Sema Çakır: Hedefimiz Engelleri Aşarak, Engelsiz Din Hizmeti Sunmak

‘’Evrensel değerlere sahip olan engelli bir insan, bu değerlere sahip olmayan engelsiz bir insandan daha üstün ve daha faziletlidir.’’ İstanbul Müftülüğü Engelliler Koordinatörü Sema Çakır ile koordinatörlüğün çalışmalarını ve hizmetlerini konuştuk. Şakir Kurtulmuş’un röportajı.

Sema Çakır: Hedefimiz Engelleri Aşarak, Engelsiz Din Hizmeti Sunmak

Günlük hayatta hemen her yerde bir engelli kardeşimizle karşılaşma ihtimalimiz var. Geçtiğimiz ay Ayasofya Kitap Fuarı’nda düzenlenen ‘Ramazan Sohbetleri’nde resmi bir kurum olarak İstanbul Müftülüğü’ne bağlı görev yapan arkadaşların sunumunu dinleyinceye kadar açıkçası engelli vatandaşlarımız konusunda pek bir şey yapılmadığını düşünüyorduk.

Bizim meydanlarda, metro istasyonlarında görmeye alışkın olduğumuz faaliyetlerden çok daha fazlasının yapıldığını, İstanbul Müftülüğümüzün bu konuda teşvik edici, cesaretlendirici tutumu neticesinde hocalarımızın çok güzel hizmetleri ortaya koyduklarını gördük. İstanbul Müftülüğü Engelliler Koordinatörü Sema Çakır ile yapılan hizmetleri ve koordinatörlüğün çalışmalarını konuştuk.        

İstanbul Müftülüğü Engelliler Koordinatörlüğü’nün amacı nedir?

Evvela bizleri “etkili din görevlisi olmak” ve “etkin din hizmeti sunmak” için konuşlandıran Rabbime binlerce kez şükrediyorum. Diyanet İşleri Başkanlığı olarak ülkemizin tüm il ve ilçelerinde engellilere yönelik din hizmetleri sunuluyor. Hepimizin hedefi aynı: engelleri aşarak engelsiz din hizmeti sunmak. Biz de İstanbul Müftülüğü olarak engelsiz din hizmeti yolundaki engelleri bir bir kaldırmak adına çalışmalarımıza devam ediyoruz. İstanbul’un 39 ilçesinde engellilere yönelik yürüttüğümüz faaliyetlerimiz var.

İl müftülüğünce engellilere yönelik sunulan din hizmetlerinin daha etkin ve verimli olmasını sağlamak, sunulacak din hizmetlerinin planlamasını yapmak ve yeni hedefler ortaya koymak amacıyla il ve ilçelerde toplam 80 engelli koordinatörü görevlendirmesi yapıldı. İl müftülüğümüzde 11 üyeden, ilçe müftülüklerimizde ise 6 üyeden müteşekkil Engelli Hizmetleri Komisyonu oluşturuldu. Toplam 236 görevlimiz var.

Yapılan çalışmalar daha ulaşılabilir ve işlevsel olsun diye bir “Engelsiz Teşkilatlanma” gerçekleştirdik. İlçe müftülüklerimizce verilen hizmetlere en sağlıklı şekilde erişebilmek ve yapılan hizmetleri yeterli düzeyde takip ve tetkik edebilmek amacıyla rapor şablonu hazırlanıp tüm ilçelere gönderiliyor.

Çok yönlü eğitim hizmetleri

Bu faaliyetler nelerdir? Bahsedebilir misiniz?

Kur’an kurslarımızda, engelli merkezlerinde, rehabilitasyon merkezlerinde, ortaokullarda, liselerde, ve üniversitelerde açtığımız “İşaret Dili Kur’an Eğitimi” ve “Braille Kur’an Eğitimi” kurslarımız devam etmekte. Hedefimiz 39 ilçenin tamamında engelli sınıfları açmak ve erişilebilir dini rehberlik hizmetini, engelli vatandaşlarımızın ikametgâhlarına götürerek eğitim vermek.

İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile 27 Şubat 2018 tarihinde genel, mesleki ve teknik kurslar düzenlenmesine ilişkin işbirliği protokolü imzalandı. Bu protokol sayesinde 39 ilçemizde “Braille Alfabesi ve İşaret Dili” kursları düzenleyerek görevlilerimizin bu alanda daha etkin, verimli ve donanımlı olmasını sağlayacağız.

İl ve ilçe koordinatörlerimizce İBB Engelliler Müdürlüğü’ne bağlı 25 engelli merkezinde engellilere, engelli ailelerine ve engelli merkezlerindeki personele yönelik düzenli şekilde “Moral Motivasyon Seminerleri” veriyoruz. İl Engelli Hizmetleri Komisyonu üyeleri tarafından ilçe müftülüklerimizde konferanslar veriliyor.

İl ve 39 ilçe müftülüğünce engellilere yönelik yürütülen din hizmetleri çerçevesinde, ihtiyaca binaen titizlikle belirlenmiş konularda üç aylık paket seminer programları, alanında uzman kişiler tarafından, tüm engelli ve engelli yakınlarına, personelimize ve halkımıza icra edildi.

Ayrıca alanında en kapsamlı eğitim imkânları sunan Türkan Sabancı Görme Engelliler Okulu’nda ve Veysel Vardar Görme Engelliler Okulu’nda engelli çocuklarımıza ve velilere manevi rehberlik hizmeti devam etmektedir. Ayrıca KAGEM’de işaret dili ile ilmihal ve siyer dersleri yoğun bir katılımla sürüyor.

Çamlıca Camii’ni ziyarete gelen engelli ve engelli ailelerini dini konularda aydınlatma ve onlara rehberlik hizmeti sunabilmek amacıyla 6 Mart 2018 tarihinde oda tahsis edildi. Bu minvalde her gün bir koordinatörümüzün nöbet tutması suretiyle camilerimizde engelsiz ibadet hedeflenmektedir.

Eyüp Sesli Kütüphane’de ve Bağcılar Engelliler Sarayı’nda “İstanbul Din Görevlileri Ses Veriyor” projemiz kapsamında görme engellilerimiz için okumalarımız/seslendirmelerimiz devam ediyor.

Hülasa İstanbul Müftülüğü Engelli Koordinatörlüğü olarak bu kadim şehirde hedefimiz;  engelleri aşarak engelsiz din hizmetini İstanbul'un her köşesine ulaştırmaktır.

İnsanın bu üstünlüğü manevi ve ruhi yapısı ile ilgilidir

Engelliler için birlikte çalıştığınız kurumlar var mı?

Aile Sosyal Politikalar Müdürlüğü, İBB, Milli Eğitim Müdürlüğü gibi paydaş kurumlarla birtakım işbirlikleri yaparak engellilere yönelik yürüttüğümüz hizmetlerimize daha işlevsel bir formda devam etmekteyiz.

Ramazan ayı içinde Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı’nda yaptığınız sunumda “Evrensel değerlere sahip olan engelli bir insan, bu değerlere sahip olmayan engelsiz bir insandan daha üstün ve daha faziletlidir” demiştiniz. Bunu konuşalım mı biraz, evrensel değerler derken neyi kastediyorsunuz?

Evreni değerli kılan insandır. Bu değer, şeref ve üstünlük onun; akıl, fikir ve irade ile donatılması, iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, hakkı batıldan, hayrı şerden ayırabilecek yeteneğe sahip olması, ilahi emaneti/sorumluluğu yüklenmesi ve ilahi tekliflere muhatap kılınması sebebiyledir. İnsanın bu üstünlüğü onun maddî ve fiziki yapısı ile ilgili değil, manevi ve ruhi yapısı ile ilgilidir. Bu konuda insanların bedensel açıdan sağlıklı veya engelli oluşları hiç önemli değildir, çünkü her insan saygındır.

İnsanı insan yapan, insanı üstün kılan, yücelten hususlar da evrensel içerikli manevi değerlerdir. Bu değerlere sahip olmayan bir kişinin Allah katında bir değeri ve kıymetinden bahsedilemez. Dolayısıyla bu evrensel değerlere sahip olan engelli bir insan, bu değerlere sahip olmayan engelsiz bir insandan daha üstün ve daha faziletlidir. Bu durumda yaşadığı çevrede diğer insanlar gibi her türlü imkândan yararlanma hakkı onlar için de geçerlidir.

Hz. Peygamber (sav) döneminde nasıldı engellilerle ilişkiler?

Bütün insanlığa rahmet olarak gönderilen Hz. Peygamber (sas), engellilerle insanî ilişkiler içerisinde olmuş, onlarla ilgilenmiş, onlara değer vermiş, sorunlarını çözümlemiş, gerektiğinde onları teselli etmiştir. Hz. Peygamber’in, engellilere önem ve değer verdiğinin en güzel örneği onlara kamu alanında görev vermiş olmasıdır. Böylece onları topluma kazandırmaya çalışmış ve üretkenliğe sevk etmiştir.

Abdullah b. Ümmü Mektûm ve Hz. Peygamber’in uyarılması

Bu bağlamda Efendimizin; Abdullah b. Ümmü Mektûm ile yaşadığı hadiseye değinmekte fayda var, değil mi?

Abese suresinin ilk ayetlerinde, Hz. Peygamber ile görme engelli Abdullah b. Ümmü Mektûm arasında cereyan eden şöyle anlatılmaktadır: Kureyş’in ileri gelenlerine İslâm’ı anlatırken gözleri görmeyen Abdullah b. Ümmi Mektûm yanına gelerek Hz. Peygamber’den kendisini İslâm konusunda aydınlatmasını ve bilgi vermesini istemişti. O’nun bu tutumu Hz. Peygamber’in hoşuna gitmemiş, sözünün kesilmesini istememiştir. Bundan dolayı ona karşı ilgisiz davranmıştır. Yüce Allah, bu olay akabinde onun bu tavrını şöyle tenkid eder: “(Peygamber), âmânın kendisine gelmesinden ötürü yüzünü ekşitti ve geri döndü. Ne bilirsin, belki o temizlenecek? Veya öğüt alacak da o öğüt ona fayda verecek. Kendini muhtaç görmeyene gelince, sen ona yöneliyorsun. Oysaki onun temizlenip arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat sen, koşarak ve (Allah’tan) korkarak sana gelenle de ilgilenmiyorsun.” Ayette geçen ifadelerden anlaşılacağı üzere Hz. Peygamber, olay esnasında Mekkelilerin önde gelenlerine İslâm’ı tebliğe fazlaca kendini kaptırmıştı. Çünkü o, kendilerine dini tebliğ ettiği kişilerin Müslüman olacaklarını umuyor ve Müslümanların güçlenmesini arzu ediyordu.

Peki, niçin uyarıldı, biz nasıl bir mesaj almalıyız buradan?

Görme engelli olan Abdullah b. Ümmü Mektûm’un ihmal edilmesi, onunla ilgilenilmemesi Allah tarafından hoş karşılanmamıştır. Olaydan sonra Hz. Peygamber, Abdullah b. Ümmü Mektûm’un yanına her gelişinde ona “Ey hakkında Rabbimin beni itâb ettiği (uyardığı) zat merhaba!” der ve urbasını altına sererdi. Ayette Hz. Peygamber uyarıldığı gibi, aynı zamanda âmâ olan Abdullah b. Ümmi Mektûm da gözü gören kimselere nasip olmayacak bir şerefle taltif edilmiştir. Bu noktadan hareketle, engelli kardeşlerimize hoşgörülü davranmamız gerektiği konusunda çok açık bir mesaj aldığımızı düşünüyorum.

İbadethanelerde engelliler için sağlanan kolaylıklar nelerdir?

Yüce dimimizde engelli oluşun insana getirdiği güç kaybı, yükümlülükler noktasında dikkate alınmış ve buna paralel olarak kolaylaştırma ve ruhsat sağlama yoluna gidilmiştir. Bu meyanda ibadethanelerimizde ortopedik engelliler için rampalar, sarı şerit yolları, kıble tayini işaretleri, engelli araçları için şarj üniteleri gibi imkânlar sunulmaktadır. Tabii bu imkânları artırma çalışmalarımız da devam etmektedir.

Belaya sabır, sabra ecir

Başımıza gelen sıkıntı, kaza ve belalara karşı bakışımız nasıl olmalı? Sanki engelli kardeşlerimiz bu konuda daha sabırlı davranıyorlar değil mi?

Kaza, belâ ve musibetlere maruz kalan kişinin sıkıntısı küçümsenemez; ancak sabredip, isyan etmeden şükrünü yerine getirirse, bu durumu kendi lehine çevirip sevap kazanmasına, günahlarının bağışlanmasına ve manevi derecelerinin artmasına sebep olur. Hz. Peygamber, hadislerinde insanın hastalık, sakatlık, bedensel-ruhsal olarak kendisine isabet eden her türlü sıkıntıya düşmesi gibi durumların günahları için bir bağışlanma ve ahirette ecir almaya sebep olacağını ifade etmektedir. Bunlara örnek vermek gerekirse:

Bir Müslümana isabet etmiş herhangi bir hastalık, dert, hüzün ve hatta gam yoktur ki, Allah (cc) bunu onun hataları için kefaret kılmış olmasın!”

Allah, batan bir diken de dâhil olmak üzere, başına gelen her bir musibet sebebiyle Müslümanın hatalarını (günahlarını) örtmekle kalmaz, onu bir derece de yükseltir.”

Kul, Allah’ın kendisi için takdir ettiği dereceye ameli ile ulaşamazsa, Allah onun canına, malına veya çocuğuna bir musibet verir, sonra ona sabretme gücü ihsan eder ve böylece onu Allah’ın kendisi için takdir ettiği mertebeye ulaştırır.

Görme özürlü olan bir kişi, bu sıkıntısına katlanır ve sabrederse kendisine hadislerde cennet vaat edilmektedir. Bu hayatın geçici, dolayısıyla sıkıntısının da bir gün biteceğini düşünen, kendisinin bir kul olduğu bilinciyle sabretmesini ve şükrünü eda etmesini bilen kişi, bu dünyada çektiği sıkıntıların karşılığını ahirette alacaktır. Aksine isyankâr tutum ve davranışlarda bulunan da kendisine zarar vermiş olacaktır.

Evet, engellilik hali, insanın ruh dünyasında moral bozukluğuna ve sıkıntılara yol açabilir. Bunlara katlanmak için kişinin mutlaka manevi desteğe/dinamiklere ihtiyacı vardır. İşte hadislerde vaat edilen ecir ve mükâfatlar, bu kişiler için önemli derecede birer destek mahiyetindedir.

Günümüzde engellilerin başlıca karşılaştığı sorunlar nedir sizce, bunun için neler yapılabilir?

Engelli insanlar pek çok alanda zorluklar yaşıyor ve bu durum onları hem fiziksel hem de psikolojik açıdan olumsuz yönde etkiliyor. Sahada/pratikte bizim de tespit ettiğimiz, engellilerin yaşadığı zorluklar arasında en etkileyici ve kırıcı olanı, toplumdaki insanların onlara acımalarıdır. Ayrıca engelli birini gördüğünde rahatsız edecek şekildeki bakışlar, konuşmalar ve küçümseme düzeyindeki tavırlar, duyarsız insanların engelli insanlara yaşattığı sıkıntılardandır. Engelliliğin bir tercih olmadığını, her bireyin birer engelli adayı olduğunu bilmemiz gerekiyor. Empati yaparak engelli vatandaşlarımızın yaşadığı zorlukları anlamalı ve bu zorlukları gidermek için elimizden gelen çabayı göstermeliyiz.

 

Röportaj: Şakir Kurtulmuş

 

 

Güncelleme Tarihi: 21 Temmuz 2018, 00:26
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER