Yirmi gazete, yüz yayınevi vardı buralarda

İbrahim Güleç, Bâb-ı Âli’nin canlı tanığı. Hem şair, hem de Cağaloğlu’nun kültürünü taşıyan bir ağabeyimiz. O kadar yoğun işlerinin arasında birçok kültürel programa da katılmayı ihmal etmez. Mahmut Balcı kendisiyle kısa bir söyleşi yaptı..

Yirmi gazete, yüz yayınevi vardı buralarda

 

 

İbrahim Güleç, Bâb-ı Âli’nin canlı tanığı. Hem şair, hem de Cağaloğlu’nun kültürünü taşıyan bir ağabeyimiz. O kadar yoğun işlerinin arasında birçok kültürel programa da katılmayı ihmal etmez. Sorularımıza cevaplar verdi. Söyleşiye katkıları için torunu Esra Güleç'e de teşekkür ederiz.

Sizi biraz tanıyabilir miyiz?

Ben Niğde merkeze bağlı eski ismi Veliisa, yeni ismi Yaylayolu olan köyde, 1944 yılının Haziran ayında doğmuşum. Fakat nüfusa 7 Ocak 1945’te kayıt ettirmişler. Dokuz kardeşin üçüncüsüyüm. Çocukluk yıllarım, rençber olduğumuz için tarla, ekin, harman işleriyle geçti. İstanbul’a 1964 yılında geldim. 1966’da askere gittim. Yirmi dört ay askerlikten sonra, 1968’in birinci ayında terhis olup köyüme döndüm. Ve aynı sene yeniden İstanbul’a geldim. Bâb-ı Âli’de çalışmaya başladım. 1969 yılının mart ayında evlendim. Bir kız iki erkek üç çocuk babasıyım.

Mesleğiniz nedir ve ne zamandır mesleğinizi icra ediyorsunuz?

46 yıldır bilfiil hamal olarak çalışmaktayım.

Cağaloğlu’nda ünlü kişilerle karşılaşmış olmalısınız. Kimlerdi onlar?

Benim çalışıp işini taşıdığım çok yayınevi vardı. Bu yüzden çok ünlü yazarlarla tanıştım. Birkaç tanesinden bahsedeyim. Birincisi, Rıfat Ilgaz. İki sene hem işini taşıdım hem işlerini takip ettim. Baskı-cilt dağıtımı olarak. Öbürleri ise Yaşar Kemal, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Erdal Öz, Fethi Naci, Nazar Fikri ve Ahmet Öztürk. Remzi Kitabevi’nin sahibi Remzi Bey, Erdoğan Egeli; bunlar bire bir samimi olduğum insanlar. Toplamda fazlasıyla yayıncı ve yazarla ilişkim vardır.

Fatih Gençlik Vakfı’nda 18-20 tane idareci ile çalıştım. Fatih Gençlik Vakfı’nda çalıştığım yıllarda çok yazar ve yayıncı ile tanıştım. Yusuf Tavaslı, Osman Başpehlivan, Hasan Başpehlivan, Mustafa Miyasoğlu ve Burhanettin Kayhan. Kısa bir dönem olsa da Sezai Karakoç ve Necip Fazıl da dâhil.

Yelken Matbaası’ndan tanıdığım bazı kişilerse başta Necip Fazıl Kısakürek, Abdullah Aydın, Emin Işık, Ahmet Tekin, rahmetli Yaşar Erol ve 1968’den sonra pek çok MTTB’li kişiler.

Şiir de yazıyorsunuz. Cağaloğlu’nda herkes sizi “Şair İbrahim” diye tanıyor.

Bu kadar yayıncı ve yazarlardan edindiğim tecrübelerle ben de şiir ve roman yazmaya başladım. Şu an 4 adet yayınlamış eserim var. Allah kısmet ederse beşinci kitabım neşrolunacak. Hatıralardan oluşan bu kitabın her satırı benim için hüzün ve gam yüklü. Çünkü eski ve yeniyi karşılaştırınca üzülmemek elde değil. Şu an sanki çamurda kaybolmuş kıymetli bir pırlanta durumunda bu hatıralar…

Şiir merakınız nasıl başladı?

Şiire merakım ise çocukluk yıllarımda köyde başladı. Çünkü başımda annem gibi bir usta vardı. Annem, rahmetler olsun, çok iyi ağıt yakar ve mani söylerdi. Her şeyi doğaçlama olarak şıp diye söylerdi.

Maşallah, bir de romanınız var. Roman yazma fikri nasıl gelişti?

Roman yazma işiyse, romancıların arasında edindiğim tecrübeden olsa ki, bana bu yetenek serpilmiş oldu. Yazdığım romanın konusunu ikinci ağız olarak dinledim. Ve şairliğin verdiği ilhamla da birleşince bu roman ortaya çıktı. Ben şair ve romancılığımın yanı sıra, iyi bir de halk müziği ustasıyım. En az iki bin eser var hafızamda. Her yöreyi tavrına göre okuyabilmekteyim. Şiir ve bazı topluluklarda istek üzerine türkü okuyorum. Bir de sesimin gürlüğü beni toplumda tanınmış bir kişi yaptı.

Cağaloğlu nereye doğru gidiyor?

Bâb-ı Âli’de çalışmamın çok faydasını gördüm. Çünkü benim geldiğim yıllarda gerçek bir kültür merkeziydi. Yirmi gazete, yüze yakın da yayınevi vardı. Şimdi ise gazetelerden hiçbir eser kalmadı. Yayınevi ise 15-20 tane. Her şeyden yoksunlaşıyor… Git gide turizm merkezi haline geliyor burası…

Günümüz gençliğinin akıbeti nedir?

Gençlik hakkındaki düşünce ve kanaatim ise… Pek müspet düşüncem yok başta. İnternet ve kolaycı olmaları beni memnun etmiyor. Bu konuda Hoca Nasreddin’in dediği gibi: “Eşekten düşen kişiyim; Allah sonumuzu hayretsin.”

 

Mahmut Balcı konuştu

Güncelleme Tarihi: 01 Nisan 2014, 16:34
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26