Zencilerin ve TC'nin şiirini yazıyorum

Nurettin Durman, Cumali Ünaldı Hasannebioğlu ile şiir ve tarih üzerine söyleşti.

Zencilerin ve TC'nin şiirini yazıyorum

 

Cumali Ünaldı Hasannebioğlu:

“Sonra El- Hac Malik El Şahbaz’ın mezarının üzerine gece indi”

Dünyanın çivisi çıktı diye bir deyim var. Tam da onu gündeme alacak olaylar oluyor zamanımızda. İnsanlar adeta azdılar. Azmanlar merhamet, insaf, vicdan kavramlarını savurup attılar kimsesizlerin. Zayıfların, güçsüzlerin üzerine… Biraz petrol için, biraz yer altı, yerüstü madenleri için, biraz bilmem zengin ne havzası için boyna kan döküyorlar, insanları öldürüyorlar. Büyük bir zevk alıyor olmalılar ki hiç durmuyorlar. Kargaşanın, katliamın ardı arkası kesilmiyor bir türlü. İsim saymaya gerek var mı ki zaten dünyanın birçok bölgesinde oluyor bunlar. Bu tarihi bir perspektifi de olan durumu soralım istedik. İlk önce Cumali Ünaldı Hasannebioğlu’na sorduk...

Öncesi…

Diyor ki Cumali Ünaldı:

Her kuşağın, kendi yaşadığı dönemi önemseyip, kendinden sonra gelenlerin ortaya koyduklarına "bozuldu" nitelemesiyle bakması, nerdeyse kuraldır. Öyle olmasaydı, ilk şiir söyleyen olduğu Latifi tezkiresinde belirtilen ilk insan, atamız Hz Âdem, öldürülen oğlunun başında:"Yöreler ve orada yaşayanlar değişti, evrende yaşayanlarsa çok hoyratlaştı. Her şeyin rengi ve tadı farklılaştı, güzel yüzlerin gülümseyişi azaldı..." der miydi?

Demek ki, değişen çok bir şey yok, asıl değişen insanın kendisi.

Bunu en çok "Aziz Kur'an"ı okuduğumuzda anlıyoruz. Zülmün, zalimin ve mazlumun her dönemde olduğu, sık sık Rabbimiz tarafından hatırlatılıyor bize. Rabbimiz, bizden daha güçlü olduklarını vurgulayarak, eski uygarlıkların bulunduğu yerleri gezmemizi, onları "tefekkür" etmemizi istiyor bizden. Onların nasıl yok edildiğini algılamamızın önemi, sık sık şanlı kitabımızın yaptığı bir "hatırlatma"dır.

Bizim için önemli olan, bu hengâme içinde, doğru yerde durmak,"Hakk”ın yanında olmaktır.

Bizim sınavımız da budur.Cumali Ünaldı Hasannebioğlu

Sizce şair dünya tarihine nasıl bakmalı?

Bence şair dünya tarihine nasıl bakmalı?

Başkaları nasıl bakar, bilmiyorum. Ama ben, kerim olan Kur'an'ı okuyarak, sürekli okuyarak, her sabah namazından sonra bir cüz okuyarak -bunu herkese tavsiye ediyorum-, üzerinde düşünerek, olayları, anlatılanları, günümüzde olup bitenlerle karşılaştırarak tarihi anlamaya çalışıyorum.

İnsanın ve dünyanın, hayatın ve ölümün, ilişkilerin, devletin ve bireyin, benzeri birçok karmaşık olayın çözümünü ben, bu okumalarda keşfetmeye çalıştım.

Sanıyorum dünya tarihi, Allah’ın sadece kulluklarını denemek üzere verdiği nimetleri, kendi kişisel gücü olarak algılayıp, Allah’ın diğer kullarına baskı kurmak için bir unsur olarak kullanan mütekebbirlerle, zayıf bırakılmışların, mustazafların mücadelesidir ve önemli olan, bizim nerede olduğumuzdur. Kimin yanında olduğumuzdur. Rabbimizin karşısına utanmadan çıkacak bir yüz edinmenin tarihi olmalıdır bizim kişisel tarihimiz.

Aslında bu bir silsiledir. Hz. Âdem ile başlayan bir silsiledir.

İngiliz gelenekçi Thomas Stearns Eliot'ın dediği gibi: "Hiçbir ozanın, hiçbir sanatçının tek başına bir anlamı yoktur. Onun anlamı, değerlendirilmesi, ölmüş ozan ve sanatçılarla olan bağının değerlendirilmesidir."

Yani bizlerin, geçmişte, uç uca eklendiğinde büyük bir zincir oluşturan yapıda, zamanımızı doğru belirleyen çok önemli bir "bakla" olabilmek gibi, önemli bir görevimiz vardır.

Belki, bu babda sonuç olarak şunu söyleyebiliriz: İnsanoğlu, yaşadığı hayatı, bir heykeltıraş gibi biçimlendirir. Sonuçta, ya bir güzellik çıkar ortaya, ya da dayanılmaz bir çirkinlik. Bir tek gerçek söz konusudur, her durumda da başa dönmek olanaksızdır artık. Hepimiz sınavımızı veriyoruz, kendimize karşı, başka insanlara karşı, geçmişe ve geleceğe karşı, Rabbimize karşı...

İşte bunun  adına da tarih diyorlar, kişisel tarih, birleşince toplumun tarihi oluyor.

Tekrar sorunuza dönersek, ben kendi tarihimi, kısaca "emribilmaruf/nehyianilmünker" olarak ifade edilen, iyi olanı yapma, kötü olandan uzaklaşma olarak anlaşılabilen, Rabbimin koyduğu tarihsel kurallara uyarak oluşturma gayreti içerisindeyim.

Bunun  adına İslam diyoruz kısaca.

Şiirlerinizde, Malcom X, Geronimo, Yaralı Diz tanımlamaları bir şiirsel obje olarak mı yer alır yoksa bu gerçekliklerin sizin hayatınızda başka bir karşılığı mı var?

Şiirlerimde kullandığım her şeyin, benim yaşamımda önemli bir yeri var.

Çok genç iken, iki şiire başlamıştım: Birincisi, Kızılderililer ve zenciler tarihi; ikincisi de Türkiye Cumhuriyeti tarihi. Her iki şiir de hala sürüyor, bitiremedim/belki de bilerek bitirmedim. Konu ile ilgili kitaplar okudum, araştırmalar yaptım. Yakın bir zamanda, her ikisini de bitireceğimi umut ediyorum.

27390Ece Ayhan’ın, sevdiğim bir söylemi var, içeriği de, "zulme karşı hadisler derleyen baba" nitelemesiyle sürüyor.

Biz zulme karşı olan ayetleri, hadisleri, kelam-ı kibarları, insanın yüreğini bileyen şiirleri derlemeliyiz, söylemeliyiz.

Kızılderililer ve zenciler çok zulüm gördüler ve ne yazık ki tarihleri yazılmadı. Te Cim Devrim Tarihi'nin şiiri söylenmedi. Elde, NFK merhumun "Son Devrin Din Mazlumları"ndan başka bir kitap da yok, ne yazık ki...

Filistin’in, Irak’ın, Afganistan’ın şiiri söylendi mi peki? Hayır. Peki, bunu kim söylemeli? Ebetteki biz. Bizler söylemeliyiz.

Bütün bunları konuşurken, Sezai Karakoç'un "Ey Yahudi" tekrarlı şiirini hatırlamak, yüreğimizi yatıştırıyor, değil mi?

Soruyu tersten yineleyelim, yaşamımızda önemi olan her şeyin şiirini söylemiş olmalı, ya da söylüyor olmalıyız.

Sizde bir kavram olarak BEYAZ neyi ifade eder?

Bende bir kavram olarak "beyaz", ne yazık ki temizliği, berraklığı, arılığı ifade etmez.

Eğer, tarih okumamış olsaydık, beyazın, olumlu bir karşılığı olduğunu düşünürdük değil mi? Keşke, kıta Amerika’sında olan, o büyük zulüm hiç yapılmamış olsaydı. Amerika gibi bir güç, dünyanın iyiye ve güzele yürüyüşünde etkin olsaydı keşke.

Biliyoruz ki Amerika, yani,"yenidünyanın keşfinden sonra, oraya yerleşen Avrupalılar",önce o toprakların gerçek sahipleri olan, kendilerini "insanoğlu" diye nitelendiren ve gerçekten insan olan Kızılderilileri, bin bir oyunla yok edip, kalanları da, adına rezervasyon dedikleri açık hapishanelere tıkmışlardır. Onların topraklarını hile ve desise ile elde ettikten sonra da, işgücü olarak da Afrika'dan yine hile ve desise ile zorbalıkla toparladıkları insanları, pamuk tarlalarında bedava işgücü olarak çalıştırmışlardır. Bütün bu işlemler için de akla hayale gelmeyen zulümler irtikâp etmişlerdir.

Yani Amerika derken, beyaz insan derken, aklımızda ne kalıyor? Bir tek şey, sadece "zulüm".

O yüzden,"beyaz" olmaktan Allah'a sığınırım, o yüzden "Malcolm X" şiirinin finalinde şu soruyu sordum:

"Sahi, yüzüm beyaz mı?"

Nasıl ki aziz ceddimiz Barbaros Hayreddin, mavi gözlü, kızıl sakallı bir insan olmasına rağmen hiçbir zaman "beyaz adam" değildi ve nasıl ki Barack Hussein Obama, renkli cildine ve Müslüman geçmişine rağmen, haza "beyaz adam"dır...

Neden?Cumali Ünaldı Hasannebioğlu

İşte, aramak zorunda olduğumuz o neden, bizi doğrudan doğruya "aziz ve şanlı" Kuran'a götürür, götürmeli. Şiirlerimin toplamını oluşturan "Andolsun Aşka", içeriğiyle, bunları hikâye ediyor. Bir şey daha eklemeliyim.

Yeryüzünün neresinde bir insan zulüm görüyorsa, kim olursa olsun, hangi millete ve inanca ait olursa olsun, bizim tarihsel sınavımız, onun yanında olmamızı gerektirir.

Biz başka neyiz ki?

Eğer şairsek ve bize kelimenin künhü verilmişse, tek mahlasımız vardır, o da "mazlum".

Biz, mazlumların oluşturduğu tek millete mensubiyeti, milletimiz olarak algılamalıyız vesselam.

“Al bu şiiri cancağızım serazat sokaklarda gezdir” diyorsunuz. Bütün bu haksızlıklar, zulümler karşısında yaşadığı zamanın şahidi olan şair başka ne yapmalı?

Şair, sadece insan olmalı.

Sınırları Rabb tarafından çizilmiş çerçevede insan olmalı.

Kendini geliştirir ve derinleştirirken, geçmişi dosdoğru kavramalı, zamanı, bir daha elde edilmesi imkânsız bir değer olarak anlamalı, yaşadıklarından geleceğe ait nitelendirmeler uç vermelidir.

O kadar çok şey var ki söylemek istediğim.

Belki, şiirlerimle bunları söylüyorum.

Bize verilmiş olan "kelime"nin hakkını ödemiş olmayı diliyorum.

 

Nurettin Durman sordu

 

 

 

Yayın Tarihi: 09 Temmuz 2011 Cumartesi 16:34 Güncelleme Tarihi: 09 Temmuz 2011, 16:42
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
kamil yeşil
kamil yeşil - 10 yıl Önce

cümali ünaldı dendi mi semud şiiri gelir aklıma. müthiş bir şiirdir. okumayanlara duyurulur.

banner26