banner17

Türkiye'de iyi şeyler oluyor!

İnternet medyasının duayeni diyebileceğimiz haber7.com Genel Yayın Yönetmeni Ünal Tanık'la konuştuk..

Türkiye'de iyi şeyler oluyor!

İnternet haberciliği ve internet medyasının gücü ve geleceği hakkında Haber 7 Genel Yayın Yönetmeni Ünal Tanık ile kısa bir röportaj yaptık.

Türkiye'de neler oluyor, diye soru sorsak acaba ‘sayfalar dolusu şeyler oluyor’ mu deriz yoksa sadece Türkiye'de iyi şeyler oluyor, sistem oturuyor ya da sistem kendini temizliyor diyebilir miyiz? Sizce kısaca?Ünal Tanık

Dediğiniz gibi bu soruya çok uzun cevap verilebilir. Ama en kısa cevabı  şu: Kesinlikle iyi şeyler oluyor ve olacak. Alınan mesafeyi görmek için iki yıl, üç yıl, beş  yıl geriye bakmak yeterli.

Türkiye'de bir ilki başardınız. ‘Nedir o’ denirse internet haberciliğini başlattınız. Şu anda haber7.com’un açtığı yolda, onu takip ederek birçok haber sitesi açıldı. Dolayısıyla bilgiye ulaşmak kolaylaştı... Sizce internet haberciliği ‘örtülmek istenen’leri açtı veya saklanacak bir şey bırakmadı diyebilir miyiz?  
 
Bu soruya çok net bir şekilde ‘evet’ demek mümkün değil. Şurası bir gerçek, internet çok şeyi değiştirdi ve değiştiriyor. Üstelik değişimi o kadar köklü yapıyor ki kimsenin bunu tersine çevirmeye gücü yetmeyecek bir şekilde yapıyor. Çünkü interneti durdurmak isteyen, günlük hayatı durdurmuş hale gelecek.

Gelecek için gençlik çok önemli. sizce nasıl bir gençlik olmalı? Araştıran, sorgulayan mı? Yoksa icat çıkarmayan, uslu çocuk, eski köye adet getirmeyen mi?  
 
Bizim kültürümüzde atasözlerinin önemini sorgulamak istemem. Çok büyük olduğuna inanıyorum. Ama atasözlerimizin  ve deyimlerimizin içinde öyleleri var ki kapıya konacak gibi değil. “İcat çıkarma” ve “eski köye yeni adet getirme” deyimleri benim en sevmediğim sözler demetinin içinde yer alanlardan.

Aile  içi iletişim maalesef müslüman ülkelerde eksik, bunun de sebebi eşlerin birbirini dinlememesi daha doğrusu erkeklerin hanımlarını dinlememesi diye biliniyor... Sizce bu konuda yani aile içi iletişimi nasıl artırabiliriz?  
 
Bu, cevaplaması belki de en zor sorulardan birisi. Öbürlerine verilebilecek bir iki cümlelik cevap yetebilir ama bu soruya ek olarak birkaç makale ve kitap eklemek gerek. Verilecek cevabın slogan bir iki cümleden ibaret olacağını düşünüyorum. 

Ünal Tanık

İnsanın kendini geliştirmesi için o alanda eksik olduğunu fark etmesi gerekir. Bu konuda bir eksikliğimizin olduğunu düşünmüyoruz. Eksik olduğunu bilenler ise başkalarına ders verecek kadar kendini donanımlı sayıyor. Biz iyi hasletleri “erkek” kelimesinin içine, kötü kelimesini ise “kadın” kavramının içine oturtmuş durumdayız. Kadının iyi yönünden söz ederken bile “erkek gibi kadın” deme yoluna gidiyoruz.  

Sanıyorum bu konuda başlama çizgisini çok daha gerilere çekmemiz gerekiyor.

TV'lerdeki kadın programlarını nasıl yorumluyorsunuz? Özellikle sabah saatlerinde yayınlananlar ve yine şarkılı-türkülü yarışmalar var. Bunlar sanki uyuşturmuyor mu? Türk halkının düşünmesini engelleyen programlar olarak görebilir miyiz?  

Maalesef. Yalnızca kadın programları değil, televizyon bütünüyle “uyuşturucu” niteliğinde. Amerikalıların, yerlileri yok ederken söyledikleri bir söz var. “En iyi Kızılderili, ölü Kızılderili”. Böyle derlermiş. Ben de Amerikalıların bu sözünü biraz değiştirip şöyle kullanıyorum: “En iyi televizyon, siyah ekranlı televizyon”.  

Ben en iyi programlar için bu ifadeyi kullanıyorum. Kadın programlarının adını bile anmak istemiyorum. Kadınların dünyasını karartıyorlar. Ama uyuşturucu gibi, kadınlar bu programların karşısında çakılıp kalıyorlar.

Size istediğiniz kadar sermaye verseydik nasıl bir TV ve nasıl bir gazete çıkarırdınız? Neden?  
 
Meğer asıl zor soru sondan bir öncekine saklanmış. Belki işin esprisi bu. Nasıl olacağını anlatabilmem benim için zor.

Ünal TanıkZaman zaman, belli programların nasıl daya iyi yapılacağını düşündüm. Gazetelerin bölümlerinin nasıl daha iyileştirileceği veya dizayn edilmesi gerektiğini düşündüm. Ama idealimdeki gazete ve televizyon için bir bütün olarak hiç kafa yormadığımı şimdi fark ediyorum. Şurası bir gerçek ki bugün ülkede yayın yapan hiçbir TV ve gazete gibi olmazdı. Bu kesin.

Uluslararası habercilik konusunda eksikliğimiz var. Yani dünyadaki müslümanlara dair haberleri yine büyük ölçüde yabancı ajanslardan alıyoruz, tabii ki yanlı olarak… Sizce bunun için neler yapılmalı? İslam ülkeleri bunun farkında değil mi; ki özellikle önümüzde El Cezire örneği varken… 

Maalesef, yanı başımızda olanları biz Londra ya da Washington süzgecinden geçirildikten sonra alıyoruz. Bunun önüne geçilmesinin yolunu bulmalıyız. El Cezire ile doğrudan bilgilendirme olduğunda şartların nasıl değiştiğini Irak savaşı gösterdi. İslam ülkeleri bunu fark edeli yıllar oldu. Fakat İslam ülkelerini yönetenler, kişisel hegemonyalarının devamı için bunun önünde engel olarak duruyor. Alttan gelen güç bu tıkaçları atmak üzere. Ondan sonra bazı şeyler çok daha farklı olacak. El Cezire’nin TV yayıncılığı alanında açtığı yolu farklı mecralara taşıyacak olan çok olacak.

 

 

 

Fahri Sarrafoğlu konuştu 

Güncelleme Tarihi: 01 Mayıs 2010, 22:22
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
ibrahim celik
ibrahim celik - 9 yıl Önce

ne duayeni be zin tekidir kendisi.
yaptığı şey zincirini tutan hükümetteki a ğababalarına yaklık yapmak
bumu duayenlik :) güldürmeyin beni

banner8

banner19

banner20