Türkiye bizler için dünyaya açıldığımız bir liman

'Türkiye’ye Ortadoğu’dan gelen bir kişinin en yakın hissedeceği şey, buradaki insanların sıcakkanlı ve yardımsever olmaları.' Irak'tan gelen Musab Al Bayaty, Deniz Baran'ın sorularını cevapladı.

Türkiye bizler için dünyaya açıldığımız bir liman

Türkiye’ye son yıllarda ilgi gösteren ve genelde eğitim için gelen yakın coğrafyadaki genç ziyaretçilerimizin hislerine tercüman olmak, onların yaşantılarına bir parça girebilmek adına bir başlattığımız röportaj dizisi devam ediyor. Şimdi de Irak'tan gelen Musab Al Bayaty'ye kulak veriyoruz.

Bize Irak’tan bahsedebilir misin? Nüfus hangi kesimlerden oluşuyor?

Irak Cumhuriyeti, Asya kıtasının güneybatısında bir ülkedir. Nüfusu yaklaşık 36 milyon insanken en büyük ırkları üçe bölünür: Arap, Kürt ve Türkmen. Dini kesimlerse iki ana kesimdir: Sünni ve Şiiler.

Ülkeni anlatacak 3 şey desem ne dersin?

Irak’ı Irak kılan en önemli 3 şeyden bahsetmek istesem ilk önce Dicle ile Fırat'tan başlarım. Bu iki nehir ülkemin başından sonuna kadar geçer ve Irak’ın hayat direkleri oldukları söylenebilir, çünkü bilindiği gibi Irak kuru iklime sahiptir. İkincisi, Irak eski dünyada en büyük imparatorluklara sahipti. Başta Babil’den Asur’a kadar dünyaya hükmeden memleketlerdi, tabi bu memleketlerde ilk yazı örnekleri bulunmuştu.

Son olarak Irak’ın incisiden bahsedelim: Bağdat. Bağdat, başkent ve ülkenin ortasında olmasından ötürü ülkenin en stratejik ve en önemli şehridir. Ortasından Dicle nehri geçer ve şehrin değişik kısımlarında meyve bahçeleriyle doludur. Çoğu evin ayrı bir bahçesi vardır ve çoğunda hurma ağacı (palmiye) bu şehre çok özel ve harika bir yaşam ortamı verir. Türkiye’de de bilinir ki “Ana gibi yâr, Bağdat gibi diyar olmaz”.

Ülkende sanat, edebiyat, müzik alanlarında oldukça öne çıkan; gençlerin en çok saygı duyduğu, takip ettiği Müslüman şahsiyetler kimler?

Ne yazık ki Irak’ta herkesin takip ettiği ve sevdiği bir şahsiyet bulmak zor bir şeydir, bu da halkı oluşturan kesimlerin arasındaki daimi kavga yüzündendir. Bir Sünni genç olarak edebiyatta takip ettiğim ve tüm Arap dünyasında saygı duyulan Mohammed Ahmed El-Rashid, Irak İslami kesimleri için çok önemli bir kişidir.

Ülkende İslam kültürüne dair yayım yapan önemli dergi, gazete, TV kanalı vb. var mı?

En önemli İslami kanallarından biri Baghdad TV’dir.

Irak'ta ülke yönetiminde alternatif seslere yaklaşım nedir? Yönetime dair Müslüman bir genç olarak sıkıntı duyuyor muydun?

Irak’taki değişik akımlar – Sünni ve Şii- ne yazık ki ülkeyi daha da batırıyor. Büyük ülkelerin içişlere müdahaleleri, bir kesimi karşı kesime üstün kılıp zulme uğramasına yol açıyor. Ve ne yazık ki savaş yüzünden ülkeyi bir hükümet değil, milisler yönetiyor.

Ülkendeki Müslümanların dini yaşantısını olumsuz etkileyen herhangi bir şey var mı?

Genel olarak yok ancak malum mezhep çatışması kitleler arasında bölünmüşlük yaratıyor ve bundan kaynaklı olumsuzluklar ortaya çıkabiliyor.

En çok neyi özlüyorsun?

Benim hayalim eskisi gibi her Cuma namazından döndüğümde amcalarımla ve kuzenlerimle dedemin evinde ailece yemek yemek.

Türkiye’ye geliş sebebiniz neydi?

Türkiye’ye ilk 1997’de geldik, Saddam’ın zulmünden kaçarak... Ülkemize en yakın ve hem yaşamımızı hem dini yaşantımızı en iyi muhafaza edebileceğimiz ideal ülke Türkiye’ydi.

Türkiye’ye adaptasyon problemi yaşadın mı? Bir yabancı olarak yaşadığın problemler neydi?

Küçük yaşta geldiğim için dil ve kültür farkını o kadar hissetmemiştim. Anaokulunu ve ilkokulu Türk okulunda okumaktan sonra ailem beni İstanbul’daki Suudi Arabistan okuluna yolladı, çünkü ana dilim Arapça’yı unutmamdan korktular.

Bense Türkçe’yi çizgi filmlerden ve mahalledeki arkadaşlarımdan öğrendim, bu sebeple ne yazık ki bu durum akademik dili öğrenemememle sonuçlandı.

Türkiye ve Irak arasında başka Arap ülkelerden daha güçlü bir bağ vardır. Bunu da diller arasındaki ortak kelimelerden bulabilir ve ortak kültürüler aktivitelerde görebiliriz.

Peki sana Türkiye’yi en yakın hissettiren şeyler neydi?

Türkiye’ye Ortadoğu’dan gelen bir kişinin en yakın hissedeceği şey, buradaki insanların sıcakkanlı ve yardımsever olmaları. Bu duyguyu en çok Karadeniz’de görebildim; orada ablamla bir köye çıkmıştık ve yaşlı bir teyze görmüştük. Bize “kimin oğulları” diye sorunca “yabancıyız” demiştik, o da illa onlarla öğle yemeğini yemek için tutturmuştu. Bu da onların ne kadar cana yakın insanlar olduğunu bize göstermişti.

Türkiye’ye gelmeden önce burası hakkında düşündüğün ama çok yanıldığın bir şey var mı? Türkiye’de günlük hayat içerisinde dini yaşantıyı sürdürmenin zor olduğu alanlar gözlemledin mi?

İstanbul’da yaşayan bir Müslüman genç olarak şunu gördüm, İstanbul tek başına bir ülkedir. Kocaman şehriyle ve türlü insanlarıyla her şeyi barındırır. Bu da her kesime bir avantajdır, bu şehirde İslam’ı bulmak isteyen bulur ve başka eğlenceyi arayan da bulur. İslam’ı yaşamak isteyen Süleymaniye Camii’nde namazını kılar veya Fatih’teki İslami cemiyetlerde sohbetlere katılabilir. Tabii burada İslam’ı yaşamak Irak’tan daha zor olsa bile İslam asıl kalpte yaşanır, ve ne kadar zorluk varsa o kadar da sevap vardır.

Türkiye’deki kültürle kendi kültürünü karşılaştırdığında en büyük farklılıklar neler sence?

Çoğu Arap, Türkiye’ye geldiğinde şok oluyor. Çünkü Müslüman bir ülke beklentisine göre sanılandan fazla başı açık kadın var veya üniversitelerde erkekli- kızlı ortamlarda insanlar beklenenden çok daha rahat ilişkilere sahip.

En çok nereleri seviyorsun?

Harika manzaralarıyla ve güzel insanlarıyla Türkiye’de en sevdiğim yer de Rize olmuştu. Rize’ye gittiğimde oradaki yeşillik harikaydı.

Türkiye’deki üniversiteler hakkında ne düşünüyorsun?

Türkiye’deki üniversitelerde okumak çok önemli bir fırsattır. Her gün daha fazla seviye yükselten ve dünyadan öğrenci toplayan üniversitelerde okumak, ufkumuzu açıyor. Değişik kültürler öğrenip dünyanın her yeriyle ilişkiler edinip iyi bir geleceğe yol alıyoruz. Ortadoğu’dan gelen bir öğrenci Türkiye’yi dünyaya açılabileceği ana liman gibi görüyor.

Bir gün Irak’a dönme gibi bir hayalin var mı?

Her gurbetçinin hayali bir gün memleketine dönmektir. Ama biliyorum ki ülkem durup dururken iyiye gitmeyecek ve ben başkasının adım atmasını beklemek değil kendi adımlarımı ülkem için atmak hedefindeyim. Irak’a şu an dönmek ne bana faydalı ne ülkeye. Kendimi ve çevremi kurtarmanın, ilmimi güçlendirmenin peşindeyim. O şekilde Irak’a dönüldüğü vakit, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’a girişi gibi olur.

 

Deniz Baran konuştu

Güncelleme Tarihi: 08 Temmuz 2015, 11:21
YORUM EKLE

banner19