Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı'nın Manevi Bir Misyonu Var

Artık Ramazan ayıyla özdeşleşen Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı 37 yılı geride bıraktı. Fuar, bu yıl Ankara ve İstanbul’daki kitapseverleri farklı mekânlarda ağırlıyor. Biz de bu vesileyle fuarın geçmişine ışık tutalım istedik ve pek çoğumuzun merak ettiği soruları Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı Koordinatörü Osman Sarıköse’ye yönelttik.

Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı'nın Manevi Bir Misyonu Var

Artık Ramazan ayıyla özdeşleşen Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı 37 yılı geride bıraktı. Fuar, bu yıl Ankara ve İstanbul’daki kitapseverleri farklı mekânlarda ağırlıyor. Biz de bu vesileyle fuarın geçmişine ışık tutalım istedik ve pek çoğumuzun merak ettiği soruları Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı Koordinatörü Osman Sarıköse’ye yönelttik.

Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı 37. defa kapılarını açtı ve bir haftayı da geride bıraktık. Bu yıl fuarın atmosferi nasıl?

Yıllardır edindiğimiz bir tecrübe var. Türk halkı Ramazan ayının ilk haftalarını evinde geçiyor. Ramazan’ın ortalarından sonra dışarı çıkıyor. Şu an bir haftayı geride bıraktık. Geçen hafta Cuma, Cumartesi ve Pazar oldukça hareketliydi. Hafta içi özellikle Pazartesi ve Salı günleri sakin oluyor. Çarşamba’dan itibaren yoğunlaşıyor. Beyazıt’tan farklı olarak bu yıl Ayasofya önünde fuardan yoğun bir turist geçişi oluyor. İnşallah onlara yönelik Almanca, Arapça ve İngilizce tanıtım levhaları da koyacağız. Burayı daha çok gezmelerini sağlayacağız. Turistler Sultanahmet Camii, Topkapı Sarayı, Ayasofya ve Tarihi Yarımada’nın nimeti. Tarihi mekânları gezerken fuarı da görmüş oluyorlar.

Fuar tekrar Sultanahmet’e neden taşındı?

2009’da Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı’nın 28.’sini yine Ayasofya Camii avlusunda yapmıştık. 2010, İstanbul Kültür Başkenti yılıydı. Bu sebeple 2010 İstanbul Başkenti Yürütme Kurulu bize fuarı Beyazıt’a taşıma teklifinde bulundu. “Size ferah, daha güzel bir mekân sağlayalım. Sıcaklar artacak, klimalı bir ortam hazırlayalım” dediler. Ayrıca Sultanahmet Camii avlusu da fuara dar gelmeye başlamıştı. Bu sebeple Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı’nın 29.’su Beyazıt’ta açıldı. 8 yıl fuar orada buluştu kitapseverlerle. Zamanla yayınevleri çoğalınca Beyazıt Meydanı da dar geldi. 8 yıl aradan sonra fuar bu yıl bildiğiniz gibi Ayasofya Camii önüne taşındı. Burası Beyazıt’ta kullandığımız alanın neredeyse iki katı büyüklüğünde.

Tekrar Sultanahmet Camii civarına dönmemizin bir sebebi de bu yıl Beyazıt Meydanı ve çevresinin tamirata girecek olması. Orada fuar için uygun yer olmayınca İBB’den bize başka bir yer bulmasını talep ettik. Onlar da burayı uygun gördüler. Bu konuda İBB’ye özellikle teşekkür etmek istiyorum. Fuar için gerçekten güzel bir mekân sağladılar.

Fuarın organizasyonunu hangi kurumlar yapıyor?

Biliyorsunuz 2010 yılından bu yana fuarı İBB ile birlikte organize ediyoruz Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı’nın öncülüğünde. Türkiye Diyanet Vakfı ve İBB Kültür AŞ beraber hareket ediyoruz. Hukuki olarak da Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin denetimine tabiyiz. Mekânı ve gerekli şartları hazırladıktan sonra onlardan izin alıyoruz.

100 Bin Kitap Okurla Buluştu

Bu yıl fuara kaç yayınevi katıldı?

Bu yıl fuara 263 stantta yaklaşık 400 yayıncı katıldı. Ayrı başlıklarda olmak üzere 100 bin kitap mevcut. Bu çok büyük bir rakam. Bunların arasında dini, milli, tarihi, edebi, çocuk kitapları gibi pek çok kategori mevcut.

Fuarın tekrar Sultanahmet’e taşınması yönünde talepler çoktu. Bunların etkisi oldu mu bu kararın alınmasında?

Kesinlikle oldu. Özellikle yayıncılarımız “Neden Sultanahmet’te değiliz” şeklinde sitem ediyorlardı. Yine “Sultanahmet kitap fuarı ile Ramazan daha güzel” diye karikatürler yapıldı. Dolayısıyla tekrar buraya taşınmamızdan herkes memnun.

Fuar Sultanahmet’le özdeşleşti diyebilir miyiz?

Dile kolay tam 37 sene fuar Sultanahmet’te hizmet verdi. 37 yıl boyunca fuarlarda yetişen nesiller var. Fuarda cami avlusunda revakların altında oynayan çocuklar büyüdü ve pek çoğu yayıncı oldu. Şu an buradalar. Özellikle onlar için Ramazan’ın manevi havasının yaşandığı mekânlardan biriydi Sultanahmet. Bu İstanbul’da yaşayan pek çok insan için böyle. Burada yetişen yayıncılar bu havayı unutamadılar ve sürekli geri dönmeyi talep ettiler. Aynı şey okurlar için de geçerli. Yapılan anketlerde halkımız açıkça şöyle diyordu: “Gidelim Sultanahmet’te önce iftarımızı yapalım. Sonra fuarı gezelim. Teravihi kılalım. Sohbetler olursa onları dinleyelim. Gecemizi Sultanahmet’te ihya edelim

Peki, şu an tepkiler nasıl?

Önemli bir memnuniyet var. Herkes çok memnun. Tabii neticelerini bundan sonra göreceğiz zira fuarın buraya taşındığından haberdar olmayanlar var. Ramazan’ın ortasından sonra talep daha yoğun olur muhtemelen.

37 Yıldır İstikrarla Devam Ediyor

Fuar organizasyonu nasıl başladı?

İlk defa 1983 yılında Ankara’da Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin fuaye salonunda bir deneme fuarı açıldı. İlgi görünce 1984’te hem Ankara’da hem de İstanbul’da açıldı.

Fikir babası kimdi?

Bu fikir o zamanki Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı yöneticilerimize ait. Özelikle de Yakup Üstün Hoca’nın emeği büyük. Kendisi biliyorsunuz Diyanet Vakfı Yayınları’nın da kurucusu. Elbette o dönemdeki yayıncıların da büyük desteği ve katkısı oldu. Yayıncılarımız “İster stantlar boş kalsın, isterse kimse gelmesin ama bu faaliyeti devam ettirelim. Ramazan boyunca burada kitapları sergileyelim” şeklinde bir talepte bulundular. Onların bu desteği ve şevkleri, Yakup Üstün Hoca başta olmak üzere Diyanet İşleri Başkanlığı ve Diyanet Vakfı yöneticilerini heyecanlandırdı. Fuar organizasyonuna emeği geçen isimlerden biri de Tayyar Altıkulaç’tır. Fuar 1983’te Ankara Odalar ve Borsalar Birliği fuaye salonunda yapıldıktan sonra Kocatepe Camii’nin avlusuna taşındı. İstanbul’da da Sultanahmet Camii’nin avlusunda açıldı. 28 yıl bu şekilde devam etti.

Elbette şunu da vurgulamakta fayda var. Bugün nasıl devam ettiği de, başlangıcı kadar önemli. Bu sebeple şu an fuarın organize edilmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Başta Diyanet İşleri Başkanımız, başkan yardımcılarımız, Diyanet Vakfı yöneticilerimiz, İBB ve İBB Kültür Aş yöneticileri olmak üzere hepsi böyle önemli bir faaliyetin yapılmasına öncülük ediyor. Var olsunlar. Bu sayede 37 yıldır istikrarlı bir şekilde devam ediyoruz.

Yeni başladığı yıllarda fuarlara kaç yayıncı katıldığını biliyor muyuz?

En fazla 20-30 yayınevi katılıyordu. Yeni başladığı dönemde Sultanahmet Camii’nin revaklarının altını dolduramıyorduk. Boş kalıyordu. Ancak yayınevleri pes etmedi. Fuar sayesinde yayınlarını ve kendini tanıtma imkânı buluyorlardı. Öte yandan kitap meraklılarına da uygun fiyata kitap alma fırsatı doğuyordu. Çok geniş stantlar kuruluyordu. Yanlarına sedir, halı, kilim ve minder gibi eşyalar koyup buralarda dinleniyorlardı. Sohbet için güzel mekânlar oluşuyordu. Elbette o tarihlerde fuara katılan yayıncıların ilginç anıları vardır. Diyebiliriz ki, bu iş 20-30 hevesli yayıncının isteğiyle başladı. Zamanla revak altları tamamen doldu. Sonra revakların karşısında bir koridor daha yapıldı ve o da doldu. Çift sıra haline geldi. O da yetmedi şadırvanın etrafı da doldu. En sonunda da, bir sıra olmak üzere, iç avludan dış avluya taştı. Beyazıt meydanına taşınmadan iki yıl böyle devam etti.

Öyleyse son 30 yıl içinde yayınevlerinin sayısı hızla arttı?

Kesinlikle. Bu neden oluyor? Dediğim gibi küçük yaşlarda bu fuarlarda yetişenler şu an yayıncılık yapıyor. Yayınevlerinin içinde yetişen kalifiye elemanlar daha sonra oradan ayrılarak kendi yayınevleri kurdular. Onlardan ayrılanlar da başka yayınevi açtılar. Böylece yayıncıların sayısı her geçen yıl hızla arttı. Bugün 263 tane stant var. Geldiğimiz noktayı düşünürsek bu büyük bir rakam.

Yayıncıların Yurtdışına Açılması Kitapları Çeşitlendirdi

Eskiden “Dini Yayınlar Fuarı” olarak biliniyordu. İsmi neden değişti?

Başlangıçta daha çok dini yayınların olduğu bir fuardı. Bu sebeple bu şekilde isimlendirildi. Şu an çok çeşitli kitaplar olmasına rağmen yine dini yayınlar ağırlıkta diyebiliriz. Onlar hala bir numara. Bu biraz da talep ve ihtiyaçlarla şekillendi. Kur’an-ı Kerimler, ilmihaller, çeşitli dua kitapları, tefsirler vs çok rağbet görüyordu. Özellikle de hanımlar tarafından.

Ancak daha sonra yayınevleri yurt dışına açılınca fuardaki kitaplar da çeşitlenmeye başladı. Almanya’daki Frankfurt fuarına gittiler. İran ve Mısır’daki fuarları gördüler. Tabii oradaki kitap çeşitliliğini de… Böylece çeviriler başladı ve zaman içinde epeyce farklı konularda kitaplar sergilenmeye başlandı fuarda. Hal böyle olunca, sanırım 1997 yılındaydı, Türkiye Yayıncılar Birliği ile yaptığımız bir toplantıda fuarın isminin Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı olarak değiştirilmesine karar verildi. Şu anda fuarda dini ilimlerden tarihe, edebi eserlerden çocuk kitaplarına, felsefeden kişisel gelişime pek çok konuda kitap bulmak mümkün.

Peki 28 Şubat süreci fuarı etkilendi mi?

İşin gerçeği fuara doğrudan bir müdahale olmadı. Ama o dönemin şartlarından dolayı kapanan yayınevleri oldu. Bunda özellikle ekonomik şartlar etkili oldu.

Camileri ve Tarihi Mekanları Canlandırmak

Fuarın gelecekte uluslararası bir boyut kazanma ihtimali var mı?

Fuarın uluslararası hale gelmesi gerektiğini hep konuşuyoruz. Fakat bazı problemler var. Mevcut şartlarda kendi yayınevlerimiz alanı dolduruyor. Bu sebeple uygun bir mekân olması gerekir. Benim şahsi fikrime göre farklı bir mekânda uluslararası nitelikte yeni bir fuar düzenlemek daha uygun olur. Yine ben şahsen, Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı'nın bu şekilde devam etmesi kanaatindeyim.

Görüntüsü ve biçiminden dolayı fuar olarak isimlendirsek de bu organizasyonun asıl amacı Ramazan aylarında camileri ve tarihi mekânları canlandırmak. Bizim yaptığımız iş aslında bu. İftar öncesi ve sonrasında cami etrafında kültür günleri düzenlemek. Tıpkı eskiden olduğu gibi. Adına fuar desek de Ramazan’a yönelik etkinlikler yapıyoruz. Sohbetler, imza günleri düzenliyoruz. Kitap fuarı sayesinde yayıncı ve okuyucuları cami etrafında bir araya getiriyoruz. Dolayısıyla görüntüsü, kalitesi ve dizaynı açından fuara benzediği için bu şekilde isimlendiriyoruz ama bu organizasyonun anlamı sıradan bir kitap fuarından daha büyük. Manevi bir misyonu var.

Bu yıl Ankara’daki fuarın da yeri değişti. Biraz da ondan bahsedebilir misiniz?

Ankara’daki fuar 36 yıl Kocatepe Camii’nin avlusunda devam etti. Bu yıl ulus, Hacı Bayram Camii ve Gençlik Parkı’nın tam ortasında bulunan Melike Hatun Camii’nin avlusuna taşındı. Halkımızı oraya da bekliyoruz. Bu şekilde hem İstanbul’da hem de Ankara’da Ramazan ayı boyunca camilerin etrafı canlanmış olacak.

Elinizde geçmişteki fuarlara yönelik istatistik veriler var mı? Mesela fuar en fazla hangi yıl ziyaret edilmiş?

Daha önce yaptığımız araştırmalara göre fuar en çok Sultanahmet Camii avlusundayken ziyaretçi almış. 1 milyona yakın. Beyazıt’ta ise bu rakam 400 bin civarında. İnşallah bu yıl da aynı rakamlara yine ulaşırız.

Fuarın Etkisi Yıl Boyunca Sürüyor

Peki, aradaki farkın sebebi nedir sizce?

Ramazan ayının 15’inden sonra Sultanahmet civarı hareketleniyor. Günübirlik turlar çok yapılıyor çevre illerden. Yerli turist akını başlıyor. İnsanlar kafileler halinde Yuşa Tepesi, Eyüp Sultan ve Merkez Efendi gibi önemli ziyaret mekânlarından sonra Sultanahmet’e geliyorlar. Burada Ayasofya ve Sultanahmet Camii’ni ziyaret ettikten sonra kitap fuarını da geziyorlar.

Ayrıca bir husus daha var. O dönemlerde belediyelerin yaptığı faaliyetler ve etkinlikler bu kadar çok değildi. Şimdi Beylikdüzü’nden tutun da Üsküdar’a, Sancaktepe’ye kadar bütün belediyelerin Ramazan’a yönelik düzenlediği faaliyetler var. Dolayısıyla insanlar artık buraya gelmeye ihtiyaç duymuyor. Artık her belediye bu konuya özen gösteriyor. Eskiden böyle değildi. Hatta bir dönem bu tür faaliyetler sadece Sultanahmet ile sınırlıydı ve herkes buraya akın ederdi.

Fuar, kitap satışlarına olumlu yansıyor mu gerçekten?

Elbette. Fuarı ziyaret eden herkes kitap almıyor. Bazıları geziyor, görüyor, inceliyor. Ama kafasında yer ediyor kitaplar. Fuar bittikten sonra bir şekilde o yayını bulup alıyor. Böylece biz okuyucuyu çoğaltıyoruz. Dolayısıyla bu etkinliğin kitap satışlarına etkisi sadece fuar dönemiyle sınırlı değil, olumlu anlamda yıl boyu etkiliyor.

Fuarı ziyaret eden insanların yaş ortalaması nedir?

Her yaştan insanı burada görmek mümkün. Fakat son zamanlarda gençler daha yoğun diyebilirim. Gençlerimizden kitap okuyanlar oldukça fazla. Onlar da kitap okuma alışkanlığını ilerde kendi çocuklarına kazandıracaklar.

Son 10-15 yıldır internet kullanımı yaygınlaştı. İnsanlar internetten kitap alabiliyor, okuyabiliyor. Bu fuarı etkiledi mi?

Şüphesiz internetin yaygınlaşması herkesi etkiledi. Öncelikle yayınevlerini ve kitap satışlarını etkiledi. Ama düzenli okurlardan aldığımız duyuma göre kitabı eline alıp okumak farklı. Bilgisayardan okumak, itabı elinde tutmak koklamak dokunmak gibi olmuyor diyorlar. Okuma alışkanlığı olanlar için internetin kitabın yerini tutması zor görünüyor. Ama etkisi var mı elbette var.

Buraya taşındınız ve fuar 1 haftadır hizmet veriyor. Burada karşılaştığınız sorunlar nedir?

Biliyorsunuz olağanüstü hal var. Geçmişte bu bölgede acı şeyler yaşandı. Bombalar patladı. Bu sebeple çok sıkı bir güvenlik var. Polislerimiz, zabıtalarımız sağ olsunlar oldukça yardımcı oluyorlar ama arabamızı alıp kitapları veya malzemeleri istediğimiz yerde boşaltalım diyemiyoruz. İzin almak gerekiyor. Bunun dışında bir sorun yok. Ulaşım açısından çok kolay bir noktadayız. Vapur iskeleleri ve Marmaray yakın. Tramvay var ve Beyazıt’tan sürekli otobüsler kalkıyor.

Verdiğiniz bu güzel bilgiler için teşekkür ederiz.

Fuarın duyurulmasına katkıda bulunduğunuz için asıl biz teşekkür ederiz.

 

Röportaj: Munise Şimşek

Güncelleme Tarihi: 28 Mayıs 2018, 10:02
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER