Şefika Kutluer: Müzik Hayatımın Ayrılmaz Bir Parçası

Sihirli Flüt olarak bilinen ve Mozart’ın 239 yıldır hiç çalınmayan “Wendling Flüt Konçertosu”nu çalarak dünyanın dikkatini çeken sanatçı Şefika Kutluer ile müzik hayatını konuştuk. Ezgi aşık’ın röportajı.

Şefika Kutluer: Müzik Hayatımın Ayrılmaz Bir Parçası

“Sihirli Flüt” olarak bilinen ve Mozart’ın 239 yıldır hiç çalınmayan Wendling Flüt Konçertosu’nu çalarak dünyanın dikkatini çeken sanatçı Şefika Kutluer ile müzik hayatını konuştuk. Kutluer “Benim için flüt çalmak susadığınızda su içmek isteyişiniz gibi bir ihtiyaçtır. Flüt çalmam gerekli olan her şeyi hissetmemi sağlıyor, çalmaya başlayınca o güzellikler içinde motive oluyorum.” diyor.

Müzik ile nasıl tanıştınız, bir hikâyesi var mı? Müzik enstrümanları içerisinde neden flüt çalışmayı tercih ettiniz?

Müzik, küçük yaşlardan itibaren hayatımın ayrılmaz bir parçası oldu. Müzik yeteneğimi fark eden ve konservatuvarda okumam gerektiğini söyleyen kişi, ünlü besteci Ulvi Cemal Erkin’dir. O zamanlar yedi yaşındaydım. Aile yakınımız olan Ulvi Cemal Erkin, müzik kulağımın olup olmadığını test etti ve “Bu çocuk mutlaka konservatuvarda okumalı.” dedi. Bu vesile ile Ankara Devlet Konservatuvarının imtihanlarını kazanarak, ilkokul 4. sınıfta konservatuara başladım. Kamuran Gündemir ile piyano çalışmaya başladım. İlkokul bittikten sonra enstrüman seçimi yapıldı, komisyon tarafından “flüt”e seçildim. O andan itibaren flüt hayatımın bir parçası oldu. Piyano ikinci enstrümanım olarak devam etmektedir. Benim için flütün sesi, ruhsal evimin kapısını açan sihirli bir anahtardır. Allah tarafından bana verilmiş ilahi bir hediyedir. Nefesin ne büyük bir anlam taşıdığını biliyorum ve bu büyülü enstrümanın bana hediye edildiğini düşünüyorum. Kendimi bu konuda çok şanslı görüyorum. Ülkemin duyarlı insanlarına bu büyülü enstrümanı sevdirebilmiş olmaktan dolayı büyük mutluluk duyuyorum.

Ülkelerarası ilişkiye köprü olduk

Mozart’ın 239 yıldır hiç çalınmayan Wendling Flüt Konçertosu’nu çalınca tüm dünyanın dikkatini çektiniz. Nasıl bir duyguydu?

Viyana’daki Tutti Mozart grubu Mozart hakkında yaptıkları akademik çalışmalarla ünlenmiş bir müzisyen grubudur. Tutti Mozart isimli orkestraları ile yıllardır Mozart’ın eserlerini seslendirmektedirler. Tutti Mozart ve şefleri Vinicius Kattah, uzun yıllardır polis hafiyeliği titizliğinde yaptıkları araştırmalar sonucunda Mozart’ın babasına yazdığı mektuplarda bahsettiği, Wendling’in bir flüt eseri üzerine Mozart’ın orkestrasyonunu yaptığı Wendling’in flüt konçertosunun izini sürdüler ve 239 yıldır hiç çalınmamış konçertoya ulaşıldı. Biz de festivalimizin açılışında bu eserin dünyadaki ilk seslendirmesini yaptık. Bu ilk seslendirmeyi benim yapmam Türkiye adına bir onurdur. Bunun altında Avusturya Devlet Altın Liyakat Madalyası sahibi olmam, eğitimimin uzmanlık dönemini en iyi Mozart yorumcusu eğitimci Werner Tripp ile Viyana’da geçirmiş olmam, Viyana’da kazandığım dünya birinciliği, Avusturyalı bestecilerin ve özellikle Mozart’ın eserlerini çok sık yorumlamam, en önemli Mozart yorumcusu Şef Sir Charles Mackerras’ın, birlikte çaldıktan sonra, benden övgü ile söz etmesi ve “Mozart” CD’min American Record Guide tarafından yılın en başarılı CD’leri arasında gösterilmesi gibi birçok sebep yatmaktadır.

İstanbul Zorlu PSM’de yaptığımız dünyadaki ilk seslendirme Tutti Mozart grubunun sayfası üzerinden canlı yayınlandı. Avustralya’dan İngiltere’ye New York’tan Londra’ya birçok klasik müzik dergi, radyo ve eleştirmenleri yoğun ilgi göstererek bu konserimizden övgü ile söz ettiler ve benim bu başarımı alkışladıklarını belirttiler. En son ABD New York’taki klasik müzik radyosu “WQXR” Mozart-Wendling konçertonun dünyada ilk kez seslendirdiği konserin canlı kaydını tekrar yayınlayarak beni “All-Star” “Dünya çapında bir yıldız” diye nitelendirdi ve yaptığım işten de “görkemli” diye söz etti. Böyle bir çalışmaya imza atmış olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Mozart’ın 239 yıl önce orkestrasyonunu yaptığı bu eser, zamanının çok iyi flütçüsü ve bestecisi Wendling’e ait. Ne mutlu ki Wendling bu kadar yıl sonra gündeme geldi ve dünya çapında tanındı. Türk dostu Mozart sayesinde Avusturya ile Türkiye arasında tekrar bir köprü kuruluyor. Biz müzisyenlerin görevi ülkelerarası ilişkilere köprü olabilmektir. Ne mutlu bana ki bu görevimi bu vesile ile en iyi şekilde yerine getirebilmekteyim.

“Sihirli Flüt” diye bilinen bir sanatçısınız… Flüt çalarken neler hissediyorsunuz?

Flüt, ruhsal evimin kapısını açan sihirli bir anahtardır. Flüt çalarken kendimi kutsal bir mekânda hissederim.

Güzellikler içerisinde motive oluyorum

Peki, flüt çalmaya nasıl motive oluyorsunuz? Sahnedeyken hata yapmamayı nasıl başarıyorsunuz?

Benim için flüt çalmak susadığınızda su içmek isteyişiniz gibi bir ihtiyaçtır. Flüt çalmam gerekli olan her şeyi hissetmemi sağlıyor, çalmaya başlayınca o güzellikler içinde motive oluyorum. İyi bir flütçü olabilmek için kabiliyeti olan kişinin çok disiplinli bir eğitimden geçmesi ve çok çalışması gerekmektedir. Tabi ki bu çalışmayı doğru bir sistem içinde yapmalıdır. Bu seviyeye ulaşma zamanı kişiden kişiye değişir. Ben işini çok ciddiye alan ve mükemmele ulaşmaya çalışan bir kişiyim. Hayalimdeki müziğin, seslerin peşinde olduğum için bazen birlikte müzik yaptığım arkadaşlarımın tamam harika oldu dediği noktada bile daha güzel bir müziğe ulaşmak için çalışmaya devam ediyorum. Bu arada hayalimdeki müzik de sürekli zenginleşerek gelişiyor, dolayısıyla ben de müzik hayatım boyunca onun peşinden koşmaya devam edeceğim.

Flüt çalmak ruhsal olduğu kadar vücut disiplini de gerektirir. Benim de sporcular gibi adalelerimi belli sürelerle her gün çalıştırmam gerekiyor. Formdan düşmemek için bu hareketlerin her gün tekrarlanması şarttır. Bu hareketleri, kısa süreli de olsa aksattığınız zaman fark hemen anlaşılır. Vücut devamlı yaptığınız hareketlere cevap vererek gelişir. Bu da yorumdaki hareket kabiliyetinize, zenginliğe fayda sağlar. Tabi, ilerleme sağlamak için bu çalışma disiplininizi, formu korumak artı gelişme üzerine kurmanız gerekmektedir. Kendi zayıf noktanızı en iyi siz bilirsiniz ve bu noktalarınız için herkes kendine göre çalışma stili geliştirmelidir. Hata yapmamayı, Allah vergisi kabiliyet ve disiplinli bir çalışma ile başarıyorum.

Kitabın Ortası dergisi, Haziran 2018, sayı 15.

 

Güncelleme Tarihi: 12 Haziran 2018, 17:14
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner7

banner6