banner17

Sanat bizim için nefes alma şekli

Dünyanın en iyi piyano ikililerinden kabul edilen Güher-Süher Pekinel kardeşler ile müzik kariyerlerini ve gelecekteki planlarını konuştuk. Ezgi Aşık'ın röportajı.

Sanat bizim için nefes alma şekli

Dünyanın en iyi piyano ikililerinden kabul edilen Güher-Süher Pekinel kardeşler ile müzik kariyerlerini ve gelecekteki planlarını konuştuk. Pekinel kardeşler, “İkiz kardeşlere özgü bir fenomen olan telepatik iletişim içerisinde yakaladığımız uyum, bir arada ama birbirinden bağımsız bir var oluşa olanak sağladı. Çalıştığımız tüm detayların ötesinde, konserlerde anı yeniden tanımladığımız ve algılama alanını risklerle devamlı genişletmeye çalıştığımız için zaman ve nefes kavramları da genişliyor ve her konser bir sürprize dönüşebiliyor.” diyor.

Müziğe çok erken yaşta başladığınızı okumuştum. Müziğe yeteneğiniz ve ilginiz nasıl başladı?

Güher Pekinel: Çocukluğumuzda sanat, özellikle de müzik, ailemizin daima bir parçası oldu. Annemiz evde piyano çalar, babamız ise resme ve müzelere çok ilgi duyardı. Üç yaşından itibaren müziğe gösterdiğimiz büyük ilgi ailemizin dikkatini çekti ve bizi sanatla iç içe yetiştirerek doğru yönde rehber oldular. Bu şekilde her dalı ile sanat bizim için bir nefes alma şekli halini aldı.

Süher Pekinel: Profesyonel olarak da sahne performanslarımız çok erken yaşlarda başladı. Beş yaşında girdiğimiz konservatuvarda Ferdi Statzer’ın eğitimi doğrultusunda altı yaşında ilk konserimizi verdik. Sonrasında Mithat Fenmen ile çalışırken ilk orkestra konserimizi dokuz yaşında Ankara Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ile vermiş, Mozart iki piyano konçertosunu icra etmiş, her ikimiz de aynı konserde Debussy ve Ravel’in parçalarını yorumlamıştık.

Dünyanın en iyi piyano ikililerinden biri olarak kabul ediliyorsunuz… Piyano çalarken motivasyon kaynağınız nedir? Günde kaç saat çalışıyorsunuz?

Güher Pekinel: Müzikal yorumun derinleşme yolculuğu bizim için büyük bir motivasyon kaynağı. Bu yolculukta özümüzde var olan ve farkındalığını daima yeniden keşfetmemiz gereken zenginlik, kendini duygular ve düşüncelerle ifade ediyor. Bu motivasyonla renk ve seslerin dünyasında her seferinde yeni doku ve tonlar keşfediyoruz.

Süher Pekinel: Kayıtlarımız ve konserlerimizden önce, içselleştirdiğimiz ekol ve bestecilerin eserlerinin tüm benliğimizle dışa vurumunda mükemmel ve kendine has noktaya gelene kadar çalıyor ve çalışıyoruz.

Peki, aynı anda piyano çalmayı ve hata yapmamayı nasıl başarıyorsunuz?

Güher Pekinel: İkiz kardeşlere özgü bir fenomen olan telepatik iletişim içerisinde yakaladığımız uyum, bir arada ama birbirinden bağımsız bir var oluşa olanak sağladı. Çalıştığımız tüm detayların ötesinde, konserlerde anı yeniden tanımladığımız ve algılama alanını risklerle devamlı genişletmeye çalıştığımız için zaman ve nefes kavramları da genişliyor ve her konser bir sürprize dönüşebiliyor. Telepatimiz her türlü “şok”u sürprize çeviriyor.

Süher Pekinel: Ortaya çıkan enerji duygusal açıdan konserlerin çekiciliğini ve akışını yönlendiriyor. Hem kişiliğimizi eserin yorumunda eriterek beraber güçlendiriyor, hem de kendi ton ve renklerimiz, vizyonumuz ve kişiliğimizle müzikal ifademizin altını çiziyoruz. Bugün hala saatlerce tartışıyor ve karar veremediğimiz, anlaşamadığımız zaman o eseri kenara bırakıyor, aynı harmoniyi bulana kadar çalmıyoruz.

Sanatçıların genelde ilham aldıklarını bir obje, bir şehir veya bir isim oluyor… Sizin bir ilham kaynağınız var mı?

Güher Pekinel: İlham, bilinçlenme arzusu daima var olduğu takdirde, insanın kendi yaratıcılığına ve araştırmacı ruhuna bağlı dinamik bir lokomotif. Bu açıdan müzikal ve sanatsal anlamda birçok şeyden etkileniyoruz.

Süher Pekinel: Ayrıca eğitim ve konserler için bulunduğumuz tüm ülke ve şehirler bizi farklı yönlerden daima etkiledi. Özü ile kimliğimizi şekillendirmenin yanı sıra, her safhada vizyonumuzu genişleterek derinleştirdi ve renklendirdi. Fransa, Almanya, İsviçre ve Amerika’da çeşitlilik ve çok yönlü kültürel etkileşim vizyonumuza büyük katkılar sağladı.

“Bach Jazz featuring Jacques Loussier Trio” CD’nizde Bach’a farklı bir yorum getiriyorsunuz. Bu aklınıza fikir nasıl geldi?

Güher Pekinel: Johann Sebastian Bach, çocukluğumuzdan beri bizim için gerçeği ve aynı zamanda çok boyutlu düşünceyi aksettiren en önemli bestecidir. Armoni içinde şeffaflığı ve olağanüstünün sonsuz arayışını ve doğrudan formüle edilişini sadece Bach’ta bulduk. Bach’ın çok boyutlu matematiği, bu matematiğe yakın her türlü müziğe adapte edilebilmesinin anahtarı. Değişim sonucu müzik, yeni bir boyut ve şeffaflık kazanıyor. Bu anahtarı en doğru kullanabilen nadir müzisyenlerden biri de Jacques Loussier. Müthiş birikimli bir müzisyen ve onu insan olarak da tanımak büyük bir zenginliktir.

Süher Pekinel: Jazz’ın yanı sıra, dört Grammy ödüllü Bob James ile iki ve üç piyano için uyarlanmış elektronik bir yorumla CBS için yaptığımız albüm kaydımız mevcut. Değişik müzik türleri gitgide evrenselleşerek ve iç içe geçerek harmanlanmaktadır. Bu yüzden de farklı müzik türlerini dinlememiz yeni vizyon oluşturabilmemiz açısından da çok önemli. Mesela her yıl yaptığımız bir çalışma, Londra’nın “Proms Festivali”nde dünyanın önemli, yeni ve enteresan bestecilerini BBC TV ve BBC Radio 3’ün canlı verdiği konserlerden bizzat takip etmek. Bu müzikal nefesimizi ve dünya görüşümüzü de etkiliyor.

Klasik müziğin gündelik hayatımıza girmesi gerektiğini düşünüyorsunuz, bu konuyu biraz açar mısınız?

Güher Pekinel: Sadece klasik müziğin değil, her türden evrensel duyguların aktarılmasını sağlayan kaliteli müzik ile ilgili yapılan çalışmaları destekliyor ve hayata geçiriyoruz. Denge ve yaratıcılık sentezinden doğmuş müziğin duyarlı bireylerin gündelik hayatında olması çocukların ve gençlerin doğru yönlendirilmesi açısından da büyük bir önem taşıyor. Ama sosyal hayatımızda harmoniyi yaşamadan her türlü kaliteli müziği gündelik hayata taşımak mümkün değil.

Süher Pekinel: Geleceğin tek ve büyük gücü olan genç jenerasyonumuzu; yaratıcı, zeki, sosyal paylaşımı yüksek, müzik sevgisi ve zevki sarsılmayan bireyler olarak yetiştirmenin mümkün olduğunu, yürüttüğümüz sosyal projelerin bize yaşattığı deneyim ışığında sevinerek görebiliyoruz. Başlattığımız adımla, okul öncesi eğitimden akademik eğitime kadar, müzik alanında çocuklara ve gençlere sorumlu rehberler olmaya tüm gücümüzle devam ediyoruz. Müzik yumuşaklıkla paylaşmayı öğretiyor. Paylaşan çocuk şiddete başvurmaz.

İlk konserinizi 9 yaşındayken Ankara Radyosu’nda Mozart’ın ünlü konçertosuyla beraber veriyorsunuz. Sanat hayatınıza baktığınızda sizin için yeri ayrı olan ve unutamadığınız bir konseriniz var mı?

Güher Pekinel: Her konserin, kendi karakter yapısı ve yarattığı momentum ile biz de özel bir yeri var. Unutulmazlar listemiz bu sebeple oldukça uzun...

Süher Pekinel: En önemli ve bizi en çok etkileyen konserlerimiz arasında Karajan’ın davet ettiği Salzburg Festivali’ndeki konserimiz, Zubin Mehta yönetiminde verdiğimiz Viyana Filarmoni Orkestrası ile 12 ülkede canlı yayınlanan Eurovision Konseri, New York Filarmoni ile açılış konserleri, Sir Colin Davis yönetiminde English Chamber Orchestra ve London Mozart Players ile İngiltere ve İspanya turneleri, Michel Plasson yönetiminde Orchestre National du Capitole’de Toulouse’un Fransız başbakanının da bulunduğu 50. yıl kutlamaları konseri ve Jacques Loussier ile Avrupa turnesi yer alıyor.

Dinlemek ve çalmaktan keyif aldığınız parçalar var mı?

Küçük yaşta çok etkilendiğimiz, kelimelerle anlatılamayacak kadar ince biçimlendirilmiş eserlerini ilk dinlediğimiz ve çaldığımızda, ruhen âşık olduğumuz besteciler Bach, Mozart ve Beethoven’in yeri biz de her zaman özel olacaktır.

Eğitim hayatlarınıza baktığımızda çok önemli isimlerden müzik eğitimi aldınız. Bunların dışında hem felsefe hem de psikoloji alanlarında eğitim gördünüz. Eğitimin sanata katkısı konusunda neler söyleyebilirsiniz?

Güher Pekinel: Çağımızın en önemli piyanistlerinden Rudolf Serkin’in daveti üzerine Philadelphia Curtis Institute of Music’te kendisiyle, daha sonra ise New York’ta Claudio Arrau ve Leon Fleischer gibi piyano efsaneleriyle çalıştık. Bu isimlerle çalışmak bizim için çok besleyici bir vizyon oluşturdu.

Süher Pekinel: Felsefe ve psikoloji alanında aldığımız eğitim, müziğin temellerini ve insan doğası üzerindeki duygu izlenimlerini analitik olarak sorgulamamıza kapılar açtı. Müzikal dışavurum ve etkileşimleri akademik alanda değerlendirirken kendi içsel yolculuğumuzda da paralel olarak beslenerek bunu yorumumuza yansıttık.

Klasik müziğin geniş kitlelere ulaşması için sosyal sorumluluk projelerinin içerisinde yer almayı önemsiyorsunuz. Milli Eğitim Bakanlığı ile olan “Orff Tekniği” projenizin hakkında bilgi almak isteriz, nasıl bir proje ve geri dönüşlerden memnun musunuz?

Güher Pekinel: Türkiye çapında tüm anaokulları ve ilkokulları kapsamayı hedeflediğimiz, “Anadolu’da Orff Müzik Eğitim Sistemi” ile her çocuğun hakkı olan bireysel yaratıcılık, özgüven ve kendi sınırlarını tanıma olgusunu oturtarak çok daha dengeli kişilikler yetiştirmek mümkündür. Ayrıca bu yaşta tespit edilebilecek üstün yetenekler de doğru yönlendirilerek uygun eğitim sayesinde potansiyellerini kanıtlama fırsatı bulacaklar ve buluyorlar. Sürdürülebilirliğini çok pozitif geri dönüş ve sonuçlarla kanıtlamış eğitim projemiz ile şu ana kadar 30.000 çocuğa ulaşmış olup önümüzdeki eğitim döneminde 6 ilin daha katılımı ile 350.000 çocuğa ulaşmayı hedefliyoruz.

Süher Pekinel: Eğitimin ana hedefi, okul öncesi eğitim ile başlayarak; fırsat eşitliği, vizyon geliştirme, bireysel anlamda problem çözme yetisini kazandırabilme, sosyal zeka ve kabiliyetlerin de yetişmesini sağlamanın yanı sıra, Avrupa’da akademik çalışmalar ile örgün eğitime katkısı dünyaca kabul görmüş bu eğitim yöntemini Anadolu’nun devlet okullarında çocuklara ulaştırabilmektir. Lokal çok sesliliğe yer vererek aynı zamanda, sıra dışı yeteneklerin önceden keşfedilerek, doğru yönlendirilmesini sağlamak. Anadolu’da Müzik öğretmenlerinin, bu eğitim yöntemini sürdürebilir şekilde devam ettirmesi adına Mozarteum Üniversitesi’nde eğitim ve konaklamalarınınım gerekli ise dil kurslarının sponsorlar ile finanse edilmesidir.

Güher ve Süher Pekinel iyi bir okur mudur? Yakın zamanda okumaktan keyif aldığınız bir kitap oldu mu?

Güher Pekinel: Sanatsal dışavurumu her zaman yaşayan insanlar olarak edebiyata da bu şekilde yaklaşıyoruz, bu açıdan kendimizi iyi okurlar olarak değerlendiriyoruz. Bizim için müzik, resim, edebiyat birbirinden ayrı düşünülemez kavramlardır. Yakın zamanda keyifle Stefan Zweig’ın şiirleri “Sliberne Saiten”ı okudum.

Süher Pekinel: Benim de son aldığım ve keyifle okumaya devam ettiğim Denis Dutton, The Art Instinct: Beauty, Pleasure & Human Evolution.

Bir başucu kitabınız ve müziğiniz var mı?

Güher Pekinel: Başucu kitabım Daniel Barenboim’un Klang ist Leben: Die Macht der Musik ve başucu müziğim Mahler’in “2. Senfoni”sidir.

Süher Pekinel: Hermann Hesse Briefe benim vazgeçilmez başucu kitabım, müziğim de Verdi’nin “Requiem”udur.

Yakın zamanda hayata geçirmeyi planladığını bir projeniz veya CD’niz var mı?

Güher Pekinel: Ekim ayında dünyada, müzikal varoluşumuzun sembolik bir dışavurumu olan; konser, kayıt ve daha önce seyircilerle buluşmamış konserlerin de yer aldığı, 7 CD, 2 Blu-Ray ve 4 DVD’den ve geçmişimizi ve düşüncelerimizi konu alan 108 sayfalık bir kitaptan oluşan, Treasures isimli kitabımız raflarda yerini alacak.

Süher Pekinel: Albümdeki seçkilerimiz arasında iki piyano ve orkestra için 10 konçerto ile birlikte çok değerli orkestra şefi ve dünyanın en önemli orkestralarıyla dinleyicileri buluşturacağımız için heyecanlıyız.

“Anadolu’da Orff Müzik Eğitimi” projenizin yanı sıra, “Tevitöl ve Dünya Sahnelerinde Genç Müzisyenler” de devam eden eğitim projeleriniz bunlar hakkında da bizi bilgilendirebilir misiniz?

Güher Pekinel: Her projemiz, organik bir yapı çerçevesinde birbirini tamamlıyor. Yapılan projeler, okul öncesi yaş grubundan başlayarak, gençleri, profesyonel kariyerlerine yönlendirirken duygusal ve matematiksel zekâyı, aynı anda analitik ve metodik olarak müzik eğitimi sayesinde destekliyor. Mutlu ve dengeli, ayaklarının üzerine sağlam basan, her yönden kendi ile barışık ve global vizyona sahip bir nesil yetişmesini, insanlık için daha insancıl bir dünya hayaliyle hayata geçirdiğimiz bu eğitim vizyonu sponsorlarımızın da desteği ile verimli meyveler vermeye devam ediyor.

Süher Pekinel: Tevitöl Güher & Süher Pekinel Müzik Bölümü kapsamında, Türkiye’nin her yerinden 3 etapta seçilerek, IQ’ları 130’un üzerinde üstün zekâlı gençlerin öğrenim gördüğü bu kurumda, bu hassas zekâları müzik eğitimi çerçevesinde, müzik disiplini ve nosyonları ile akademik kariyer ve üniversite hayatlarını ileride de destekleyecek, kendilerine geleceğin CEO’ları olarak hayatta sosyal anlamda da önemli kapılar açacak ve topluma kültürel açıdan sorumluluk projeleri ile katalizör olacak şekilde yetiştirmeye devam ediyoruz. Dünya sahnelerinde “Genç Müzisyenler” projesi ile olağanüstü, sıra dışı yeteneklerin, doğru hocalar, enstrüman ve kurumlar ile buluşmasını sağlarken eğitimlerine maddi destek vererek, aileler ve gençler ile birebir iletişim halinde, dünyada profesyonel solo kariyerlerine en doğru adımla başlamalarını sağlıyoruz.

Ezgi Aşık röportajı, “Sanat Bizim için Nefes Alma Şekli”, Bilimevi Kitabın Ortası dergisi, Eylül 2018, sayı 18.

Güncelleme Tarihi: 01 Ekim 2018, 13:57
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20