Zeynep Kılıç Seyhun: “Sanat adına güzel olan ne yapıyorsak bizden değil Allah’tandır.”

“Hocalarımın ortak özelliği tezhip sanatını klasik bir şekilde, Osmanlı Cihan Devleti asırlarında Saray Nakışhanesi’nde icra edildiği şekliyle öğretmek ve uygulamasını da bu keyfiyette yaptırmaktı.” Deniz Demirdağ’ın söyleşisi.

Zeynep Kılıç Seyhun: “Sanat adına güzel olan ne yapıyorsak bizden değil Allah’tandır.”

Yıldız Holding Çamlıca Sergi Salonu’nda Ramazan-ı Şerif ayına özel açılan ve 18 Haziran tarihine kadar devam edecek olan “Kadın Sanatçılar Esmâlar ve Hilyeler Sergisi”ne eserleriyle katkıda bulunan tezhip sanatkârı Zeynep Kılıç Seyhun ile sergi özelinde keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Zeynep Hanım, öncelikle kendinizden ve tezhip sanatıyla tanışma hikâyenizden bahsedebilir miyiz?

Öncelikle merhabalar diliyorum sizlere. Ben otuz dört yaşında, iki çocuk annesi bir tezhip sanatçısıyım. 2007 yılında İstanbul Üniversitesi Çini İşlemeciliği bölümünden mezun oldum. Tezhiple tam anlamı ile tanışmam okul yıllarımda Cahide Keskiner hocamı tanımakla oldu. Okulumuzun bizim bölümümüz için düzenlediği ve birçok duayen sanatçının katıldığı seminerler dizisinde Ateş Arcasoy, Günseli Kato, Hikmet Barutçugil, Hüsrev Subaşı ve Cahide Keskiner hocalarımız da vardı. Söz konusu seminerde sanatkârlarla tanışma fırsatı bulurken Cahide Keskiner’e hayran kalmıştım. O günden sonra tezhip sanatı için içimde tarifsiz bir merak ve heves uyandı.

Müsaadenizle tezhip sanatına dair temel bir soru ile başlayarak bu sanatı henüz tanışmamış olan okuyucularımızın bilgisine sunmak isteriz… Tezhip sanatı nedir, nasıl yapılır, hangi malzemeler kullanılır?

Kısaca bahsedecek olursak tezhip kelime anlamı ile “Altınlamak” demektir. En yalın hâli ile altınla yapılan kitap süsleme sanatıdır tezhip.

Biraz açarsak tezhip, altın ve çeşitli boyalar kullanılarak kitapların yanı sıra hat levhalar, fermanlar, deri ve ahşap üzerine geleneksel motifler kullanılarak icra edilen bir tezyinattır.

Altının dışındaki malzemeleriniz nelerdir?

Tezhip yaparken birçok yardımcı malzeme kullanırız. Bunların bir kısmı su bazlı boyalar, fırça, mürekkep, mühre, pergel, cetvel, iğne perdah ve tabii ki desen tasarımlarımızı oluşturduğumuz eskiz kâğıtlarıdır.

Bu sanatı öğrenmek ne kadar zamanınızı aldı? Tezhip sanatını öğrendiğiniz ustanız kimdi? Ustanızın öğrencilerine armağan ettiği en önemli haslet neydi?

Tezhip eğitimine 2007 yılında Cahide Keskiner hocamın atölyesinde başladım ve hocamın yönlendirmesi ile Topkapı Saray’ında, Kültür Bakanlığı nezdinde düzenlenmekte olan Geleneksel Türk Süsleme Sanatları Kursu’nda Semih İrteş ve Mamure Öz hocalarımın derslerine katıldım. Oradaki eğitimimi tamamladıktan sonra Mamure hocamın lütfetmesi üzerine Nakkaş Tezyini Sanatlar Merkezi’nde iki sene boyunca hocamın asistanlığını yapma şansına eriştim.

Tezhip eğitim hayatım içerisinde iki yıl boyunca İSMEK Bağlarbaşı Türk İslâm Sanatları İhtisas Merkezi’nde Serap Bostancı hocamın derslerine katıldım.

Böylelikle eğitiminiz tamamlanmış oldu mu?

Bu sanatta eğitim son bulmaz ama hocalarımın tedrisatında beş yıl geçirdim.

Pek çok hocadan dersler almışsınız…

Evet… Aynı ekol içerisinde dört hocamın eğitiminden geçtim, hepsinden de ayrı bir haslet öğrendim bu yüzden çok şanslıyım.

Hocalarınızın ortak noktaları nelerdi?

Klasik… Klasiğe vurgu... Hepsinin ortak özelliği tezhip sanatını klasik bir şekilde, Osmanlı Cihan Devleti asırlarında Saray Nakışhanesi’nde icra edildiği şekliyle öğretmek ve uygulamasını da bu keyfiyette yaptırmaktı.

Klasik bir tezhip çalışması nasıl yapılır? Çalışmanın yapım aşamasında nasıl bir süreç izlenir?

Klasik bir tezhip levhası oluşturmak için öncelikle yazımızı belirler ve akabinde klasik şekilde murakkaa gereriz. Sonrasında cetvel çizgilerini belirleriz ve tasarımını yapmış olduğumuz deseni bu ölçüler içerisine kopya ederiz. Önce desenin altınlarını sürer, sonra kontürlerini çekeriz ve zemin ile çiçek renklerini boyarız. Tasarımın en dışında bulunan tığları da işledikten sonra eser nihayete erer Allah’ın izni ile.

Tezhip sanatının belli üslûpları var. Bunlardan biraz bahsedebilir miyiz?

Tezhip sanatı Orta Asya’da başlayıp Osmanlıda altın çağını yaşamış köklü bir sanattır. 12. yüzyıl 13. yüzyıl ve 14. yüzyılda kitap sanatlarında hâkim olan motif geometrik desenlerken, Safeviler döneminde diğer dönemlerde görülmeyen üsluplaştırılmış hayvan, insan ve mitolojik canlılar göze çarpar. Osmanlıda ise asırlar boyunca gelişen üsluplar ile en zengin hâlini alır.

Tezhip sanatı başlangıcından günümüze kadar devirler ve dönemler arasında üsluplar geliştirirken Osmanlı dönemi içerisinde tekrar belli başlı kollara ayrılır. Devirler arasındaki üslupları şöyle sıralayabiliriz: Timur devri, Selçuklular ve beylikler devri, Karakoyunlu ve Akkoyunlu dönemi, İlhanlılar ve Memlükler devri, Safeviler dönemi ve Osmanlı dönemi tezhip üslupları…

Osmanlı dönemi tezhibi içerisinde gelişen üslupları ise iri ve ayrıntılı Hatai motifleri ile Baba Nakkaş üslubu, Şahkulu ile gelen Saz Yolu üslubu, üsluplaştırılmış bahçe çiçekleri ile Karam Memi üslubu, çiçek ressamı ve rugani tekniği ile eserler veren Ali Üsküdâri üslubu şeklinde sıralayabiliriz.

Levha özelinde soracak olursak iyi bir tezhip eseri hangi hususiyetleri haiz olmalıdır?

İzniniz ile bu soruyu daha çok teknik açıdan ele almak isterim. Levha tezhibi üzerinden konuşursak öncelikle işe nitelikli ve iyi bir hüsn-i hat ile başlamalıyız. Sonrasında tezhip kurallarının dışına çıkmadan oluşturulmuş bir desen tasarımı, kaliteli malzemeler ve iyi bir işçilik gerekir. Tabii ki eser tezhip aşkı olmadan tamamlanmış olmaz.

Gelenekli sanatların hepsinde hoca talebe ilişkisinin bir anlamı vardır. Günümüz modern insanının bunu anlaması oldukça zor. Bize bunu kendi tecrübeleriniz ışığında açıklayabilir misiniz?

Ben çini eğitimimi mektepli, tezhip eğitimimi alaylı olarak usta-çırak ilişkisi içerisinde aldım. Her ikisini de deneyimlemiş biri olarak kendi adıma usta-çırak ilişkisinin çok kıymetli olduğunu söyleyebilirim. Hocanızdan tezhip sanatı adına eğitim alırken bir hayat-sanat tecrübesini de izliyorsunuz, terbiye oluyorsunuz. Bu sanat içerisindeki edebi, sanat ahlâkını, sabrı, nezaketi, dürüstlüğü, fedakârlığı ve çalışma azmini hocanızdan öğreniyorsunuz. Siz de zamanla büyüyüp olgunlaştıkça ona benziyorsunuz, o yüzden bu sanata kiminle başladığınız çok önemli. Ben Mamure hocamın hakkını, emeklerini ödeyemem, umarım onun da gurur duyacağı bir öğrenci olmayı başarabilirim.

Bu sanat ile uğraşmak isteyen kişide bulunması gereken özelikler nelerdir?

Bu soruya klişe bir cevap vermek istemem ama tabii ki “Sabır ve azim” olmazsa olmaz. Tezhip bir nevi sabır sanatıdır. Alçak gönüllü ve paylaşımcı olmak da muhakkak ki sanatkârın eserlerine değer katar. Bence olması gereken özelliklerin yanı sıra olmaması gerekenleri de konuşmak lazım.

Tabii ki buyurunuz Zeynep Hanım…

Mesela kibir, bencillik herkese olduğu gibi sanatkâra da hiç yakışmaz. Hırs sahibi olmak ve sadece maddî kazanç kaygısı ile bu sanatla meşgul olmak da sanatkâr ecdadımızın hoş görmediği davranışları oluşturur.

Tezhip sanatı ile ilgili eğitimleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Tezhip eğitimi konusunda giderilmesi gerektiğini düşündüğünüz eksiklikler ya da aksaklıklar var mı?

Günümüzde üniversitelerin Güzel Sanatlar Fakülteleri’nin yanı sıra pek çok atölye ve kurs merkezlerinde tezhip eğitimi veriliyor. Kurs merkezlerindeki usta eğiticilerin liyakati önem arz ediyor. Bu biraz sıkıntılı bir durum. Çünkü onlarca kurs merkezini denetlemek veya kontrol altına almak mümkün değil. Bu yüzden yeterli-yetersiz isteyen herkes eğitim verebiliyor; bu da tezhip sanatı adına bugün fark edilmese de önümüzdeki yıllarda muhakkak bir tahribata yol açacaktır. Bize miras bırakılan bu eşsiz sanatı ve birikimi kafamıza göre kullanamayız, geleceğe referans olacak eserler üretmenin gayreti içerisinde bulunuyoruz. Bu yüzden tezhip sanatındaki asırların mirasını hiçe sayıp istediğimiz gibi tezhip yapamayız. Bu kontrol mekanizması nasıl sağlanır bilemiyorum. Umarım hocalarımız ve âkil büyüklerimiz bu soruna bir çözüm üretebilir.

Gelecekte tezhip sanatıyla ilgili gerçekleştirmek istediğiniz ya da yapmayı arzu ettiğiniz şey nedir?

Kendi sanatıma dair çok büyük hedefim yok. Çünkü hayat öyle güzel bir düzen içerisinde işliyor ki… Ben hayal ettiklerimden daha güzelleri ile karşılandım çok şükür. O yüzden kendimi hayallerim ile sınırlandırmak istemiyorum Rabbimin bana nasip edeceklerini. Çünkü “O” beni benden daha iyi biliyor ve benim için en güzel olanı nasip ediyor. Ben hayatımı akışına bırakıp karşıma çıkan fırsat ve güzellikleri Rabbimin rızasını gözeterek değerlendiriyorum. Bunun yanı sıra arzum ve çabam bu sanatı edep, erkân ve tüm estetik yönleri ile icra edip gücüm yettiğince öğrencilerime en doğru şekilde öğretmek, anlatmak ve aktarmak…

Kadın sanatçı olmak ve başarılarını kitlelere duyurabilmiş bir kadın olmanın zorlukları üzerine konuşalım isterim. İyi bir eş, iyi bir anne olmaya çalışıp bunun yanı sıra iyi bir sanatçı ya da her ne yapıyorsanız o konuda başarılı olabilmenin zorlukları nelerdir?

Sanat ile yoğrulan bir anne olmak ne kadar güzel ise onu icra ederken evlat yetiştirmek de bir o kadar zor. Sergimizin küratörü İbrahim Ethem Bey bunu eşi Özlem Gören hanımefendiden görmüş olmalı!

Malumunuz, uzun mesailer isteyen bir iş bizimkisi. Zaman zaman sergi çalışmaları için şehirlerarası yolculuklar yapmam gerekebiliyor. Tüm bu süreçlerde çocukların bakımı ve eğitimi, anneye olan ihtiyaçlar ve evin düzeninin aksamasını da istemiyorum. O yüzden ekstra bir efor harcıyorum. Genelde çocuklarım uyuduktan sonra çalışmayı tercih ediyorum.

Yıldız Holding “Kadın Sanatçılar Esmâlar ve Hilyeler Sergisi” için bir eserimi bir buçuk ayda tamamlamam gerekti. Bunun için gece üçte kalkıp beşe kadar çalışıp sonra tekrar yattığım oldu. Bu her ne kadar yorucu görünse de sonunda ortaya çıkan güzelliği görünce “Değer” diye düşünüyorsunuz ve bütün yorgunluğunuz bir anda geçiyor.

Biz kadınlar için evin işi hiç bitmez, eşya yerine gelir, ev de bir şekilde düzene girer ama çocuk yetiştirmek hafife alınamaz. Rabbime güvenim tam, O’nun rızasını gözeterek yaptığım bu işte evlatlarımı da ihmal etmeyeceğime inanıyorum. Eşim ve ailem en büyük destekçilerim. Kızım henüz çok küçük, fakat altı yaşındaki oğlum çok anlayışlı, bana eşlik etmeye de başladı, bu benim için çok büyük bir mutluluk vesilesi.

Yıldız Holding her yıl Ramazan ayının manevî iklimini yansıtan özel sergilerini sanatseverlerin beğenisine sunuyor. Gelenekselleşen Ramazan sergilerinde bu yıl “Kadın Sanatçılar-Esmâlar ve Hilyeler” başlığı altında toplanan 75 eser sergileniyor. Sergide sizin de eseriniz yer aldı. Bu süreç nasıl gelişim gösterdi? Sergide yer alacak eserinizi nasıl belirlediniz? Bununla birlikte eserinizin bu sergide yer alması ile ilgili düşüncelerinizden bahsedebilir misiniz?

Sergiye katılma davetini küratörümüz İbrahim Ethem Bey’in tezhip sanatçısı eşi Özlem Hanım’dan aldım. Serginin içeriğini duyunca heyecanım daha da arttı. Konunun, hem başımızın tacı Hilye-i Şerîfeler ve Esmâlar olması hem de kadın sanatçılara vurgu yapılması benim için eşsiz bir mutluluk oldu.

Sergiye katıldığım eserlerimin bir kısmını koleksiyonerlerimden rica ederek belirli bir süreliğine emaneten aldık. Sergiye katılım daveti gelir gelmez de yeni bir eser hazırlamak için kolları sıvadık. Çok geniş bir vaktimiz yoktu ama bu sergiye özel bir hilye çalışmayı çok istedim. Bütün aile seferber olduk. Ablam ve eşim çocuklarla ilgilenirken ben gece-gündüz çalıştım. Hamdolsun serginin anısına güzel bir Hilye-i Şerifem daha oldu.

Yıldız Holding’in gerek çağdaş sanatlara olan desteği ve de gerekse geleneksel sanatlara verdiği kıymet ve ehemmiyet aşikâr. Bu sene düzenlenen sergide başrolün kadın sanatçılarda olması ve naçizane benim de davet edilmem çok onur verici. Küratörümüz İbrahim Ethem Gören’e ve Yıldız Holding camiasına teşekkür ediyorum.  Sergiye katılan tüm kadın sanatçıları da tebrik ediyorum.

Son olarak eklemek istedikleriniz var mı?

İnsanoğlu Allah’ın yeryüzündeki halifesi olacak kadar kıymetli bir varlık. Tabiri caiz ise üzerimizde taşıdıklarımız Rabbimin esmalarının bir tezahürü. Yani bu sanat adına güzel olan ne yapıyorsak bizden değil Allah’tandır. Bizleri güzelliklerin temaşa edilmesine vesile kılan Rabbime şükürler olsun.

Söyleşi: Deniz Demirdağ

Yayın Tarihi: 17 Mayıs 2021 Pazartesi 17:00 Güncelleme Tarihi: 18 Mayıs 2021, 08:42
banner25
YORUM EKLE

banner26