Sırtlarını Şardağı'na dayayıp meydana çıktılar

Celalettin Kurt şair ve müzisyen olmasının yanısıra bir dergici aynı zamanda. Selçuk Küpçük, kendisiyle bir ara Elbistan’da çıkışına öncülük ettiği Şardağı Dergisi üzerine konuştu.

Sırtlarını Şardağı'na dayayıp meydana çıktılar

 

 

Celalettin Kurt ismine ilk kez, öğrencilik yıllarımda takip ettiğim Bizim Ocak Dergisi’nde rastlamıştım. Hepimizin bildiği bu dergilerdeki estetik seviyesi düşük şiirlerin çok dışında, nitelikli ürünleri çıkıyordu Kurt’un bu dergide. Hemen her şiirini bir kenara yazıp saklıyordum. Sonra müzisyen yönünün olduğunu öğrenmem, beni ona daha da yaklaştırdı. Aslında bir ara değinmeyi düşünüyorum; O’nun hiç çık(a)mayan bir kaseti de vardır. Günalp Müzik Şirketi’ne hazırlanmış ve salt kendi bestelerinden oluşan şarkılar. Bunu bir ara yazacağım. Kendisi ile tanışmamız da Günalp Müzik Şirketi’nin Ankara Sıhhiye’deki bürosunda oldu sanırım.

Celalettin Kurt aynı zamanda, şair ve müzisyen olmasının yanı sıra dergici. Bu vesile ile kendisiyle, bir ara Elbistan’da çıkışına öncülük ettiği Şardağı Dergisi üzerine konuştuk.

Şardağı Dergisi’nin hem ismi, hem de çıkış süreci üzerine konuşarak başlayalım isterseniz...

“Şar” kelimesi, mânâ itibariyle “şehir” demektir. Dağını da eklediğinizde, şehir dağı olarak karşımıza çıkmaktadır. Dergimizin ismi de, Elbistan’ın güney eteklerine kurulmuş Şardağı’ndan alınmıştır. Çok enteresandır; Şardağı, Elbistan’ın güneşini vakitsiz çalan, cevheri bol olan, kaynağı şiir olan bir dağdır. Dergimizin ilk sayısında, “Şardağı nasıl ki güneşimizi erken çalıyor; bedelini de bize ödemeli; cevherinden, kaynağından vermeli. Vermeli ki, bu kaynaktan aldığımızı, biz de cümle âleme ikram edelim” demiştik... Köroğlu, arkasını Çamlıbel’e verince yiğitliğe soyunmuştu... Bizler de bu meydanda sanat-edebiyat adına yiğitlik gösterisine çıkarken, Şardağı’na yaslanalım istemiştik... Lâkin yirmi üç sayının ardından, bütün taşra dergilerinin akıbeti üzerine, Şardağı da yayın hayatını bitirmek zorunda kalmıştır.

Dergimiz yayın hayatına başlarken, “Arz üzerinde söylenmedik söz kalmamıştır” cümlesine yürekten amenna demiş; “sözün sahibinin” her şeyi noksansız olarak söyleyip ortaya koyduğuna inanmıştık... Ama buna rağmen, Şardağı Dergisi’nin sayfalarında, “sözün sahibinin” hükmüne karşı gelmeden, söylenen sözlerin yeni yorumlarını söylemeye çalışmıştık... Şeyh Gâlip’in, Zübde-i Âlem olarak nitelendirdiği hilkat gurubunun birer üyesi olarak, acaba söylenmiş mutlak söz, bizde yankısını nasıl buluyor diye kendimizi denemiştik... Şardağı bugün çıkmıyor.

Elbistan ve Maraş, günümüz edebiyatına kazandırdığı şair, yazarlar ve dergiler adına önemli yerler. Elbistan’ın dergicilik süreci hakkında neler söylenebilir? Şardağı’nın bu sürece katkıları nelerdir?

Ünlü mütefekkir Cemil Meriç; edebiyat dergileri için, “tefekkürün hür kaleleri” derken bir gerçeğe parmak basmış; edebiyat ve sanatın yeşerdiği alanları dergiler olarak görmüştü... İşte bu açıdan bakıldığında, taşranın birçok yerinde olduğu gibi, metropollere rağmen, Elbistan ve Kahramanmaraş da her zaman dergicilik açısından bereketli, verimli olmuştur. Türk edebiyatına iz bırakmış Necip Fazıl Kısakürek, Cahit Zarifoğlu, Erdem Beyazıt, Aleaddin Özdenören, Rasim Özdenören, Nuri Pakdil, Mehmet Narlı, Hasan Ejderha, Abdurrahim Karakoç, Bahaeddin Karakoç, Ali Akbaş, Avni Doğan, Tahsin Yücel, M. Aykaç Erginöz, Arif Bilgin, Hakan Özalp, Âşık Mahsunî ve daha ismini sayamayacağımız onlarca sanat ve edebiyat yolcusu; Kahramanmaraş ve Elbistan topraklarında yetişmiştir. Tabi ki bu şahsiyetlerin yetişmesinde, bu topraklarda çıkan yerel dergilerin de büyük fonksiyonları olmuştur.

Yukarıda ismini zikrettiğimiz üstatların aldığı merhaleler haricinde, özellikle genç kalemlerimizin yetişmesinde Şardağı Dergisi elbette önemli bir görev üstlenmiştir. Şardağı Dergisi’nde ilk imzalarıyla eserlerini neşreden genç kalemlerimizden bazıları, bugün birçok dergide ürünlerini yayınlamakta ve kitaplarını yayın dünyasına armağan etmektedirler. Zaten taşra dergilerinin görevi de, sesini, soluğunu, istidadını duyuramayan kalemlere mihmandarlık yapma olmalıdır.

Şardağı Dergisi; Elbistan’da yayın hayatını en uzun soluklu sürdüren sanat-edebiyat dergisi olmuştur. Şardağı haricinde; Uzunçarşı, İkinci Fecir, Gündönümü, Bizim Kalemler, Saklı Bahçe gibi birçok edebiyat seçkisi, Elbistan’da edebiyat ikliminde yeşeren çalışmalar arasındadırlar. Ayrıca, bütün okullarımızın düzenli ya da çeşitli fasılalarla çıkardıkları öğrenci dergileri de, genç kalemlerin ve istidatlı gençlerin ortaya çıkmalarında önemli bir görev üstlenmektedir. Okul dergileri konusunda Elbistan, hatırı sayılır bir seviyededir.

Derginizin günümüz şiir, edebiyat ve dergicilik ortamına ilişkin duruşu, değerlendirmeleri nelerdi?

Şardağı, hiçbir iddiaya bürünmeden Anadolu’nun bir ilçesinde çıkan mütevazı bir dergiydi... Gerçi her çıkış bir iddiadır ama yine de Şardağı kalemleri bu iddianın uzağında kaldılar. İri ve süslü ifadelere bürünmeden, taşrada dergi çıkarmanın bütün zorlukları içerisinde; edebiyat, kültür, sanat adına yapabileceklerinin en güzelini yapmaya çalıştılar. Şardağı’nın genç kalemlere bir kültür ocağı olma misyonu ise, önemli bir görev olarak algılanmalıdır. Dergimiz sayfalarında eserlerini neşreden genç kalemler, bugün hatırı sayılır dergilerde eserlerini neşretmektedirler. Türk Edebiyatı, Dergâh, Yolcu gibi...

Dergimizin şiir ve edebiyata ilişkin duruşu, metropol dergiciliğinin uzağında şahsım adına söylemem gerekirse, iyi anlaşılmalıdır. Çünkü idealist edebiyat yolcularının bir araya gelerek, taşradan güzel sesler vermeleri sanat-edebiyat yolculuğunda güzelliklere işarettir. Sermaye ve metropol dergiciliğinin tekelciliğine rağmen, taşradan ses ve soluk veren dergiler; işte bu güzelliğin, her zaman işaret taşları ve hür kaleleri olmuşlardır. Şardağı da bunlardan birisidir.

Sesin, sözün, rengin, çizginin bir estetik içerisinde güzellikler bütününe ulaşması sanat ve edebiyatı oluşturuyorsa, dergimizin bu alanda duruşu; bir eksen kaymasına uğramamıştır. Seste soluk, sözde öz, renkte ton ve çizgide biçim olguları dergimizin muhtevasına genellikle yansımış; kalıcılık arz eden eserler, dergimiz sayfalarında neşv-ü nemâ bulmuştur. Şiirden hikâyeye, denemeden desene, fikirden düşünceye kadar uzanan eksende Şardağı, her zaman güzel ürünleri yayınlamaya çalışmıştır. Özellikle şiir konusuna gelince; gelenekle geleceğin buluştuğu bir köprü, şiir anlayışımızın buluşma durağıdır. Gelenekten kopmadan, geleceğin türkülerini de şiirin coğrafyasına ekleyerek oluşturduğumuz bir şiir ikliminde kaldığımız söylenebilir. Mensubu olduğumuz toplumun değerlerini göz ardı etmeyen, şiirde modern söylemlere de kapalı olmayan anlayış; şiir anlayışımız olmuştur.

Derginizde yazan isimler üzerine konuşalım. Hangi isimler ürünler yayınladılar. Şardağı ile yazma sürecine başlayan genç kuşak şair, yazarlardan hangileri edebiyat yolculuklarına devam ediyor?

Yirmi üç sayı çıkan Şardağı’nda eser neşreden yüzlerce isim olmuştur. Bunların hepsini yazmak mümkün değildir. Özellikle isim telaffuz etmem gerekirse; Bahaeddin Karakoç, O. Olcay Yazıcı, Mehmet Aycı, Bahtiyar Aslan, Durdu Şahin, Avni Doğan, Nafiz Yıldırım, Mehmet Taş, Osman Doğan, Hasan Ejderha, Cafer Keklikçi, Ali Büyükçapar, Arif Bilgin, Âdem Konan, Faruk Genç, Abdullah Şakalar, Şevki Şakalar, Kamil Aslan isimlerden sadece bazılarıdır. Yukarıda isimlerini zikrettiğim isimlerin tamamı edebiyat yolculuğuna devam etmektedirler. Genç kuşak kalemlerimizden Bahtiyar Aslan, Türk Edebiyatı Dergisi yayın kurulunda görevini sürdürürken, Abdullah Şakalar, Şevki Şakalar, Osman Doğan, Kamil Aslan gibi daha birçok imza da yine, Türkiye genelinde çıkan dergilerde edebiyat yolculuklarını sürdürmektedirler.

Şardağı Dergisi’nin kapanış gerekçeleri nelerdi?

Taşrada yayınlanan dergilerin büyük zorluklarının olduğu bilinen bir gerçektir. Teknik elemanından yazar kadrosuna, matbuat gereçlerinin fiyatlarının pahalılığından işçiliğe kadar nice zorluklar, taşra dergiciliğinin önünde büyük engeller olarak durmaktadır. Taşra dergiciliğinin arkasında belirli sermaye çevresinin olmayışı, idealist insanların sırf cep harçlıklarıyla dergi çıkarmaya zorlanmaları, taşra dergiciliğinin en büyük dezavantajıdır. Şimdiye kadar birkaç örnek verecek olursam; Kırağı, Güneysu, Rûzigâr, Uzun Sokak, Harman, Nilüfer, Cemre gibi taşra dergileri, yukarıda anlattığım sebeplerden dolayı, yayın hayatlarına nihayet vermişlerdir. Şardağı da, aynı saiklerle yayın hayatına ara vermiş; tekrar çıkacağı günü beklemektedir.

 

Selçuk Küpçük sordu

Güncelleme Tarihi: 21 Ocak 2014, 11:09
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Celalettin KURT
Celalettin KURT - 5 yıl Önce

Şahsımla "Şardağı Dergisi" üzerine yaptığınız mülakatı zevkle okudum... Edebî bir dünyanın ekseninde beraberce paylaştığımız atmosferin, okuyuculara da bir mesaj vermesini temenni ederim... Çok teşekkür ediyorum Selçuk Bey...

banner19

banner13