Sherlock: Dedektif mi? Sanatçı mı?

''Dikkatsiz insanlar, bir dokumacıyı dişinden ya da bir besteciyi sol başparmağından tanımayan insanlar, analiz ve çıkarım yapma sanatının incelikleriyle neden ilgilensin!'' Sherlock Holmes’u okuduğumuzda sadece suçun nasıl çözümlendiğini öğrenmeyiz. Sherlock’un bize sunduğu bir düşünme biçimi, bir bilimsel metottur. Meryem Uçar, bazı hikayelerinden faydalanarak Sherlock Holmes ile bir 'hayali' röportaj gerçekleştirdi.

Sherlock: Dedektif mi? Sanatçı mı?

Sherlock Holmes ismini duymayan kaç kişi vardır diye merak etmiyor değilim. Bizden bir karakter değil, kabul ediyorum ama onun bizlere sunduğu yöntem o kadar önemli bir yöntem ki bu ilk defa sahneye çıkmasının ardından 130 yıl geçmesine rağmen hâlâ uygulanıyor. II. Abdülhamid’in Sherlock’u sevmesinin sebebinin de bu yöntem olduğunu düşünüyorum.

Hangi alanda çalışılırsa çalışılsın Sherlock Holmes okumanın faydalı olacağı kanaatindeyim. Çünkü Sherlock Holmes’u okuduğumuzda sadece suçun nasıl çözümlendiğini öğrenmeyiz. Zaten Conan Doyle’nun Sherlock’ta yapmak istediği de bu olmasa gerek. Sherlock’un bize sunduğu bir düşünme biçimi, bir bilimsel metottur. Hem de her alanda kullanılabilecek bir metot...

Birkaç hikâyesindeki metinlerden yola çıkarak Sherlock Holmes’la sanal bir röportaj yaptım. Bakalım yöntemi hakkında neler söylüyor.

(Not: Bu röportaj metni; Sherlock Holmes’un Benekli Şerit Macerası, Kızıl Kayınlar Macerası, Gümüş Alev, Borsacının Kâtibi, Musgrave Töreni, Beş Portakal Çekirdeği, Bohemya’da Skandal, Kızıl Saçlar Kulübü adlı hikâyelerinden yararlanılarak hazırlanmıştır.)

Okurlarınıza sunduğunuzun bilimsel bir metot olduğu her fırsatta vurgulanıyor. Peki biz sizi nasıl tanımlayacağız sayın Sherlock? Bilimsel bir metot sunduğunuza göre sizi bir bilim adamı olarak mı görmeliyiz? Yoksa dostunuz Watson’un dediği gibi “dünyanın görmüş olduğu en mükemmel akıl yürütme ve gözlem yapma makinesi” mi ya da mantık yürüten bir sanatçı olarak mı?

Watson’un makine benzetmesi kullanmasının sebebi yüzümdeki ifadesizliktir. Hatta yüz ifadem için Kızılderili ifadesizliği tabirini kullanmışlığı bile vardır. Bütün bunlar bir yana ben sanatçı olduğuma inanıyorum. Servet kazanmak için değil, sanatıma olan sevgimden çalışırım. Alışıldık ve hatta masalsı özellikler taşımayan soruşturmalarla da ilgilenmem. Nasıl ki sanatçı, eserini maddi karşılık beklemeden icra eder, ederken keyif alır ve sanatçının ödülü eseridir. Benim durumum da aynı, mesleğim zaten kendi kendinin ödülüdür.

Conan Doyle, hocası Bell’e gönderdiği bir mektupta sizin için şöyle yazmış: Sizin de öğrencilerinize aşıladığınızı duyduğum tümdengelim, çıkarım ve gözlem yöntemlerinin çerçevesinde, olayı götürebildiği kadar ileri götüren ve hatta sık sık sınırları zorlayan bir adam yaratmaya çalıştım.

Doğru yazmış. Sınırları kesinlikle zorlarım. Aslında olaylarımı çözerken yaptığım şey bakmak, görmek, gözlemlemek ve yorum yapmaktır. Bu dört unsur birbirinin tamamlayıcısıdır. Mesela Watson, daha odalarımıza çıkarken kaç basamak olduğunu bilmez. Ona “Siz görüyorsunuz ancak gözlem yapmıyorsunuz.” dedim. Hâlbuki o basamakları yüzlerce kez çıkmıştır. Basamakları görmüş ama gözlemlememiş.

Bir gün Benekli Şerit Macerası’nda girdiğimiz odada tehlike sezinlemiştim. Watson bana “Tehlikeden bahsettiniz. O odalara gittiğimizde benden daha çok şey gördüğünüz açık.” demişti. Ben de “Hayır, ancak gördüklerimden sizden daha çok şey çıkarmış olabilirim. Sanırım siz de benim gördüklerimi gördünüz.” demişti. Oysaki Watson’un gözleri kesinlikle benden daha iyi görür. İnsanların gözlemlemeyi öğrenmesi gerekiyor. Öğrenilebilecek bir şeydir bu.

Sadece gözlem yapmak da yetmez. Bir de çıkarım yapmak gerekir. Gözlemlerimi Watson’a anlattığımda her defasında ona kendisi de rahatlıkla yapabilirmiş gibi gelir. Bir keresinde çıkarımlarımı açıkladıktan sonra Watson’ın yüzündeki “çok basitmiş” ifadesini gördüğümde dayanamadım ve ona “Korkarım ki açıklama yapınca büyüyü bozuyorum. Nedensiz sonuçlar çok etkileyici oluyor.” dedim.

Bir seferinde de müşterimiz Bay Jabez Wilson’a; bir dönem işçilik yaptığını, enfiye çektiğini, Çin’de yaşadığını ve son zamanlarda epey yazı yazdığına dair belirgin işaretler olduğunu söylediğimde muhtemelen beni büyücü ya da falcı zannetti. Ona işçi olduğunu nasıl anladığımı söyledim: “Sağ eliniz, sol elinizden daha büyük. Onunla çalışmışsınız, bu yüzden kasları daha gelişmiş.”

Diğer açıklamalarım dışında belki de en iyisi Çin’de yaşadığını nerden çıkardığımı söylediğim kısımdı: “Sağ el bileğinizin hemen üzerinde bulunan dövmedeki yumruk ancak Çin’deki bir dövmecide yapılmış olabilirdi.” Elbette böyle bir çıkarım yapabilirdim. Çünkü dövmeleri araştırmıştım. Hatta bu konuda literatüre katkıda bile bulunmuştum. Bay Wilson ne dese beğenirsiniz! “Kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi. İlk başta yaptığınız şeyin zekice olduğunu düşünmüştüm, oysa şimdi hiç de zor olmadığını anladım.” Sizce kolay mı? Ben dövmeler hakkında bilgi sahibi olmasaydım nasıl doğru bir çıkarım yapabilecektim. Bunun için benim yöntemimi bilgi sahibi olduğunuz alanda uygulayabilirsiniz ancak.

Mantık yürütme sanatını icra etmek isteyenlere tavsiyeniz nedir?

İdeal bir akıl yürütücü, uğraştığı şeylerde kendisine tek bir şey gösterilmişse, yalnızca o gerçeğe yol açan olaylar zincirinden bir çıkarım yapmaz, aynı zamanda onu izleyecek tüm sonuçları da yakalar. Baron Cuvier’in, tek bir kemiğe bakıp onun hangi hayvana ait olduğunu anlayabilmesi gibi, olaylar zincirindeki bağlantıyı bütünüyle anlayan bir gözlemci de onun hem öncesinde hem de sonrasında gerçekleşen diğer tüm olayları kesin bir biçimde ifade edebilmelidir. Bugün yalnızca aklın ulaşabildiği sonuçları kavrayabilmiş değiliz. Duyularının yardımıyla sorunlara çözüm arayan herkes bir çalışma odasına kapanıp işe başlayabilir. Ancak bu sanatı en yüksek mertebesine taşımak için akıl yürüten kişinin bildiği tüm gerçeklerden faydalanabilmesi gereklidir. Bir adamın kendisine gereken tüm bilgilere ulaşması benim zamanımda biraz zor olsa bile şimdilerde imkânsız değildir.

Peki, alışıldık ve hatta masalsı özellikler taşımayan olaylarla ilgilenmediğinizi söylediniz. İlgilendiğiniz her olay bir suç unsuru içeriyor mu?

İçlerinde suç olanlar da var ama çoğu yasal tanımıyla suçla ilgili değil. Zaten amacım suçun nasıl çözüldüğünü anlatmak değil ki. Suç yaygındır. Mantık nadirdir. Bu sebepten de suçtan ziyade mantığa yoğunlaşmak gerekir. Hatta bu anlamda Watson’a kızmıştım, “Bir seminer olması gereken şeyi bir dizi öyküye indirgediniz.” diye. Gerçi seminer olsaydı kaç kişinin ilgisini çekerdi bilinmez. Dikkatsiz insanlar, bir dokumacıyı dişinden ya da bir besteciyi sol başparmağından tanımayan insanlar, analiz ve çıkarım yapma sanatının incelikleriyle neden ilgilensin! Neyse ki Watson’un kurguları sayesinde daha çok insana ulaşabildik. Şimdi pişmanım ama Watson’a yine şöyle kızmıştım: “Belki de hatanız, anlatınızı hadisenin tek takdire şayan özelliğiyle, yani nedenden sonuca varmak için kullanılan yoğun mantık yürütmeyle sınırlandırmak yerine her bir ifadenize renk ve hayat katmaya çalışmanızdır.”

Bazen sizi garip hareketler yaparken görüyoruz. Neden?

Çünkü kendimi olayda bahsi geçen şahsın yerine koyuyor, zekâ seviyesini belirledikten sonra aynı şartlar altında neler yapacağımı hayal etmeye çalışıyorum. Dolayısıyla hareketlerim garip gibi görünebilir.

Bu düşünme tarzını tavsiye eder misiniz?

Elbette ederim ama benim gibi abartmasınlar çünkü benimki gibi işleyen bir zihnin lanetlerinden biri de her şeye kendi uzmanlık alanımı göz önünde bulundurarak bakmak zorunda kalmamdır. Mesela Watson, Kızıl Kayınlar Macerası’nda İngiltere’nin eski başkentine giderken yolda gördüğü manzaradan çok etkilenmiş, bana manzaranın güzelliğinden bahsediyordu. Ben de ona “Siz bu dağınık evlere bakıp güzellikleriyle çarpılıyorsunuz. Ben onlara baktığımda aklıma gelen tek düşünce, ne kadar ıssız oldukları ve burada nasıl da kimsenin ruhu duymadan bir suç işlenebileceği oluyor...” dedim.

Benim yöntemimi uygulamak isteyenler her şeye karamsar bakmasınlar.

Son olarak ne söylemek istersiniz?

Beyninizin tavan arası bölümünü kullanılması muhtemel eşyalarla doldurmalısınız. Gerisini istediğiniz zaman alabileceğiniz biçimde bir sandık odasına kaldırabilirsiniz.

 

Röportaj: Meryem Uçar

Güncelleme Tarihi: 01 Şubat 2018, 16:28
YORUM EKLE
YORUMLAR
ismet demir
ismet demir - 6 ay Önce

Merhaba Meryem Hanım,Güzel bir röportaj olmuş.Çok başarılı buldum.Tebrikler...

SIRADAKİ HABER