banner17

Türk şiirinin karakteri siyasidir

Hakan Arslanbenzer'le şiiri, eleştiriyi ve Fayrap'ı konuştuk..

Türk şiirinin karakteri siyasidir

Şiirin yazımı, yayını ve etkinliğine dair ‘kutsal inat’ınız var. Şiirde bu kadar direnmenizin anlamı nedir?Hakan Arslanbenzer

İçimdeki itilim beni şiirde tutuyor. Yoksa şairlere, şiir çevrelerine, hatta bazen okuyucu diye karşımıza çıkan “yorumcu” kalabalığına bakınca “Anne!” diye bağırmak istediğim zamanlar olmuyor değil. Şair olduğuma binlerce pişmanım. Şiir okuduğuma, şiir yazdığıma, şiir üzerine konuştuğuma memnunum.

Dediğiniz üzere şiir artık bir ‘kendini ifade’ aracı değil. Tabi birçoğumuz bunun farkında değiliz. Karşımızda devasa boyutlarıya ‘memleket meselesi’ dururken şairi sorumluluk duygusunu taşımaya davet ediyorsunuz. Sizi bu noktaya getiren nedir?

Geçen zaman içindeki fark edişlerdir. Ayrıca memleket meselesinin içine doğmuş bir insanım. Ben zaten hiçbir zaman kendi meselelerimi memleket meselesinin dışında görmedim. Ama belli bir süreye kadar bireysel denebilecek bir şiiri yazıyorduk biz. 90 Kuşağının bütün şairleri karanlık ve bireysel bir noktada şiire başladılar. Ben bu halktan, insandan kopuk hadisenin övülmeye layık olmadığını fark ettim.

Toplumcu tarafım kuvvetliydi, bireyci tarafı kalın olan arkadaşların rağmına. Zaten bireycilik son derece sünepe bir şiire neden oldu. Toplumsal ve toplumcu tavır ise etkili oldu. Böylece zaten güçlü olan tarafım daha da güçlendi. Şiirden değil ama şairlik lüksünden de bu yüzden vazgeçtim. Şiir yazmayan parlak şairlerin arasında etkili şiirleri olan bir işçiyim ben.

Gerçekten de ciddi bir şiir eleştirisinden bahsedebilir miyiz bugün? ‘Eleştirel deneme’ deniyor mesela. Ama ‘eleştiri’ denmiyor eserin türüne.  Buna türlerin geçişkenliği mi diyeceğiz, yoksa Türkiye’de kelimenin tam manasıyla, türün bütün özelliklerini bünyesinde taşıyan bir eleştirinin/yapıtın yokluğu mu ‘eleştirel deneme’ dememize neden oluyor?

FayrapEleştirel deneme ile salt eleştiri arasında bir fark var tabii. Bu fark sanırım disiplin ve teoridir. Eleştiri yazanların çoğu kesin bir disipline sahip değil, belli bir teorinin açılımı olarak eleştiri yazmıyorlar. Bu yüzden de bizim yazılarımıza eleştirel deneme demek daha doğru oluyor. Eleştirmen yok çünkü. Olması da bu şartlarda imkansız. Muhtemelen öldürürler. Öldürmezlerse de süründürürler. 

Fayrap’ta yer alan şiirleri de göz önünde bulundurduğumuzda Türkiye’de mükemmelen siyasi şiir yazılıyor mu?

“Mükemmel” demeyelim de, etkili siyasi şiirler yazılıyor mu? Kısmen evet, genel olarak hayır. Gerçekten sağlam bir siyasi şiir yazdığınızda okuyucunun, hatta kendinizin onu sindirmesi bile zaman alabilir. Süleyman Değirmi'yi on yılda yarı yarıya sindirebildi insanlar. Bunu söylerken bile arka sıralardan “Yuuuuh!” sesleri geldiğini işitir gibiyim. Sürekli taş ve sopa altında nutuk söylemek bizim çıtkırıldım hayatlarımızın içinden biraz zor. Ama olduğu kadarıyla siyasi şiir geri gelmiştir. Bu kadarı da başlangıç için iyidir.

Siyasi şiirle hiç muhatap olmamış okurlar için sorarsak, geçmişten günümüze Türk edebiyatında belli başlı hangi siyasi şiirler var, adlarıyla birlikte yazar mısınız?

Nefi ile başlatıyorum ben siyasi şiiri. Nefi'nin hiciv şiirleriyle. Fakat herkesin anlayabileceği Namık Kemal var. Namık Kemal form olarak eski formlardan vazgeçmeden siyasi nutuklar, mersiyeler, kasideler yazdı. Fikret ve Akif bunu daha etkili bir yere getirdiler. Bu etkiyi de konuşma diliyle şiir yazmalarına borçluydular. Özellikle Akif, bugünkü konuşma diline çok yakın bir şekilde siyaset söyler. Sonra aşağı yukarı Akif'in Mısır'a gitmesinden (1925) Nazım Hikmet'in şiirlerinin yeniden yayımına kadar (1965) siyasi şiir meydandan çekilmiştir, çekilmeye zorlanmıştır.Fayrap

1960'ların ikinci yarısında problemli bir siyasileşme olur. İkinci Yeni şairleri ve ardılı 60 Kuşağı siyasi uçları belirgin şiirler yazarlar. 80 İhtilaliyle siyasi şiir bir kere daha kovulur. 1990'ların ortasından itibaren bizlerin gayretleriyle yeniden filizlenmeye başlar. 2000'lerin ortasında ise artık yeniden, yeni zamanların çıplak gerçekleriyle siyasi şiir yazma imkânı doğmuştur. Bunda siyasi rejimin kültür alanını kısmen serbest bırakmasının payı var. 1925-65 ve 1980-95 yılları arasında kültürel kamu apolitikliğe mecbur edilmiştir. Bugün bir nebze gevşeklik var. Onun için de siyasi şiir kendiliğinden ortaya çıkıyor. Türk şiirinin karakteri siyasidir zaten.

Günümüz şiiriyle ilgili yorumlarınız nelerdir, şiiriyle dikkat çeken hangi genç şairler var, bu genç şairlerin şiirlerinin hangi yönleri dikkat çekiyor sizce?

Dikkat çeken gençler o kadar çok ki tek tek isimlerini saymak haksızlık olur. Ama şöyle bir çapraşıklık da var. Biz şiire başladığımızda o kadar azdık ki her birimizin ismi tek tek zikredilebiliyordu. Ama bizden önceki kuşakların şiire ilgisi kalmamıştı. Tek tek zikredilebilecek kadar dikkat çekmiştik ve zaten sayıca azdık. Ama hakkımızda konuşacak kimse yoktu. Bugünse, bizim hakkımızda susanlar da dâhil olmak üzere herkes gençlere işaret etme yarışına girmiş gibi görünüyor.

Hakan Arslanbenzer

Her birkaç ayda bir iki üç yeni isim öneriliyor. Ama bir dağınıklık var. Gençler bile birbirlerini tanımıyor, okumuyor. Ben alışkanlık haline getirdiğim üzere herkesi izliyorum. Dikkat çekicilikte kalacağını tahmin ediyorum çoğunun. Bu dönemden çok güçlü şairler çıkmayabilir. Çünkü fazla sıkıntı çekmiyorlar. Acısızlık ve bunun sonucu olan burjuvaesk can sıkıntıları yeni şairlerin şiirlerinde en çok karşımıza çıkan şey. Oyunlar, özellikle deyim ve kelime oyunları. Siyaseti ciddiye almıyormuş ama her şeyi yaşamış görmüş gibi edalar da cabası. Polis dayağı yememiş ya da hiçbir siyasi yasakla yüzleşmemiş insanların laubaliliği dikkat çekici.

Şiir eleştirisi bugün hangi noktaya geldi, geldiği yerden memnun musunuz?  Dergilerde yayınlanan şiire dair eleştirel metinlerin etkili, etkiler bırakan, yönlendirici, dönüştürücü, yeterli ve yetkin olduğunu düşünüyor musunuz? Fayrap

Seviye olarak şiir eleştirisinin geldiği yerden memnunum. Şiir yazan gençler bile kaliteli yazıyorlar. Ama iyi şiir, kötü şiir ayrımı konusunda tarafgirlik devam ediyor. Eleştirmen dürüst olmalı, önce onu en çok etkileyen şiirlerden başlamalı. Ama bunu yapmak için de mangal gibi yürek lazım. Kafaları çalışıyor eleştirmenlerin ama yürekli değiller.

Fayrap’ın Türk okur-yazarında gerçek manada bir karşılık bulduğundan söz edebilir miyiz? ‘Meşrutiyet Devri’ ve ‘1960’ların Dünyası’ projesinden sonra 2011’de Fayrap okurunu hangi yeni proje bekliyor?

Fayrap, çok satan bir dergi değil. Şehrengiz ve Atlılar çok satan dergilerdi. Ama edebiyatı temsil ve okuyucuyu geleceğe hazırlama bakımından Fayrap çok daha güçlü bir dergi. Atlılar'ı çıkarırken bize inanan insanlar vardı, çoğunlukla sağcı insanlar. Fayrap artık sağ kesimin umut vadeden dergilerden farklı bir dergi. Olgun, olmuş bir dergi. Derginin 2011 yıllık programının başlığı “Kültür Politikaları”. Özellikle Cumhuriyet dönemi Türkiye'sinde kültür politikalarını, ama genel olarak dünyada kültür politikaları ve kültür savaşları kavramlarını tartışmayı umuyoruz.

Kitap eklerinin yeteri kadar şiire yer vermediğinden şikâyetçiydiniz bir zaman. Önceleri Radikal Kitap’ta Orhan Kayhaoğlu’yu arıyordu gözlerimiz, şimdiyse Yücel Kayıran var, arayıp durduğumuz ciddi bir eleştirmen. ‘Şiir geri mi çekiliyor’ sorusunu ciddiye almayacak mıyız bu bağlamda? 2000’lerde romanın yükselişi şiirin irtifa kaybetmesi anlamına gelmiyor mu?’ Bu durum modern şiirin yapısından kaynaklanıyor’ deyip seçkinci mi olacağız yani?

RFayrapomandan şiire zarar gelmez. Bırakın roman yükselsin. Bu şiiri geri itmez. Ki yılda 200-250 kadar roman yayımlanırken şiir kitabı yayım adedi de bir anda 500'ün üzerine çıktı. 1996'da şiir kitabımı yayımlamayı başaramamıştım. Aynı sıralarda neredeyse hiç roman basılmıyordu.

Roman yayım adedi, edebiyat yayıncılığının lokomotifidir. Roman etli bir mal çünkü yayıncı ve dağıtımcı açısından. 9-10 liradan aşağı roman satılmaz, ki bunlar da çoğunlukla 10 bin, 20 bin basılan kitaplardır. Para kazanan yayıncının kanı semirir ve şiir kitabına da portföyünde yer açar. Ya da etrafı çok satan romanlar kaplamışken yeni yayıncılar da şiir kitaplarıyla ortaya çıkarlar. Yayın alanı patates tarlası gibidir. İyi sularsanız bir tane patatesten bir çuval patates üretebilirsiniz. Kitap ekleri ve kitap dergileri ise sektörün gelişimini takip etme yetersizliği içindeler. Sektör hem çok hızlı hem çok karmaşık. Tür eleştirmenlerine daha çok ihtiyaç var. 

Bugün halkın sorunlarını somut gerçeklerden yola çıkarak somut verilerle dile getiren Popülist bir yazar, şair, gazeteci var mı? Türk düşüncesinin bugününde ‘popülist bir düşünür’ diyebileceğimiz özgün bir entelektüelden bahsedebilir miyiz?

Türkiye'de yazar olmak ve yazar kalmak için popülizm yapmak zorundasınız. Ama bu başka bir şey, hakiki popülist olmak başka bir şey.

Fayrapİsmet Özel, Kurtuluş Kayalı, İsmail Kara, Mustafa Kutlu, Doğan Ergun, Ufuk Özcan, Ertan Eğribel, Ahmet Güntan takipçisi olduğum popülist düşünürlerdir. Takipçisi olduğum çok yazar var, ama bu saydıklarımın hatalarının da takipçisi olduğum için özellikle söylüyorum isimlerini. Bu halkın, bu ülkenin, buranın kat'i yazarlarıdır bunlar. Yani bu isimleri Türk halkının dışında bir audience ile açıklayamazsınız. Evrenselci olmak gibi bir niyetleri yoktur.

Türk düşüncesi öncesiyle sonrasıyla Türk şiirini hangi yönleriyle besledi veya tersi Türk şiirinin düşünsel maceramıza katkısı ne oldu?

Bir bedende iki yürek gibi bunlar. Bazen biri durur öbürü çalışır. Bazen biri öbürünü çalıştırır. Kemal Tahir'siz Turgut Uyar'ın, Mehmet Akif'siz Nurettin Topçu'nun açıklanabilir tarafı yoktur. Türkiye'de şairler düşünürlerin, düşünürler şairlerin hem rehberi hem takipçisi olur. Bu böyledir.

Yeni yayın döneminde Fayrap okurunu hangi süprizler bekliyor, yeni yayınlar, yeni kitaplar, yeni şairler anlamında…Popülist Kültür Derneği

Avangard Yayınları en büyük yeniliğimiz olacak. Bunu Fayrap'ın kitap kolu gibi düşünmemek lazım ama. İnşallah bağımsız bir kültür yayınevi olarak Avangard Yayınları'nı işletime sokacağım.

Teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim. Herkesi Popülist Kültür Derneği'nin Mecidiyeköy'deki ofisine beklerim.

 

 

Mustafa Celep sordu

Güncelleme Tarihi: 30 Kasım 2010, 19:26
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mikâil
Mikâil - 8 yıl Önce

Sevgili Hakan'ın hevesli ve gayretli oluşunu takdir ediyorum.. Biz; birey olma bilincine uzanan sürecin ilkini “gençlik” olarak yorumluyoruz. Hakan, bu süreci hayli zaman evvel yaşamıştı. Yakın bir dönemden beridir oluşumunun ikinci evresini yaşamakta. Ancak; evreyi tamamlamak üç ayrı zamandan oluşur ve “meyveler sabırla olgunlaşırmış”. zannediyorum Hakan üçüncü halkaya geçmek için biraz acele ediyor...

Mikâil
Mikâil - 8 yıl Önce

O kadar acele ediyor ki, kendisini şu günkü konuma getiren şeyin bireyselliği olduğunu unutmak üzere gibi geldi bana. Unutulmamalı ki, toplumun hissiyatını duyumsayabilmenin yolu kendi meselelerine eğile bilmekten geçiyor. Bireysel olmak demek, marjinal olmak anlamına gelmemeli. Marjinal olmak da, kabul görebileceği anlamını vermemeli. Görebildiğim kadarıyla, Hakan’ın marjinalleşirken daha çok tedirgin olması gerektiği. Şiirin sesi olup, toplumun şarkısını söyleyebilmek çok da kolay olmasa gerek

bekar
bekar - 8 yıl Önce

şiiri zayıf olan bütün şairler bir gün susacak, fakat hakan arslanbenzer hiç susmayacaktır. size bunu bildirmeyi bir görev bilirim...

banner8

banner19

banner20