banner17

Yıl 1964: İlk Şiirim!

Nurettin Durman ile söyleştik. Bakın bize neler dedi?

Yıl 1964: İlk Şiirim!

İlk tavsiye: Yahya Kemal oku!

Şair Nurettin Durman bugüne kadar birçok kişiye hep aynı soruları yöneltti. Elbette herkesin bu sorulara vereceği farklı bir cevabı vardı. Öyle de oldu. Böylece birçok kişinin yazma serüvenini onun vasıtasıyla öğrenmiş olduk. Diğer yandan Nurettin Durman’ın bu söyleşilerle ortaya zengin bir arşiv çıkardığı söylenebilir. Nurettin Durman’ın yaptığı her söyleşiyi keyifle okuduk. Merak ettik ve o soruların aynını Nurettin Durman’a yönelttik. Sağ olsun bizi kırmadan sorularımızı cevapladı.Nurettin Durman

Yazmaya nasıl ve nerede başladınız? 

Bir matbaacı arkadaşım vardı. Bazen onun yanına giderdim. O gitmeler vesilesiyle kurşun harfleri kumpasa dizmeyi öğrendim. Yani ona yardım etmeye başladım. O arada giyotinle kesilmiş atık kâğıtlardan kendime kalın bir defter yaptım. Ortasını zımbaladım. İlkin o deftere anılarımı yazmaya başladım. İşte; annem öldü, şöyle oldu, böyle oldu gibi şeyler. Bingöl’de yaşıyordum.

Kaç  yaşında olduğunuzu anımsıyor musunuz?

13–14 yaş civarı.

Sizi yazmaya veya okumaya teşvik edenler oldu mu?

Başlarda maalesef hiç olmadı. Daha sonra şiir yazmaya başlayınca şöyle bir tavsiye eden bir muhterem oldu. Çemberlitaş Vezir Handa dükkânın önünde oturmuş bir şeyler karalıyorum. Ne yapıyorsun, dedi bana. Şiir yazıyorum, dedim. Yahya Kemal’i oku, dedi, Yahya Kemal’i. Yürüdü gitti karşıdaki dükkânında oturdu. Bu kadarcık bir teşvik işte… Ama çok önemli benim için…

Nurettin Durmanİlk okuduğunuz kitap, şiir, hikâye veya yazı, dergi, gazete?

Berber çıraklığı yapıyorum o zaman. Dükkâna bir gazete alınıyor ama pek okumuyorum. Benim merakım başka. Top oynamanın dışında, ilk okuduğum kitap Tommiks. Ardından Teksas. Sonra bir kalın kitap geçti elime o aralarda. Yaşar Kemal ve İnce Memed.

İlk yazdığınız yazı-öykü-şiir yayınlandığında ne hissettiniz?

İlk şiirim yayınlandığında Sultanahmet Divanyolu’nda çalışıyorum. Soğuk bir öğleden sonra Beyazıt’ta ara sokakta bir kitapçıdan Sanat Dünyası dergisini alıyor ve sayfalarını karıştırıyorum. Arka iç sayfada çerçeveye alınmış şiirimi görünce bir seviniyorum bir seviniyorum ki sormayın. Beyazıt’tan Divanyolu’na doğru muzaffer bir kumandan gibi göğsümü gere gere, göğsümü rüzgâra siper ederek yürüyorum. Hava soğukmuş umurumda olmuyor. Öyle bir mutlu oluyorum ki dünyalar benim oluyor…

Yazma tutkunuzu başından başlayarak anlatır mısınız?

Nurettin Durman gençlik yıllarındaŞiir beni perişan etti!

İlk şiir yazımından başlayarak ve Yahya Kemal’i oku tavsiyesini aldıktan sonra dergilere yöneldim. Cağaloğlu’na yakın oluşumdan dolayı da dergilere, kitaplara ulaşmam kolay oldu. Roman, şiir, hikâye derken edebiyat dünyasının içinde bulmuş oldum kendimi. Kitap, dergi seçimini kendim belirledim hep. Bu konuda da kimseden bir yardım, bir tavsiye almadım doğrusu.

Kendi yolumu kendim bulmaya çabaladım. Kitapçılar yakındaydı, dergiler vardı, yazarların yazdıkları vardı, öyle bir hal içinde okumalarımı sürdürdüm. Dergilere çok şiir gönderdim. Çok yayınlanmayan şiirim oldu. Yazmadan olmazdı ama yayınlamak da önemliydi ve eğer şair olacaksam mutlaka dergilerde şiir yayınlatmalıydım. İlk şiirim 1964 yılında Şubat ayında yayınlandı.

Daha çok ve özellikle çocukluk döneminizi anlatır mısınız?

Çocukluğum işte. Şehirden (Harput) köye gelmiş bir babanın üç çocuğundan ikincisi olarak şımarık bir şekilde ikinci sınıfta karlı bir kış günü annemin ölümüne kadar bir çocukluk. Sonrası daha başka… Babanın tekrar şehre bu defa Bingöl’e taşınmasıyla ve üvey anne marifetiyle ilkokul bitimine kadar geçen süre. On iki yaşında evden kaçış. O yaz bir gün gecikmeyle yatılı okul sınavını kaçırınca öylece donup kalma durumu. Elazığ’a gidiş, tekrar Bingöl’e dönüş ve 1961 yılında on altı yaşında İstanbul’a hicret.

Nurettin Durman, Güllerin ArdındanArtık yazar olmuştum dediğiniz zamana kadar olan bir çabanız oldu mu, ne gibi çabalarınız oldu? 

Evet, şair olmalıydım. İlla da şiir… Roman için beceriksizdim. Hikâye bir türlü bana güler yüzünü göstermedi. Lakin şiir galiba beni benimsedi. O benimseme durumlarıyla da boyna hırpaladı, beni üzdü, beni adeta perişan etti. Çünkü bir türlü benim istediğim kıvamda oluşmuyordu tabii bu da beni yoruyor, bıktırıyor, derin hayal kırıklıklarına uğratıyordu.

Genç yaşta şiirler yayınlamıştım ama ne fayda. Daha iyi dergilerde görünmeliydi şiirim. Evet, bir hayli çabam oldu şair olayım diye. Oldum mu olamadım mı hâlâ emin değilim… Lakin şiirsiz yaşanmıyor cancağızım.

Ömrünüz bereketli olsun Yavuz Altınışık biraderim emi!

 

Yavuz Altınışık soruları sahibine yöneltti

Güncelleme Tarihi: 08 Nisan 2010, 13:29
YORUM EKLE
YORUMLAR
ali celep
ali celep - 9 yıl Önce

nurettin ağabey bu şiir denen meretten ne zaman vazgeçeceksin yahu?şiir yüzünden beni bile unuttun yahu...

banner8

banner19

banner20