banner17

Yazdıklarına 'çocuk ödevi' diyor!

Medeniyet ve çocuk bağlamında eserler veren Mustafa Ruhi Şirin: 'Yazdıklarımın değeri zamana direneceklerin boyu kadardır..'

Yazdıklarına 'çocuk ödevi' diyor!

Yıllarını, zamanını, hatta sağlığını çocuklara adadı. Tanıdım tanıyalı çocuklar için yazıyor, yaşıyor. İlkin Mavera dergisinde rastlamıştım adına. Sonra Cahit Zarifoğlu, ‘TRT’de onunla birlikte olduklarını’ söyledi. Başka bir tanıdık kişiden daha başka haberler edindim hakkında. Ve bir gün nasıl nerede olduysa tanışıverdik ru-be-ru. Mustafa Ruhi Şirin

Aslında bu söyleşinin asıl muhatabının Çocuk Vakfı Başkanı olması da çok önemli. Yazarların, şairlerin, fikir adamlarının çocukluklarını merak ediyor ve sorular sormaya çalışıyorken esas merak edilmesi gereken, ömrünü çocuklara adamış bir şahsiyetin çocukluğu olmalı aslında. Değerli bir şahsiyet olarak daima takdir ettiğimiz Mustafa Ruhi Şirin’e, sorularımı geciktirmeden cevapladığı için teşekkür ediyor, sağlık ve afiyet diliyorum.

Çocukluk döneminizden söz eder misiniz? Nerelerde geçti çocukluk yıllarınız?

Çoğu insan çocukluğunu anlatmak istemez. Çekingen davranır. Bir yanı çocuk kalmış insanlar için böyle bir zorluk yok. Hele ömrünün bütün evrelerini çocuk ödevi içinde geçirmiş biri için çocukluğundan söz etmek, nefes almak, ıslık çalmak gibi bir şey. Of’un büyük köylerinden birinde, Uğurlu’da doğmuşum. 1955’in 2 Ocak gecesi, kar yağarken. Üç yaşımdan itibaren çocukluğumu çok iyi hatırlıyorum. Anılarını, acılarını, sevinçlerini… Çocukluğumda ilk kırılmayı altı buçuk yaşımdayken babam ölünce yaşadım. ‘Uzaklara gitti’ dediler; bekledim, bekledim ve kırk yaşımdayken “Babam Öldü” şiirimi yazdım. Babamla çekilmiş tek fotoğrafım varmış. Henüz görmedim bu fotoğrafı. Bir elinde bastonu babamın, bir elinde elim. Yıllardır bu fotoğrafı arıyorum.

15232

Türkülü bir ırmak gibi yaşadım çocukluğumu

Hayatımın en görkemli armağanıysa geçen yıl 11 Ağustos’ta 96 yaşındayken vefat eden annemdir. Çocukluk arkadaşım, annem, babam, şefkat öğretmenim sevgili annem. Öğretmen olan Memduh Ağabeyimse bana okulun, okumanın yolunu açan öğretmenimdi. Of, Maçka, Ahlat arasında geçti ilkokul yılları. Babam ve ağabeyim kalp krizi sonrası vefat etti. Babam 63, ağabeyim 57 yaşındaymış kalp krizi geçirdiklerinde. Bense 53’ünde ağır bir kalp krizi geçirmiştim 2008’in 21 Mayıs’ında. Şaşmaz saate daha zaman varmış meğer… Çocukluğum yoksulluk ve yoksunluklara rağmen hayatımın zafer yıllarıdır. Toprağın, kırların, ağaçların dilinden anlayan çocuklardık biz. İcad ettiğimiz ve bir daha oynamadığımız oyunlarla büyüdük. Türkülü bir ırmak gibi yaşadım çocukluğumu.

Mustafa Ruhi ŞirinArkadaşlarım yalnızca yaşıtlarım değildi. Soru soran ve 60–70 hattâ 90 yaşlarında arkadaşları olan bir çocuktum. En büyük arkadaşımsa 105 yaşında vefat eden anneannemdi. Arkadaşlarımın en önemlisiyse, filozof lakaplı Hüseyin Amcamdı.

Çocuklukla yetişkinlik arasında patika yollar açsam da erken büyüme yarışına girmemiş bir çocuktum. Çocukluktan uzaklaşırsam hayâl arkadaşlarımın öleceğinden korkardım. Uzun yıllar geride kaldı. Çocukluğuma, hayâl arkadaşlarıma, yoksulluğa ve yaşadığım acılara ve sevinçlere borçluyum çocuk safiyetinde ve çocuk safında kalabilmeyi…

Okumak ve yazmak… Nasıl başladı?

İlkokulda ders kitabı dışında çok az kitap okudum. Ortaokulu Of’ta okumaya başladım. Okul kütüphanesi çok zengin sayılmazdı. Edebiyat ve tarih ağırlıklı kitapla doluydu kütüphane. Şiir kitaplarıyla karşılaştığımda heyecanlanmıştım. Behçet Necatigil’in kitapları ilgimi çeken ilk şiir kitaplarıydı. Sezai Karakoç’un Körfez kitabını 1969’da ortaokul son sınıfta okuduğumu hatırlıyorum.

Geceleri Mızıka Çalan Kedi, Mustafa Ruhi Şirin

İçimdeki şairi uyandıran Behçet Necatigil ve Sezai Karakoç oldu. İlk gençlik döneminde ilk yazı denemelerimi okulun kütüphanesinde yazmaya başlamışım. Hiç unutmam, sarı yapraklı şiir defterim vardı. Şiirlerimi yazdıktan sonra da ezberlerdim. Şiirle ilgilenmeme rağmen lise birinci sınıfta edebiyattan ve fizikten ikmale kalmıştım. Lise son sınıftayken Türkiye genelinde liseler arası şiir yarışması düzenlenmişti. Yıl 1973. Teknoloji dalında okul birincisi seçildi ve Trabzon’a gönderildi şiirim. Edebiyat öğretmenimiz şiiri ne zaman yazdığımı sorunca, ‘dün gece yazdım’ demiştim. El yazısı güzel olan önceki sınıflardan bir arkadaşımız şiirimi yazdı kâğıda, ben de imzaladım ve şiir Trabzon’a gönderildi. O şiirimden hâlâ aklımda kalan dize şöyle: Benzini fincana akıtacağım… Ne demekse!

Guguklu Saatin Kumrusu, Mustafa Ruhi ŞirinSizi yazmaya veya okumaya teşvik edenler oldu mu peki?

Okuma merakımın uyanmasını iki kişiye borçluyum: Filozof lakaplı Hüseyin Amcama ve sınıf öğretmeni sevgili Memduh Ağabeyime. Yedi yaşımda Ulus Gazetesi’ni okuturdu bana amcam. Günlük armağan bazen 5 bazen de 10 kuruş.

1960’lı yıllar. Abone olduğu gazeteler köye gelirdi. Muhtar olduğu için de yanında yaşlı yaşlı insanlar bulunurdu. Gazete okurken şapkalı, kasketli, takkeli, foterli kocaman adamların beni dinlemesi, küçük bir çocuk olarak benim hoşuma giderdi. Ayrıcalıklı bir çocuk durumuydu bu. Amcamın lambalı radyosu da açık olurdu hep. Amcam beni yanında bulundurarak iki amacı birden gözetirdi: Babasızlığımı unutmamı ve onun koruyucu kanatları altında büyümemi sağlamak… Doğrusu Hüseyin Amcamı dedem gibi severdim. İki dedem de ben doğmadan çok önce vefat ettiği için amcam aynı zamanda dedemdi benim.Çocuk Yüzlü Yazılar, Mustafa Ruhi Şirin

Her yazar kendi yolunu seçer

Memduh ağabeyim ise beni daha çok yazmaya yönlendirdi. Harçlığımdan kitap almayı da ağabeyim öğretti bana. İlkokuldan sonra kütüphane kapısını açtığımda sayısı fazla olmasa da epeyce şaşırdığımı gün gibi hatırlıyorum. Ders kitabı dışında ne kitap görürdü köy çocukları ne de kitaplardan haberleri vardı. 1960’lı yılların Türkiye’sinde köy okullarının genel görünümü de buydu… Yazmaya ve okumaya Ankara’daki üniversite yıllarında ağırlık verdim. Birkaç dergi izlemenin bu çabada payı olduğunu düşünüyorum. Radyo ve televizyon programcılığı alanında yüksek öğrenim görmem nedeniyle, ister istemez yazıyla ilgilenmemiz de gerekiyordu. 1977’de TRT’de çalışmaya başlamış olmam, bu süreci hızlandırdı. 1979’da radyo prodüktörlüğü sınavını kazandım ve 1981 Mayıs’ında İstanbul Radyosu’na atanınca yazı çalışmalarımı radyo metin yazarlığı kuşatıverdi.

Mavi Rüyalar Gören Çocuk, Mustafa Ruhi ŞirinÇocuklar için yazmaya ise ilk oğlumun doğmasıyla karar vermiştim. Yıl 1977. Yazarlığımın iki yüzü oldu bu tarihten sonra: Bir yüzü çocuklar için yazdığım kitaplar, diğer yüzüyse yetişkinlere çocuk evrenini yansıtmaya çalıştığım değişik türlerde kitaplar. Aslında her yazar kendi yolunu açar.

Peki, ilk okuduğunuz şiir veya hikaye kitabını, dergiyi ve gazeteyi hatırlıyor musunuz?

On yaşımdayken Kemalettin Tuğcu’dan okuduğum kitabın adı Kuklacı’ydı. Birkaç kitap okumuştum Tuğcu’dan o yıllarda. Şiirle ilgili hafızamda iz yok. Türkçe ders kitaplarındaki manzumelerden aklımda kalan da yok. Hikâye adı da yok aklımda. Daha çok masal okuduğumu söyleyebilirim. Andersen masalları ilk sırada. Ve Keloğlan masalları... Doğan Kardeş’i okudum bir süre. Az da olsa çizgi roman. İlk gördüğüm ve filozof amcamın bana okuttuğu ve dinlediği gazeteyse Ulus’tu. Lise yıllarında sayıları elime geçtikçe Varlık Dergisi’ni okurdum. Üniversite yıllarından itibaren edebiyat dergilerinin çoğunu izledim bir süre.Rüya Saati, Mustafa Ruhi Şirin

İlk yazdığınız yazı-şiir-hikâye yayımlandığında neler hissettiğinizi sorsak…

İlk yazım bir mektuptu. Babamın ölümünden üç yıl sonra kurşunkalemle yazdım o mektubu. Zarfı kapattım. Adımı soyadımı yazdım zarfın sol üst kısmına. Babamın adını yazdım: Mehmet Şirin. Adres yerini boş bıraktım. O mektubu lise son sınıfa kadar saklamışım. Üniversite için 1974’te köyden ayrılınca, evin çatı arasındaki kitap sandığımda kaldı mektup.

Anıların derinleşmesi için bir şeylerin kaybolması gerekir zaten. Çatı arasındaki sandıkla ilgilenen olmayınca ilk okuduğum kitaplar, şiir defterlerim, dergiler, çizgi romanlar kaybolup gitti. İlk yazımın da kaderi buymuş demek…

Masal Atlası, Mustafa Ruhi Şirin“Zaferle mağlubiyet arası bir duygu bıraktı bende ilk şiirim”

İlk şiiri yazmadım, söyledim. İlkokul beşinci sınıfı bitirdiğimiz gün, üç arkadaş yayla evimize gitmiştik. Çamurdan oyuncaklar yaptık, arabalarımıza yollar açtık. Oyunun tadıyla neredeyse kanatlanıp uçacakken, birden sis bastırdı. ‘Yağmur yağacak’, dedi Zihni. ‘Siste yağmur yağmaz’, dedi kardeşi Ziya. Ben de tekerlemeyle çağırdım yağmuru: Yağ elsiz yağmur yağ/ Ağlıyor karlı dağ… Bu tekerlemeyi bir çocuk hikâyemde de kullandım. Sonra da “İlk Şiir” başlığıyla Rüya Saati kitabıma aldım bu tekerlemeyi…

İlk şiirim 1976’da Pınar Dergisi’nin bahar sayılarından birinde yayımlandı. O gece uyuyamamıştım. Açıp açıp okudum şiiri. Sonra da iyi bir şiir olmadığına karar verdim. Zaferle mağlubiyet arası bir duygu bıraktı bende ilk şiirim…

15241

Yazar olarak çabaladınız mı? Neler yaptınız yazar olmak için?

Şiire doğal bir ilgiyle yöneldim. Yazarlık ise beni seçti. Yirmi bir yaşımdayken evlendim, yirmi ikisinde baba oldum. Yıl 1977. Ekim’in yirmi yedisi. O gün çocuklara ve çocukluğa yakalandım. ‘Çocuk ödevi’ diyorum bu yazı işlerine. Çocuk gerçekliğiyle yazdığım şiirler edebiyat dergilerinde yayımlandı önce. Çocuk dergilerinde ise daha sonra yayımlandı bu şiirler. Türkiye’de ilk örneği Dağlarca’dır. Açıl Susam Açıl kitabındaki şiirlerin bir kısmı 1951’den itibaren dergilerde yayımlanmıştı. İlk metinler Hareket Dergisi’nde yer aldı. Mustafa Kutlu’nun kısa bir mektubu geldi ardından. Fantastik masallar, hikâye kitapları, çocuklara türlerin karışımı kabul ettiğim felsefî içerikli kitaplar yazdım. Yetişkinler için yazdığım kitapların da tamamı çocuk üzerine. Çocuk yazarlığım çocukla, çocuklukla yüzleşme cesaretidir bir bakıma…

1970’li yılların ortasından bugüne medeniyet ve çocuk bağlamında hayatımın en büyük armağanı kabul ettiğim çocuk ödevim sırasında şiirimi ve edebiyatımı ikinci sırada tuttuğumun farkındayım. Asıl yazacaklarımı yazamadan göçüp gideceğim ebedî yurdumuza… Yazdıklarımın değeri, zamana direnecek olanların boyu kadardır.

 

 

 

Nurettin Durman söyleşi için Mustafa Ruhi Şirin’e ‘çocukları sevindirir gibi’ teşekkür etti.

Güncelleme Tarihi: 25 Mayıs 2010, 12:56
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20