Son asrın büyük âlimi Zahid el-Kevseri

M. Şerafeddin Kalay ile, iki değerli Müslüman âlim Abdülfettah Ebu Gudde ve Zahid el Kevseri'yi konuştuk..

Son asrın büyük âlimi Zahid el-Kevseri

 

Emin Saraç Hocaefendi anlatıyor: “Abdulfettah Ebu Gudde, Zahid El Kevseri Efendi’nin, Mustafa Sabri Efendi’nin hayranıydı. Fatih Cami-i Şerifine geldiği zaman ‘Zahid Efendi burada yetişmiştir’ deyince, zangır zangır titreyerek ağlamıştı. Ben hâlâ Zahid el Kevseri Hocamın köyüne gitmemişimdir fakat o, Türkiye’ye ilk geldiği zaman gitti, onun köyünü buldu. Zahid Efendi’nin babasının bile kabrini ziyaret etti; o kadar sadık ve hocasına bağlı bir âlimdi.”Abdülfettah Ebu Gudde

Türk talebeleriyle ziyaretine gidildiğinde, “Ben Zâhid el-Kevserî Hocamın üzerimde bulunan hakkını nasıl öderim; Türk talebelerine yeterli derecede faydalı olamadım, onlara özel dersler veremedim” diye hayıflanır Abdulfettah Ebu Gudde. Türk talebelerine bir müddet evinde tatil günlerinde ders vermeye başlar ki, Suud yetkililer dersi durdururlar. Böylesine hocasına bağlı, onun sayesinde de  Türk öğrencilerine ve Türkiye’ye bağlı biridir Abdulfettah Ebu Gudde (r.a).

Biz de Abdulfettah Ebu Gudde ve hocası Zahid El Kevseri (r.a)’yi, onun öğrencisi olan ve aynı zamanda da İslam Edebinden Demetler isimli kitabının tercümesini ve şerhini yapan Dr. M. Şerafeddin Kalay hocamızdan dinledik.

Abdulfettah Ebu Gudde denince akla ilk gelen Zahid El Kevseri oluyor. Bize biraz Kevseri’den bahseder misiniz hocam?

Zahid El Kevseri hakkında söylenecek çok şey var. Osmanlı’nın son âlimlerindendir, Osmanlı şeyhulislam ders vekilidir, yani şeyhulislam adına dersi o verir. Eskiden şeyhulislamlar ilim ehline ders verirlerdi. Şeyhulislam’ların işleri çoğalınca, vakitleri azalınca kendilerine bir ders vekili tayin ederler ve dersleri onlara verdirirlerdi. Son şeyhulislam Mustafa Sabri Efendi, Zahid El Kevseri’ye son derece düşkündür. (Mustafa Sabri Efendi’nden sonra bir şeyhulislam daha vardır lakin bu şeyhulislam ancak bir iki ay bu görevi yapabildiği için son şeyhulislam Mustafa Sabri Efendi’dir, denir.) Kevseri Mustafa Sabri Efendi’nin, ders vekilidir.

Abdulfettah Ebu Gudde ve Zahid el Kevseri“1900’lü yıllarda âlim kimdir” denilse, veya şöyle diyelim, “son asır dünya Müslümanları arasında ilk üç âlim kimdir” denilse bunlardan birincisi kesinlikle El Kevseri’dir.

Peki, neden bu kadar gölgede kalmıştır?

Neden gölgede kalmış sayayım: Bir, rejimle uyuşmadı; iki, ilahiyat fakültesi zihniyetiyle uyuşmadı. Aslında bunlar uzun uzun konuşulması tartışılması gereken mevzular.

Bakın bu tip insanlar baş tacı edilmesi gerekirken, anlaşılması ve anlatılması gerekirken, çektikleri çileler, aileleriyle sürgünlerde çektikleri bilinmesi gerekirken gençlerin gündeminden uzaklaştırılıyor ve isimleri bile anılmıyor.

 

Bu insanlar zirve insanlardır: Zahid El Kevseri, Mustafa Sabri Efendi, Ali Haydar Efendi ve onlardan biraz aşağıda Elmalılı Hamdi Yazır vardır. Tekrar ediyorum, onların yanında diğerlerine âlim denmez. Gerçek budur, onlar gerçekten âlimlerdir. Kesinlikle “diğerleri değildir” demiyorum fakat bu saydıklarım rejimi kabul etmemişlerdir, Türkiye’nin başına gelecekleri kabullenmemişlerdir, dışlanmışlardır ve ülkeyi terk etmek zorunda kalmışlardır. Daha sonra 157’likler içinde, İstiklal mahkemelerinde yargılanıp öldürülmek üzere aranmışlardır.

Bu yüzden Mısır’a gitmişler, Mısır’da aleyhte yapılan propagandalar yüzünden çürük domates yağmuruna tutulmuşlardır. Buna çok kırılmışlardır; davet edenler de kırılmıştır. Bunun üzerine Mustafa Sabri Efendi oradan Mekke’ye geçmiştir. Kısaca Mekke’ydi, Suriye’ydi, Lübnan’dı, bu topraklarda yerleşecek yer aramışlardır. Suriyeliler şu anda Zahid El Kevseri hayranıdır; kendisinde Kevseri’nin kitabı olan insan “bende altın var” diye övünür, sevinir.

Daha sonrasında Mısırlılar yalvarmışlar, özür dilemişlerdir. Bu insanlar ömürlerinin sonunu Mısır’da geçirmişlerdir. Bu sebepten yurt dışındakiler bizden daha iyi tanıyorlardır bu insanları. Abdulfettah Hoca da bu sırada bu insanları tanımış, Ezher’de onlarla tanışmıştır. Bu esnada Zahid El Kevseri’ye bağlanmıştır, çünkü hadis ilminde çok ciddi bir ilmi ve ağırlığı vardır. Mustafa Sabri Efendi ise felsefe ve mantık ilminde çok oturaklı bir ilmi olan, bunu müthiş kullanan bir âlimdir. Abdulfettah Hoca,  Mustafa Sabri Efendi’nin Mevkiful  İlmi Vel Akıl adlı  eserini  asrın kitabı olarak yorumlar. Son derece kıymetli bir kitaptır. Son devirde mezhepler tarihi ve fikrî akımlar üzerine kitap yazanlar eğer bu kitabıAbdülfettah Ebu Gudde okumadılarsa kesinlikle eksiktir. Bu alanda bir tez hazırlansa ve bana gelse eğer bu esere bakılmadıysa kesinlikle bir eksi puan düşerim. İşte bu insanlar artık bu diyarlardadırlar ve Abdulfettah Hoca da burada El Kevseri’yi tanımış ve onun çok sadık ve edepli bir öğrencisi olmuştur.

Peki, Abdülfettah Ebu Gudde Hoca’ya geçecek olursak, onun hayatı ve yaşantısıyla alakalı aktaracaklarınız nelerdir bizlere?

Ebu Gudde Hocaefendi hadis ilminde ciddi bir ilmî birikimi olan, aynı zamanda siyasi öngörüsü müthiş olan bir insandır. “Siyasi ufku olan” derken şunu kastediyorum: Dünya Müslümanları arasında siyasi ufku olan ilim ehli çok azdır. Yani neler dönüyor, dünyada neler cereyan ediyor? Şu anda adım atılacak olsa, siyasilere tavsiyelerde bulunulacak olsa, yönlendirmeler yapılacak olsa bu ilim ehli çok nadirdir. İlimle uğraşan insanların önüne imkân serilmiyor; çoğu geçim sıkıntısı çekiyor ve dünyada olup bitenden bihaber kalıyorlar. Bunları aşabilen, ufku açık olabilen insan çok fazla değil. Böyle olmaları istenmiyor da zaten, siyasetten bihaber olunması isteniyor âlimlerin.

Bugün rahmetli Erbakan’ın âlimlerle neden istişare etmediği soruluyor. İyi de ilim adamlarıyla istişare etseniz, bir tanesi herkes sarık cübbe giysin istiyor, bir tanesi şunu yapın, bir tanesi bunu yapın diyor, yani dar çerçevede dönüyorlar. Eyvallah, bu söyledikleri kötüdür demiyorum ama siyasi bir ufka sahip olan, ilim irfana sahip adam yetiştireceksin. 15 yılda bir profesör yetişiyor fakat bakın 1940’dan beri biz bu işe özen gösterseydik, adam yetiştirseydik şimdi her şey çok farklı olurdu.

Hocam Abdulfettah Hoca neden mecburen hicret etmek zorunda kaldı?

İşte Abdulfettah Hocaefendi siyasi ufku olan bir insandı. Mevcut idareleri ve sistemi kabullenmediği için, Suriye’de istenmedi. Ebu Gudde Hoca Suriye’de aranmıyordu; hakkında idam kararı verilmişti ve yakalandığı an idam edilecekti.

Abdülfettah Ebu Gudde ve Emin SaraçBelki çok fazla değindik, ama söylemeden geçemeyeceğim. Belki birilerinin ağrına gidecek ama Zahid El Kevseri’nin laiklik hakkında sorulan bir soruya söylediği biber gibi bir cevap  vardır. Ebu Gudde Hoca da tamamen bu cevaptaki zihniyete sahip olduğu için idam kararı verilmiştir. Nedir bu cevap: “Laiklik bütünüyle İslam’ın dışındadır.” Kendisi de bu minval üzere ehil âlimler yetiştirme çabasında olduğu için istenmeyen adam olmuştur.

Her şeye rağmen Suudi Arabistan’ın böyle bir özelliği vardır, ilim ehli kabul ettikleri bir insanı sahiplenir ve kimseye vermezler. Suriye defalarca kendisini Suudi Arabistan’dan istemiştir. Buna rağmen Suudi Arabistan vermedi ve vermeyi kendine yediremedi; üstelik şu anki Kral Abdullah ile Hafız Esed dünür olmalarına ve Esed’in bunu kullanmaya çalışmasına rağmen, Ebu Gudde Hoca’yı Suriye’ye vermemişlerdir.

 

Seyfullah Şenel konuştu

Güncelleme Tarihi: 05 Haziran 2012, 12:18
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
abdullah taha orhan
abdullah taha orhan - 7 yıl Önce

Şerafeddin Bey’e hakikat erlerimizi bizlere tanıttığı için teşekkür ederiz. Fakat bir alimi medhetmek için tek yol diğer bir alimi istihfaf etmek midir? Evet Şerafeddin Bey’in nazariyesinde Zahid el-Kevseri “en iyi” alim olabilir, fakat “ilm”i ona inhisar etmek insafa sığışmaz. Önce ilim hakikatine, sonra adalete, son olarak da mezkur asırda yaşamış tüm ulemaya karşı insafsızlıktır. Bu sürç-i lisanı tashih etmelerini, ilmin, adaletin, hak ve hakikatin gereği olarak bekliyoruz.

seyyah ı garip
seyyah ı garip - 7 yıl Önce

MALESEF BÖYLE ALİMLERİMİZİN KİYMETİNİ HAYTTAYKEN BİLMİYORUZ. HAYATTAYKEN ALİMLERİMİZİN KİYMETİNİ BİLSEK KEŞKE.MAALESEF ÖLDÜKTEN SONRA NOSTALJİK TARZDA MÜBAREK ŞÖYLEYDİ DE MÜMEREK BÖYEYDİDEN ÖTEYE GEÇMİYORUFKUMUZ.UMARIM ARTIK VAZGEÇERİZ VESSELAM

İsmail CAN
İsmail CAN - 7 yıl Önce

Said Nursi, Süleyman Hilmi Tunahan v.s. alim denemez demiş. Tassup yapmış Şerafettin KALAY Hoca. Belli ki hocasını çok sevdiğinden ve ilmine hayran olduğundan böyle söylüyor. Son devrin büyük alimlerinden nakşi şeyhi olan hem de alim olan İsmail ÇETİN hz.leri Bediüzzaman hz. için Ekmel-ul Ulema tabirini kullanır. En kamil ulema. Onun gibisi gelmedi daha halen Türkiye'de yok der. Bediüzzaman zülcenaheyn çift kanatlı bir alimdir ve irşadı hizmeti dünyayı kaplamıştır.

Abdullah SİVRİ
Abdullah SİVRİ - 7 yıl Önce

Acaba hocamız, Zahidu'l-Kevseri'nin İbn Teymiyye, İbn Kayyim ve İbn Huzeyme'ye "tapınılan üç kişi" dediğini biliyor mu? Mutlaka biliyordur. En son Mehmet Emin Akın Hoca'nı Şevkani'den türcüme ettiği Mevzu Hadisler kitabının girişinde bunlar dile getirilmiş. Herhalde Kevseri'ye iftira atılmıyordur bu çalışmada. Çünkü sonuçta o da bir alim. Biraz da işin bu boyutuna bakmalı değil mi? Vesselam...

ali bek
ali bek - 7 yıl Önce

taassup yapmış diyen kardeşim!şu haberin altında bile aklınca üstadı öne çıkarıyorsunZahid el Kevseri de Bediüzzaman da Osmanlı bakiyesi yüz aklarımızdır, şu devirde zekatına bile ulaşılamayan bir birikimin son halkalarındandırlay...

murat
murat - 2 yıl Önce

zahid el kevseri toplumuzun tanıyamadığı ve ülkemizinde kaybettiği değerini bilemediği bir alimdi.. kolay değildir imam rutbesini almak.. ehli sünnet bir alimdi. tasavvuf boyutuda vardı..ilminin derinliğini anlatmaya gerek yok..onun elmalılının tefsirine bakıp buna tefsir elmalılı hamdiyede müfessir diyemem demiştir. böylesi büyük bir alimdi...mısırda ehli sünneti müdafaa etmiş savunmuş batıl fikirleri münezaralar reddiyelerle susturmuştur..Allah rahmet eylesin sırrını ali etsin.

Ergün Ertem
Ergün Ertem - 2 yıl Önce

Nursi merhuma, müceddid, mehdi sıfatı yakıştırıp, onu yegane alim gören ve bu işin ticaretini yapanlar, Şerafettin Hoca'ya taassub gösteriyor demişler. Kendi yaptıklarını bilmezlermiş gibi. Boş yere darbe dahi yapanlar, bu zeminde yetişmiyor değil.

Emine
Emine - 2 yıl Önce

Taassup yaptı demeniz Alim kelimesine kattığınız manadan dolayı. Şerafeddin Hocam bunu gayet iyi bilen birisidir. Kastını anlayamadınız sanıyorum.

banner19

banner13