banner17

Şevk, başarı: İbrahim Helalşah

İbrahim Helalşah'a Türkiye'yi neden seçtiğinden Arapça öğrenimine kadar her şeyi sorduk.

Şevk, başarı: İbrahim Helalşah

Her insan özelikleri ile sıfatları ile zihnimizde, gönlümüzde yer eder ve her insan bizlere farklı farklı şeyler  öğretir, hissettirir. Her insandan almamız gereken illaki bir şeyler vardır. Fakat bazı insanlar sahip oldukları halleri ve sıfatları ile çok daha fazla şey çağrıştırırlar.

Herkesin yüzüne genel halinin, ahvalinin gölgesi düşer. İbrahim Helalşah denilince benim aklıma bir şevk kaynağı, bir başarı hikâyesi ve mütebessim bir çehre düşüyor.

ManzaraÜrdünlü İbrahim Helalşah hocamıza birkaç soru sorup  istifade etmek istedik. Tabi paylaşmak da boynumuzun borcu…  

Hocam sizi tanımak istesek bize neler söylersiniz? 

1977 Ürdün doğumluyum. Lisans döneminden sonra İslam hukuku 1999’da yüksek lisans ve doktora yapmak için geldim. Yüksek lisansımı İslam mezhepleri tarihi bölümünde, doktoramı İslam hukuku bölümünde tamamladım. Evliyim ve iki çocuğum var. 

Neden Türkiye ve Türkçe? 

Ürdün’de lisans yaparken Türk arkadaşlarım vardı. Onları çok sevdim, Türkiye’yi çok sevdirdiler. Arap dünyasında gençler genellikle lisans sonrası  Amerika’ya veya  Avrupa ülkelerine gitmeyi tercih ediyorlar. Fakat ben Ürdün’de birlikte okuduğumuz Türk  arkadaşlarıma bakınca dedim ki kültürümüz aynı, hedeflerimiz aynı, tarihimiz aynı… Türkiye’ye gitmeliyim ve orada eğitimimi sürdürmeliyim. Şimdi tarih dönse ve ben tekrar karar vermek durumunda olsam yine Türkiye’yi seçerdim. Hiç pişman olmadım.

Türkiye’de yüksek lisansımı yaparken bir yandan da BM, Amerika konsolosluğunda, Iraklı mültecilere yardımcı olmak için tercümanlık yaptım. 8 yıl önce Türkiye’de evlendim. Türk vatandaşıyım ve Türkiye’yi çok seviyorum ve burada yaşamaktan dolayı çok mutluyum. Tatil için Ürdün’e gittiğimde sadece 2 hafta kalabiliyorum.

Öğrenme ve öğretme konusundaki heyecanınızın kaynağı nedir?  

Ben 15 yaşındayken öğretmenlik yapmaya başladım. Henüz o yaştayken Ürdün’deki derneklerde, vakıflarda kurslar veriyordum. Öğretmenliği çok seviyorum. İnsanın mesleğini sevmesi çok önemli. Şuan farklı farklı işlerle meşgulüm. Tercümanlık yapıyorum TV programı yapıyorum ama öğretmenliğin bunların içinde çok daha farklı bir yeri var. Aynı zamanda Türkiye’de Arapçaya yönelik eğilim çok fazla fakat bunu karşılamak için henüz yeterli imkânlar sağlamış değil, bu da bize sorumluluk yüklüyor. Son olarak da öğrencilerin kalitesi, öğrenme şevki beni öğretme konusunda çok daha fazla heyecanlandırıyor. Arz talep meselesi… 

İbrahim HelalşahÖğrenmeyi hayal ettiğiniz başka başka diller var mı?  

Ben bir dili öğrenmeye kalktığımda o dili  detayları ile öğrenmeye çalışıyorum. Bir dili bilmek, en önemli olan konuların terminolojisini bilmek demektir. Dille yalnızca günlük ihtiyaçları gidermek değil, o dille alakalı okuma yapabilmeli, onunla alakalı yazabilmeli; siyasi konularda, sosyal konularda, edebiyatı ile alakalı konuşabilmektir. Ben şuanda İngilizce ve Türkçe konuşabiliyorum, az bir şey de Farsça biliyorum. Bir yandan da hafızlığımız var hamdolsun… Onu devam ettirmeye çalışıyoruz. Sanırım bir dili daha kaldıramayabilirim. Aynı zaman da şöyle düşünüyorum:

Türkçe bilmek Türkî cumhuriyetlerinin dilini bilmek demek, 

İngilizceyi bilmek uluslar arası bir dili bilmek demek,

Arapça bilmek 22  ülkenin konuştuğu dili bilmek demektir. 

Dili en güzel ve en rahat  öğrenmenin ve kullanmanın ipuçları  nelerdir sizce? 

Bu konuda en önemli şey ilgidir. İlgilenmek demek öğrenmek istediğimiz  hangi dil ise, gördüğümüz her şeyin ismini, o dildeki karşılığını bilmek gerekiyor. Her şeyin ismini yeniden öğrenmek istiyorsun. Yeni doğmuş bir  bebek gibi… 

Bir dil öğrenmek büyük oranda ezberlemek demektir. Cebimizde bir defterle dolaşmak gerekiyor, binlerce kelime yazılmalı bu deftere…

Mutlaka her gün en az 1 saat radyo dinlenmesi gerekiyor, tam olarak anlaşılamasa bile… Her dinlediğinde sık tekrarlanan kelimeleri bir kenara yazıp, sözlükten yardım alınmalı… Ve her geçen gün  sık geçen cümleler, tabirler aşina gelecek ve belki de fark etmeden ezberlenmiş olacaktır. Ve  artık çay içerken, yemek yerken dinleyip anlama kıvamına gelinecektir.

Türkçeyi öğrenmek için kendinize ne kadar süre tanıdınız? 

Ben kendime 6 ay kadar bir süre tanıdım. 6 ay sonra büyük bir mesafe kaydettim. Dil kursundan takviye aldım, her gün 50 kelime ezberliyordum. Sözlüğün yarısını neredeyse ezberledim. Arkadaşlarım bana “sözlüğün yarısını ezberleyen arkadaş” diye hitap ediyorlardı. Türkiye’de yaşıyor olmam da dilimin gelişmesine çok  katkısı oldu fakat sadece bu yeterli değil. Bir ülkenin havasını solumak yetmez, bir ülkenin leziz yemeklerini yemek yetmez.  (Gülümsüyoruz) Çok çok kitap okumak gerekiyor, çok konuşmak, çok soru sormak gerekiyor. Bir de öğrenme kaynaklarının iyi seçilmesi gerekiyor. Dili güzel konuşanlarla birlikte olunmalı. Doğru kaynaktan doğru bilgi alınmalı.  

Bundan sonraki projeleriniz nelerdir?

Türkiye Arap dünyasına açılıyor. Fakat bu açılım süresi sadece siyasi irade ile olmuyor.  Siyasi irade bir noktaya kadar kolaylıklar, yenilikler sağlıyor. Mesela yakın zamanda 6 Arap ülkesi ile vizeyi kaldırdı. Fakat bunlar bir başlangıçtır. STK’ların  bu bağlamda ciddi, sağlam köprüler kurması gerekiyor. Ortak kültürleri, ortak inanç ve ortak dilleri olan bu iki halkı bir araya getirmek için projeler geliştirmek gerekiyor.

Benim de en büyük plan ve projem bu noktada: Bu tek ümmete mensup iki halkı nasıl tekrar biraya getirebiliriz? Bunun çabası  içindeyiz. Bununla birlikte, TRT Arap kanalında Ramazan’da yapmış olduğumuz bir iftar programı vardı. Şimdi ise daha farklı bir formatla, siyasi içerikli  bir programımız olacak. Ciddi bir program olacağına inanıyorum. Bu program Türkiye’nin gündemini analiz edecek bir program olacak. Türklerle Araplar arasındaki ilişkileri güçlendirecek, hâlihazırdaki önyargıları izale edecek, ortak kültürümüzü bizlere tekrar hatırlatacak bir program olmasını diliyoruz.

Ortak tarihi değerlerimize dönmeliyiz. Biz sanki bir motorun parçaları gibiyiz. Fakat bunları organize edecek, bir araya getirecek bir zemin eksikliğimiz var. Doğal kaynaklarımız, insan kaynaklarımız bize çok büyük bir lütuf. Bunları değerlendirebilirsek, bir koordinasyon kurulabilinirse,  insanları bir araya getirebilirsek bundan hem Müslümanlar hem de bütün insanlar fayda görecekler. Çünkü bizim anlaşmamız, ilişkilerimizin sıklaşması bu bölgenin istikrarı için çok önemli. Malumunuz Ortadoğu dünyanın kalbi… Bu yüzden bizim istikrarlı yaşamamız dünyaya mutluluk getirecektir. Arapça  öğretimi için de projeler üretmeye çalışıyorum. 

Ürdün’deki eğitim sistemini merak edenlere neler söylemek istersiniz? 

Ürdün halkı, okuma yazma konusunda dünyanın en önde gelen halklarından biri, yaklaşık %87.6’sı okuma yazma biliyor. Taksi şoförleri  bile üniversite mezunu. Ürdün’de çok kaliteli üniversiteler var. Eğitim sistemi güzel oturmuş durumda. Yabancı dil, farklı nedenlerden dolayı çok yaygın ve eğitimi de çok güzel veriliyor. 

İki halk arasında sizce en bariz farklılıklar nelerdir?  

Aslında farklar çok az. Yani çok az olan bir şeyin içinden en barizini bulmak çok zor. 

Farklı iki kültürle oluşmuş bir aileniz var. Bu konuda neler söylemek istersiniz?  

Bu iki halkın evlilik konusunda da birbirine yakın olmaları gerektiğini düşünüyorum. Ben 8 yıldır evliyim ve evliliğimizde kültürel farklılıklardan dolayı hiçbir sıkıntı yaşamadık. Elhamdülillah çok mutlu ve yolunda giden bir evliliğimiz var. Çünkü bizim kültürlerimiz, inançlarımız, değerlerimiz bir. Bundan dolayı bu iki halk arasında gerçekleşen evliliklerden çok mutlu oluyorum. Bu evliliklerin, insanlarımızın zihinlerindeki, birbirlerine karşı olan önyargıları izale edeceğini ve gerçek muhabbet ortamını kuracağına inanıyorum. Benim iki çocuğum var. 6 yaşındaki oğlum şuanda hem Arapçayı hem de Türkçeyi çok güzel konuşabiliyor. Bu çocuklarımız için büyük bir kazanç olduğunu düşünüyorum. 

Modern ve klasik dönemlerden takip ettiğiniz ve tavsiye edeceğiniz âlim, şair mütefekkir, müzisyen isimleri sorsak bize kimleri söylersiniz.  

Klasik şairlerden  Al Mutenebbi,

Modern şairlerden Ahmed Şevki,

Gazetecilerden Fehmi Huveydi,

Müzisyenlerden Mashari Arrada diye bir müzisyen var,

İlim ehlinden de Yusuf Karadavi Hoca’nın kitaplarını takip ederim sizlere de tavsiye ederim. 

Hocam vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederim.

Rica ederim. Çalışmaya devam inşallah.

 



Ayşe Seçkin konuştu

Güncelleme Tarihi: 11 Kasım 2010, 17:27
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20