banner16

Selahattin Yusuf: Bazen de Uyku Hapı Olarak Kullanıyorum Okumayı

‘Bir eserin türü, tekniği ve her şeyi o eserin son sözüdür. Onu başka bir estetik dile aktarmak, ondan peşinen bir parça uzaklaşmak demektir. Bunu tercih etmem ise o eserin kendisine bir sadakatsizlikmiş gibi geliyor bana.’ Dünyabizim Kitap Söyleşileri’nde bugün Selahattin Yusuf’u ağırlıyoruz.

Selahattin Yusuf: Bazen de Uyku Hapı Olarak Kullanıyorum Okumayı

Dünyabizim Kitap Söyleşileri’nde bugün bir dönem televizyon izlemeyenlerimizi bile saatlerce ekran karşısında oturtmayı başaran Meksika Sınırı programından tanıdığımız bir ismi ağırlıyoruz: Selahattin Yusuf. TV programlarının yanında ayrıca Sirenleri Taşa Tutun, Niçin Ağlıyorsun Elisabeth Mutlu Değil miyiz?, Bir Masal İsmet Özel’i, İsa Hanginiz?, Ve Masumiyetin Son Günleri başlıklarıyla yayımlanan kitaplarından aşina olduğumuz bir isim kendisi. Sözü hemen Selahattin Yusuf'a bırakalım:

Şu an başucu kitaplarınız hangileri? Döne döne okuduğunuz kitaplar var mı? Tabii niçin bunlar?

Şu anda başucumda Rilke’nin Sancaktar kitabı var. Ama bu çok sık değişir. Başucumda olması okuduğum anlamına gelmiyor. Bazen de uyku hapı olarak kullanıyorum okumayı. Sancaktar çok eskiden okuduğum bir kitaptı.

Çalışırken, yolculuk yaparken veya okurken ne tür müzikler dinlersiniz?

Müzik artık dinlediğim değil; ilgilendiğim bir şey haline geldi. Bir araştırma alanı oldu benim için. Daha çok müzik üzerine okumayı seviyorum eskiden beri. Etnoloji müzesini gezmek gibi bir şey… Etnik ve kültürel yapıları çözebilmek için müzik müthiş bir ipucu. Onu takip ediyorum. Onun dışında müzik, benim çalışmalarıma asla eşlik etmemiştir. Yazarken kendi iç müziğim vardır ve onu takip ederim. Veya metnin müziği vardır. İkisi de aynı şey tabii. Eh, dışarıdan gelen müzik fazlalık oluyor bu durumda.

İki müzik birden, hiç değilse karmaşadır ve verim alamam. Bu yüzden, yıllarca süründüğüm kafelerdeki müziklerle mücadele etmişimdir. İnsanı incitecek denli zevksiz müzik var bizim kafelerde ve topluma açık çay bahçelerinde. İnanılmaz. Bu aslında birçok şeyi birden anlatan acıklı bir durumumuz, ama ne yapabiliriz ki?

Nasıl okumayı severseniz? Sizin için ideal bir okuma biçimi ve ortamı var mı?

Yok hayır. Her durumda, her yerde okurum. Ama belli bir konfor olmalı. Gürültü kirliliği vb. olmamalı.

Arayıp da ulaşamadığınız veya çok zor bulduğunuz kitaplar var mı?

Sahaf siteleri yokken oluyordu. Ama şimdi pek yok diyebilirim.

Okurken “bunu ben yazmalıydım” dediğiniz kitaplar oldu mu?

Benim romancım William Faulkner’ın bütün kitaplarını ve Juan Rulfo’nun Pedro Paramo kitabını neredeyse bu duygularla okumuşumdur.

Filmi yapılsaydı mutlaka izlerdim dediğiniz roman, hikâye, tarihi olay ve şahsiyet var mı?

Hayır. Bir eserin türü, tekniği ve her şeyi o eserin son sözüdür. Onu başka bir estetik dile aktarmak, ondan peşinen bir parça uzaklaşmak demektir. Bunu tercih etmem ise o eserin kendisine bir sadakatsizlikmiş gibi geliyor bana.

Ailece okuduğunuz veya bilhassa çocuklarınıza okuttuğunuz kitapları soralım bir de?

Efe Bey (6) şu anda benim aracılığımla Küçük Kara Balık kitabını sökmeye çalışıyor.

Genellikle tatil nazarıyla bakılan yaz ayları başladı. Siz nasıl dinlenmeyi tercih edersiniz?

Tabii ki çalışma biçimimi değiştirerek. Çok yorulduysam başka bir biçimde yorulmaya geçerim.

Kitaplarınızı nereden temin edersiniz?

Genellikle sahaf sitelerinden…

 

Röportaj: Munise Şimşek

 

 

Güncelleme Tarihi: 29 Haziran 2018, 18:14
banner12
YORUM EKLE
banner8
SIRADAKİ HABER

banner7

banner6