Sonpeygamber.info ve Telif Siyer Yarışması Üzerine Konuştuk

Sonpeygamber.info, bir telif siyer yarışması başlattı. Aysun Özkan ve Fatma Ekinci, bu yarışma vesilesi ile sitenin yakın dönem faaliyetleri ve neden bu yarışmaya ihtiyaç duydukları üzerine Mehmet Erken ve Betül Erken'in sorularını cevapladı.

Sonpeygamber.info ve Telif Siyer Yarışması Üzerine Konuştuk

Sonpeygamber.info, Hz. Peygamber ile ilgili Türkiye’de hatta dünyadaki en önemli kaynak sitelerden bir tanesi. Yıllardır siyer üzerine faaliyetleri ile bilinen web sitesi, önümüzdeki sene için bir telif siyer yarışması başlattı. Bu yarışma vesilesi ile sitenin yakın dönem faaliyetlerini ve neden bu yarışmaya ihtiyaç duyduklarını konuştuk. Bunun yanında sitenin içinden doğduğu Meridyen Derneği’nin son yıllarda artan çalışmalarına dair sorularımzı yönelttik. Aysun Özkan ve Fatma Ekinci ile gerçekleştirdiğimiz röportajın ilk kısmı için buyrunuz.

Röportaj için buraya gelmeden önce sitenizi incelediğimde ilk aklıma gelen soru şu oldu: Sonpeygamber.info ve Meridyen’in sitesinde çok fazla malzeme var fakat sitelerin bilinirliği çok fazla değil. Bunun nedeni nedir?

Sonpeygamber.info yayın hayatına başlarken amacımız internet ortamında yayın yapacak, Hz. Peygamber’le ilgili bir başvuru kaynağı oluşturmaktı. Bu amaçla önceliğimiz, Hadis ve Siyer alanında Türkiye’deki ilahiyat birikimini sağlıklı bir metotla web ortamına taşımak oldu. Bu hedefi belirli bir zaman sonra yakaladığımızı düşünüyorum. Hem akademik çalışmalarda referans, hem de öğrencilerin araştırma ödevlerinde ve diğer çalışmalarda temel başvuru kaynağı oldu sitemiz. İlgili kesimlerin geri dönüşleri bize bunu gösteriyor.

İkinci aşamada “bir internet sitesinin sınırlarının dışına çıkarak bu alanda neler yapabiliriz?” sorusuna odaklandık. Bir taraftan internette dinî yayın yapma sorumluluğuyla alana bir standart getirmeye çalışırken, bir taraftan da esas alanımız olan Hadis ve Siyer konularında yapılan çalışmalara katkı sağlamak üzere akademik toplantılar, atölyeler, tez ve akademik makale yarışmaları düzenledik. O yüzden sonpeygamber.info dendiğinde sadece bir internet sitesinden bahsetmiş olmuyoruz; aynı zamanda akademik çalışmalara yön veren ve destek mahiyetinde faaliyetler yürüten bir mecradan bahsediyoruz.

Sorunuza bu açılardan bakarak cevap vermek gerekmekte. Sonpeygamber.info popüler gündemlere göre yayın yapan bir platform olmadığı için gündelik karşılaşmalar sınırlı olabilir. Haftalık güncellemelerle bir taraftan Hz. Peygamber’le ilgili merak edilen konulara temas ederek ilgili okurun beklentilerine cevap vermeye çalışırken, diğer taraftan alana bir standart getirmeye yönelik yayın yapıyoruz. Ancak takdir edersiniz ki sınırları ve hassasiyetleri olan spesifik bir alanda yayın yaptığımız için bu alanda belirli bir standardı gözetmek, popüler kaygılardan uzak olmak zorundayız.

Şunu da belirtmem gerekiyor ki bilinirlik konusunda söylediklerinize katılmam pek mümkün değil. Bugün 150’den fazla ülkeden giriş yapılan bir platform hüviyetindedir yabancı dillerdeki sayfalarıyla sonpeygamber.info. Günlük/aylık ziyaretçi sayıları muadili web portallarıyla kıyaslanamayacak derecede de yüksek rakamlara ulaşmaktadır.

Bunu bir itiraz olarak algılamayın fakat özellikle Türkçe’nin dışında Fransızca, Rusça, İngilizce ve Almanca gibi yabancı dillerdeki yayınlarınızı da hesaba katarsak hem bir kitleye ulaşma hedefi olan hem de aynı zamanda sadece ilgili okurun temas edebileceği bir site biraz ikilikli bir yapı olmuyor mu?

Hayır, bunu kastetmiyorum. Biz bir kitleye hitap etmiyor değiliz. Aksine ilgilisinin sınırlı olduğu düşünülebilecek bir konuyu çok geniş bir kitleye internet üzerinden ulaştırma çabası içerisindeyiz. Dolayısıyla hedef kitle konusunda bir seçicilikten söz etmiyorum. Fakat popüler bir yayın da yapmıyoruz doğrusu. Az önce de belirttiğim gibi yayın yaptığımız bu özel alanın bir takım sınırları var, yayın kalitesini belirleyen bir çerçevesi var. Son derece büyük bir hızla değişen ve her şeyin tüketildiği bir dünyada, değişmeyen ilkeler üzerinden yeni bir dil kurmaya çalışıyoruz aslında. Sonpeygamber.info böyle bir amaçla ortaya çıktığı için okuyucusunu da oluşturma noktasında gayret sarf ediyor. Ama biz belirli bir standardı gözettiğimiz, o standart çerçevesinde Hz. Peygamber’e yakışır bir dille onu anlatmayı hedeflediğimiz için ister istemez nitelik konusunda belirli kaygılarınız oluyor ve bu kaygıların belirlediği sınırlarla muhatap oluyorsunuz.

Standartlarımızın olması bizim daha geniş mecralara ulaşmak istemediğimizi göstermiyor. Ticari bir amaç gütmeden, reklam almadan, zengin bir içerik ve yayınlarla sanal ortamda var olmaya çalışıyoruz. İnternetin zaten ilgi dağıtan, bizi sürekli tüketime teşvik eden bir yapısı var. Mevcut bilgiyi sürekli tüketiyoruz. Burada biz aslında malumata dönüştürmeden sahih kaynaklara dayalı bir bilgi sunduğumuz için, bu durum bizi doğası gereği sınırlıyor diyebiliriz belki. Ancak bu da bizim olmazsa olmazımızdır ve portalımızı benzerlerinden farklı kılan bu nitelik kaygısıdır. Sonpeygamber.info’nun hem ele aldığı konular itibariyle hem de yayın kalitesi itibariyle benzerlerine kıyasla çok özel bir yerde durduğu yapılan değerlendirmeler arasında ön plana çıkmaktadır.

Türkiye’deki akademik birikime dair iyi bir kaynak haline geldiniz. Ve şimdi bir siyer yarışması düzenliyorsunuz. Bu yarışmayı başlatma gayelerinizden biri de bu literatüre dair yaptığınız analizler silsilesi olsa gerek. Bu bağlamda, Türkiye’de siyer literatürü nasıl? Neden bir yenisinin yazılması konusunda bu kadar isteklisiniz? Her dönem yeni bir siyer yazılmalı ki bu dönemde de yazılsın diye mi düşünüyorsunuz? Toparlayacak olursam soruyu; Türkiye’deki siyer literatürü 80-85 yılda nasıl bir gelişim sergiledi ve sonpeygamber.info bunu nasıl karşıladı, değerlendirdi ve neden yeni bir siyer yazılmasının iyi olacağı kanaatine vardı?

Öncelikle siyer atölyelerinden bahsetmem gerekecek burada. Sonpeygamber.info yayın hayatına başladıktan kısa bir süre sonra “siyerle alakalı geçmişte neler yapıldı, neler yapılabilir ve mevcut literatür bugünün ihtiyaçlarına ne ölçüde cevap veriyor?” sorularının ardına düştük ve bir takım atölyeler düzenledik. 2008 yılında yaptığımız geniş katılımlı bir akademik istişare toplantısından sonra periyodik olarak her yıl hem akademik, hem popüler siyer literatürünün ele alındığı “Siyer Atölyeleri” düzenledik. Siyer çalışmalarını  akademik, popüler ve çocuk olmak üzere farklı kategorilerde masaya yatırarak disiplinlerarası bir perspektifle ele aldık, sunulan tebliğleri ve sonuç raporlarını yayınladık. [Raporlara buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz]. Bu raporlara baktığımızda akademik çalışmalara dair ortaya çıkan problemlerin dönem itibariyle kullanılan dil, üslup ve kavramsallaştırma üzerinden olduğunu gördük.

Siyerin hem akademideki konumu hem de popüler siyer kitapları açısından muhtelif sıkıntıları var. Örneğin siyer, akademide hâlâ müstakil bir disiplin değil ve çalışmalar oldukça sınırlı. Popüler yazınlar için ise daha başka problemler mevcut. Mesela siyer bir roman konusu olabilir mi? Hz. Peygamber veya yakınları bir roman üzerinden anlatılabilir mi? Mevcut edebî formlar bizim Hz. Peygamber’i anlatmamız için yeterli imkânı sunuyor mu? Bu ve buna benzer bütün bu konular atölyelerde tartışıldı.

Şurası bir vakıa ki yazılan bütün siyerler kendi dönemlerinin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik oluyor ve yine kendi dönemlerinin yaygın dilini kullanıyor. Her dönemin insanı, belli sorular ve sorunlar üzerinden Hz. Peygamber’i algılamaya çalışıyor. Her dönemin kendine özgü soruları, sorunları ve algıları var. Dolayısıyla yapılan çalışmalar yapıldıkları o dönemin ihtiyaçlarına cevap veren çalışmalar. Bugünün insanının ise ihtiyaçları farklı, kullandığı dil farklı, soruları ve sorunları farklı. Neden yeni bir siyer çalışmasına ihtiyaç var diye sormuştunuz. Böyle bir ihtiyaç olmasaydı geçmişten günümüze bu kadar siyer yazılmazdı. Baktığımızda Hz. Peygamber, tarih boyunca hakkında en çok eser yazılan isim. Tarihsel süreç içerisinde farklı formlar üretilmiş. Naatler var, miraciyeler var, manzum ve mensur siyer eserleri var, mevlitler var. Her dönemin en yüksek edebî formu Hz. Peygamber’i anlatmak için kullanılmış. Bugünün eksiği de biraz bu. Bugün yeni bir forma ve yeni bir dile ihtiyacımız var. Bu konuyu siyer atölyelerinde tartışığımızda ulaştığımız sonuç, bugünün insanın ihtiyacına cevap verebilecek dil ve formda bir siyer yazılması gerektiği oldu. Tabi sadece bir tane çok güzel siyer yazılması yeterli değil, çok sayıda ve farklı temalar merkeze alınarak yazılması gerekiyor.

Biz de bu yarışmayla istedik ki, bu alanda yeteneği olan insanlar Hz. Peygamber’le ilgili yeni bir form üretebilirler ya da mevcut formlar içerisinde Hz. Peygamber’i daha iyi nasıl anlatabiliriz konusuna odaklanabilirler. Bunu teşvik etmeyi ve bu konudaki yazım imkânlarını belli ölçüde siyere tahsis etmeyi düşündük.

Sitenizi incelediğimde –sizin de değindiğiniz gibi- akademik vurgunun çok fazla olduğu ve geleneksel formların biraz geri planda kaldığı intibası uyandı bende. Yani çok fazla mevlit naat zikredilmiyor gibi gördüm. Bu bir vaka mı yoksa benim mi gözümden kaçmış, bunu teyit etmek için soruyorum. Siz ne dersiniz bu konuda?

Aslında Sonpeygamber.info’nun çok zengin bir musiki arşivi var. Mümkün olduğu kadar bizim kendi geleneğimiz içerisinde artık özelleşmiş formlara yer vermeyi tercih ettik. Arşivde de bunlar yer alıyor. Mesela musıki arşivi içinde çok özel bir mevlit arşivimiz var, miraciye ve mersiye örnekleri var. Anasayfa üzerinden de bunlara rahatlıkla ulaşmak mümkün.

Net kaynaklara dayalı, akademik, sahih kaynaklardan öte insanların gönlüne hoş gelen, okunabilir olan, en nihayetinde insanların kabul ettiği mevlid diye bir şey var. Ortada mevlid ile daha ilmi olarak kaleme alınmış eserler arasında bir gerilim var. Bu gerilimde sonpeygamber.info akademiden yana yol tutmuş durumda gibi gözlemledim.

Biz sahih kaynaklara dayalı bir anlatımı önceliyoruz. Yazarlarımıza muhakkak kullandıkları kaynağı soruyoruz ve kaynaklarıyla yayınlıyoruz. Fakat kullandığımız dilin akademik olmadığını söyleyebilirim. Çünkü internet ortamında yayın yapıyoruz. Akademik teknik dilden bahsediyorsanız o anlamda Sonpeygamber.info bunu aşma çabasında. Akademik çalışmaları editöryal bir süreçten geçirerek dönüştürüyoruz.

Öte yandan bahsettiğiniz şekilde bir kategorilendirme ve bu kategoriler arasında bir gerilim olduğunu iddia etme durumu ise tartışmalı bir yaklaşım olacaktır. Mevlid türündeki bir eser bizi duygu yoğunluğuyla Hz. Peygamber’e yaklaştıracaktır elbette ancak gündelik hayattaki problemlere karşın Siyer’den dersler çıkarmak için bu tür eserler yeterli olmaz. Her tür eserin icra ettiği bir fonksiyon vardır, her biri kendi fonksiyonunca önemli ve gereklidir; bunların kendi aralarında bir gerilimden bahsedemeyiz.

Şunu da ifade etmek gerekir ki sayfamızda gerek Mevlid, gerekse naat türünde çok fazla içerik mevcuttur. Bilhassa usta mevlithanların klasik usulde icralarının orijinal kayıtlarıyla yer aldığı arşivlerimiz mevcut. Bunun dışında mesela tevşih gibi artık bugün unutulmuş formlar da var ve onlara da özellikle yer veriyoruz. Bu bağlamda bir öteleme söz konusu olmadığı gibi, unutulmaya yüz tutmuş formları da okurlarımızla buluşturmaya çalışıyoruz. Sonpeygamber.info sitesinin içeriği çok geniş, binlerce alt sayfası mevcut, bu sebeple çok dikkatli ve zaman ayırarak incelemek gerekiyor.

Şimdi telif siyer yarışmasına gelecek olursak, bu yarışmadan maksadınızı kısaca anlatmanız mümkün müdür?

Bugüne kadar Hz. Peygamber hakkında çok şey yazıldı, çizildi; bu yüzden yeni bir şey yazmak kolay değilmiş gibi geliyor. Daha ne söylenebilir diye bakılabilir. Evet Hz. Peygamber’le ilgili her şeyi biliyoruz, mevcut literatür asırlar öncesinde oluşmuş ve O’nun hayatının her aşaması kayda alınmış. Böyle baktığınızda yeni yazılabilecek bir şey yok elbette. Yeni olacak olan biçimi ve üslubu. Bugünün insanının ihtiyacı olan dille anlatabilmek. Hz. Peygamber’in kuşatıcı vasfına ihtiyacımız var. Hz. Peygamber’i çok seviyoruz gerçekten ama onu yeterince tanımıyoruz, kimi sevdiğimizi çok iyi bilmiyoruz aslında.

İkinci olarak artık makro düzeyde siyer anlatımından ziyade bizim mikro düzeyde Hz. Peygamber’in hayatının farklı yönlerini öne çıkarabileceğimiz tematik çalışmalara da ihtiyacımız var. Bugünün insanına Hz. Peygamber’i farklı yönleriyle, hatta daha az bilinen taraflarıyla anlatmamız gerekiyor. Telif siyer yarışmasında bizim getirdiğimiz kriterlerden biri de bu; mümkünse tematik olması. Hz. Peygamber’in daha az bilinen ve gündelik hayatımızda bize rehberlik edecek yönlerinin ele alınması. Bugüne kadar biz genellikle Hz. Peygamber’i ulaşılamaz, belirli bir düzeyde bu hayatın dışında olarak gördük. Hâlbuki o bizim için bir Kur’ân’ın ifadesiyle en güzel örnek. Onun bu vasfını öne çıkaracak, gündelik hayatımızda hadisleri ve sünnetleriyle bize rehberlik edecek, her an aramızda olduğunu tasavvur ettirecek eserlere ihtiyacımız var.

Siyer yazımında çok romantik siyer yazımları da olabiliyor. Bu romantizm bazen aşırıya kaçıp iğreti de durabiliyor.

Aslında bizatihi Hz. Peygamber’in hayatında buna müsade etmediğini görüyoruz. Kendi yaşamına baktığımızda muhatabına uygun olarak kullandığı bir dil var. Herkese aynı dili kullanmıyor Hz. Peygamber. Bu yönüyle de bize model oluyor. Biz Hz. Peygamber’in hayatının farklı ihtiyaçlara sahip olan insanlara farklı cevaplar verebileceğini düşünüyoruz. Bu noktada belirli bir dengenin tutturulması gerektiğine inanıyoruz. En başta sahih kaynağa dayalı olmasını önceliyoruz. Tabi sahih kaynaklara dayalı siyer yazımı her zaman kuru teknik bir dil gerektirir diye bir şey yok. Buna da duyguyu katabilirsiniz. Ama o duygunun samimi ve ayakları yere basan türde olması gerekiyor. Hz. Peygamber’in siretinin araçsallaştırılmadan ve tüketim nesnesi haline getirilmeden anlatılması gerekiyor. Bugünün popüler yayınlarına baktığımızda bunun artık bir sektöre dönüştüğünü ve tüketim nesnesi haline getirildiğini görmek üzüntü verici maalesef. Genel bir eğilim var ve bu eğilim içerisinde siyer de payını alıyor.

Siyer literatüründe çoğunlukla ya çok romantik ya da çok akademik yayınlarla karşılaşabiliyoruz. Benim anladığım siz bu ikisi arasında var olanı istiyorsunuz.

Açıkçası bunu teşvik etmek istiyoruz. Hiçbir metin nihai bir metin değildir. Yaptığımız her çalışma kendisinden öncekine eklemlenen ama kendisinden sonra gelecek olandan eksik bir çalışmadır. Yani daha iyiye ulaşma adına iki uca kaymadan Hz. Peygamber’i anlatabilecek ve bugünün ihtiyaçlarına cevap verebilecek bir metin ortaya koymak. Bu metni yazabilecek pek çok iyi kalem ve potansiyel olduğunu, bu yarışmanın da bir vesile olacağını dünüyoruz.

Sorularım bitti fakat sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Siyer literatürüne dair bir şey daha eklemek istiyorum. Siyer yayıncılığı alanında yapılan bütün çalışmalara baktığımızda, dijital alan da buna dâhil, kullanılan dilin yanı sıra estetik hassasiyetten yoksun olunması bir boşluk doğuruyor. Belirli hassasiyetlerin gözetilmemesi bu konudaki en önemli eksikliklerden biri.

Gül dışında bir şey kullanılmıyor mesela?

Evet, bu çok doğru. Mesela google’a Hz. Peygamber’le ilgili bir konuyu yazdığınızda çıkan sitelerin büyük bir kısmında kullanılan görsellere baktığınızda Hz. Peygamber’le ilgili bir yazının hemen yanı başında son derece alakasız, hatta tahfif edici bir takım resimler, reklamlar kullanılabiliyor. Ya da Hz. Peygamber’le ilgili bir metinde tamamen alakasız absürd görsellerin kullanıldığını görüyoruz. Bunlar tabi daha uç örnekler. Onun dışında yapılan yayınlarda kullanılan görseller -özellikle dijital alan için söyleyeceğim- çok kalitesiz. Hz. Peygamber’le ilgili kullanılabilecek görseller elbette sınırlı ama en azından okurun estetik zevkine hitap edecek şekilde kullanmak mümkün. Kullandığınız renkten materyalin kalitesine kadar her şeye dikkat etmek gerekiyor. Sonpeygamber.info’nun Ahmet Muhammed Mustafa istifli bir logusu var. Bu logoyu her materyalde kullanmama konusunda gayret gösteriyoruz. Eğer bir materyal çöpe atılacaksa o logoyu oraya koymamanız gerekiyor. Bu hassasiyetlerde bir denge gözetilmeli.

Görsellerde dahi ya hilye gibi üst bir sanat dalı var ya da başarısız görseller var, ortası yok gibi.

Hilye’yi her yerde kullanırsanız o hilyeye zarar verirsiniz. Kullandığımız iletişim araçları, baskı teknikleri belli ölçüde bizim dini metinlerle kurduğumuz bağı da değiştiriyor aslında. Bu konuda da bir arayış içerisindeyiz. Bu, Hilyeyi, Hadis metnini, gülü kullanmayacağınız anlamına gelmez ama her sembolü yerli yerinde kullanmak gerekiyor. Mümkün olduğu kadar onu kullandığınız yerde ona uygun bir çerçeve içerisinde yer almalı.

Neden Hz. Peygamber diye sorulacak olursa son olarak, Hz. Peygamber vesilesiyle İslam’ı anlatıyoruz aslında. Onun temsil ettiği evrensel bir mesaj var, onu anlatırken bu mesajı anlatmış oluyoruz. Bugün Hz. Peygamber aleyhine bu kadar çok haber, bu kadar çok İslamofobik malzeme kullanılırken yine Hz. Peygamber üzerinden İslam’ı anlatmanın doğru bir yol olduğunu düşünüyoruz biz. İslamofobik konular çerçevesinde en çok mücadele edilen konu ya Hz. Peygamber’in şahsı ya da onun Hadisleri. Bizim sağlam, doğru sabiteler üzerine kurulu İslam anlayışımızın özünde Hz. Peygamber ve O’nun sünneti var. Onsuz İslam’ı anlamamız mümkün değil. Telif siyer yarışmasında da hedef bu aslında. Hz. Peygamber’i bir model alarak İslam’ı anlamaya ve anlatmaya çalışıyoruz. Bugünün ihtiyaç duyduğu İslam anlayışı da budur; ifrat ve tefride kaçmadan, onun rehberliğinde yürüyen bir İslam anlayışı.

Röportajın ikinci kısmı için buyrunuz: http://www.dunyabizim.com/soylesi/24320/meridyen-derneginin-genclik-faaliyetleri-istanbulda-bircok-gence-ulasiyor

 

Konuşan: Mehmet - Betül Erken

Güncelleme Tarihi: 21 Haziran 2016, 14:10
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26