Türkiye'deki konukseverlik beni şaşırttı

Harman Staj Programı kapsamında ülkemizde bulunan Arnavutluk'tan Ervin Hakorja, Arnavutluk'taki kültürel ve siyasi ortamı, önde gelen kültür ve ilim adamları, İslam adına yapılan çalışmalar hakkında Nazif Koca'nın sorularını cevaplandırdı.

Türkiye'deki konukseverlik beni şaşırttı

Bir çok yabancı öğrenci ya eğitim ya staj ya turistik maksatlarla ülkemizi ziyaret ediyor, Türklerle etkileşime geçiyor. Dilimizi öğreniyor, kültürümüzü tanıyor. Aynı zamanda kendi kültürlerini ve dillerini de buradaki muhataplarına az çok tanıtıyorlar.

Özellikle ümmet coğrafyasından gençlerin birbirleriyle iletişime geçmesi, etkileşim içinde olması ise paha biçilemez değerde. Buna imkan veren her tür organizasyon baştacı edilmeli.Harman Uluslararası Öğrenci Değişimi ve Staj Programı da böylesi bir etkileşime kapı aralayan bir oluşum. Bu program kapsamında dünyanın dört bir yanından gelip ülkemizde belli bir süre bulunan bazı öğrencilerle tanıştık ve onlara kendi ülkelerini, oradaki kültürel ve siyasi ortamı, önde gelen kültür ve ilim adamlarını, İslam adına yapılan çalışmaları sorduk. Bu söyleşi dizisi kapsamında üçüncü konuğumuz Arnavutluk'tan Ervin Hakorja...

Bize bulunduğun ülkeden kısaca bahsedebilir misin? Ülkenin nüfusu dini açıdan kimlerden oluşuyor?

Arnavutluk, Güneydoğu Avrupa’da Balkan yarımadasında yer alan küçük bir ülke. En son ulusal nüfus sayım sonuçlarına göre Arnavutluk’taki dini toplulukların nüfus oranları şu şekilde: Müslümanlar %70 oranla (çoğunlukla sünni ve Bektaşi) çoğunluğu oluşturuyorlar. Katolikler %20, Ortodokslar %10’dan az ve diğer dini topluluklar (Protestanlar ve Yahudiler) %1’den azdır.

Ülkenin yönetiminde kimler var?

Meclis üyelerinin çoğunluğu Müslüman olmasına rağmen maalesef yaşayış olarak değil sadece sosyolojik olarak Müslümanlar. Bu da tabii ki yasama gücünün kararlarına İslami değerlere uyum açısından gerçekten etki ediyor. İslami değerlerin bu sürece etkisi hiç yok denecek kadar az. Yürütme gücünün üyeleri ise (özellikle şu an ülkeyi yöneten sol hükümet) Ortodoks bakanlar ve başbakan tarafından yönetilmeyi tercih etme eğilimindeler. (Yunanistan ve Sırbistan’ın politik baskısını dengelemek ve onları tatmin etmek için.) Bu şekilde kültür ve politik atmosfer Batılı değerler çerçevesinde şekillenip yönleniyor. İçe dönük politik mesajlar bile Arnavut politikacılar sınıfı tarafından uluslararası camiaya, özellikle de Brüksel’in üst düzey bürokratlarına yönelik olarak yayınlanır. Mesela Papa Francis’in son ziyareti de aynı politik imalarla geçti: “Biz çeşitli dinlerin uyum ve barış içinde yaşadığı bir toplumuz (ki bu Avrupa örneğinde istisnai bir durum teşkil ediyor) ve bundan dolayı Avrupa ailesine daveti hak ediyoruz.”

Yani Avrupa Birliği'ne girme durumu (ya da kuruluşuna Avusturyalı bir Katolik rahibin Avrupa’yı birleştirmek için önayak olduğu bir Katolik kulübüne dahil olma) Arnavutluk’un ana milli hedefini oluşturmaktadır. Bu da her türlü politik hareketin Batı kültürüyle uyum içinde olmasını gerektiriyor, Doğulu ve “gelişmemiş” bir kültür kabul edilen İslam'la değil.

İkinci olarak, bu politik tavır zincirleme bir etki ile İslam'a karşı olumlu ya da en azından nötr bir duruş sergileyen medya organlarının tavrını zayıflatıyor.

Son ve en önemli nokta olarak, Müslümanların sosyal alandaki durumlarını geliştirmek için her zaman kapasiteleri mevcut, diğer dinlerdeki durumun aksine insanların İlahi hakikat hakkındaki bilinçlerinin artması nedeniyle ülkedeki camiler dolup taşıyor.

Ülkendeki Müslümanların dinle olan bağlarından bahseder misin? Dini gereğince yaşamak için yasal ya da kültürel engeller var mı?

Yukarıda zikredildiği gibi, İslam'ın yaşanması için hiç bir yasal sınırlama yok. Çünkü anayasaya göre Arnavutluk herhangi bir yasal dinin olmadığı laik bir ülkedir ve devlet her dini topluluğun yaşayışlarını güvence altına almakla yükümlüdür. Genellikle kısıtlama ve baskılar siyasilerin ve medyanın öncülüğünde kültürel anlamda olmaktadır.

İslami çalışmalar yapan organizasyonlar, vakıflar var mı yaşadığın bölgede?

Ülkemde faaliyet gösteren çeşitli vakıflar mevcuttur. Çoğu diğer bölgelerde konuşlanan bu organizasyonlar hakkında derinlemesine bir bilgim yok. Ben sadece toplumdaki İslami bilinci arttırmayı amaçlayan Ardhmeria Kültür Cemiyeti’ni biliyorum.

Ülkendeki Müslümanlar Kur’an okumayı ve İslami bilgileri hangi yollardan öğreniyor? (Medrese, kurslar, tekkeler gibi.)

Üç yoldan alınıyor bu bilgiler: Türk eğitim sistemi yatırımlarından dolayı her yere yayılan medreselerde, geniş bir kurs skalası sunan İslami vakıflar aracılığıyla ve insanlar arası ilişkilerle camilerde ve diğer başka mekanlarda oluşturulan özel ders halkaları sayesinde...

Ülkendeki Müslüman âlimlerden kimleri biliyorsun? Dünyadan duyduğun, takip ettiğin âlim ya da âlimler var mı, varsa kimler?

Bir âlimi tanımlamak çok zor olsa da onu geniş bir bilgi birikimine sahip, saygınlığa ve örnek bir ahlaka sahip, aktif olarak sosyal meselelere karşı duyarlı bir teolog olarak düşünüyorum, Elmaz Fida gibi. Ayrıca Gazali, Şeyh Nasiruddin Albani ve Şeyh Yusuf Kardavi’yi de biliyorum.

Bize ülkendeki Müslüman edebiyatçılardan, yazarlardan, şairlerden, müzisyenlerden de bahseder misin? Kimleri takip ediyorsun?

Yazar İsmail Kadare, Nobel ödülüne de aday gösterilen bir edebiyatçı. Şair Ervin Hatibi ve müzisyen Sidrit Bejleri de burda zikredebileceğim diğer isimler...

Ülkende Müslümanca yayın yapan gazete, dergi, TV kanalı vs. var mı? Takip ediliyorlar mı?

Ne yazık ki Müslümanca yayın yapan bir televizyon kanalı yoktur. Gazete ve dergilerin ise hiç biri günlük değildir ve çeşitli nedenlerden geniş bir okuyucuya ulaşamamaktadır.

Ülkendeki üniversitelerde İslamiyet’e dair herhangi bir çalışma yapılıyor mu?

Tirana’da BEDR isimli bir İslam üniversitesi mevcut ancak bildiğim kadarıyla rutin konferanslar haricinde Müslümanların modern dünyada yüzleşmesi gereken problemlere ve diğer çeşitli meselelere dair kayda değer bir araştırma yapılmıyor.

Harman organizasyonu çerçevesinde belli bir süre Türkiye'de bulundun. Belki daha önce de başka vesilelerle ülkemize gelmişsindir. Gelmeden önce Türkiye hakkında herhangi bir fikrin var mıydı? Geldikten sonra neler gördün? Beğendiğin ya da eleştirdiğin neler var ülkemizde?

Harman Staj Programı çerçevesinde burada gördüğüm konukseverlikten ve diğer herşeyden çok keyif aldım. Bu programdan önce de kendi araştırma konum, uluslararası ilişkiler ve medeniyet tarihi konusunda bir âlim olmak amacıyla ve hatta gazeteciliğe olan tutkum nedeniyle üç kere Türkiye’ye gelmiştim. Türkiye’nin geçmişine yönelik özellikle de Osmanlı imparatorluğunun kalbi olması nedeniyle değerlerine, ekonomik ve siyasi itici güçlerine dair derin bir bilgi birikimi edinmiştim. Bu nedenle de uluslararası medyanın ve beyin yıkama süreçlerinin bir kurbanı olmadım. Tarafsız bir şekilde Türk insanının psikolojisini anlamaya çalıştım. Türkiye’ye yönelik fikirlerim değişmedi ve hatta her yönden olumlu bir şekilde zenginleşerek gelişti.

Türkiye’de en çok her koşulda her kurum ve şahısla olan ilişkimde gördüğüm konukseverlik beni şaşırttı. İkinci olarak İstanbul’da, Türk insanının çalışkanlığını, birbirleriyle dayanışmasını ve geçmişin şanlı zamanlarını modern dönemde tekrar inşa etme kararlılığıyla şehrin hızla gelişmesini gördüm. Milli bir kutlamanın olduğu bir günde rastgele inşa halindeki bir binada gördüğüm dev Türk bayrağı bana bu mesajı çok derinden bir şekilde verdi.

 

Nazif Koca konuştu

Yayın Tarihi: 05 Aralık 2014 Cuma 13:43 Güncelleme Tarihi: 08 Temmuz 2015, 11:01
banner25
YORUM EKLE

banner26