banner17

Sır, henüz verilmemiş olandır

Sadık Yalsızuçanlar'la tasavvuf, namaz ve son kitapları üzerine kısa bir sohbet yaptık.

Sır, henüz verilmemiş olandır

Merhabalar Sadık Abi. Sürekli okuduğunuz bir yazar var mı? Dönüp tekrar tekrar okuduğunuz.

Sürekli okuduğum birkaç yazar var. Bir tanesi Mustafa Tatçı, biri Said Nursi, biri İbn-i Arabi biri Martin Heidegger.

Türkiye’deki tasavvufun edebiyata yansımasını nasıl buluyorsunuz? Tasavvufun popüler kültürle temas etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye’de en çok satan kitapların tasavvuf kaynaklı olduğunu unutmayalım.

Tasavvufun edebiyata yansıması derken hakikaten sorunlu bir alana giriyoruz. Bu da şundan kaynaklanıyor: Tasavvuf irfanı dediğimiz şey, yani irfan olarak ortaya konulduğu zaman büyük oranda da gizlenerek sırlanarak ifade edilmesi oluyor. Edebiyat ise kişisel tecrübelerin yansıması olduğu için, yani şahsi bir dil olmasından dolayı tasavvufla edebiyatın gerilimli bir ilişkisi var.

Şimdi tasavvuf denildiği zaman; vizyon ve vakaların manevi deneyimlerin yaşandığı, bir mürşid-i kamile bağlanarak onun tedbiri altında bir takım manevi deneyimlerin yaşandığı bir alandan bahsediyoruz. Kitaplarda dile gelen yani Niyazi Mısri, Yunus Emre, Hz. Mevlana, Ömer Hayyam, Hafız Şirazi gibi sufilerin kitaplarında dile gelen sırlar ya irfana doğru, hakikate doğru yürünürken aşkla söylenmiş gizli sözlerdir ya da seyr-i süluk dediğimiz seyahat esnasında gördüğümüz mecaza dönüşmüş gerçeklerdir. Kendilerinin kuşdili dediği özel bir gramer içinde söylendiğini görüyoruz. Bu da bir Bektaşi babası Edip Harabi’nin bahsettiği gibi “ehline helal başkasına haram olan” ancak tevessüp yapmışların anlayabileceği bir dilden bahsediyoruz. Seyr-i süluk yapmaksızın Yunus Emre’nin divanını anlamak imkânsızdır. Sadece literal anlamda bir takım mecazlar çözülerek ortalama bir anlam katılabilir. Hakla hak olma düzeyine eriştikten sonra her söylediği haktır. O hak dediği dediğimiz dil o kuş diliyle metaforik olarak çözümlenmiştir. Bunu çözebilmek için muhakkak seyr-i süluk yapmak lazımdır. Hz. Mevlana’yla Şems’in halvet odasında yaşadıklarını sadece seyr-i süluk yapanlar anlarlar.

Halvette Kırk Gün diye bir kitap vardı? Bu kitapta halvette yaşananlar yabancı bir yazar tarafından kaleme alınmıştı?

Sadık Yalsızuçanlar, Vefa ApartmanıHalvette yaşanan hiçbir şey anlatılamaz. Çok nadiren anlatılanlar var. Mesela Yunus Emre’nin “Çıktım erik dalına/Anda yedim üzümü /Bostan ıssı kakıyıp/ Der ne yersin kozumu.” Tamamen metaforlarla yüklü bir dille anlatılabilir. O da o sırrın açıldığı anlamına gelmez. Çünkü sır ifade edilemeyen şeydir. Hatta İbn-i Arabi’ye göre sır, henüz verilmemiş olandır.

Bir de işin şöyle bir boyutu var: Hilmi Yavuz gibi yazarların yaptığı tasavvufi imgeleri bir tür yeniden üretme şeklinde, yeni tecrübelerle yeni sezgisel tecrübelerle yeniden kurmak ve üretmek şeklinde bir çalışma daima yapılmıştır zaten. Fakat postmodern yazarlarda tarihin yağmalanması biçiminde yapılıyor. Onu sınırları ihlal edilmiş şekilde düşünebiliriz. Tamamen zihinsel bakabiliriz. Tasavvufun, bizim halk edebiyatımız dâhil olmak üzere tasavvuf irfanı gözetilmeksizin doğru ve derinden okunması beklenemez. Yunus Emre’yi anlayabilmek için tasavvuf irfanının temel paradigmasına muhtacız.

Son kitabınızda eski bakanlardan Tevfik İleri’nin hayatını anlattınız. Bunun özel bir sebebi var mı?

Tevfik İleri muhakkak anlatılması, anlaşılması bilinmesi gereken bir adam. Bir defa siyaseti bir rant aracı olarak kullanmamış bir insan. Üç dönem bakanlık yapmasına rağmen kirada oturuyor. Cüz’i bir geliri dışında bir geliri yok. Harcırah almıyor. İdealist. Memleketine âşık bir adam. İmam hatipler açıyor, yollar yapıyor, köprüler yapıyor, boğaz köprüsünü proje aşamasına kadar getiriyor. Türkiye’ye o kadar büyük katkıları olmuş ki… Genç yaşta milletvekili oluyor. 1911 doğumlu 1961 yılında Hakka yürüyor. Çok zarif bir adam. Zarafetini hiç bozmuyor. Vatan sevgisi retorik düzeyde değil. Genç yaşta vefat ediyor ama yüz elli yıl yaşamış kadar mesai harcıyor. Hölderlin’in “İnsan yeryüzünde şairane oturur” cümlesi sanki Tevfik İleri için söylenmiştir.

Yassıada’da maalesef çok eziyetler görüyor. Sonra Kayseri’de tutukevinde müebbet hapse mahkûm oluyor. Binaenaleyh genç kuşakların Tevfik İleri’nin yaşamını bilmesi için yoğun bir mesai harcadım. Bunun için Milli Eğitim Eski Bakanı Hüseyin Çelik Beye bir teşekkür borcum var. Tevfik İleri’nin ailesiyle tanışmama vesile oldu.

Sadık YalsızuçanlarBundan önceki kitabınızda da (Dem), son kitabınızda da önemli şahsiyetlerin hayatını anlatıyorsunuz. Bunun temel sebebi nedir? Bir amacı var mı?

Ben hakikaten amaçsız yaşıyorum. Mesela Said Nursi’yi kendi yaşamım üzerinden onun eserlerini tanıma hikâyesini yazdım. Tevfik İleri’yi yazmayı da vefasız bir adam olmamdan ötürü yazdım.

Namaz kılmayı en çok nerede seversiniz?

Geçen Şam’da Emevi Camii’nde çok heyecanlandım. Eyüp’te hafta sonları geldiğimde Hazreti Sultan’ın huzurunda çok heyecanlanıyorum. Genelde gaflet halinde kılıyorum namazlarımı. Çok nadiren secde ettiğim oluyor, çok nadiren. O büyük secdeyi yaptığımı da hiç düşünmüyorum. Hani Fethi Gemuhluoğlu soruyor ya namaz kılanlara; “Hiç namaz kıldın mı?” diye. Efendim kılıyorum, diyor. Tekrar soruyor “Hiç namaz kıldın mı?” Efendim namaz kılıyorum, diyor. Fethi Gemuhluoğlu “Hiç o büyük secdeyi yaptın mı?” diyor. Namazdan kasıt, Mustafa Tatçı Aşk İmamdır Bize de anlatır onu. Bir meczup var, camide imam namaz kıldırıyor. Meczup gelip bağırıyor, “Mercimek namazı kıldırıyorsun.” diye. İmam, yer yarılsa da içine girseydim, diyor. Meğer o gün namazdan sonra mercimek çorbası verilirmiş camide. O gün de verilmemiş imamın karnı açmış.

Namaz kıldın mı, nefsine kıydın mı hiç?

Sohbet için teşekkür ederim.

 

 

Orhan Özekinci sordu

Güncelleme Tarihi: 26 Nisan 2011, 13:07
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Ömer Carullah
Ömer Carullah - 8 yıl Önce

" Eyüp’te hafta sonları geldiğimde Hazreti Sultan’ın huzurunda çok heyecanlanıyorum."

Allah hepimize namazlarımızı huşu içerisinde kılabilmeyi nasib etsin de bu cümle ne demek oluyor şimdi??? Namazın kimin huzurunda kılıyoruz?


Belki ben yanlış bi anlam çıkarıyorum... ama sıkıntı gördüğüm için uyarmak gereği hasıl oldu..

vesselam.

istanbul
istanbul - 8 yıl Önce

'pardon da bız kımon huzurunda namaz kılıyoruz' sorusu en son sorulacak kısılerden bırısıdır sadık yalsızucanlar.. bazen ınsanlar evınden daha baska mekankarda namazı daha hıssederek kılar. Bu genelde mubarek ınsanların naasının oldugu camıler tarıhı veya farklı atmosferı olan camı mescıtler oluyor. Orada sadık hoca eyub sultan camıınde dememıste, eyub sultanın huzuru demıs.. Bu ıncelıgı anlayamadıysanız ne yapabılırız..

banner8

banner19

banner20