Şehir ve eşraf kültürünün gelişmesi için çalışıyoruz

Anadolu'da Kültür Sanat söyleşileri çerçevesinde Edirne'de faaliyet gösteren Edirne Mimar Sinan Vakfı'nın başkanı avukat Şükrü Çeşme ile konuştuk.

Şehir ve eşraf kültürünün gelişmesi için çalışıyoruz

Dünya Bizim olarak, Anadolu'da kültürel alanda neler yapılıyor, bir canlılık/ hareketlilik var mı, böyle bir canlılık varsa bu ülke sathında bir kültürel "ayaklanma"ya/ şahlanışa vesile olabilir mi, bunları masaya yatıralım istedik. Ve Anadolu'daki vakıf ve derneklerin kapılarını çaldık. (“Anadolu'da Kültür Sanat” üst başlıklı bu söyleşi dizimizin gerekçesi: http://www.dunyabizim.com/?aType=haber&ArticleID=20544 )

Bu çerçevede Edirne'de faaliyet gösteren Edirne Mimar Sinan Vakfı'nın başkanı avukat Şükrü Çeşme ile konuştuk.

Vakfınız/ derneğiniz hangi amaçlarla, ne zaman, kimler tarafından kuruldu?

Vakfımız bundan yaklaşık otuz yıl kadar önce Edirne Mimar Sinan Vakfı adıyla 1987 yılında Edirne’de kurulmuştur. Cumhuriyet döneminde Türk Medeni Kanunu ve Vakıflar Kanunu'na göre yeni vakıf statüsünde kurulan Edirne ve Trakya’nın ilk vakfıdır. Aynı zamanda Başbakanlık Vakıf İnsan Ödülü sahibi olan kurucu başkanımız muhterem Hasan Gümüş Hocamızın öncülüğünde ve yol göstericiliğinde, karanlıktan şikayet etmektense karanlığa bir mum yakalım düşüncesiyle bir araya gelen bir avuç vakıf gönüllüsü tarafından kurulmuştur. Kuruluş senedine göre, ana gayesi olarak “memleket ilmine, kültür ve irfanına hizmet”i esas alan alan vakfımız, insan merkezli eğitim faaliyetleri temelinde çalışmalarını geliştirerek sürdürmektedir.

Kurumunuzda ne tür kültürel/ sanatsal faaliyetler yapılmakta? Sürekli faaliyetleriniz neler?

Vakfımız, çeyrek asrı aşan süre boyunca artık yerleşmiş ve kökleşmiş hizmet anlayışı ve kurumlarıyla sadece Edirne’de değil çok çeşitli yerlerde hizmet göstermektedir. Başta Edirne merkez olmak üzere, yurtiçinde Ankara’dan Bolu, Kocaeli ve İstanbul ve Trakya’ya kadar, yurtdışında, Edirne’nin tarihi ve tabii hinterlandı olan Bulgaristan, Romanya, Bosna Hersek, Sırbistan, Batı Trakya ve Makedonya gibi çevre bölgelerde, sosyal yardımlaşma çalışmalarından kültüre, eğitimden sanata birçok alanda faaliyetlerini sürdüregelmiştir. Binlerce öğrenciye barınma ve burs imkanı sağlamış ve sağlamaya devam etmektedir.

Kurulduğu günden bu yana, ilk ve orta ve yükseköğretim öğrencilerine yönelik eğitim çalışmalarıyla vakıf, adeta bir mektep, görünmeyen bir üniversite olmuştur. 2007 yılında faaliyete geçirdiğimiz, Selimiye Camii’nin hemen yanıbaşında bulunan Balkan Kültür Merkezi’nde çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Balkan Kültür Merkezimiz, 150 kişilik konferans salonu, 300 kişilik çok amaçlı yemek salonu, mutfak, kütüphane, misafirhane, kantin ve ders salonları ile bir külliye olarak bugün önemli bir işleve sahiptir. Her kademedeki öğrencilere yönelik haftalık kültürel seminerler, kültür ve doğa gezileri, öğrencilerin sunumlar yaparak bir yandan da kendilerini yetiştirdikleri söyleşiler, Edirne’nin İstanbul’a yakınlığından da istifade edilerek ülkemizin önde gelen bilim, kültür ve sanat insanlarının katıldığı konferanslar, paneller, açık oturumlar, sanatsal sergiler, Edirne ve Trakya bölgesinin dışında İstanbul’dan ve Balkan ülkelerinden öğrencilerin de katıldığı yatılı ve gündüzlü yaz kursları, ihtiyaç sahiplerinin katıldığı özellikle Ramazan aylarında iftarlar ve yemek programları çalışmalarımızdan aklıma gelenlerden bazıları.

Her Perşembe günü kışları yatsı namazından sonra, yazları da akşam ila yatsı namazları arasında devam edegelen haftalık sohbetlerimiz devam ediyor. Bu derslerde Ahmed Ziyaüddin Gümüşhanevi hazretlerinin “Ramuzu’l-ehadis” adlı eserinden hocalarımız hadis okuyup mütalaa ediyorlar. Bazen de ilahiyat fakültemizdeki hocalarımızı davet edip İslami ilimlere dair birikimlerini kendilerinden dinleme imkanı buluyoruz.

Kadın kollarımız diyebileceğimiz Serhatlı hanımlar grubumuz var. Sosyal yardımlaşma çalışmalarımız için kardeş kuruluş olarak Trakya Şefkateli Derneğimiz var. Edirne’de ihtiyaç sahiplerine gıda, giyecek ve yakacak yardımları yapıyoruz. Edirne’de ve komşu ülkelerde kurban organizasyonları düzenliyoruz. Afet ve ihtiyaç bölgelerine, mesela Suriye, Somali gibi ülkelere, deprem ve sel bölgelerine yardım kampanyaları düzenledik. En son geçen yıl Bosna Hersek’te yaşanan sel afeti için bölgeye ayni ve nakdi yardımlar ulaştırdık.

Etkinliklerinize gençlerin katılımı ne düzeyde?

Bizim medeniyetimizin aslında bir gençlik hareketi olarak ortaya çıktığını söylesek sanırım yanlış olmaz. Hz. Peygamber Efendimizin hayatına baktığımızda, ilk Müslümanların çoğunun çok genç yaşlarda Müslüman olan sahabe efendilerimiz olduğunu görürüz. Vakfımız da bir avuç iyi niyetli ve gayretli gençle kurulmuştur. Kurucu başkanımız Hasan Gümüş Hocamız, vakfımızı kurduğu zaman, henüz yirmili yaşlarında olan genç bir eğitimcidir mesela. Bu genç ruh, vakıf çalışmalarımızda hiç bitmemiş, artarak ve yenilenerek devam etmiştir.

Kurumunuzda gençlere çeşitli sorumluluklar da veriyor musunuz? Varsa, ne tür sorumluluklar alıyor gençler?

Dediğim gibi vakfımız devamlı kendini yenileyerek sorumluluk gerektiren yönetim kadrolarını gençleştirmiştir. Ben de otuzlu yaşlarımın başında mütevelli heyet başkanlığına getirildim. Mütevelli heyetimiz genç arkadaşlardan oluşuyor. Benden önce büyüklerimiz görev yaptılar, hizmet ettiler, biz dördüncü nesiliz diyebilirim. Gençlik kolumuz diye isimlendirebileceğim Rumeli Gençlik Grubumuz var. Tüm çalışma alanlarımızda genç arkadaşlarımız bizimle birlikte oluyor, faaliyetlerimize dinamizm ve heyecan katıyor. Trakya Üniversitesi’nde gençlerin yürüttüğü bir öğrenci topluluğumuz var. Projelerimizde hep gençler görev alıyor. Halen çalışmalarımızın ana omurgasını gençler oluşturuyor diyebiliriz.

Matbu yayınlarınız (aylık bülten/dergi, kitap, vs.) var mı? Varsa neler?

Bir yıl içinde yaptığımız hizmetlerin ve gerçekleştirdiğimiz faaliyetlerin yer aldığı faaliyet bülteni çıkarıyoruz. Yıllık olarak yayınlıyoruz. Bunun haricinde kurucu başkanımız Hasan Gümüş’ün telif ettiği kitapları yayınladık. Hasan Gümüş, ilahiyat ve siyasal bilgiler mezunu olan, uzun yıllar öğretmenlik yapmış, vakıf çalışmalarında bulunmuş, ömrünü insan yetiştirmeye adamış, vakfetmiş değerli bir hocamız. Hayat Bedava Değil, Allah’ın Güzel İsimleri, Önce Dinle isimli kitaplarını bu meyanda zikredebilirim.

İnternet siteniz var mı? Sürekli güncelleniyor mu?

Evet, www.mimarsinanvakfi.org isimli bir internet sitemiz var. Ancak bundan daha aktif ve güncel olarak facebook sayfamızı kullanıyoruz.

Taşrada faaliyet gösteriyor oluşunuzun artıları/ eksileri neler?

Biz Edirne merkezli bir kuruluşuz. Bildiğiniz gibi Edirne, yüzyıla yakın bir süre Osmanlı Devleti’ne başkentlik yapmış önemli bir şehrimizdir. Yüzölçümüne düşen vakıf eserleri yoğunluğu bakımından da Türkiye’de birinci, dünyada ikincidir. İstanbul’a yakınlığı sebebiyle ilmi, fikri, siyasi canlılık, toplumların Avrupa’ya hicretlerinde, geriye dönüşlerinde uğrak yeri olması sebebiyle toplumsal hareketlilik şehrin kaderi olmuştur. Yanlış hatırlamıyorsam Ahmet Hamdi Tanpınar “Bir başkent daima başkenttir” diyor. Dolayısıyla bu manada aslında biz kendimizi taşrada değil, bir başkentte faaliyet gösteriyor olarak görüyoruz.

Ancak tabi İstanbul’u merkez alırsak, İstanbul’a da uzak değiliz. Bunun nimetlerinden faydalanmaya çalışıyoruz. Mesela vakfımız, Edirne’de, ülkemizin önde gelen bir çok değerli bilim, kültür, fikir ve sanat adamını Edirnelilerle buluşturarak, sohbet, konferans, panel gibi programlarla Edirne’nin sosyal ve kültürel hayatına renk ve yön vermiştir. Bu değerlerimizden bazılarını teberrüken zikretmek gerekirse, başta merhum Prof. Dr. Mahmud Esad Coşan olmak üzere, hocaların hocası olarak bilinen merhum Prof. Dr. Sabahattin Zaim, “yedi güzel adam” olarak bilinen yedi kişiden üç tanesi, merhum Erdem Bayazıt, Rasim Özdenören, Prof. Dr. Ersin Nazif Gürdoğan, Mehmed Niyazi, Prof. Dr. Sadettin Ökten, Prof. Dr. İsmail Kara, Prof. Dr. Recep Duymaz, Prof. Dr. Mustafa Şentop, akademisyenlik ve hocalık dönemlerinde iken Başbakanımız sayın Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, Milli Eğitim eski Bakanımız sayın Prof. Dr. Ömer Dinçer gibi pek çok değerli şahsiyet değişik zamanlarda vakfımızın ve Edirne’nin misafiri olmuşlardır.

Şehrinizde kamu kurumlarıyla ortak faaliyetler de yürütüyor musunuz? Varsa neler?

Önceki yıllarda İl Müftülüğü ile birlikte ortaklaşa kutlu doğum programları düzenledik. Her yıl Vakıflar Haftası kutlamaları kapsamında Vakıflar Bölge Müdürlüğü ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile birlikte çalışmalar yapıyoruz. En son iki yıldan bu yana da, yıllardır sürdürdüğümüz akademi programlarımıza, Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı işbirliği ile Uluslararası Öğrenci Akademisi’ni ekledik. İki yıldır Balkan Kültür Merkezimizde bu akademiyi yürütüyoruz. Edirne’de eğitim gören özellikle Balkanlardan gelen ve yurtdışından Trakya Üniversitesi'ne okumaya gelmiş misafir öğrenciler katılıyor.

Şehrinize değer katma noktasında kendi kurumunuzu hangi noktada görüyorsunuz? Geliştirdiğiniz/ yürüttüğünüz projeler var mı?

Üç nehrin birleştiği, üç önemli yolun kesiştiği noktada bulunan Edirne, bizim medeniyetimizde önemli bir yere sahiptir. Fatih Sultan Mehmet, Edirne’de doğup büyümüş, İstanbul rüyalarını Edirne’de görmüş, ordusunu burada hazırlamıştır. Mimar Koca Sinan’ın ustalık eseri Selimiye Camii Edirne’de yapılmıştır. Selimiye denilince Edirne, Edirne denilince Selimiye ve Mimar Sinan akla gelir. Vakfımız da Mimar Sinan’ın baş eseri Selimiye’nin hemen gölgesinde hizmet veriyor. İsmini Mimar Sinan’dan alıyor.

Artık Edirne denilince Mimar Sinan Vakfı da akla geliyor diyebilirim. Edirne’de bir şehir kültürünün ve eşraf kültürünün gelişmesi için de çabalıyoruz. Hizmetlerin ve yapılanların uçup gitmemesi, kalıcı olması için bu şart. Bu açıdan diğer kardeş kuruluşlardan takdir görüyoruz. Diğer sivil toplum kuruluşları, gönüllü kuruluşlar ve şehrin ileri gelenleriyle zaman zaman bir araya geliyoruz, istişari görüşmeler yapıyoruz, burada yaşayan insanları gönüllü vakıf çalışmalarımıza katmaya çalışıyoruz.

Şu üç kavramın sizin için ne anlam ifade ettiğini birer cümleyle açıklayabilir misiniz?

Şehir: İnsanların bir arada yaşadıkları büyük evleri veya geniş aileleri.

Kültür: Şehirlerin ruhu.

Gençlik: Dinamizm, heyecan ve istikbal.

 

Taha Ceylan görüştü

Güncelleme Tarihi: 17 Ağustos 2015, 15:00
banner12
YORUM EKLE

banner19