banner17

Zarifoğlu'nun elinden tutmalı

Tarık Tufan Cahit Zarifoğlu için neler dedi?

Zarifoğlu'nun elinden tutmalı

“Ve Sen Kuş Olur Gidersin” ile siz… Bir Zarifoğlu etkisinde kalan Zarifoğlu kuşağı gibisiniz...

Zarifoğlu’nu bu dönemdeki edebiyatçılar arasında farklı kılan şey insanı zaaflarıyla, düşüşleriyle, yanılgılarıyla ıskalamayan dili. O sözünü ettiğim insanın kendi iç dünyasındaki yaralara kayıtsız kalmayan bir şair, ikincisi üslüp olarak, şiir dili olarak çok önemli bir estetik değeri muhafaza eden bir şair. Üçüncüsü de yaşadığı coğrafyaya dünyaya hayata kayıtsız kalmayan bir şair.

Cahit Zarifoğlu

Tam bir İslamcı mı diyorsunuz…

Evet! Ve bizim Cahit Zarifoğlu’nun elinden tutarsak, Cahit Zarifoğlu’nun bizi götüreceği yer bence yaşamak adına doğru bir yer olacaktır. Cahit Zarifoğlu böyle bir adamdır çünkü. Yaşamak kitabına başladığı ilk cümle adı yaşamak olan bir kitabın başlayabileceği en olağanüstü cümledir: “ne çok acı var!” Adı yaşamak diye bir kitap yazılacaksa böyle bir cümleyle başlıyor olmalıdır zaten. Cahit Zarifoğlu bunu görebilmiş bir adamdır. Bir de erkektir, müslümandır, şairdir. Bize yeter yani.

Saydığımız isimler üzerindeki etkisi erkektir, müslümandır…Tarık Tufan

Yani bir rol model olarak Cahit Zarifoğlu edebi kişiliği ile insanlığıyla büyük bir adam. O da erken gitti.

Epeydir konuşuyoruz bir şiir arası versek ne okurdunuz?

Valla, öyle bir ezberimde şiir tutmak gibi bir alışkanlığım yok.

Okumanızı  istemiyorum zaten, “ne okurdunuz”u merak ediyorum.

Benim o kitabımın ismine de ilham olan Cahit Zarifoğlu’nun “Ve Sen Kuş Olur Gidersin Bir Trenle” herhalde. Yani benim son yıllarda zihnimde en çok dönen şiirlerden bir tanesi. Onun yanına bir şey de eklemek istersem Sezai Karakoç’un “Çocukluğumuz” şiiri de beni böyle bu aralar nedense çok aklıma gelip duruyor.

Aslında bu ara meselesi son soru olacaktı ama Anna’ya gelelim istedim… Zarifoğlu’nun eserlerinde gördüğümüz, Theo Angelepoulos’un yönetmenliğini yaptığı Sonsuzluk ve Bir Gün filmindeki…

Bir akşam Haşmet Babaoğlu, Selahattin Yusuf filan otururken nerden açıldıysa laf Anna diye bir isim geçti. Ve biz oturup gece saat iki üçe kadar Anna diye bir kadın şu özelliklere sahip olur diye konuşmaya başladık.

Anna şöyle yer, şöyle bakar, şöyle davranır, böyle bir şeyle karşılaştığında böyle bir tepki verir, böyle aşık olur filan diye. Ve baktık ki hakikaten sanki Anna o kadın yani. Tek bir kadın. Cahit Zarifoğlu’nun Annası gibi. Sonra da geri dönüp herkes zihnindeki Anna’yı yazdı. Ben de o dönem Bugün Gazetesi’nde yazıyordum. Bugün Gazetesi’nde son yazdığım yazıdır Anna. Ondan sonra da gazeteden kovuldum zaten. 

 

 

 

Abdüssamed Bilgili söyleşmeye devam ediyor… 

 

Güncelleme Tarihi: 05 Mayıs 2010, 19:18
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
irfan
irfan - 9 yıl Önce

"...
Katlan elele katlandık ey Anna taş içinde heykelim/Yonttum yonttum taş bitti sen çıkmadın/Yanıldım avrupalanmakla çün bizde/Kadını kelimeyle kurarlar saklarlar örtülerle..."

banner8

banner19

banner20