Tablolarında vav var, güvercin ve su var!

Her resmin bir hikâyesi var. Ama kişi önce resimlerle sevgi bağı kurmalı, aşk yaşamalı..

Tablolarında vav var, güvercin ve su var!

 

Osman Yılmazer
Hat sanatına ilgisi, Mimar Sinan Üniversitesi'ne girdikten sonra resimle hat sanatını birleştirmeye yönelik girişimleri sürecinde artar Osman Yılmazer'in. Bu sanatı Prof. Ali Alparslan hocanın derslerini takip ederek meşkeder. Tamamıyla hattat olma düşüncesinde olmadığı için icazet almaz ve kendisini, “Halen hat sanatını öğrenmeye çalışıyor ve resimle ortak değerler içinde eserler oluşturmaya çalışıyorum.” şeklinde ifade eder. Genç yaşına rağmen birçok değerli eserin altına imza atan Osman Yılmazer ile Altunizade Kültür Merkezi’ndeki sergisinde sohbet ettik.

Hat sanatı denince akla hemen Vav harfi geliyor. Hattatlar Vav harfi üzerinde neden bu kadar çok durmuşlardır?

Vav kulu temsil eder. Anne karnındaki çocuğa da benzer. İnsan, cenin halindeyken Vav formunda hayata gelir. Yaşamı boyunca da Elif olur. Sonra tekrar Vav’a döner. Hayatının başlangıcında da bitiminde de Vav gibi eğilir bükülür. Aslımız Vav’dır ve hiç bir zaman Vav olduğumuzu unutmamamız Osman Yılmazerlazımdır! Bir de çok estetik bir hal vardır Vav’da. Diğer Arap alfabesindeki harflerle kıyaslandığında o, ayrı duruşuyla diğerlerinden ayrılır.

Vav’ı yapmak çok da zor! Değil mi?

Evet.  Hatta bu konuda Reis’ül Hattâtîn (Hattatların Reisi) Kamil Akdik ölüm döşeğinde şunu der: “Yanarım yanarım hat sanatını öğrenemediğime yanarım!” Hiçbir zaman ‘Biliyorum’ demeye cür’et bile edemem. Ama öğreniyoruz. Her yaptığımızda yeni bir şey öğreniyoruz.

Vav’la ilgili ileride tabloya yansıtmak istediğiniz imgeler nelerdir? Şimdiden ipucunu alalım mı?

Bilsem söyleyeceğim ama hepsi anlık çıkıyor.

İlham ile de ilişkili galiba…

Tabi... Mesela bütün bu tablolar benim gözümün önündedir. Bitmeyenler de dâhil. O beni çağırır. Ve o süreç öyle başlanır yarım kalarak. Sonra devam eder ve sonuçlanır.

Dikiş makinesini icat eden kişi ‘iğne’ kısmını rüyada buluyor. Sizin de sanatınızı tamamlayan bu nevi rüyalarınız oluyor mu?

Oluyor tabi...  Birçok şeyin bitmiş halini rüyalarımda görüyorum. Bunların hepsi zihnimizde oluşan imajlar aslında. Bu tabloların hepsi boş bir tuval esasında. Bu imajları oluşturmak sizin zihnî birikiminizin sonucudur.

Hocam, peki, diğer mesleklerde hemen yol kat edebiliyorsunuz. Fakat sanatta ve özellikle hat sanatında durum farklı, neden?

Çünkü hattın iki boyutu var. Maddi boyutu. Yani çekmek dediğimiz; kamışla bunun icrâ hali. Bir de manevi boyutu. Bu ikisi, bunu icra eden sanatçının içinde paralel gitmeli. O manada bunun zorluğu ve sonsuzluğu var…

Kişinin incelmesiyle beraber mi yansıyor tabloda?

Tabi…

Manevi tekâmül süreci de gerekiyor o zaman…

Evet. Bir de aşk lazım. O aşk yoksa olmaz! Böyle de bir niteliği var.Osman Yılmazer

Çalışmalarınızda nar görüyoruz.

Nar cennet meyvesidir. Bereketin de sembolüdür aynı zamanda. Osmanlı’nın gelenekli sanatlarında çok kullanılmıştır. Osmanlı mezar taşlarında da nara çok rastlarız. Özellikle kadın mezartaşları meyvelerle süslenir ve elma, armut gibi meyveler içinde en çok da nar kullanılır. Hurma da vardır ama hurmayı genelde erkekler ve hacca gitmiş kişiler için kullanırlar. Nar, meyve ismi olmasının yanı sıra bir de ‘ateş’ anlamındadır malumunuz.

Tablolardaki çerçevenin işlemesinden tutun, içeriğindeki hat ve yazıya kadar bir dizi uyum görüyoruz. Bunlarla ilgili ayrı bir çalışma yapıyor musunuz?

Bunlar estetik ve görsel değerleri ifade ediyor. Tabloda bir yazıya kıyafet giydirmek gibidir. Güzel bir yazıyı daha da güzel kılar. Çerçeve öyledir. Tabi içidir aslolan, tezhib de aynı şekildedir. Aslolan yazıdır. Tezhip bunun süsüdür. Çerçevede de aynı hassasiyeti gösteriyoruz. Çünkü tamamlayıcı bir durum.

Tezhipleri de siz mi yapıyorsunuz?

Yok, onları tezhip sanatçısı arkadaşlarımız yapıyor.

Osman YılmazerSilik diyebileceğimiz, derin bir görüntüsü olan çalışmalarınız da var. Semazen resimlerinde görüyoruz bilhassa. Bu, aynı sanat içerisinde mi yoksa bu da tezhip gibi farklı mıdır?

Aynı sanat içinde yer alıyor. Benim hat sanatıyla ilgilenmem ve amacım hattı evrensel boyutlara taşıyabilmek. Bunu bu resimlerde yapmaya çalışıyorum. Bu çalışma tuval değil, kağıt üzerinde akrilik ile yapılan bir çalışma. Burada hat sanatına belli bir felsefeyi işin içine katarak yapıyorum. Tabloda gördüğümüz Elif Tek’liğin, Bir’liğin ifadesidir. En üstte  ‘Hiç’ yazıyor. Ki hiçlik insan olarak, kul olarak ise varılması gereken noktadır. Bu resim de onu ifade etmiştir. Üç semazen ise ‘doğum’ ‘yaşam’ ve ‘ölüm’ü simgeliyor. Manevi olarak da yükselişi temsil ediyorlar.

Gölgelendirmeleri nasıl yapıyorsunuz hocam?

Onlar bir yerde de tesadüfî oluşumlar oluyor. Bazı resimlerde ilk önce fondan başlıyorum. Beyaz bir kağıt olarak düşünebilirsiniz. İlk önce alt zemin rengini boyuyorum. Sonra belli bir miktar kuruma süreci bırakıyorum. Sonra bunu suyun altına tutuyorum. O, belli noktalarda dökülüyor. Bu dökülmeler aslında yaşanmışlığı ifade etmesi adına yaptığım efektlerdir. Sonra üzerine bir iki ton daha koyuyorum. Aynı tekniği uyguluyorum. Ve bu fon bile kendi başına bir resim oluyor. Bunlar benim dışımda gelişsin istediğim noktalardır. Çoğu öyle gelişiyor zaten.

Bunca emeği takdir ve hürmet duyguları ile sormak istiyorum: Hocam bu çalışmalar ne kadar sürüyor?

Çok sürüyor. Mesela aylarca bitmeyen tablolar oluyor. “Aylarca bitmeyen” derken, mesela diyelim ki üç ay bitmeyen tablom vardır. Üç ay bilfiil çalışıyoruz demek değil de o işe konsantre olma süreci.Osman Yılmazer

Tabloların hepsinin sizde bir ismi var. Fakat isimleri üzerlerinde yazılı değil…

Evet. Çünkü tabloların üzerine isimlerini yazmak, izleyen kişiyi şartlandırmak gibi geliyor. Eğer o onunla ilişki kurmuşsa, onu sevmişse benim anlattıklarım ona ekstra bir güzellik katıyor. Ben resmi sevdirmemeliyim, resim kendini sevdirmeli veya o bakan kişiyle aşk yaşamalı.

Tablonuzda iki güvercin, su damlaları ve Vav var. Neyi temsil ediyorlar?

İki güvercin. Bir dişi bir erkek. Güvercin çok sembolik bir kuştur. Birçok sembolik anlamı vardır. Talik yazı karakterinin güvercinin formundan çıktığı bile söylenir. Vav’ın hareketlerinde de güvercinin formu var. Her bir Vav sanki içe dönmüş güvercin gibi. Bu tabloda da üç tema var. Su, Güvercin ve Vav. Su, hayatı; güvercin, can’ı; Vav da; maneviyatı simgeler benim için.

 


Özge Sena Bigeç konuştu

Güncelleme Tarihi: 26 Mayıs 2012, 02:22
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13