Yediiklim'in taşınması çok iyi oldu!

Yedi İklim dergisi şairlerinden Aykut Nasip Kelebek’e sorduk. O da bize içtenlikle cevap verdi.

Yediiklim'in taşınması çok iyi oldu!

 

Yedi İklim dergisi şairlerinden Aykut Nasip Kelebek’e sorduk. O da bize içtenlikle cevap verdi.

Sevgili Aykut, üniversitede 3. senen. Türk dili ve edebiyatı okuyorsun. Okulla aran nasıl?

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin Bomonti kampüsünde okumam, Taksim’de yaşıyor olmam itibariyle hayatımı inanılmaz derecede kolaylaştırıyor, vaktimi İstanbul trafiğine yem etmiyorum yani. Bunun dışında sosyalleşme ihtiyacımın önemli bir kısmını karşılıyor okulum, ders konusuna ise pek girmek istemiyorum, çünkü neredeyse 15 yıllık eğitim hayatım boyunca hiçbir zaman derslerini gündeme alan, evde oturup ödev yapan bir öğrenci olmadım. Okulu benim için anlamlı kılan arkadaşlarım ve sevdiğim öğretmenlerimdi. Lise son sınıfta bile, evde yüksek tempoyla ders çalıştığım halde okuldayken ders çalışmaz, vaktimi arkadaşlarıma ayırırdım. Nitekim ilk girişimde kazandım üniversiteyi ve üniversite de benim öğrencilik anlayışımı değiştiremedi.

Alttan ders var galiba.

Böyle bir öğrencinin haliyle, alttan üstten sağdan soldan epey bir dersi oluyor. Evet, hem ilk hem de ikinci yılımdan çok dersim birikti, işin kötüsü bu durumu nedense pek de umursamıyorum, “acelemiz yok” havalarındayım şimdilik. Ama bir yandan da okulu dört yılda bitirip işlerimi hızlandırmam lazım, önümüzdeki iki yıl toparlamaya çalışacağım durumu, bu ölü kalkacak artık, bir şekilde.

Behçet Necatigil’in kitaplarıyla lebalep dolu bir kütüphanesi var okulunuzun, kütüphaneyle aran nasıl?

Kütüphanelerden faydalandığım çok olmuştur, hem lisedeki okul kütüphanemizden, hem Taksim’deki Atatürk Kitaplığı’ndan, hem de bizim Mimar Sinan’ın Kabataş kampüsündeki kütüphaneden. Tabii öğrenci olunca ister istemez ekonomik problemler yaşıyor, isteseniz de her kitabı kolayca edinemiyorsunuz, bu da sizi kütüphanelere yöneltiyor. Son dönemde kitap almak konusunda biraz daha rahatım, burstu, şuydu buydu derken cebimiz ufaktan para görür oldu. Yoksa kütüphane sevgimin romantik bir temeli yok, memleketteki bütün kütüphaneleri kaldırsan beş-on sene ruhum bile duymaz, durum bu.

Şu sıralar seni ve arkadaşlarını Üsküdar’da çok sık görüyoruz. Malum Yedi İklim Maltepe’den Üsküdar’a taşınıyor.Aykut Nasip Kelebek

Evet, Üsküdar ve bizler için çok güzel oldu bu taşınma. Biz de arkadaşlarımızla bu taşınmaya elimizden geldiğince yardımcı olduk, kitapların tasnifi ve yerleştirilmesiyle yakinen ilgilendik.

Bilmeyenler için soralım, Yedi İklim’de yazmaya nasıl başladın?

Yedi İklim’de yazmaya 16 yaşımda, lise üçüncü sınıf öğrencisiyken başladım. Yedi İklim serüvenim, Zafer Acar’la tanışmamla başladı.

Şehzade diyorlar sana.

“Şehzade” şiirimi kastediyorsun; doğrusu, şimdiye kadar bana kimse “şehzade” demedi. Yani günlük yaşantımda olsun, edebî çevrelerde olsun bana karşı böyle bir hitap yok, olsun da istemem. Çünkü böyle bir hitaba maruz kalmak, benim adıma “anlaşılmamış olmak” sayılır. “Şehzade” şiiri dolayısıyla hem bazı internet siteleri ve edebiyat mahfillerinde basit magazinel şeylerle karşılaştım, hem de yakın çevremle, arkadaşlarımla aramda infiale yol açtı bu şiir. Gördüğüm olmadık tepkilerden sonra dedim, “dünyaya masumane bakmak, insanlarda masumiyet aramak boşuna.” “Şehzade”, tatlı bir hayalin şiiriydi, ama birçok hayalin yıkılmasına sebep oldu. İşin buralara varacağını bilsem yazmazdım o şiiri, ama yazıldı artık, ne yapalım.

Şiirlerin kadar yazdığın eleştiri ve inceleme yazıları da gündemi meşgul etti. Kaç şiirin yayınlandı Yedi İklim’de. Ve kaç eleştiri yazın var?

Şiirlerimin olsun, eleştiri ve incelemelerimin olsun gündemi meşgul ettiğini düşünmüyorum. Çünkü bizde bir edebiyat gündemi yok ki, bizde edebiyatı takip eden, edebiyatı tartışan, edebiyatı umursayan bir kitle yok ki. Keşke böyle bir kitle olsa da, dediğin gibi her yazdığım/yazdığımız tartışılsa, gündem oluştursa. Ama yok böyle bir durum. Ha, dediğin arkadaş çevrelerinde konuşulmak, birkaç eşten-Aykut Nasip Kelebekdosttan telefon almaksa evet, şiirlerimden sonra olumlu, eleştirilerimden sonra da olumsuz tepkiler alıyorum zaman zaman. Niye şiire olumlu da eleştiriye olumsuz? Çünkü biz, maalesef en yakınımdakilerden en uzağımdakilere bütün bir edebiyat ortamı, bizim, her şeyi dinleme olgunluğuna erişmiş bir kulağımız henüz yok, oluşmadı o kulak bizde. Sorunu yanıtlayayım, dokuz şiir yayımladım Yedi İklim’de, otuz-otuz beş kadar da eleştiri yazısı.

Dokuz şiir, nicelik olarak fazla bir yekûn değil. Niçin bu kadar çok gündemdesin o halde?

Ama kaçırdığın bir şey var, henüz 20 yaşındayım, şarj dönemindeyim ve hiçbir anımı boş geçirmiyorum. Yaşımın küçüklüğüne yaslanmıyorum elbette, ayrıca nicelik olarak üretimim az sayılmaz, çok sayılmamakla birlikte. Çıkıp kitaplar dolusu metin yazdım diyemem, yazmadım çünkü, ama şu var, bunu yapabilecek bir donanım hazırlamakla meşgulüm hep. Sanırım senin takıldığın ve daha birçoğunun takıldığı nokta şu, “Aykut Nasip Kelebek bu kadar az yazdığı halde niçin bu kadar gündemde?” Yineliyorum; gündemde değilim, gündemde değilsin, gündemde değiliz. Beş yüz kişinin takip ettiği bir dergide az buçuk sivrilmeyi, uyduruk internet sitelerinde anlaşılmadan karikatürize edilmeyi, birkaç dergide kısa cümlelerle değerlendirilmeyi “gündemde olmak” olarak niteliyorsan, o zaman selametle. Evet, haklısın, yetmiş milyon beni okuyor.

Üsküdar?

Yedi İklim ve çevresinin bana kazandırdıklarından biri de Üsküdar oldu, yoksa bu kadar içli dışlı olmazdım Üsküdar’la. Seviyorum Üsküdar’ı, çünkü ruhu olan bir yer, çünkü Üsküdar’a gider iken denizin içinden geçiyorum, denizimsi bir semt Üsküdar. “Üsküdar’a gidelim” denildi mi, mesela “Güngören’e gidelim” denildiğinde yaşanan huzursuzluğu yaşamıyorum.

Şu aralar neler okuyorsun?

İki işi birden yapamam, yürürken etrafıma bakınamam, kahvaltı yaparken radyo dinleyemem, telefonla konuşurken sana laf yetiştiremem, müzik dinlerken kitap okuyamam, dünyada en çok da bu sonuncusunu yapabilenleri anlayamam. Bunun gibi, okuyup yazma işini de beraber götüremiyorum. Okumuyorum bu sıralar, yazıyorum; kitabımı oluşturacak şiirleri yazmakla meşgulüm şu sıralar.

En son okuyup da “işte şiir budur” dediğin şiir kitabı ya da bir şiir?

En son Ömer Hayyam’ın rubailerini okudum, nefisti.

Bu yaz için ne gibi planların var?

Bu yaz dediğim gibi, ilk şiir kitabımı tamamlamayı düşünüyorum. Gene İstanbul’da olacağım, gene gündemimde şiir olacak. Plandan kastın tatilse, yok, hayatım boyunca hiç tatil yapmadım. Sorunlu bir kavram çünkü tatil, tatile çıkmak işlere ara vermek demekse, yokum ben o tatile. Çalışmakla hemhalim ben, koşturmakla… Uyku bile bende can sıkıntısı yaratıyor. “Dünyadan neyi kaldırmak istersin” diye sorsalar, “uykuyu” derim, daha çok çalışabilmek için. Ama şu var, imkânlarım el verse de şöyle birkaç günlüğüne/haftalığına şehir dışında bir yerlere gidebilsem. Benim için çok iyi olurdu bu, ciddi manada ihtiyacım var çünkü buna, olsa hem hayatımda ilk defa adamakıllı kafa dinler, hem de çalışmalarımı sürdürürdüm. İşte imkânlar, kısmet diyelim biz gene de.

Teşekkürler Sevgili Aykut!

Teşekkürler, bu tatlı sorular için.

 

İsmail Demirel sordu

Güncelleme Tarihi: 29 Haziran 2012, 03:21
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
ahmet
ahmet - 7 yıl Önce

Aykur Nasip Kelebek'i yedi iklimde yer yer görüyordum, bu kadar genç olduğunu bilmiyordum, şaşırdım doğrusu, bu gencin olgunluk yaşlarını merak ediyorum,

Serdar Arslan
Serdar Arslan - 7 yıl Önce

Artis:)

Bilal
Bilal - 7 yıl Önce

Delikanlı cevaplar

banner19

banner13