Yine gitmek ister misiniz?

IHH Kadın Kolları Başkanı Demet Tezcan'a Mavi Marmara'yı sorduk.

Yine gitmek ister misiniz?

Mavi Marmara sizin için ne anlam ifade ediyor, Mavi Marmara'ya neden katılmak istediniz?

Zulme rıza zulümdür. Filistin’de yıllar yılı süren bir zulüm vardı. Mavi Marmara zulmün azgın tufanında kurtuluş vadeden Nuh’un gemisiydi. Zira “Sakın zulmedenlere meyletmeyin! Yoksa ateş size de dokunur.” buyuruyordu Rabbimiz. Dokunmasın diye ateş elbette ama en çok da zulmedenin zulmü bitsin diye çıkmıştık yola. Zulmün ateşini söndüremesek bile tarafımızı belli etmemiz gerekiyordu ve hepimiz ağzında su taşıyan güvercin olmaya taliptik. Mavi Marmara, Hak katına şahitlik demekti. Umuda, insanlığın vicdanına kapılar araladı. Daha önce de kara konvoyu gerçekleşmişti.

Küçük çocuğum vardı talip olmamıştım yola çıkmaya ama konvoy geri gelene kadar geçen süreçte kendimi Tebuk seferinden geri kalanların içinde bulunduğu pişmanlık ateşinin yangınında buldum. Gitmek kısmet olur muydu? Gidebilir miydim? Bilmiyorum ama hiçbir girişimim olmamıştı. Mavi Marmara yola çıkacağı zaman ise “ne olursa olsun gitmeliyim” diye düşündüm nasip eden Rabbime sonsuz şükürler içindeyim şimdi.

Mavi Marmara

Saldırı esnasında neredeydiniz? Neler gördünüz? En çok neden etkilendiniz?

Sabaha kadar uyumamış olan arkadaşlarımızla güvertedeydik. Saat 04.30’da ezanın okunup, insanların namaza başlamasıyla birlikte bir anda hücumbotlar belirdi. Aynı anda tepemize asker indiren helikopterler. Ölümün ses olup geldiği an… Gaz bombası, ses bombası, göz yaşartıcı bomba, ölüm yağdıran, geminin her karesini delik deşik edip, kana bulayan silah sesleri… Bizim yolculuğumuz yarıda kesilerek Filistin’e gitmemizi engelliyordu işgalci, ama Filistin’i alıp bize gelmişti. İşgal tarihi boyunca mazlum Filistin halkına ansızın gelen baskınlarla yaşattığı ne varsa şimdi iki asra bedel, iki saatlik direniş sürecinde otuz yedi ülkenin vatandaşına onu yaşatıyordu aynıyla. Geminin her yerinde onlarca yaralı vardı. Yaralıları taşıyan erkek aktivistler, onların kanını durdurmak, yaralarını sarmak için koşturan kadın aktivistlerin canhıraş ortaya koyduğu gayret… Salonun her tarafı, her yan yaralı ve her yer kandı. Cevdet Kılıçlar’ın şehit edilmeden az önce yanımdan gidişi ve son sözleri…

Yerde yatan şehitler… Doktorların çaresizce kurtarma girişimlerinde bulundukları Uğur Süleyman Söylemez… Hayat ve ölüm… Katliam ve direniş… Öfke ve merhamet… Duyguların alabora olduğu an! İnsanlığın tüm halleri…

Demet Tezcan
Demet Tezcan

Kadın katılımcılar nasıldı?

Yüze yakın kadın yolcu vardı. Geminin en alt salonuna yerleşmiştik. İçimizde parlamenter, ev kadını, gazeteci… Evlerimizi arkada bırakmıştık. Eşlerimiz, çocuklarımız, işlerimiz… Türk, İngiliz, Alman, Arap… Güverteye çıkmamışlarsa eğer, kimi sohbet ediyor, kimi kitap okuyor, kimi nöbetçi olduğu kantin ve lavaboların temizliği ile ilgileniyordu. İçlerinden kimi yetimler için nakış işliyordu. Bir koltuğa ikişer, üçer sığışıp yatıyorduk. Muhteşem bir dostluk ortamı vardı ve hepimiz Filistinli kız kardeşlerimize kavuştuğumuzda onlarla paylaşacağımız anların planlarını yapıyor, hayallerini kuruyorduk. Kimi Arapça birkaç sevgi sözcüğü öğrenmeye çalışıyordu. Saldırı anında ve sonrasında ise gerçekten her milletten ve inançtan kadın büyük bir metanet ve cesaret örnekliği koydu ortaya. Bir kısmı sağlık ekibine yardım ediyordu hayatı boyunca bir arada görmediği ölü-yaralı ve kan gölü ortasında adını ilk kez duyduğu sağlık malzemelerini ulaştırmaya, yetiştirmeye çalışıyordu kan ter içinde. Gemide kurulan dostluk ortamı ise aynen devam ediyor. Muhteşem dostluklar, arkadaşlıklar kuruldu. Çeşitli, vesilelerle sürekli bir araya gelmenin imkânları oluşturuluyor.

Yaşadıklarınızdan sonra ne düşünüyorsunuz?

O birkaç saatlik saldırı ve sonrasında gelen süreç işgal tarihinin onlarca yıllık halet-i ruhiyesinin bir teşhisi, bir teşhiriydi. İşgalcinin tavrı-tutumu, yöntemi, uygulaması, gerekçesi, saldırısı ve savunması, savunurken bile en acıtıcı şekilde davranması yıllar yılı Filistin halkına karşı uyguladığı kıyım, katliam yaparken nasıl da mesnetsiz gerekçelerle ve akılla değil hayvani güdülerinden aldıkları paranoya ile sivilleri, acımasız bir şekilde bebekleri katledişinin resmini ortaya koydu. Mavi Marmara gibi bir organizasyonu yapanların söylem ve eylemlerinin aslında ne kadar doğru olduğunu, ne kadar isabetli bir karar almış olduklarını bu kararın ne kadar sağlam bir temele oturduğunu ve bundan ötürü tüm dünyanın uluslar arası mekanizmaların bu ölçüden nasiplendiklerini gördük. Mavi Marmara bir miladın adıdır. Mavi Marmara inancı, öz güveni, olabilirliği, imkânı gösterdi. Mümküne, yapılabileceklere kapı araladı. O kapıyı ardına kadar açmak ise yaşananlara şahit olan tüm insanlara düşüyor.

Tekrar gitmek ister misiniz?

Evet İnşallah.

 

Özlem Şahin Ermiş sordu

Güncelleme Tarihi: 08 Şubat 2011, 11:06
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26