banner17

TYB Akademi ne yapmak istiyor, sorduk

5. sayısını Ahmet Hamdi Tanpınar’a ayıran TYB Akademi genel yayın yönetmeni Öner Buçukcu ile dergiyi konuştuk.

TYB Akademi ne yapmak istiyor, sorduk

Türkiye Yazarlar Birliği, bir buçuk yıldır TYB Akademi adında hakemli bir dergi çıkarıyor. Daha önce “Gazali”, “Evliya Çelebi”, “Sait Halim Paşa” ve “Çağdaş İslâm Düşüncesi” sayılarını çıkaran derginin 5. sayısı “Ahmet Hamdi Tanpınar” dosyası ile okuyucu ile buluştu. Biz de TYB Akademi’nin yeni sayısını, bundan sonraki sayılara ilişkin tasarılarını derginin Genel Yayın Yönetmeni Öner Buçukcu ile konuştuk.

TYB Akademi’nin serüveni nasıl başladı?TYB Akademi

Açıkçası TYB Akademi’nin hazırlık çalışmaları içerisinde ben yoktum. Derginin hazırlık çalışmalarını Mehmet Doğan’ın başkanlığında Ercan Yıldırım, Osman Özbahçe ve Serkan Yorgancılar’dan oluşan bir ekip yapmış. Özellikle akademik yayın yapan dergi alanında bir eksiklik görülmüş. Ben sürece daha sonra dâhil oldum. “Sait Halim Paşa” sayısının yayınlanmasından önce Serkan Ağabey bana “Öner, Yayın Kurulu’nda seni de görmek istiyoruz” deyince benim TYB Akademi serüvenim başlamış oldu. Daha sonra da genel yayın yönetmenliğini üstlendim.

Dergi için geri dönüşler nasıl?

Bunu cevaplayabilmek için galiba ilk önce “her yiğidin bir yoğurt yiyişi” olduğunu söyleyerek başlamam gerekiyor. Tabi dergilerin ilk sayıları daima önemli olmuştur. İlk sayıda neyi, kimi anlattığınız ya da herhangi bir şeyi nasıl söylediğiniz sizin duracağınız yer için, daha sonra hangi pozisyonda konumlanacağınız konusunda insanlara bir fikir verir. TYB Akademi ilk sayısına “Gazali” ile başladı. Dergi içeriğindeki yazıların nitelikleri hakkında bir şey söyleyebilecek donanıma sahip değilim, Gazali üzerine okumalarım son derece sınırlı ama Gazali ile başlamak, derginin biraz daha ilahiyat eksenli bir seyir takip edeceği izlenimi uyandırmış insanlarda, daha sonra buna benzer bazı geri dönüşler aldım mesela.

Evliya Çelebi” sayısı var daha sonra, bunun biraz algıyı kırması gerekirdi diye düşünüyorum ama sanki böyle bir kısır döngü oluşturulmuş TYB Akademi çevresinde, muhafazakârlığa methiyeler düzen klasik bir Türk sağı dergisi gibi algılanıyoruz ya da bana olan geri dönüşler bu şekilde. Tabi herkes istediği gibi düşünüyor; kimseye karışamıyorsunuz ama bazen insanın kendisini de gözden geçirmesi gerekiyor.

Bilmiyorum, mesela ben olsaydım “Gazali” sayısına muhalefet ederdim. Gazali üzerine çok sayıda metin üretilmiş, keza mesela Ahmet Hamdi Tanpınar üzerine de çok sayıda metin üretilmiş. Bu kimseler ve eserleri üzerine söylenecek yeni şeyler yok mudur? Muhakkak vardır ama mesela Gazali metinleri üzerine aktarmacılıktan çıkıp hakikaten orijinal şeyler söyleyebilecek donanımda bu ülkede kaç kişi bulunabilir? Aynı şeyleri tekrar tekrar söylememek gerekiyor belki de.

Bu, TYB Akademi’nin ilk sayısının niteliksiz olduğu şeklinde algılanmamalı, içeriğe dair bir şey değil söylediğim. O yüzden TYB Akademi’yi daha çok bir düşünce dergisi yatağına doğru çekmeye gayret ediyoruz. Açıkçası metinleri köşeli hale getiren isim sayılarına artık pek sıcak bakmıyorum. TYB Akademi’nin son iki sayısını ben yayına hazırladım ama daha önceden belirlenmiş sayıları yayına hazırladım, çerçevesi çizilmiş bir şey üzerinde tasarrufunuz sadece tali konular üzerinde olabiliyor.

Bu “düşünce dergisi yatağına kayma” meselesini biraz açmak gerekiyor belki, ne dersiniz?

Tabi akademik bir yayına düşünce dergisi vasfı kazandırmanız son derece zor bir uğraş olur. Akademik metinler özellikle bizim ülkemizde son derece basit ve aktarmacı metinler. Bunu insanları aşağılamak için söylemiyorum çünkü akademinin içinde olan birisi olarak bu metinlerden ben de bolca üretiyorum, üretmek zorundayım. Böyle bir ortamda derginizin vasfını değiştirmeden bir düşünce dergisi elde etmeniz biraz zor bir şey. Bizim de bunu becermeye ne derece yeterli olduğumuz ayrı bir tartışma konusu belki ama en azından aynı şeylerin tekrar tekrar söylenmesine bir tavır almış olabiliriz böyle bir vasıf kazanırsak.

Örneğin önümüzdeki sene üstad Necip Fazıl’ın vefatının 30. yılı, ondan sonraki sene de doğumunun 110. yılı. TYB Akademi Üstad üzerine bir sayı çıkarsa belki de çok alkışlanır bazı kesimlerce. Bugün herkeste bir Necip Fazıl sevicilik var. Yani kimse ne söylediğiyle ilgilenmiyor, sadece seviyorlar. Bugüne kadar üretilen Necip Fazıl metinlerine bakıyorsunuz, Üstad’a sınırsız bir övgünün dışında bir şey göremiyorsunuz. Tanpınar’ın “Bizde ya methiye ya mersiye olur, eleştiri olmaz” gibi güzel bir sözü var. Üstad örnek olayında bunu net biçimde görüyorsunuz. Biz Türkiye Yazarlar Birliği olarak Üstad’ın vefatının 30. yılını çeşitli etkinliklerle yine hatırlayacağız, onu rahmetle yâd edeceğiz ama bir TYB Akademi sayısı olmayacak. Belki bu biraz daha açıklayıcı kılmıştır.

Peki, nitelik açısından TYB Akademi kendisiyle aynı kategoride olanlar içerisinde nerede duruyor veya duracak?

TYB AkademiBunu ben takdir edemem. Ben çalışmayı yaparım, emeğimi veririm. Ona daha sonra başkaları karar verir. Şimdiki durumu için de bir şey söyleyemem, “gelecekte şurada olacağız” da diyemem. Ama belki buna şöyle bir farklı bakış açısı getirebilirim. Ben dergi çıkarmak, toplantı-konferans yapmak gibi meselelere biraz da arz-talep eksenli bakıyorum. Yani sizin çıkardığınız derginin vasıflarında bir dergiye yönelik bir talep var mı?

Çok basit, yıllardır içerisinde çok sayıda ismin yer aldığı, Müslümanların çok çeşitli sorunlarının kolektif bir biçimde değişik bakış açılarıyla tartışıldığı bir dergi çıkarmanın hayalini kurarım. Yani bir ön kabulüm var: Müslümanların sorunları var diyorum. Ama Türk toplumunun büyük kısmı sorun falan olmadığını düşünüyor. Veya sizin sorun olarak tespit ettiklerinizden farklı sorunlar görüyorlar ve sizin çizdiğiniz çerçeveyi beyhude bir çaba olarak görüyorlar.

Bazen öyle metinler redakte ediyoruz ki, yani bir sürü akademik unvanıyla övünen insanlar ortaya koydukları metni bir kez daha gözden geçirme lütfunda bulunmadan size gönderiyorlar. Noktalama işareti hatalarından ya da eksiklerinden değil, anlatım eksikliğinden bahsediyorum. Elinizde çok sınırlı bir malzeme ve bu sınırlı malzemeye göre bir dergi enflasyonu var. Hâl böyle olunca 5-6 kitap okutarak yazı sipariş ediyorsunuz, belki de o konu üzerinde basit düşünmekten başka hiçbir şey yapmamış bir kimseye. Bu akademik ahlak sorununu aşmamız gerekiyor. Ve herkes, her konu hakkında yazı yazmak zorunda hissetmemeli kendisini.

Bundan sonrası için TYB Akademi’de neler göreceğiz peki?

Eylül ayında “100. Yılında Balkan Savaşları ve Muhaceret Edebiyatı” başlıklı bir dosya hazırlıyoruz. Mesela bu dosyayı sadece Balkan Savaşları yapmadık. Bu dosyaya çok önem veriyorum, nitelikli bir çaba olması için önemli bir vakit ayırıyorum. TYB olarak bir de 100. Yılında Büyük Göç ve Muhaceret Edebiyatı başlıklı bir dizi program hazırlığı içerisindeyiz ama konuyu ne kadar önemsediğimizi göstermek için söylüyorum, TYB Akademi metinleri bunlardan bağımsız ve özgün olacaklar. Sonra önümüzdeki yıl dergiyi üç ayda bir yayınlamak istiyoruz. Ve bir “Yaşayan Fikir Adamları” sayısı, belki dizisi yapacağız. Çok ilgi çekici bir sayı olacağını düşünüyoruz ama tabii elimize almadan, fizibilite çalışmasını yapmadan şöyle olur gibi net bir şey söyleyemiyorum.

 

Oğuz Demir konuştu

Güncelleme Tarihi: 29 Mayıs 2012, 13:41
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20