmadığı hatta kötü bir sporcu olduğu da yetmeyecekti. Bu “kötü adam”ın yedi defa kazandığı Fransa Bisiklet Turu şampiyonluğunu elinden almak kimi doyuracaktı? Senelerce kandırılmış insanlar nasıl intikam alacaktı? Şüphesiz bu duyguların yoğunluğunda kazanılan başarıların büyüklüğü, tekerrürü etken oldu. Edindiği servet, sponsorluklarla her attığı adımda kazandığı ekstra paralar, tanınırlık, saygınlık, ülke temsili ve diğer her şey kullandığı ilaçlar ve yorulmadan çevirebildiği pedallar sayesinde idi. Onu alelade biriyken ve belki herkes kadar bisiklet kullanabilen bir insanken milyarlarca kişinin tanıdığı, takdir ettiği ve sevdiği biri haline getiren bu sahtekârlıklar silsilesi cezalandırılmalıydı. Sanki bu kitap da bunun için yazılmış. Meselenin sadece spor tarafının incelenmemesi, aile, medya, arkadaşlar ve Armstrong’la bağlantılı her şeyin ortaya dökülmesi bu sporcunun kötü bir sporcudan kötü bir insana evrilmesiyle sonuçlanıyor.

Juliet Macur da herkes gibi Armstrong’u yalnızca sporculuk yaşamıyla değil daha doğmadan önce ailesinin yaşamıyla yargılıyor. Annesinin düzensiz hayatı, evlilikleri, öz babasının ve üvey babalarının karakterleri sanki Lance’in yıllar sonra yapacaklarının işaretiymiş gibi yansıtılıyor. Armstrong’un tüm dünyayı sarsan skandalı olmasaydı ya da ortaya çıkmasaydı belki bizler bugün zor şartlarda doğmuş ve yokluk içinde büyümüş fakat düzgün yetiştirilmiş bir çocuk ve başarılı bir sporcudan bahsediyor olacaktık.

Kabul etmek gerekir ki Lance Armstrong’un dopingi ne ilk ne de son doping olacak. Kitapta da geniş bir şekilde verilen bilgilere göre Fransa Bisiklet Turu başladığı yıldan bu yana çok defa böyle olaylara şahitlik etmiş bir organizasyon. Hatta 1967 yılında aşırı ilaç yüklemesinden kaynaklanan ölümlü bir olay da yaşanıyor. Sadece başarıya odaklı bakış açısıyla hırsı körükleyen spordan, tarafların pek bir fayda gördükleri düşünülemez. Spor, klasik tabirle dostluk ve kardeşlikse ve özellikle beden bütünlüğü gözetilerek yapılıyorsa gördüklerimizle ters orantılı bir şeyler var demektir. Bu arada diğer spor dallarında da ortaya çıkan-çıkmayan pek çok vaka var. Özellikle kapalı ekonomik model uygulayan devletlerin sporu bir propaganda aracı olarak görerek devlet eliyle uyguladıkları ve denetimden kaçırdıkları dopingler dünyalar kadar. Bunun için uzun zaman kırılamayan rekorlara göz atmak faydalı olacaktır.

Dünya kamuoyunun Lance Armstrong üzerinde bu kadar durması onu tanımayanlara da tanıtmıştır. Öncelikle olay yakın zamanda gerçekleşmiş ve daha yakın bir zamanda ortaya çıkarılmış. Ayrıca başarıların büyüklüğü ve tekrarı olayın daha da derinlemesine analizi gerektiriyor. Doping kadar dopingin ortaya çıkmaması için kurulan mekanizma da film senaryolarından farksız. The Program isimli 2015 yapımı (bence başarısız) film bazı detayları görmek açısından izlenebilir. Fakat bu filmin olaylar unutulmadan ve soğumadan para kazanalım dürtüsüyle alelacele yapıldığını da eklemeliyim.

Tüm bu anlatılanlardan sonra Armstrong’un bir kenara atıldığını, onunla hiç kimsenin ilgilenmediğini düşünmemek gerekir. Çünkü o, kaybettiği madalyalara, kupalara ve paralara rağmen yine göz önünde ve herkesin merakla “ne söyleyecek?” diye beklediği bir isim. Çeşitli programlara katılıyor, görüşleri soruluyor ve belki artık bir “sahtekâr” olarak değil eski bir efsane olarak anılıyor. Ayrıca bu doping meselesi kendisi dışında herkesin işine yaramış görünüyor. Gazeteler bu skandalla daha fazla okundu, televizyonlar daha fazla izlendi, internet siteleri daha fazla ziyaret edildi. Çekilen belgesel, film, video gibi yayınlar da daha büyük kitlelere ulaştı. Hem reklamcılar kazandı hem piyasa tam tabirle canlandı. Bu anlamda Lance Armstrong’a bir özür borçları olmasa da bir teşekkür borçları var diye düşünüyorum.

Tekerlekli Yalan: Lance Armstrong’un Düşüşü, Domingo Yayınları’ndan çıkan bir “efsane”nin kitabı. Kansere yakalanması ve ardından iyileşip kendisini bu spora adaması ve başarılar kazanması doping ayrıntısına kadar örnek alınacak özellikler. Yazarın ve dolayısıyla kitabın ana hatlarıyla Lance ile bir problemi var gibi görünse de daha iyisi yazılana kadar en iyisi bu dedirtecek bir kitap olduğunu söyleyebilirim.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Gürol ERMİŞ
Gürol ERMİŞ - 2 ay Önce

Yazılarının devamını bekliyoruz

banner26