Zihin kaymaları, kalp kaymaları yaşıyoruz

'Sarı Derviş' Gökhan Özcan Ağabey’e okumaları ve kitaplar hakkında sorular yönelttik. Ahmed Sadreddin konuştu.

Zihin kaymaları, kalp kaymaları yaşıyoruz

 

 

El yordamıyla kendimizi aradığımız modern çağda, ruhumuzun elinden tutan yazılarıyla soluklandığımız "Sarı Derviş" Gökhan Özcan Ağabeyimize, ne okuduğunu, kitapları ve kitap fuarlarını sorduk.

Şu an hangi kitabı/kitapları okuyorsunuz?

Son bitirdiğim kitap Pan Yayıncılık’tan çıkan merhum Lütfi Filiz’in hayat hikayesini anlattığı “Evveli Nokta Ahiri Nokta” isimli eseri… Şu an elimdeki kitap ise, Büyüyenay Yayınları’nın nice güzel kitabından biri olan, Ali Behçet Efendi’nin “Ubeydiye Risalesi-Dar Geçitleri Aşmak” adlı eseri… Ardından inşallah, Seyyid Yahya Şirvani Hazretleri’nin “Şifaü’l Esrar”ına başlayacağım. O da Sufi Kitap’tan…

Bu özel bir sıralama değil; evde birikmiş epeyce kitap var, bana işmar edeni alıyorum aralarından. Son yıllarda irfan geleneğimizden gelen eserlere ayrıca önem veriyor, daha ziyade bu nevi kitaplar okuyorum. Okudukça da geç kaldığımı hissediyorum, engine bir dünya var orada. Bugüne ait hiçbir metinde olmayan bir derinlik ve zenginlik var. Üstelik, bir büyüğümüzün dediği gibi, bizim yaptığımız bal kavanozunu dışından yalamak sadece…

Kendinize ait bir kitap okuma usûlünüz var mı?

Çok ciltli kitapları epeyce uzun zamana yayarak günbegün okuyorum. Aylarca sürüyor bazıları. Bunun yanında, gündelik okumalarım var; çoğu zaman birkaç kitap bir arada oluyor, değişerek okuyorum. Çok kapıldığım bir şey olursa sadece ona yoğunlaşıyorum. Genellikle gece geç saatlerde okuyorum, el ayak çekilince…

Kitap fuarlarına gider misiniz?

Son zamanlarda pek gitmiyorum. Kitabın bir mala, yayıncılığın bir piyasa faaliyetine, yazarlığın bir piyasa aktörlüğüne dönüştüğü bir zamanın fuarları beni hiç çekmiyor. Eskiden hava tam olarak böyle değildi, o zamanlar gidiyordum. Bugünler için tek istisna, Kocatepe Dini Yayınlar Fuarı… Tenha bir fuar, diğerlerindeki bunaltıcı hava pek yok, aradığım kitapları bir arada buluyorum. Sahaflar fuarı Ankara’da yapılsaydı, ona da giderdim büyük ihtimalle.

Takip ettiğiniz bir süreli yayın, dergi ya da site var mı?

Her aybaşı dergilerini kolunun altına sıkıştırıp evine gidenlerden olamadım yazık ki… Ama kayda değer gelişmelerden bir şekilde haberim oluyor. Dergâh, Edebiyat Ortamı, Hece, İtibar başta olmak üzere, sıklıkla uğradığım edebi adresler var. Genç arkadaşların bana ulaştırdığı dergiler var; mesela en son Afak sayıları ulaştı elime. Keşkül ve Rıhle’yi de takip ediyorum.

Bunun dışında İz başta olmak üzere birkaç fotoğraf dergisini izliyorum. Gezgin’i de unutmayayım. Dünyabizim’i uzun zamandır izliyorum, önemsiyorum. Çok da yararlanıyorum; kıyıda köşede kalmış birçok kitaptan dünyabizim sayesinde haberim oldu. İzlediğim bazı yabancı fotoğraf siteleri de var. İnternetle ilişkim sınırlı, çok uzun okumalar yapamıyorum, kitapları tercih ediyorum.

Varlığına dikkat çekmek istediğiniz bir kitap, dergi ve ya yazar var mı ?

Modernliğe karşı savunma kalkanlarımız giderek zayıflıyor. Oysa bizim mücadelemiz temelde modernlikle… Her yeni kuşak tabiatıyla şuur kayıplarıyla geliyor. Bugün hayatımıza sonradan kattığımız birçok şeyi artık tartışamaz haldeyiz. Ayağımızın altındaki zemin giderek daha fazla zayıflıyor. Yaşadığımız çözülme halinin çok farkında olmuyoruz. Çünkü her gün kafalarımızı meşgul edecek, duygusal ya da zihinsel olarak bizi oraya buraya savuracak gündelikler çıkıyor önümüze.

Uyanmamız gerek, uyanık kalmamız gerek; bunun için bize nereye sürüklenmekte olduğumuzu hatırlatan kitaplar okumalıyız diye düşünüyorum âcizane. Kurtulmamız gereken zihin kaymaları, kalp kaymaları, idrak kaymaları yaşıyoruz. Chittick olabilir, Abdurrahman Arslan olabilir, Mustafa Kutlu olabilir, Muhyiddin Şekur olabilir, onlarca başka isim sayılabilir.

Kadim metinler de çok önemli benim için. Bizim ait olduğumuz bir medeniyet var, asırlarca eserler vermiş bir medeniyet… O idrake ihtiyacımız var. Hayatının ilk kırk yılında bu gerçeğin pek o kadar farkında olmamış biri olarak, henüz o değerli vakitlerini kaybetmemiş olanlara, dönüp o paha biçilmez birikime yönelmelerini tavsiye edebilirim. Bizi bir şeylerin bu çağcıl sarhoşluktan koruması, uyanık tutması lazım. Biz, böyle bir uyanma niyetiyle donanırsak, rızkımız önümüze gelecektir. Ben, kitapların da bizim rızkımız olduğunu düşünüyorum ve sofrayı kuran da biz değiliz aslında…

 

Ahmed Sadreddin sordu

Güncelleme Tarihi: 05 Mayıs 2017, 14:19
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13