banner17

Yayıncı okul mu badanalasın?!

Nar Yayınları'ndan Tayfur Esen'le çocuk yayıncılığı üzerine konuştuk. Meğer bu ülkede çocuklar için kitap yazabilecek kapasitede ne kadar yazar ve çizerimiz varmış da haberimiz yokmuş!

Yayıncı okul mu badanalasın?!

Nar Yayınları genel müdürü Tayfur Esen’le kendi yayınevi üzerinden çocuk yayıncılığınıTayfur Esen konuştuk. Söyleşimiz sadece çocuk yayıncılığı orijinli kalmadı; genel olarak yayıncıların sorunlarına da değinildi.

Bir çocuğa rastgele isim konulmadığını, bir de yayınevlerine rastgele isim verilmediğini düşünürüm. O halde neden Nar Yayınları?

Bismillahirrahmanirrahim. İlginiz dolayısıyla öncelikle sizlere teşekkür ediyorum. Şahsım olarak 1990 yılından beri yayın dünyasının içerisindeyim. Kimi zaman bir yayıncı kimi zaman bir pazarlamacı kimi zaman da bir dağıtımcı olarak bu sektörde 20 yılı geride bıraktım. Söz konusu dönemin bir neticesi ve gözlemlerimizin sonucu olarak yeni bir yayınevi kurmayı planladık ve 2006 yılı Kasım ayı itibarıyla yayın dünyasına Nar Yayınları ismiyle "selam" dedik.

Nar Yayınları; çünkü “sadece kitap değil, bir dünya veriyoruz” şuurundayız. Nar Yayınları; çünkü nasıl ki nar meyvesi kabuğu açılınca içinden yüzlerce nar tanesi çıkıyor, rengiyle, tadıyla hoşa gidiyorsa kitaplarımız da böyle bereketli, renkli ve tatlı olsun istedik. Nar Yayınları, çünkü çocuklar onu zaten biliyor: “Çarşıdan aldım bir tane, eve geldim bin tane.” Çocuğa değer veriyor ve onun için güzel şeyler yapmaya çalışıyoruz. Masal, hikâye, roman, tiyatro, şiir, resim vb. konu başlıkları altında “çocuğa dair ne varsa” yayınlamayı hedefliyoruz.

Nar ÇocukYayıncılıkta en titizlenilmesi gereken şey çocuk yayıncılığıdır. Tüm bu zorlukları neden göze aldınız, yetişkinlere kitap yayınlamak varken?

En masum hayaller çocukken kuruluyor. Ve çocuk bizim ilham kaynağımız. “Çocuk Aşkına” sloganı hayat felsefemiz. Yayınevimiz varlığını onlardan alıyor desek doğrudur. Çocuklar ve çocukluk var olduğu sürece Nar Yayınları da var olacak inşallah. O halde size karşı bir önyargısı olmayan varlığa dönük yayıncılık yapmak, fazlasıyla önyargılara sahip büyüklere yönelik yayıncılık yapmaktan daha çekicidir. Çünkü çocuklar herkesi kendisi olmaya davet eder ve kimseye karışmaz. Ama büyükler toplum mühendisidir ve çocuklar onların malzemeleri. Çocuklar hayatta büyüklerinden fazla bir şey beklemez ve onlara fazla bel bağlamaz. Fakat büyükler bütün yatırımlarını/planlarını çocuklar üzerine kurgular.

Hem biz çocuklarla yeni bir dünya kurmak istiyoruz. Onları dinlemek, anlamak, dost ve arkadaş olmak sonra da bildiklerimizi paylaşmak istiyoruz. Baktık ki aslında biz hal olarak çocuğuz, sadece yaş olarak onlardan büyüğüz ve onları anlayabiliyoruz, çocukları seviyoruz, çocukları çocuklarımız gibi görüyoruz. Bu nedenle çocuk yayıncılığı dedik. Çocuklar için çıktığınız yolda, “yolda kalmak” diye bir şey yok. Zor, fakat “derdimizi seviyoruz.”

Nar Çocuk
Nar Çocuk
Nar Çocuk
Nar Çocuk
Nar Çocuk
Nar Çocuk
Nar Çocuk
Nar Çocuk
Görselleri büyütmek için üzerini tıklayınız

Çocuklar için kitap yayınlıyoruz, büyüklerde mi okusun diyorsunuz?

Büyükler büyük kitaplar okur. Büyüklere büyük kitaplar yakışır çünkü. Fakat biz büyüklere çocuk kitapları değil, çocuğun dünyasını sunmaya çalışıyoruz. Bu nedenle onlara, ‘çocukların dünyasını daha yakından tanımak isterseniz buyurun, kitaplarımız’ diyoruz. Sonrasında ise her büyüğün aslında bir çocuk olduğunu görüyor ve mutlu oluyoruz. Biz insanlar aslında hiç büyümüyoruz. Sadece oyuncaklarımız ve adları farklılaşıyor inanın...

Bugüne kadar kaç kitap yayınladı Nar Yayınları?

250’ye yakın kitap yayınladık.

Peki editoryal çalışmanız nasıl? Profesyonel, daimi editörlere sahip misiniz?

Usta yazarlarla çalışıyoruz. Ustalarla çalışmak işinizi kolaylaştırıyor. Kendisini çocuğa adamış, dilini, dinini, geleneğini, kültürünü, tarihini, çocuk edebiyatı ilmihalini bilen yazarlarla çalışıyor olmak editoryal bir ihtiyacı kimi zaman en aza indiriyor. Uzman ve daimi istihdamını gerçekleştirdiğimiz editörlerimiz yok. İhtiyaç durumunda uzmanından kitap ya da proje eksenli destek alarak yolumuza devam ediyoruz.

Genel olarak yayıncılık dünyasının, özel olarak ise çocuk yayıncılığının sıkıntıları neler size göre?

Yetişmiş eleman, yayıncılık dünyasının genel sorunudur. Maalesef yayıncılık sahada veya ofiste öğrenilmekte, okulu, üniversitesi, kitabı bulunmamaktadır. İki yıl bir dağıtımcı ya da yayınevinde çalışan 3. yılında bir yayınevi kurmakta. Bu nedenle yetişmiş veya yetişmemişiyle herkes bir yayıncılık yapabilmektedir. Öyle ki yazar kendi adına yayıncılık yapabilmekte, parasını veren herkesin kitaplarını yayınlayarak yayıncılık yapılabilmekte, kağıtçı ve matbaacı tanıdığınız varsa yayıncılık yapılabilmekte.

Aşçı sertifikası olmayan ve aşçılık derneğine üye olmayan aşçılık yapamazken, isteyen yayıncılık yapabilmektedir. Bunun bize getirisi(!) ise şudur: Kalitesiz bir yayıncılık, heba olan bir servet, okuyucunun var olan iyi niyetinin suistimali ve bunun neticesinde hayal kırıklığı, kitabı sevmeme. “Gittiği yere kadar” mantığıyla yürüyen bir yayıncılık. Yeni şeyler üretemeyen, taklide dayalı bir yayıncılık. Gazetelerin promosyon kitap çalışmaları... Çok ciddi bir kayıtdışılık. Bu, haksız bir rekabet ortamı oluşturmakta. Kaliteye ve insana yatırım yapan yayınevleri bu maliyetlere katlanmayanlarla rekabette zorlanmakta.

OKULA BOYA BADANA YARDIMI YAP KİTAPLARINI ALSINLAR!

Çocuk yayıncılığında da aynı sorunlar söz konusu. Farklı sorunları şöyle ifade edebiliriz:

Birincisi: Ülke nüfusu içerisinde çocuklar okul öncesi, ilköğretim ve lise mevcutlarıyla diğer bazı sektörler için olduğu gibi yazar ve yayıncılar için de ciddi bir pazar. Ticaret yapanların bu kadar büyük bir pazarı es geçmesi mümkün değil. Sadece bu nedenle bu pazara girenler dahi var.

İkincisi: Altı yıl öncesine kadar ders kitabı üreten firmaların bir kısmı, ders kitaplarının ücretsiz verilmesi sonrası boşta kaldılar. Oysa bu firmaların yayıncılık için oluşturduğu ciddi bir altyapı vardı. Yazarlar, grafikerler, matbaa ekipmanı, pazarlama elemanları, araçlar vs. boşa çıkınca ne yapılabilirdi? Elbette iştah kabartan bir alana yöneleceklerdi.

Üçüncüsü: İdeolojik bir yaklaşımın egemen olduğu Talim Terbiye Kurulu tavsiyesi şartı, MEB'in ilan ettiği 100 Temel Eser listesi ile rafa kaldırıldı ve yayıncılık yapmak isteyenin önü açıldı. Çünkü yasal olarak basılmış bir kitabın öğrencinin eline geçmesi için nasıl bir engel olabilirdi ki? Hele hele okullara boya-badana yardımı da yapılınca kimi yayıncının önü açık demekti.

Dördüncüsü: Çocuk yayıncılığı, maalesef herkes tarafından yapılabilecek bir iş olarak algılandı. Çünkü çocuk kitabı yazarlığı da böyle algılanmaya başlandı. Meğer bu ülkede çocuklar için kitap yazabilecek kapasitede ne kadar yazar ve çizerimiz varmış da haberimiz yokmuş! Fiilî olarak var olan gerçeklik ise şu: "Çocuk mu dedin? Hım, çocuk... Evet, evet çocuk; hani şu işi gücü haylazlık ve oyun olan, kendisi için neyin iyi neyin kötü olduğunu bilmeyen, her zaman yönlendirilmesi gereken varlık! Hem çocuk neden anlar ki? Ayrıca bu ülkede bizim gibi yazarların işi kolay, çünkü çocukların okuyacakları kitapları hâlâ anne ve babaları belirlemiyor mu? Sonra, çocuğun benim kitabımı okuması değil sadece satın alması beni ilgilendiren..."

Nar Yayınları bir kitabı neden basar ya da bir kitabı yayınlamayacaksa ne tür eksikliği olduğu için yayınlamaz?

Çocuk dediğimiz varlık özellikle oyun, eğlence, mizah, abartı, belirsizlik, her şeyin bir şekilde olduğu hayal gücü ve aksiyondan hoşlanır. Çocuğa sunduğumuz kitaplar bunları içerisinde barındırıyor ve bütün bunlar görsel zenginliklerle de destekleniyorsa o oranda kitabı sevdirebilir, onu kitapla dost edebiliriz. Yine ne kadar onun hoşuna gidecek tiplemeleri/idolleri/karakterleri/kahramanları oluşturabilir ve bunlar üzerinden dilin güzellik ve inceliklerini eline tutuşturduğumuz metinlerle ortaya koyabilirsek, inanın “çocuktur, anlar” sloganının yansımasını hemen göreceğiz.

Bakın şöyle etrafınızdaki çocuk kitaplarına lütfen! Kapak ve iç tasarımıyla, tashih ve redaktesiyle, dili ve verdiği mesajlarla çocuğunuzu sarıp sarmalayan, onu mutlu eden, konuşmalarına yansıyacak bir dil zevki veren ve kendi kültürüyle ilgisini devam ettirmesine, tarihini sevmesine, büyüklerine saygı göstermesine, değerler üzerine inşâ edilmiş bir dünya kurgulamasına katkıda bulunan kaç kitap var?

Kriterlerimiz bunlar.

Nar Çocuk Tahran Kitap Fuarı'nda
(+)

Yayın felsefenizi birkaç cümleyle özetleseniz…

Doğrusu temel kaygılarımız belli. Akıl emniyetine halel getirmeyen, düşünceyi fesada uğratmayan, dinî ve örfî değer yargılarına saygı duyan, bu dünyadan göçüp gittiğimizde sadaka-i cariye hükmüne geçebilecek kitapların yayınlanmasına aracı olmaya çalışıyoruz.

Nar Yayınları 10 yıl sonra nerede olacak? Projeleriniz var mı ileriye dönük?

Çocuğun olduğu yerde Nar Yayınları da var olacak inşallah. Düşünce, hayat ve beklenti noktasında neleri arzu ediyor olursa çocuk, Nar Yayınları da ona ihtiyacı olan kitapları vermeye çalışacak. Bu niyetle son 3 yıldır dünyanın belli başlı uluslararası kitap fuarlarına katılıyoruz. Çocuğa dair ne varsa görüyor, inceliyor, fikir ediniyoruz. Beğendiğimiz kitapların Türkiye yayın haklarını alıyor, kendi yayınlarımızdan haberdar ediyoruz.

Projelerimiz elbette var. Ancak takdir edersiniz ki günümüzde her yeni çabuk eskiyor. Çünkü tüketim kültürü çocuğun önüne çok fazla yeni alternatifler sunuyor. Bu nedenle her proje 5-10 yıl bir ömre sahip oluyor. Kitaplar eskiyor, çocuk eskimiyor. Bu bakış açısıyla geleceği kurgulamaya çalışıyoruz. Bu bakış açısıyla kendisini yetiştiren ve gününün çocuğunu tanıyıp ona dönük eserler veren yazarlarla çalışmayı temel projemiz olarak görüyoruz. Dünyanın neresinde olursa olsun çocuğa dair güzel eserler verebilmiş her yazarı kendi yazarımız olarak görüyoruz. Çünkü çocuğu bizler kadar seven ve kendisini çocuklara adayan gerçekten çok fazla yayıncı ve yazar var dünyada. Onları görmezlikten gelmek çocuklarımıza bir kötülük anlamına gelecektir düşüncesindeyiz.

Çocuk bizim yitiğimiz. Ona dair güzel bir şeyi nerede bulursak alırız.

Tayfur Esen Tahran Kitap Fuarı'nda
(+)

Son olarak bu söyleşiyi genel olarak veliler okuyacağına göre onlara bir tavsiyeniz?

Çocukları elinden alınmış bir ülke nasıl bir ülke olur? Hani diyorum, çocuklar bir araya gelse ve “365 gün burasını size bırakıyoruz” diyerek gitseler, dünyanın tadı-tuzu kalır mı? Çocuğun anne-babayı bırakın insanlık/dünya için nasıl bir imkân/fırsat olduğunun farkında mıyız acaba? Ben çocuklarla gitmeyi tercih ederim inanın. Çünkü bizi ayakta tutan “çocuk aşkı”dır. İlham kaynağımız odur çünkü. Sevgi kaynağımız, masumiyet kaynağımız, rahmet kaynağımızdır çocuk.

Bugünkü çocuk algısı/aklı/bakışı yazarı ve yayınevini zorlamaktadır. Yazar ve yayınevi için çocuk kadar enfes ve üretken bir dünya yoktur. Çocukluk bir yaş olayı değil, bir hal olayıdır. Yayıncılar çocuğu tanıyarak, onu bilerek yayıncılık yapmalıdır.

Anne-babalar ise çocuk yayıncılığını yakından takip ederek ve bir kriterler bütünü içerisinde (anlaşılır, incelikli güzel bir dil, zengin bir metin örgüsü, yazarın konusunun uzmanı olması, baskı kalitesi, göze hitap eden ve ilgi çeken bir kapak ve içerik görselliği ve en önemlisi çocuğumuzun ilgi duyduğu konuların neler olduğu ve ne tür kitaplardan hoşlandığı bilinerek) çocuğuna kitaplar seçmeli/tavsiye etmelidir. Kitap fuarları da bu anlamda değerlendirilmelidir.

Son olarak, içimdeki çocuk ve dışımdaki çocuklar adına böylesi bir imkânı bizlere verdiğiniz için çok teşekkür ederim.

 

Besim Bal sordu

Güncelleme Tarihi: 20 Ağustos 2010, 17:37
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
aktan selam
aktan selam - 8 yıl Önce

böyle haberleri aldıkça seviniyorum, mutlu oluyorum, ümitlerim artıyor. bu yayınevinin özellikle kitapların tasarımına ve görselliğine dikkat ettiğini gödüm ve gerçekten önemli bir gelişme. şimdi yapılması gereken bu kitapların dağıtılması. Dağıtım sorunu, camiamız için önemli bir handikap. Sayısız yayınevi ve sayısız kitap basılıyor ama ülkemizin biri çok yerindeki büyük kitap mağazalarına (d&r gibi) girmiyor. bu konu üzerinde durulmasını çözülmesini öneriyorum.

Yusuf Dursun
Yusuf Dursun - 8 yıl Önce

Nar Yayınlarının seçiciliğine, titizliğine, hedeflerinin büyüklüğüne, çalışanlarının samimiyetine yakından şahidim. Gönlümün çocuk yanı diyor ki NAR YAYINLARI tez zamanada daha geniş kitlelere ulaşabilsin; onun renginden, güzelliğinden, bereketinden daha çok okuyucu istifade etsin. Dualarımız bunun için.

Mehmet COŞAR
Mehmet COŞAR - 8 yıl Önce

Nar yayınları sahibi Tayfur ESEN beyi tebrik eder, çalışmalarında başarılar dilerim. Selamlar

Hakan Çetin
Hakan Çetin - 8 yıl Önce

Önümüze yeterince alternatif konulmadan çok seçici olmamız mümkün değildi. Nar Yayınları bu anlamda çıtayı yükselten eserlere sahip gerçekten. Zengin görsellik ve içerikleriyle hem büyükler hem de küçükler kitap seçerken daha şanslı Nar Yayınları sayesinde. Allah sayılarını artırsın, var olanlara da daha bir gayret nasip etsin inşaallah.

mustafa
mustafa - 8 yıl Önce

nar yayınları gerçekten güzel hoş akıcı çocuk kitapları çıkarıyor yalnız bazı kitpalarında çocukların belleklerine yanlış girebilecek hikayeler var onlar ya yaından kaldırılmalı yad düzeltilmeli mesela masal oyunu kitabında böyle bir hikaye hatırlıyorum çocukların beynini karıştıracak her türlü kelime anlatımdan uzak durulmaı lazım galiba

süleyman hoca
süleyman hoca - 8 yıl Önce

Tayfur hocam çok güzel bir konuşmaya değinmişsiniz... Ben bir türkçe öğretmeni olarak çocukların okuması açısından nar yayınlarından ülke genelinde bir öncü davranış bekliyorum...

banner8

banner19

banner20