banner17

Suya doğru git, huzuru bulacaksın!

'Acı Ceviz' adlı öykü kitabı ile yerli ruhu anlatan Murat Soyak ile konuştuk.

Suya doğru git, huzuru bulacaksın!

 

 

Öykü artık içeriye dönüyor, bunalımları/sıkıntıları yansıtma aracı olmaktan uzaklaşıyor sanki. Bu kanıyı güçlendiren öykü kitaplarından birisi de Acı Ceviz. Murat Soyak’ın Romantikkitap tarafından okura sunulan öykü kitabı, yerli ruhu yansıtan bir ilk öykü kitabı… Daha önce bir şiir ve bir deneme kitabı ile okuru selamlayan yazarımız, öykü türü ile edebiyat yolculuğuna devam ediyor. Aynı zamanda öğretmen olan yazarımız Murat Soyak’la sizler için söyleştik.Murat Soyak

Çok kısa olarak, Murat Soyak kimdir? Ne yer ne içer?

İnsanın kendisinden bahsetmesi zordur.  Söyleşiye giriş niteliğinde özgeçmiş bilgilerimizi paylaşmak durumundayız anlaşılan. Niğde’de doğdum, büyüdüm. İlk ve ortaöğrenimi Niğde’de tamamladım. 1995 senesinde Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldum. Halen bir lisede edebiyat öğretmeni olarak görev yapıyorum. Bozkırın ortasında yazmak ve yaşamak arasında… Hayatı anlamlı kılan okuma-yazma çabasına devam.

Şiir ve deneme derken bir de öykü kitabı ile okurlarınıza göründünüz. Ne zamandır öykü yazıyorsunuz? Şiir ile ifade edemedikleriniz mi oldu?

İlk hikâyelerimi lise yıllarımda yazmıştım. O dönemde okuduğum kitapların da etkisiyle bir yazma çabası başlamıştı. Mesela o dönemde J. Steinbeck’in Gazap Üzümleri isimli romanını okumuştum. Bu romanın etkisiyle kaleme aldığım “Taşı Toprağı Altın” isimli uzun bir hikâyem vardı. Bu metin lise yıllarımda yazma çabama ilişkin bir güzel anı olarak benim için değerlidir. Sonra edebiyat öğretmenimin beğenisi ve yönlendirmesi ile yeni hikâyeler de yazmıştım. Şimdi o ilk hikâyeler sarı yapraklarda kaldı.

1998 senesinde “Tespih” isimli hikâyem “Rahmet” dergisinin düzenlediği hikâye yarışmasında dereceye girmişti. Sonrasında yeni hikâyelerin yazılma süreci de başlamış oldu. Çeşitli edebiyat-sanat dergilerinde yayımlanan hikâyelerim zaman içinde bir toplama ulaştı.  Edebî türler nihayetinde insana ulaşma noktasında birer vasıtadır. Bu vasıta oluş, çeşitli dönemlerde farklı türlerde bir yoğunlaşma sağladı. Bu yolculukta yoldaşlarımız bazen şiir, bazen hikâye, bazen de deneme oldu. Hikâyede ötekini görme, anlama, anlatma çabasına ağırlık verdim. Yaşadığımız ortak acılar, sevinçler odağında bir arayıştı bu. Bencil-karanlık metinlerden hep uzak durdum. Işığı, kardeşliği, umudu, samimiyeti, iyimserliği hikâyelerime taşımaya çalıştım.

Bizim insanımızı, onun dramını yazıyorsunuz. Büyük kaygılarınız, sıkıntılarınız, bunalımlarınız yok hocam?

Kaybettiğimiz o güzel zamanlar, o güzel insanlar hikâyemize gelip yerleşmiş iseler ne mutlu. Hoş geldiler. Köklü medeniyetimizin izleri, işaretleri yani o yitik ‘biz’ yeniden anlatılmalı diye düşünüyorum. Bizi var eyleyen, anlamlı kılan bütüncül bakış önemlidir. Bohem hayatı ısrarla edebiyat ürünlerine taşımak suretiyle sürekli karanlığı, sıkıntıyı, bunalımı çoğalttılar. Ve bıktırıcı tekrarlar ile devam eden benzeri metinler yozlaşmayı hızlandırdı.

Murat SoyakElbette insanın olduğu yerde sıkıntılar, çıkmazlar,  bunalımlar olacaktır. Fakat bir mücadele alanı diye tarif ettiğimiz bu dünyada sadece sıkıntıyı, bunalımı dillendirip de ötesini görmez, anlatmaz isek yaptığımız iş yarım kalacaktır. İnsan o kahredici yalnızlığı ve zehirleyen bunalımı ile bir başına bırakılamaz. Kafka’nın yaşadığı hal kendi beslendiği kültüre, kaynaklara ait bir durumdur. Bizim insanımızın da bir yalnızlığı, kederi vardır elbet. İşte o bize ait durumu bulup dillendirmek gerekir.

Bu toprakların hikâyesini anlatanları yakınım bildim. Direniş, hakikat, diriliş kavramları yazma ve yaşama çabamızda önemlidir. Bizi diri kılan, bizi sağaltan düşüncenin odağında güzel işler çoğalmalı. Yazdıklarımız, ürettiklerimiz daima umuda işaret etmeli.

Bizim öykümüzü yazmaya devam edecek misiniz?

Şu dünya yolculuğunda bir tanıklığın işareti olarak yazmak eylemi devam edecek. Yazılmayı bekleyen konular var. Yeni hikâyeler yazmak istiyorum. Zaman içinde yeni çalışmalar olacak. Nasip…

“Acı Ceviz” öyküsü yalnızlık, yaşlılık ve tek başına bir ölümü içeriyor. Yaşlılık hep yalnızlık ve tek başına bir ölüm mü demektir? Neyi kaybetti insanımız?

“Acı Ceviz” hikâyesinde yalnızlığı, kimsesizliği ve bir başına verilen hayat mücadelesini anlatmaya çalıştım. Kendi dünyasında yalnız bir ihtiyar ama yılmamış, yıkılmamış. Elinden geldiğince mücadelesini sürdürüyor. Toplumsal değişim ile birlikte geleneksel aile yapısı da çözülmeye başladı. Düşmanlarımızın en çok istediği de bu idi. Zira bir türlü yıkamadıkları, dönüştüremedikleri bir yapı vardı: Aile. Birbirinden haberli sahih insanların birlikteliği muazzam bir güç oluşturur. Modern zamanlarda verdiğimiz kayıplar büyük. Bir muhasebe yapmak gerekiyor. Akrabalık, komşuluk ilişkileri artık eskisi gibi değil. Kimse kimseyi duymuyor, görmüyor. Herkes çekilmiş adasına. Mahalle vardı bir zamanlar değil mi? Şimdi yerinde yeller esiyor. Elbette bazı değişimler kaçınılmaz olarak gerçekleşecekti. Kötülük çok hızlı yayılıyor. Direnç alanlarımız olsa da maalesef yaşanan bir toplum gerçeği var. Hepimizin gün içinde şahit olduğu olaylar, sorunlar, durumlar… Tel koptu ve ahenk bozuldu.

Tarihimiz, kültürümüz ve medeniyetimiz ile yeniden buluşup yaşanan hali sorgulamamız gerek. “İstikbal köklerdedir” sözünü bu anlamda dikkate değer buluyorum. Yakınlığı, kardeşliği, iyiliği, güzelliği ve hakikati ısrarla gündeme getirmek şart oluyor. Kaybettiğini hatırlayan insan(lar) bir çıkış yolu için ilk hamleyi yapmış demektir. Sonrası dua, sabır ve gayret…

Şen Boyacılar”, küçük sevinçleri ile yetinmeyi bilenleri anlatıyor. Hayatı güzel kılmak bu kadar kolay mı? Kolaysa neden mutsuz olmak için bahane arıyoruz?

Çocukluğum, ana yurdum. Sıkça ziyaret ettiğim o çocukluk günlerimden bir esinti “Şen Boyacılar”. Yaşadıklarımız, yaşanmış olmakla bitmiyor. Devam eden bir şeyler var. Günü geldiğinde belirginlik kazanıyor. Ses, söz, çizgi ve renk oluyor. Yoksul çocukluk günlerim aslında büyük zenginliğim. Büyüdük, dertlerimiz de büyüdü. O yitik çağda yaşadığım küçük sevinçleri şimdi arıyorum. İnsan, en çok çocukluğunda var. Şimdi dönüp de o çocukluk çağına baktığımızda neyi kaybettiğimizi daha net görebiliriz. Taşlar yerinden oynamış. Zaman akıyor ölüme doğru. Kuşlar görünmez oldular. Topraktan,Murat Soyak çimenden uzak oyunlar. Çocuklar televizyon ekranı ile bilgisayar ekranı arasına sıkıştırılmış. Mutsuz olmak için bahaneler üretmek yerine şu kurak modern kent hayatına o sahih dünyadan esintiler taşımak gerek. Belki yeniden rahmet yağar. Kapılar açılır cümle güzelliğe…

“Suya Doğru” öykünüzde geçmişle geleceği, köy ile şehri, modern ile geleneği karşılaştırıyorsunuz. Ortası veya oluru yok mu bu işin?

Evet, “Suya Doğru” isimli hikâyede bir karşılaştırma ve içten içe bir sorgulama var.  Şehir hayatı bir cevap olmaktan ziyade sorular yumağıdır hep. Şehrin kıyısında yaşayan kişi, dün ile bugün arasında; apartmanlar ile mahalle arasında bir med-cezir hali yaşamaktadır. Ve bir arayışın öyküsüdür bu. Olup bitenler karşısında bir iç sorgu başlamıştır.  Değişimin getirdikleri, götürdükleri üzerine bir hesaplaşma kaçınılmazdır.

Hayatı olduğu gibi kabul etmek mümkün değil. Yazmanın temelinde de bu karşı oluş duygusu var. İçimizde bir ses var ki sürekli hatırlatır, uyarır ve rahatsız eder. Yazınca ışık düşmeli karanlığa. Kıştan sonra baharın gelişi gibi… Modern kent hayatındaki apartmanlar, steril siteler ile köklü mahalle arasında uçurum var. İki farklı durumu, karşıtlıkları işlemeye çalıştım. Yeni dönemdeki hızlı değişimi anlama, yorumlama ve anlatma çabası olarak da kabul edebiliriz. Bizi güzel kılan su, medeniyetimizin özü su… Kentin kıyısındaki adam şimdi yolda, düşünceler içinde: “Suya Doğru”.

 

 

Yılmaz Yılmaz sordu

Güncelleme Tarihi: 13 Mayıs 2016, 11:12
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mehmet Baş
Mehmet Baş - 7 yıl Önce

Murat Soyak anadolu ırmağının velut bir kalemi. yazıyor okuyor araştırıyor ve neticede eserler ortaya koyuyor. acı ceviz bize unutulan vicdanı ve sevecenliği haykıran hikayelerle dolu. yazarımıza bu yolculuğunda başarılar diliyor selamlarımı gönderiyorum..

mustafa celep
mustafa celep - 7 yıl Önce

Murat Soyak ile yüzyüze tanışmadım, tanışmak isterim. Anadolu'nun bilge ozanlarından. Soyak'ta bilgeliği sağlayan şey ise oturaklı ve dengeli bir kişiliğe sahip oluşu ve yaşıtlarına nazaran olgun ve ölçülü, gördüğüm kadarıyla, aşırılıklardan uzak duruşudur. Hürmet ederiz..

akte
akte - 5 yıl Önce

Acı ceviz her insanın hayatında acı cevizde geçen hikayelerden birine benzer hikayeler vardır. Bu hikayeler değilmi? Bize yön veren, dersler çıkarmamızı sağlayan.

mavi kazaklı şair
mavi kazaklı şair - 5 yıl Önce

Bu kitabı baştan sona okudum. Hakkında bir yazıda kaleme almıştım hatta. Ben Murat Bey'le tanışma fırsatına nail olmuş biri olarak kendisine başarılar diliyorum. Hikayelerinde bir sona varışın olmayışı, sürekli kar suları gibi bir çağlayışı andırması itibariyle Murat Soyak daha iyi yerlere gelmeyi hak ediyor. Selam ve dua ile.

banner19

banner13

banner20